Paylaşım

OECD 2019’da Türkiye’nin Geçici Olarak Yüzde 0,4 Küçüleceğini Tahmin Etti


 

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) dünya ekonomisini yorumladığı "2018 Ekonomik Görünüm Raporu"nun ikincisini yayımladı. İşte rapordan önemli başlıklar:

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), 2018 yılının ikinci ekonomik görünümüne dair tahminlerini ve yorumunu paylaştı. 2018 Ekonomik Görünüm Raporu’nun ikincisinde Türkiye ekonomisi ile ilgili umut verici yorumlar dikkat çekti. Çünkü büyüme rakamları yukarı yönlü revize edilmiş ve kalıcı değil, geçici bir düşüşten söz edilmiş durumda. Dünya ekonomisinin ise “yumuşak inişe” hazır olduğu belirtildi.

OECD raporunda, küresel büyümenin 2019 yılında yüzde 3,5’e gerileyeceği tahmininde bulundu.

Küresel Ekonomi 2019 Yüzde 3,9 BüyümeDünya ekonomisi için Eylül’de yayınlanan ara raporda 2018 büyüme tahmini yüzde 3,7 olarak belirtilmişti. Bu raporda tahmin korunurken, 2019 yılına ait büyüme tahmini 0,2 puan düşürülerek yüzde 3,5’e indirildi. Aynı zamanda dünya ekonomisinin 2020 yılında büyümesinin yüzde 3,5 olarak devam edeceği de dikkat çekti.

Büyüme tahmini aşağı yönlü revize edilen ülkeler; Euro Bölgesi, Japonya, Çin ve Hindistan şeklinde sıralanırken, ABD tahminleri değişmedi.

Japon, Çin ve Hint Ekonomisinde GerilemeABD ekonomisinin 2018 yılında yüzde 2,9, 2019 yılında ise yüzde 2,7 oranında büyüme kaydedeceği öngörüldü. G20 bölgesi ekonomisinin büyüme tahmini aşağı çekilirken, 2018 için yüzde 3,8 oranı verilirken, 2019 yılı için yüzde 3,7 oranı öngörüldü. Raporda, politika yapıcılarına uluslararası diyalog ve kurumlardan güven ortamını yeniden sağlama çağrısı yapıldı. Aynı zamanda küresel ticaret ihtilaflarına ilişkin G20 seviyesinde somut adımlar atılması istendi.

OECD Türkiye için 2018 yılı büyümesini yüzde 3,3 oranında göstererek önceki tahmini olan yüzde 3,2’yi yukarı yönlü revize etmiş oldu.

Türkiye Ekonomisi Yukarı Yönlü RevizeKurum, Türkiye’nin 2019 yılında ise geçici olarak yüzde 0,4 oranında küçüleceği tahminin de bulundu. Raporun devamında iç güven talepteki kademeli toparlanmanın etkisi ile 2020 yılında büyümenin yüzde 2,7’ye yükseleceği öngörüldü.

OECD’nin raporunda Türkiye’de enflasyonun 2018 yılında yüzde 16,8 oranında, 2019 yılında yüzde 19,5 ve 2020 yılında yüzde 10,7 olarak gerçeklemesinin beklendiğinden de bahsedildi. İşsizlik oranının 2018’de yüzde 10,8 seviyesinde olacağı beklenirken, 2019 yılında yüzde 12,7’ye çıkacağı öngörüldü. 2020 yılında ise yüzde 12,8 seviyelerinin görülebileceği belirtildi.

Rapor Türkiye’nin cari açığın Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya oranının 2018 yılında yüzde 5,3 olacağını da tahmin etti.

Türkiye Cari Açığın GSYİH'e OranıAynı oranın 2019 yılında yüzde 2,9 oranında, 2020 yılında ise yüzde 3,1 oranında olacağı öngörüldü. Türkiye’nin maliye ve para politikasında işletmelerin, hane halkının ve yatırımcıların güvenini yeniden kazanmanın çok önemli olacağına da işaret edildi. Buna ek olarak merkez bankasının bağımsız kalmasının ve enflasyon hedefine yaklaşıldığından emin olmak için para politikasının sıkı kalmasını sağlamanın gerekli olduğu ifadelerine yer verildi.

Raporda, Türkiye’de güvenin tahmin edilenden daha hızlı sağlanmasıyla risk primleri ile uzun vadeli faiz oranları daha hızlı aşağı indirilirse ekonomideki toparlanmanın daha hızlı gerçekleşeceği de belirtildi. Ayrıca bu şekilde büyüme oranlarının daha güçlü olabileceği de ifade edildi. Kurum, Temmuz ayında yayımlanan Türkiye 2018 Ekonomik Anket raporunda “ekonomini güçlendir” tavsiyesinde bulunmuştu.

OECD Başekonomisti Laurence Boone raporda, küresel ekonominin kaba dalgalı denizlerde gezdiği ifadesini kullandı.

Küresel Ticaret Gerilimleri Belirsizliği ArtırıyorBoone, küresel büyümenin güçlü oladuğunu ve zirveye ulaştığını da belirtti. Küresel ticaretin ve yatırımların karşılıklı gümrük tarifeleri ile yavaşlamaya başladığını dile getiren Boone, gelişmekte olan piyasaların sermaye çıkışları ve para birimlerinin zayıflaması gibi sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını ifade etti.

Küresel ekonominin yumuşak bir inişe hazır olduğunu belirten Boone, aşağı yönlü risklerin çok olduğunu söyledi. Politika yapıcıların ise ekonomilerini daha yavaş olsa da sürdürülebilir büyümeye doğru yönlendirmek zorunda kalacağını dile getirdi. Yumuşak inişlerin her zaman hassaslık gerektirdiğini de sözlerine ekledi.

Boone, küresel ticaretteki gerilimin şirketler için belirsizliği artırarak, yatırımların ve küresel değer zinciri risklerini artırdığını da söyledi.

Boone, “Avrupa ve Ortadoğu’da politik ve jeopolitik belirsizlikler arttı. Risk birikimleri küresel ekonomide beklenen inişten daha sert inişlere yol açabilir,” dedi. Birinci riskin; ticaret gerilimlerinin daha da artmasının küresel ticarete ve büyümeye zarar verebileceği olduğunu söyledi. Şirketlerin planları ve yatırımcları için daha fazla belirsizlik oluşturabileceğini de belirtti.

İkinci durumun ise finansal sıkılaştırmanın gelişmekte olan piyasa ekonomilerinden sermaye çıkışlarını hızlandırabileceği olduğunu ifade etti. Üçüncü durumun da Çin ekonomisinde sert bir yavaşlama görülmesiyle gelişmekte olan piyasa ekonomilerinin vurulabileceği olduğunu belirtti. Boone, “Eğer Çin’deki talep şoku küresel hisse senedi fiyatlarında ve daha yüksek küresel risk priminde önemli bir düşüşe yol açarsa bu gelişmiş ekonomileri de vurabilir,” dedi.

Paratic Piyasalar


Yorumları Görmek İçin Tıklayın