Endişelerden Kurtulup Gerçek Yaşama Başlamak için 12 Öneri


84 paylaşım
  Nesrin Bayraktar

Kafamda deli sorular! Yoksa sizin de genel ruh halinizi en iyi tanımlayan söz bu kelime grubu mu? Kendinizi sürekli olacaklar hakkında olumsuz fikirler üretirken mi buluyorsunuz? Birileri ya da bir şeyler için kaygılanmaktan bıkıp usandınız mı? Paranoyak bir şekilde olabilecek en kötü ihtimali bulup ortaya çıkartıyor ve henüz gerçekleşmemiş bir durum için kendinizi yiyip bitiriyor musunuz? 3 gün mutlu olsanız, dördüncü gün başınıza kötü bir şey gelmesini mi bekliyorsunuz? O zaman siz de günümüz insanının ortak sorunlarından biri olan malum endişe hastalığına yakalanmışsınız demektir. Hemen şimdi düşünce tarzınızı değiştirmek için hayatınızda acilen yapmanız gereken değişikliklere ihtiyacınız olduğunu bilmelisiniz. Tabii, bu durumdan hoşnut değilseniz!

Ama yok, “ben beynimi kemiren endişelerimle gayet mutluyum” diyorsanız; orasını bilemem. Yani gününüzün büyük bölümünü sorunlar üzerine düşünerek henüz var olmamış, belki de hiç var olmayacak küçük ihtimallere odaklanarak geçirmekten rahatsız değilseniz; bu şekilde yaşamaya pekala devam edebilirsiniz. Tabii buna ne kadar yaşamak denir, orası kesinlikle tartışılır. Eliniz kolunuz bağlı, bir ayağınızda prangayla sadece belirli bir noktaya kadar ilerleyebilmeye, hakkını vererek yaşamak denilemez çünkü!

Düşünsenize, esaret altında nefes almak kişiye ne kadar mutlu hissettirebilir ki? İnsan baskı altındayken ciğerlerini temiz havayla ne kadar doldurabilir? Pimi her an çekilebilecek bir bombayla yaşayan kişi, yaşamdan ne kadar keyif alabilir? Ama yok, “ben hala endişelerimle iyiyim” diyorsanız; işte orasını gerçekten bilemeyeceğim. Ben sizlerle gerçekten yaşayabilmek için dikkate almanız gereken önerileri paylaşıp üzerimdeki vebalden kurtulayım da gerisi size kalsın. İster bu tavsiyeleri gerçekten anlamaya çalışarak okur isterseniz de özgürlüğünüze ket vuran zincirlerinizle yaşamaya devam ederseniz. Ama benim umudumun, bu endişe esaretinden bir an önce kurtulmak için çaba göstermeniz yönünde olduğunu bilmelisiniz.

İşte endişelerden kurtulup gerçekten yaşamaya başlamak için kulak vermeniz gereken öneriler:

Endişeleriniz Yerine Olabilecek Güzel Şeyleri Düşünün!

Endişeleriniz Yerine Olabilecek Güzel Şeyleri Düşünün!Hayatın ne kadar kısa ve zamanınızın elinizdeki en kıymetli hazineniz olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayın. Bunu gerçekten anladığınız zaman, endişeler içinde boğulduğunuz tüm zamanların gerçek bir kayıp olduğunu anlayacaksınız. Sonuçta siz olabilecek bir şey için saatlerce endişelendiğiniz zaman, elinize bir şey geçtiğini hiç gördünüz mü? Elbette hayır! Elinize geçen bir şey varsa, o da kazanımınızı değil en büyük hazinenizin bir kısmını daha kaybedişiniz oluyor. İşte bunun farkına varıp ve saçma sapan düşünceler yüzünden sahip olduğunuz en değerli şeylerden birini çöpe atmayın.

Gerçekçi Olun!

Gerçekçi Olun!Tamam, endişelenmek gayet normal bir durum! Buna diyecek bir lafım yok. Ancak şunu da görmeniz lazım. Siz endişenin dozunu genellikle kaçırıyorsunuz. Yani genel olarak bir telaş içerisindesiniz. Sıradan olaylar karşısında bile koca koca “ah’larınız vah’larınız” var. “Aman şimdi ne olacak, kesin yine kötü bir şey olacak, kıyametler kopacak, kasırgalar çıkacak” derken ömrünüzü resmen bitiriyorsunuz. Peki, ne yapmanız gerekiyor?

Öncelikle hayal dünyanızdan uzaklaşarak olaylara karşı gerçekçi yaklaşmanız lazım! Diyelim ki yeni bir işe başladınız. İşi yapamamak, beceriksiz olarak anılmak, başarısızlıkla damgalanmak en büyük korkularınız arasında! Siz korkmaktan büyük ihtimalle yapacağınız işi bile yapamıyorsunuz. Peki, şimdi söyleyin; endişe duymak size ne kazandırdı? Sadece koca bir hiç! İşte bu gerçeği görmelisiniz. Kısacası kaygılarınızın size sadece zarar verdiğini artık görmelisiniz.

En Kötüsünü Düşünün!

En Kötüsünü Düşünün!Ne! En kötüsü mü? Evet, kesinlikle en kötüsü dedim. Bazen endişelerinizden kurtulmak için en kötüsünü düşünmeniz gerekir. Yani negatif olasılıklar üzerine fikir yürütürken kendinize “en kötü ne olabilir ki” demelisiniz. Bu durumda elime geçen sonuç en kötü ne olabilir? Ucunda ölüm mü var? Yok! Kaybedebileceğiniz en değerli şey ne olacaktır? İşte bunun cevabını verebildiğinizde, endişelenmenin ne kadar yersiz olduğunu çok daha rahat biçimde anlayabileceksiniz. Sonuçta en kötü ihtimal gerçekleşecekse bile, bu henüz olmamıştır değil mi? O zaman neden şimdiden kendinizi üzüyorsunuz? Her şeyi vakti gelince yapın. Üzülecekseniz de o düşündüğünüz şey başınıza geldiğinde üzülün.

Bırakın Dağınık Kalsın!

Bırakın Dağınık Kalsın!Endişelendiğiniz durumları düşünelim. Diyelim ki bir iş görüşmesi! Diyelim ki yeni başladığınız bir ilişki! Diyelim ki önemli bir toplantı! Bazen ne kadar hazırlansanız da karşınıza aksilikler çıkacaktır. Bir şeyleri zorlamaktan vazgeçin, bazen kaderci olmanın en iyisi olduğunu unutmayın. Yani diyorum ki yeri geldiğinde bırakabilin ki dağınık kalsın. İşler kendiliğinden yoluna girsin. Koca bir nehrin akış yönünü değiştirmeye çalışmayın. Kısacası, gamsız olmayı da öğrenin!

Nefret Etmeyin!

Nefret Etmeyin!Kimseden, hiçbir şeyden nefret etmeyin! Çünkü nefret etmek, bütün olumsuz duygularla birlikte endişelere de davetiye çıkarmak anlamına gelmektedir. Karşınızdaki kişi size veya bir başkasına ne yapmış olursa olsun, onu affetmeyi öğrenin. En azından bunu deneyin. Affetmenin imkansız olduğunu mu düşünüyorsunuz? O zaman sadece nötr kalmayı deneyin. Onu affetmeyin, ama nefret de etmeyin! Zira nefret sadece kişinin kendisine zarar veren bir duygudur. Bu neye benzer biliyor musunuz? Zehri kişinin kendisinin içmesine ve bir başkasının ölmesini beklemesine benzer. İşte bu durumu sakın ola yaşamayın!

Yaşadığınız Ana Odaklanın!

Yaşadığınız Ana Odaklanın!Endişeler tarafından esir alındığınızda, hızla içinde bulunduğunuz zamandan uzaklaşır ve farklı dünyalara geçiş yaparsınız. Etrafınızda onlarca insan olsa da endişeleriniz yüzünüzde yapayalnız kalır ve dünyaya kendinizi mahkum edersiniz. İte bu durumun önüne geçmek için, içinde bulunduğunuz anda yaşamanın ne demek olduğunu anlamalısınız. O an ne düşünüyor, ama neyi yaşıyorsunuz? Arada kocaman bir zıtlık var değil mi?

Mesela; yaptığınız bir hata yüzünden işinizi kaybedeceğinizi düşünüyorsunuz; ama bunu henüz masanızdan kaldırılmamışken aklınıza getiriyorsunuz. Ne demek istediğimi anladınız değil mi? Eğer zincirlerinizden gerçekten kurtulmak istiyorsanız, anı yaşamaya uğraşmalısınız. Bakın, tam da şimdi karşıdaki balkona küçük bir kuş kondu. Bakın, gölgeler uzamaya güneş yavaş yavaş batmaya başladı. Uzun lafın kısası, hayali endişe dünyanızda değil, gerçek dünyada ve şu anda yaşayın!

Başkalarının Sorunlarıyla İlgilenin!

Başkalarının Sorunlarıyla İlgilenin!Dizginlerinizi vermişsiniz endişelerin eline, öylece yaşıyorsanız, deneyebileceğiniz bir diğer öneri de bu. Kendi sıkıntılarınızdan tamamen uzaklaşarak, başkalarının problemleri üzerine yoğunlaşmanız. Bunun bana ne faydası olacak diye düşünmeyin. Çünkü her gün uygulayabileceğiniz bu tavsiye sayesinde kendinize pek çok farklı açıdan yardım etmiş olacaksınız. Öncelikle, bir başkasının sıkıntılarını dinlerken istemeden de olsa kendi kaygılarınızdan bir hayli uzaklaşacak ve onunkilere yoğunlaşacaksınız.

Öte yandan, arkadaşınızın sorunlarını çözmeye yardım ederken, gözünüzde büyüttüğünüz kendi problemlerinizin belki de ne kadar saçma olduğunu anlayacaksınız. Ona yardım ettiğiniz için de kendinizi çok daha iyi hissedecek, sizin endişelerinizin şımarıklıktan ibaret olduğunu görebileceksiniz. Ya da bir başkasının sorununu çözmek için yardım etmeye çalışırken, aklınızı kurcalayan kendi problemleriniz için de çözüm bulacaksınız. Bu dediklerimin hepsi olmayabilir. Ancak başkalarının sorunlarıyla ilgilendiğinizde, kendinizinkileri rafa kaldıracağınızdan kesinlikle emin olabilirsiniz.

Alnınızın Teriyle Mutluluğu Hak Edin!

Alnınızın Teriyle Mutluluğu Hak Edin!Her zaman dediğim gibi, mutlu olmak istiyorsanız bunun için uğraşmalısınız. Var olan borçlarınızın, işinizin kötü olmasının, her şeyin monoton olmasının sizi mutsuz ettiğini sanmaktan vazgeçin. Çünkü emin olun tüm bu sorunlar düzelse bile siz yine mutsuz olmak için bahaneler üretmeye başlarsınız. Zira sanılanın aksine zor olan mutsuzluk değil, mutluluktur. Sıradan olan ta içinden gelerek gülmek değil, köşeye çekilerek dibe vurmaktır. Çünkü mutsuz olmak için kolunuzu kıpırdatmanıza bile gerek yoktur, sadece kötü düşünceler üzerine yoğunlaşmanız depresyona girmek için fazlasıyla yeterlidir. Oysaki mutluluk öyle midir?

Mutluluk için alın teri dökmek gerekmektedir. Mutluluk için hiç pes etmeden uğraşmak ve her tokatta biraz daha yüksek sesle hayata karşı gülümseyebilmek gerekmektedir. Sert rüzgarlar karşısında elleriniz kanasa da tutunduğunuz şeyi bırakmamaktır zor olan. Evet, sanılanın aksine herkes ağlayabilir; ama herkesin gülebileceği doğru değildir. Çünkü gerçekten gülümseyebilmek için yürek ve emek gerekir! Sizce; siz zor olanı mı seçeceksiniz, yoksa çoğunluğun yaptığı gibi kolay olanı mı?

İyi Düşün İyi Olsun Sözüne Yürekten İnanın!

İyi Düşün İyi Olsun Sözüne Yürekten İnanın!Bu sözün ne kadar doğru olduğunu gerçekten biliyor musunuz? Ama hayır! Biliyor olamazsınız. Çünkü eğer bilseydiniz, endişelerin elinizi kolunuzu bağlamasına asla izin vermezdiniz. Kötü düşündüğünüzde genellikle kötü şeylerin olduğunu görebilir, aksine iyi düşüncelerin her zaman iyiyi çağırdığını anlayabilirsiniz. Kısacası diyorum ki bu sözün doğruluğuna yürekten inanmalısınız. Buna ister dua deyin, ister enerjilerin gücü isterseniz de başka bir şey! Adının ne olduğunun pek bir önemi yok! Siz yeter iki iyi düşün iyi olsun sözünü hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın.

Kendinize Değer Verin!

Kendinize Değer Verin!“Bunu zaten yapıyorum” diyerek hemen savunmaya geçmeyin. Önce söyleyeceklerimi anlamaya çalışın. Kendinize değer verin diyorum, çünkü bunun ne demek olduğunu gerçekten bilen insanlar asla endişelerinin esiri olmazlar. Kaygıların, gereksiz negatif düşüncelerin kişiye pek çok farklı açıdan zarar vereceğini bilirler. İşte tam da bu yüzden kendinize değer verin diyorum! Sağlığınızı, mutluluğunuzu, ilişkilerinizi, başarınızı riske atmamak için endişelenmeyi hayatınızdan bir an önce çıkarmalısınız. Her şeyden önemlisi, sağlığınız için bunu yapmalısınız. Çünkü aşırı endişenin neden olabileceği sayısız farklı hastalık olduğunu hepimiz biliyoruz. Sonuçta bir tarafta sağlığınız ve mutluluğunuz dururken neden kötü olan seçeneği tercih edesiniz ki ama değil mi?

Çözüm Odaklı Düşünün!

Çözüm Odaklı Düşünün!Endişelerinizden kurtulmak ve hayattan keyif almak için yapabileceğiniz bir diğer şey de çözüm odaklı düşünmektir. Evet kafanızda deli sorular olabilir, evet beyninizi yiyip bitiren olumsuz olasılıklardan milyonlarca tane olabilir. Ama burada yapmanız gereken bu sorunları anlamanız ve sonra sorunlardan ziyade çözümlere odaklanmanızdır. Kendinize “ne yapabilirim de bu durum içinden çıkabilirim, hangi yolu izlersem başarıya gidebilirim…” tarzında sorular yönetmeli ve her zaman bir çıkış kapısı olacağını bilmelisiniz. Tıpkı başarılı insanların yaptığı gibi dibe kadar batsanız da bu dünyadaki son anınıza değin her zaman bir kurtuluş ümidinizin olduğuna yürekten inanmalısınız.

Kendinizden Daha Büyük Bir Şeyin Varlığına İnanın!

Kendinizden Daha Büyük Bir Şeyin Varlığına İnanın!Sadece kendi başarılarınız ve kendi hayatınız üzerine yoğunlaşırsanız, endişelerinizin sizi yönetmesinden asla kurtulamazsınız. Fakat kendinizi bir kenara bırakıp, başka bir şeylere yoğunlaştığınızda doğal olarak endişelerinizden de uzaklaşmaya başlarsınız. Bu bir Tanrı ya da din olmak zorunda da değil! Arkadaşlığa, sevgiye, insanlığa, iyiliğe inanabilirsiniz. Hayatta sizden daha üstün şeyler olduğunu kabullendiğiniz zaman, kaygılarınız gittikçe daha da küçülecek ve zaman içinde onlardan neredeyse tamamen kurtulmuş olacaksınız.

Ne diyorsunuz? Yukarıdaki önerileri uygulamak sizce çok mu zor? Aslına bakarsanız zor olan ne biliyor musunuz? O kara endişelerin esareti altında yaşamaya devam etmek! Bile bile kendini mutsuzluğa mahkum etmek! Zor olan şey herkesin seçtiği kolay yolu seçmek! Bence siz, bunu yapmayacaksınız. Siz kolayı seçmeyecek, endişelerin sizi yaşamaktan alıkoymasına izin vermeyeceksiniz. Vermeyeceksiniz, öyle değil mi?

Habere Kim Ne Dedi?

0       1

Yorumları görmek için ;

Giriş yap!



Facebook'ta Paratic :

Benzer yazılar