Paratic İçerik Arama
Yatırım yapmaya başla!

ABD – Çin Ticaret Savaşının Bütün Aşamaları ve Türkiye’ye Yansıması!

ABD-Çin ticaret savaşlarına dair gelişmelerin kronolojik sıralamada değerlendirilmesi, gündemin ekonomik yansıması ve Türk finansallarının reaksiyonu.

Dünya genelinde yakından takip edilen, gezegenin dört bir yanındaki ekonomik gelişmelerin ve finansal pazarların hassasiyetinin yüksek olduğu tarafa bakalım. Küresel ekonomilerin çarpışmasına! ABD Çin gündemine… 

ABD ve Çin dünyanın en büyük güçlerine sahip iki ülke. Aralarında başlayan ticaret savaşları uzun zamandır, ilgili ya da ilgisiz kişilerin istekli veya isteksiz takip ettiği süreçlerden biri. Dünya gündeminde uzun zamandır üst sıradaki maddelerden olan bu madde gelecek yıllarda da epey konuşulacak, tartışılacak; özellikle finansal piyasalarda kimisini tepeye çıkaracak, kimisinin ise canını yakacaktır.

ABD’nin uyguladığı ek gümrük tarifelerine, Çin’den gelen paralel karşılıklar tansiyonu hayli artırdı. ABD belki de bu reaksiyonları beklemiyordu, belki de gelişmeler tam istediği şekilde ilerliyor bilemeyiz. Ancak dikkatleri çeken önemli unsur Çin’in karşılık verme konusunda hiç geri kalmadığıdır. Peki bu harekette neler oldu, neler oluyor, neler olabilir? Bu sorulara geniş bir perspektiften bakalım…

Ticaret Savaşlarının Fitilini ABD Ateşledi!

Ticaret savaşlarının kaynağından başlayacak olursak, 2016 ABD Başkanlık seçimlerinde Sayın Donald Trump’ın seçim vaatleri ile giriş yapalım. Verdiği söze uyan Donald Trump Ticaret Ofisi’ne Çin’in ABD’ye ait fikri mülkiyetlerin politika ve uygulamalarının araştırılması talimatını vermişti.

1974  Ticaret Kanunu 301. maddesi gereğince Donald Trump bir başkanlık kararnamesi imzalayarak ABD Ticaret Temsilcisi Robert Lighthizer’ı soruşturma için görevlendirdi.

Sayın Robert Lighthizer ABD’nin çıkarlarını koruma başlığında tüm seçenekleri kullanmak üzere, ABD malı teknolojinin transferleri ve yine ABD’ye ait fikri mülkiyet alanına yönelik bir tecavüzün engellenmesi, çalınması konusunda Çin’li politika, eylem ve uygulamaları soruşturmak üzere ayağa kalktı.

Soruşturma Raporu ve Donald Trump’tan Fikri Mülkiyet Açıklaması

İngilizcede “intellectual property” kavramıyla tanımlanan Fikri Mülkiyet; telif hakları veya fikri hakları, bir eser üzerinde sahip olunabilecek maddi ve manevi hakların tamamını ifade ediyor. 2017 yılında Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamada Amerikan Mülkiyet Hakları Konisyonu’nun (2017) raporunda Çin’in ABD’den sızdırılan fikri mülkiyet hakları üzerinden fayda sağladığı ortaya konuldu.

İlgili rapora dair açıklamada “Amerikalı işçi ve şirketler, ABD ekonomisine yüzlerce milyar dolarlık zarara mal olan, fikri mülkiyet hırsızlığından dolayı zarar görmektedir.

Amerikan Mülkiyet Hakları Hırsızlık Komisyonu, fikri mülkiyet kaçakçılığının ülke ekonomisine yıllık bazda ortalama 600 milyar dolarlık bir hasara yol açtığını tespit etmiştir.

Komisyonca hazırlanan rapora göre Çin’in fikri mülkiyet hırsızlığının ABD ekonomisine verdiği zararın %50 ile %80 arasında sorumluluğu vurgulanmıştır.” ibareleri yer almıştı.

Donald Trump, konuya ilişkin açıklamasında “Amerikan şirketlerinin ve işçilerinin fikri mülkiyetlerini korumak için seçim kampanyasında verdiğimiz sözü tutuyoruz.” demişti.

İlk Hamle ABD’den Geldi!

ABD Başkanı Donald Trump tarafından ABD Çin geriliminin ilk atağı gerçekleştirildi. ABD Yönetim birimleri demir-çelik ve alüminyum ithalatı kanadında bazı kalemlere sırası ile %25 ve %10 ek gümrük vergisi koyacağını ilan etmişti. (Alınan karar 1962 yılında kabul edilmiş olan ABD Ticaret Kanunu 232. maddesi uyarınca ulusal güvenlik nedenine dayandırılmıştı.) 8 Mart’ta atılan adım, 23 Mart itibarıyla yürürlüğe girdi. 

Alınan bu kararın, ülkelerin ulusal güvenlik veya önemli artış kaydedilen ürünlere karşı ilave tarifeler (vergiler) koyma ve uygulama hakkı, Dünya Ticaret Örtütü’nün “korunma” kuralına tutundurulmuştu. Bu bağlamda iki ülke arasında istişarelerin yapılması da beklenen sonuçlar arasında yer alırken, direkt olarak yaptırım dikkat çekmişti. 

Atılan adım ABD muaf tuttuğu ithalatçı ülkeleri kapsamamakla beraber tüm ithalatı barındırmaktaydı ancak en büyük ihracın Çin tarafından gerçekleştirilmesi gündeme geldiğinde, Çin’in hedef alındığı bariz bir şekilde düşünülmüştü.

Sakin ve Ölçülü Duran Çin Yanıtta Gecikmedi

Çin tarafında gelişme ölçülü bir şekilde ve çok taraflı sistemin muhafaza edilerek kuralların öne çıktığı bir biçimde karşılanmıştı. 23 Mart itibarıyla Başkan Donald Trump ABD’nin ticaret savaşlarını kazanacağına dair açıklamaları dikkat çekmiş, gerilimin iyi olduğunu ve Amerika’nın ek gümrük vergileri ile zengin ve daha güçlü olacağını söylemesi küresel arenada risk çanlarını çaldırmıştı.

Kararın beklentilere paralel uluslararası ticaret sahasında endişelerin vuku bulması ve ABD’nin kurallar bileşiğindeki ticaret düzenine zarar verebileceği tartışma başlıkları arasında yer almıştı.

Özellikle demir-çelik sektörünü barındıran sanayi endeksleri dünya genelinde bir gerileme kaydetmiş, genel finansal pazarlarda negatif tablolar görülmüştü.

23 Mart’ta yeniden ABD adımı ile Çin’den ithal edilmiş 60 milyar dolarlık üzerinde bir hamle gerçekleşmesine karşılık; 2 Nisan’da Çin ABD’den ithal etmekte olduğu 3 milyar dolarlık ürünü hedef almıştı. (Ürünler; domuz eti, taze meyve, şarap ve kuru yemiş olarak açıklanmıştı.) Asya tarafının ilk hamlesinde belirtilen miktarda, belirlenen ürünlere yönelik %25’lik bir ek gümrük vergisi başlatılacağı bildirilmişti.

Diplomasi Tarafında İlk Fişekler Ateşlendi!

Diplomasi tarafında ABD hamlesine karşılık Çin Ticaret Bakanlığı “ABD’yi çok taraflı ticaret sistemine saygılı olma ve aldığı kararları acilen iptal etmeye” davet etmişti. Avrupa Birliği tarafından da diğer önemli kurumların açıklamalarına karşılık, Washington Çin’den ithal edilmekte olan 800’den fazla ürün üzerinde %25’lik ek tarife kararından sonra gerilim bir seviye daha artmıştı.

İki ülke arasında atışmalar giderek artarken, Donald Trump Çin’in salvolarına karşılık 267 milyar dolara tekabül edecek Çin menşeli ürünleri kapsayacak olan bir ek tarife paketinin daha yürürlüğe gireceği konusunda muhatabını uyarmıştı. 

Bir açıklama daha yapan Başkan Donald Trump, 7 hafta süren kamuoyu bildirim süresinde, oturumların ve geniş yorum imkanlarının ardından ABD Ticaret Temsilciliği’ne yaklaşık olarak 200 milyar dolarlık Çin malına (ABD’nin ithal ettiği) yönelik ek tarifeleri uygulamaya başlama direktifini verdiğini; 24 Eylül’de yürürlüğe girecek ve yıl sonuna kadar %10 seviyesinde kalacak tarifelerin, 1 Ocak 2019’dan itibaren %25’e yükseleceğini söyledi.

Nisan Ayı’nın Şakacı Hali Kalmadı!

2 Nisan Çin misillemesine karşılık, 3 Nisan ABD adımı! ABD ticaret savaşlarının dördüncü hamlesinin başlığını fikri mülkiyet olarak belirlemiş ve hamlesini bu çatı altında gerçekleştirmişti. 50 milyar dolar tutara tekabül eden toplamda 1.300’ün üzerinde Çin’den ithal edilen mallara yönelik %25 ek vergi niyetini açıkladı. 

Yapılan açıklamada yer verilen diğer ifadeler ise Çin’in makul sınırları aşan, ayrımcı tutumu, politikaları ve uygulamalarının ABD’nin ticaretine külfet mahiyeti taşıdığı ve sınırlama getirildiğine kanaat edildiği bildirilmişti. Başkan Donald Trump Çin’in ABD’li firmaların 200-300 milyar dolar civarında fikri mülkiyet hırsızlığı yaptığını ve bunun durdurulmasının amaçlandığını söylemişti.

4 Nisan’da ticaret savaşlarının 5. hamlesi Uzak Doğu’dan geldi. Çin ABD’den ithal edilen 106 ürün üzerinde %25 oranında ek gümrük tarifesinin uygulanmasını amaçladığını duyurdu.

6. hamle 5 Nisan tarihinde Başkan Trump tarafından oluşturmuştu. Donald Trump’ın, Ticaret Temsilcisi Robert Lighthizer’e talimat vererek Çin’in 100 milyar dolarlık ihracatına ilave gümrük tarifesi koymak için inceleme başlatmasını istediği ilan edilmişti.

G-20 Zirvesi, Trump ve Xi Görüşmesi ve 3 Aylık Ateşkes!

Dünyanın en büyük ekonomileri ve Avrupa Birliği’nden oluşan G-20 Liderler Zirvesi, Arjantin’in başkenti olan Buenos Aires’te yapılmıştı. Ev sahibi Arjantin Devlet Başkanı Mauricio Macri Zirve’nin açılışında “diyalog” mesajları içeren bir konuşma gerçekleştirdi.

Bazı ikili görüşmelerin iptal edildiği (Donald Trump, Recep Tayyip Erdoğan ve Moon Jae görüşmeleri) dikkat çekerken, Viladimir Putin ile Donald Trump görüşmesi de iptal edildi. Gelişmenin ardından dünya genelinde dört gözle beklenen Xi Jinping ve Donald Trump görüşmesine odaklanıldı.

Akşam yemeğinde bir araya gelen iki lider, görüşmenin ardından 3 aylık bir ateşkes üzerinde mutabakata varıldığını açıklamıştı. Donald Trump sosyal medya üzerinden “Başkan Xi ile görüşmem olağanüstü geçti ve birlikte ileriye doğru büyük bir adım attık, çok iyi şeyler olacak. Güçlü bir pozisyonda müzakere ediyoruz, bir anlaşmaya varılırsa Çin’in de bundan kazanacak çok şeyi olacak. Nihayet rekabet ortamını eşitleyeceğiz.” demişti.

Hareketli 2018 Sakin Bitti

2018 yılında gerçekleşen G-20 Zirvesi’nde Trump ve Xi’nin görüşmesinin ardından dünya genelinde finansal piyasalar ateşkes sürecini fiyatlamaya başladı. Özellikle baskı altında kalan sanayi endeksleri üzerinde beklenen toparlanmalar yavaş yavaş gerçekleşmeye başlamıştı. Yatırımcı hem kısa süreli bir ateşkesi aklından çıkarmıyor, hem de küresel piyasalarda kabaran risk iştahının desteği ile primlenen endekslerdeki pastadan alacağı payı bırakmıyordu.

Görece riski yüksek olan hisse senedi piyasalarında kazanılan ivme, daha az risk taşıyan hazine kıymetlerindeki çıkışlardan alınan aksiyon ile artış kazanmış, son aylardaki buhranlı hava yerini hareketli günlere bırakmıştı.

Yılın son demlerinde borsa endekslerinde zayıflayan hacimler, yatırımcıların riskli varlıklardan çıkışını ve merkez bankalarının yüksek faizli ve getirisi tatmin edici olan varlıklarına yönelimlerini teyit etmişti. Yeni yıl tatil süresi uzundu, belirsiz risk almak yerine getirisi belli rahat yatırım cazipti.

Yılın son verilerinde ABD Dolar Endeksi (DXY) 96,17, S&P 500 2.507, Dow Jones 23.327, Nasdaq 6.635 puanda yer alıyordu. 2017 ve 2018 Ocak verilerindeki ortalama farklara bakıldığında DXY 10,50 puan azalırken, S&P 500 453, Dow Jones Endüstri Ortalaması 5.000 ve Nasdaq bileşiği 1.600 puan artış kaydetti. Şanghay Bileşiği (SSEC) ise aynı dönemin değişimini pozitif yönde 200 puan civarında primlenme ile kaydederken, USD/CNH ise 6,957 seviyesinden 6,500’e geriledi.

Huawei ve Boeing Gelişmeleri

Çin’in gururu, dünyaca ünlü teknoloji devi Huawei Co. Ltd.’nin sahibi Ren Zhengfei’nin kızı ve Huawei’de CFO pozisyonundaki Meng Wanzhou 1 Aralık 2018’de Vancouver şehrinde tutuklanmıştı. Kanada’da gerçekleşen tutuklamaya kaynak olarak ABD’nin İran yaptırırımlarının delinmesi öne sürülmüştü.

Çin tarafı olay karşısında sert bir tavır takınarak CFO’nun ABD ya da Kanada yasalarını çiğnemediğini ve bunun ciddi bir insan hakları ihlali olduğunu duyurmuştu.

The Boeing Company ise 1916 kuruluşlu ABD’nin dünya çapında en önemli şirketlerinden birisi sıfatını taşımaktaydı. Şirketin hisse senedi New York borsalarından Dow Jones Endüstri Ortalaması’nda ağırlığı en yüksek bileşenlerden biri olan BA kodu ile işlem görmekteydi.

Şirketin 737-8 MAX yolcu uçağı son günlerde hayli konuşulmakta çünkü tesadüfün ötesini anımsatan durumlar mevcut. 737-8 MAX dünya genelinde neredeyse tüm ülkelerde hava sahasının kapatıldığı uçaklardan oldu, uçağın kazaları ve kara kutularının arızaları da masaya konulunca F. Bacon yaklaşımı şüphecilik geliyor akıllara. Şüpheler hayra alamet gözükmüyor.

İki küresel ekonomi ABD ve Çin aynı zamanda iki dev şirket biri ABD’den biri Çin’den. Gelişmelere şöyle bir bakınca, eni boyu ölçüp hesaplayınca akıllarda sorular kol geziyor. Tam da ticari gerilimlerin olduğu anda, tam da dünya ekonomisinde politik gelişmelerin baş gösterdiği, yeni dünya düzeni tabirlerinin artık uygulamalarda ki hareketler ile bağdaştığı zamanda.

Gerilim Boeing ve Huawei’e Taşınmış Olabilir mi?

Ticaret savaşlarında iki taraf ve gündemin 2019 yılı Mart ayının 1’inde biten ateşkes süresi. ABD’nin belirli Çin mallarına yönelik ithalatında getirdiği ek %10 vergi tarifeleri, ateş kes sonu 2 Mart itibarıyla %25’e yüselecek oranlar. Kafalar karışıyor, gündem yerini yoğun müzakerelere bırakıyor.

Bu yılın başından bugüne sorular bitmek bilmediği gibi gelişmelerin renk değişimi hız kesmiyor. Bir anlaşma eğilimi diyoruz, bir soğuma göstergeleri. Piyasa yatırımcısı bir pozitif sonuç fiyatlıyor, bir olumsuz beklenti negatif reaksiyon getiriyor.

Gelişmelerin ortasında iki ülkenin gurur kaynağı olan şirketlere yönelik olumsuz gelişmeler. Birinde bariz bir şekilde talep üzerine gerçekleşen bir tutuklama takip ederken, diğerinde şirketin uçaklarına dair sorunun öne çıkarıldığı düzlem.

Akıllar karışık iken durum böyle olunca saman altından yürüyen su geliyor aklımıza. Milyarlarca dolara hükmeden, alanlarında en listesinde olan şirketlerden biri havacılık sektörünün babalarından diğeri telekomünikasyon…

Havacılık da önemli telekomünikasyon da. Havacılıkta dünyada öncü olanın yapabileceklerini sorgulayınca maddeler bollaşıyor elbette lakin telekomünikasyon denilince hele ki çağımızda; ticaret savaşları ortasında bu gelişmelerin pek de tesadüfi olamayacağı düşünülüyor. Hal böyleyken bu sorular pek de absürt düşmüyor!

Amaç Neydi, Hangi Ülke Daha Rahat?

Öncelikle fitili ateşleyen taraftan yaklaştığımızda, ABD’nin kendi işçi ve şirketlerini korumaya yönelik Dünya Ticaret Örgütü’nün ve ABD ülkesinin ticari kanunlarına dayandırdığı ve ilk hamle olarak adlandırdığımız bu adım yukarıda da bahsettiğimiz gibi net olarak Çin’in hedef alındığı bir tablo çiziyordu.

ABD Başkanı politik açıdan seçim vaadini yerine getiriyor ve öte yandan da ek gümrük vergileri uygulayarak ülkenin getirisini artırıyor aynı zamanda bu gelişmeyi resmi sosyal medya hesabından duyururken daha zengin olacağız ifadelerini kullanıyordu.

Peki ya Çin? Uzak Doğu gücünü Tukidides tuzağı başlığında ele alalım. 2017 yılının ortasından bu yana Donald Trump’lı ABD ve Xi Jinping’li Çin dünyayı tehlikeli sulara sürüklüyor olabilir. Elbette bu hareket sadece iki ülke ile sınırlandırılamaz! Rusya var güç gösteren Türkiye var.

ABD, Çin, Türkiye ve ABD Rusya Türkiye üçgenlerinin denklemi var. Lakin konumuz ABD Çin. Graham Allisson ifadeleri ile Tukidides tuzağı yükselmekte olan bir gücün, egemen olan bir diğer gücü; yerine geçmek ile tehdit içermesi güncel gelişmeler ile pek de bağdaşır vaziyette. Keza Çin son 25 yılda depar attı, ABD yıllardır egemen güç idi…

Xi’nin sözlerinden yola çıkarsak uluslararası arenada ileri teknoloji ve kilit noktalardaki egemenliğin her geçen gün zorlaştığı ortada. Tek tarafçılık sinyalleri veren ve ülkelerin kendi kendine yetinimlerine doğru sinyaller okunan politik gelişmeler, Çin için bir avantaj olarak değerlendiriliyor.

Diğer tarafta ABD aleyhine gruplaşmalar Çin kanadında birlik oluşturabilir ve bir güç bloğu simgelenebilir. Buna rölatif Xi’nin Donald Trump’tan daha avantajlı olabileceği de düşünülebilir.

Büyüme Verileri Ne Dedi?

2016 yılında Çin Hükümeti’nin hedeflediği %6.7’lik büyümenin üzerinde performans gerçekleştmişti. Yılın son çeyreğinde beklentiler dahilinde gerçekleşen büyüme 3Ç16 verisine karşılık %1.7 ve 4Ç15 verisine göre %6.8 olarak gerçekleşmişti.

Aynı yılda USD karşısında CNH ve CNY sırası ile %6.54 ve %5.39 kayıp verdi. Ekonomi 2017’de %6.9 büyürken; 2018 yılında %6.6 ile son 28 yılın en düşük büyüme oranını kaydetti. (4Ç18 verisi ise %6.4 olarak açıklanmıştı.) IMF kaynaklı tahminlerin incelendiğinde önümüzdeki yıllarda Çin ekonomisinde görülen gevşemenin devam etmesi 2020 sonrasında da %6.0’ın altına salınım öngörüsü dikkat çekiyor.

Dünya Ekonomik Görünüm Raporu (DEG) ABD’nin 2017 yılında %2.3 ve 2018’e yılında %2.5 büyümesi tahmin etmekteydi. ABD 2016 yılına ait büyüme verisi 2011 yılından sonraki en düşük seviye olan (yıllık bazda) %1.6 olarak gerçekleşti.

2017 yılının son çeyreğinde (4Ç17) %3.8 genişleyerek son iki yılın en büyük artışını gösterdi ve yıllık %2.3 büyürken 2018 yılında ise %2.5 büyüme ile IMF DEG raporundaki beklentileri yanıltmadı.

Türkiye Ticaret Savaşlarından Nasıl Etkilenir?

ABD ve Çin arasındaki sürtüşme dünya genelinde finansal reaksiyonlar yarattığı gibi Türkiye’yi de etkiledi. Türkiye ABD’nin çelik ve alüminyum ithalatında 1.3 milyar dolarlık payı teşkil etmekteydi.

ABD’nin gümrük vergisi getirdiği ürünlerde en büyük partnerleri sıralamasında 10. sırada gelen Türkiye, ek vergi konulan kalemlerdeki ithalatta toplam 1.2 milyar dolara tekabül etmekteydi. (10. sıralama muaf tutulan ülkeler Kanada, Meksika, AB Bloğu, Avustralya, Arjantin, Güney Kore ve Brezilya çıkarıldığında Türkiye 4. sıraya erişmekte.)

Dikkat çeken bir durum ise ticaretin ve fikri mülki hakların korunması başlığında ABD adımlarının direkt olarak Çin’i hedef alması ve bu önlemelerin ithalat ve ihracat kalemlerinde ele alındığında Çin’in ABD ithalatındaki payı %4.5 gibi düşük bir seviyede bulunması.

Muaf tutulan ülkelere bakıldığında listedeki ürünler üzerinde uygulanacak ek tarifelerden de en çok etkilenecek ülkeler arasında Türkiye yer alıyor.

Türk Varlıklarında Neler Oldu?

Öncelikle BIST Sınai (XUSIN) kaydedilen değişimlere baktığımızda endeks 2017 yılına 83.474 civarından başlamış ve yılı 130 bin puan ile kapatmıştı. Demir-çelik denilince de aklımıza gelen birkaç şirkete bakarsak EREGL ve KARDMD önümüze çıkmakta.

EREGL 2017 başında 5,10 TL/P’den giriş yapıp, yılı 10,28 TL’den kapatmıştı ve an itibarıyla 9,42 seviyesinde fiyatlanıyor. Diğer tarafta KRDMD 2,56 TL’lik güncel fiyatına karşılık, 2017 ve 2018 yıllarının ilk işlemlerindeki hareket marjını 1,15-3,23 TL noktalarında kaydetmişti.

XBANK (BIST Bankalar) 15 Mart 2019 Cuma günü son verisini 139.556 puandan paylaşmıştı. Endeks DXY hareketlenmesinin TL yansımasına hassasiyetini yüksek kılan bankacılık hisse senetleri performansına rölatif dalgalanmıştı.

Diğer politik gelişmelerin de etkili olduğu bu hareketlere kıyasla iki küresel ekonomi arasındaki savaşın bankacılık finansalları yansıması da bariz bir şekilde ortadaydı. 2017 Ocak ve 2019 Mart hareketinde pozitif yönde 10 bin puanlık değişim gözlendi.

BIST 100 2017 yılına 77.000 puan civarında girerken, yıllık tepe noktasını 115K civarında kaydetti. Yeni yılın ilk işlem günlerinde 118 bin seviyesine yaklaşan primlenmenin ardından bir çekilme gerçekleşti ve tekrar “u” dönüşü ile tarihi tepe nokta 121 bin puanın kıyısında kaydedilmişti.

Küresel risklerin arttığı ve risk iştahının bozulduğu işlem dönemlerinde yüksek dalgalı dünya endekslerine paralel performans sergileyen Borsa İstanbul 100 endeksi 2018 yılının son dönemlerinde TCMB’nin şok edici faiz artırımı ve yılın son demlerindeki düşen hacimlerin getirdiği volatilite ile bitirdi. 2019 yılında ise endeks genel anlamda pozitif kanatta duruyor.

Ticaret Savaşlarının Kazananı Olmaz!

Daha öncede ayrıntılarını gelişmeler dahilinde ele aldığım, yer yer piyasalardaki pozitif hareketin kaynağı olan; yer yer negatif sallantıların nedeni olarak görülen ABD Çin ticaret savaşı bir yana, dünyada sıcak ya da soğuk özellikle de ekonomik bir savaşın kazananı olmaz.

Ekonomilerin birbirine bağlı olduğu, hammadde ihtiyaçlarının ürün çeşitliliğine kıyasla gelişen teknoloji ile artmasının doğurduğu etmenlerin ve eklenebilecek bir çok nedenin daha barındığı, dünyadaki faaliyetlerin ülkeleri birbirine bağladığı gerçeği yadsınamaz.

Ticaret savaşlarının sürmesi halinde kimin kazanacağını düşünüyoruz yer yer. Oysa doğru bir yaklaşımın doğru sonuca ulaştırdığı kuramından yola çıkarsak, kimin kazanacağı değil; en çok kimin zarar göreceğini ele almalıyız.

Çin ekonomisinin ABD’ye daha fazla bağımlı olduğunu kenara koyalım, Çin’in ABD’ye bağımlılık düzeyinin yıllar boyunca artarak devam etmesi ABD ekonomisinin de Çin’e olan bağımlılığını artırmıştır.

Bu denklemde kendi kendine yetinim amaçları ile ABD’ye bağımlılığını zayıflatma yönünde ibarelere rastladığımız Çin ekonomisi karşımıza çıkıyor. İlk veride Çin’in ekonomik baskı altında kalarak yenilgi sayılabilecek sonuca erişmesinin daha kolay olduğu düşünülse de, ABD’nin bu savaştan alacağı hasarın boyutları hafife alınır seviyede olmayacaktır.

Müzakerelerin Sonuna Yaklaşıldı Sonuç Olumlu Bekleniyor

Müzakerelerde Nisan Ayı Olumlu Sonuç Verebilir04.04.2019 Perşembe günü Çin Başkan Yardımcısı Liu He, ABD’de Beyaz Saray’ı ziyaret edecek. Başkan Donald Trump’ın, Xi Xiping ile gerçekleştireceği görüşme üzerine tarih belirlemesini yakından takip edilen bir gelişme olarak gündemdeki yerini koruyor. Yatırım camiası ve analistler kanadı müzakerecilerin bir anlaşmaya yaklaştığını işaret ediyor.

Dünya genelinde Mart sonunda başlayan borsa endekslerindeki gerileme, Nisan başında yeniden canlanan risk iştahı ve ABD Çin görüşmelerinden çıkacak pozitif sonuç başlığında yükselişini sürdürmeye devam ediyor.

Güvenilir liman arzı altın ise yine gündemdeki olumlu beklenti başlığında gerilemeye devam ediyor. XAU/USD paritesi an itibarıyla 1.282 $ üzerinden işleme giriyor.

Soruna Yol Açan Bulut Sistemleri Ön Plana Alındı

Müzakerelerde Ön Plandaki Bilişim Gündemine Dair Ayrıntılarİki ülkenin ciddi sorunlara yol açan maddeleri arasında yer alan bir husus de bulut sistemleri olmuştu. Çin’in ABD’li teknoloji firmalarına yönelik kısıtlayıcı yasaları ve sınırlı erişim sunmaları kopuklukta önem arz ediyordu. 11 Nisan 2019 Perşembe günü izlenen gelişmeye göre Çinli yetkililer ABD şirketleri ile görüştü.

Çin tarafından gelen teklifi ABD şirketleri gerçekçi bulmazken, bulut sistemlerinin sınır dışı veri transferleri konusunda da kullanılabilmesi ve buna rölatif meydana gelebilecek bilgi sızmaları Çin’in üzerinde hassas kaldığı bir durum.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın.

Doviz Yatırımı Doviz Yatırımı
#Ekonomi kategorisini keşfet

Daha fazla içerik yükle