İş-Yaşam Dengesini Sağlamak için 10 Tavsiye


63 paylaşım
  Nesrin Bayraktar

Günümüzde çoğu insanın ortak sorununun “meşguliyet” olduğunu biliyoruz. Bu sorunun ortaya çıkışında ise içinde bulunduğumuz zamanın büyük oranda etkisi var. Çünkü iyi bir yaşam sürdürmek, daha çok para kazanmak ya da kariyer yapmak isteyen herkes iş hayatındaki mücadeleye dahil olmak zorunda! Sonuçta kime baksanız acelesi var, kime baksanız bir yerlere yetişmeye çalışıyor. Hatta pek çok kişi iş ve özel hayat arasındaki dengeyi koruyabilmek için adeta kendini parçalıyor diyebiliriz. Evet, iş hayatının kişinin özel hayatı üzerinde yarattığı olumsuz etkilerden bahsediyorum. Peki, büyük ihtimalle çoğunuzun aşina olduğu bu durum size ne kadar tanıdık?

Mesainizi doldurduktan sonra gerçekten bir şeyler yapmaya vakit bulabiliyor musunuz? Ailenizle ne kadar kaliteli vakit geçiriyor, sevdiklerinizle ne kadar birlikte olabiliyor, duş almak dışında kendinize ne kadar zaman ayırıyorsunuz? Belki bu dediklerimin hepsini yarım yamalak yapıyorsunuz, belki de hiçbiri için yeterli vakit bulamıyorsunuz. İşten çıkıyor ve yapmanız gereken bütün işleri erteleyerek dinlenmeyi tercih ediyorsunuz. Ancak erteledikleriniz zamanla birikiyor ve sonunda karşınıza dağ gibi bir “yapılacaklar listesi” çıkıyor. Veya bir süre sonra iş dışında hiçbir şey yapmamanın acısını yaşam sevincinizi kaybederek ödüyorsunuz.

Yani çalışma nedeniniz ile çalışma neticesinde kazandıklarınız birbiriyle tamamen ters düşüyor. Bu çelişkinin sonuçlarından ise en başta siz olmak üzere tüm sevdikleriniz nasibini alıyor. Mesela; çocuğuna daha iyi bakabilmek, onun daha mutlu bir hayata sahip olmasını sağlayabilmek için uğraşan sayısız anne baba, bir süre sonra çocuğu için para kazanmaktan başka hiçbir şey yapmamaya başlıyor! Akşam eve gidip üstünkörü edilen iki muhabbetin ardından ebeveynler uyumaya gidiyor. Geriye ise ilgiye muhtaç ve büyük ihtimalle sorunlu olacak bir çocuk kalıyor. Ne demek istediğimi anladınız, değil mi? Herkesin çalışmak için belirli sebepleri var. Kimi çocuğu için çalışıyor, kimi ailesi için. Kimi rahat bir emeklilik için uğraşıyor, kimi daha güzel bir yaşam için. Ancak iş hayatı kişinin neredeyse tüm zamanını aldığı için bir süre sonra gerçek amaçların dışına çıkılmaya başlanıyor.

Uzun lafın kısası, günümüzde hemen herkes para kazanmak için bir şeyler yapıyor. Neredeyse hiç durmadan çalışılıyor, ay bitiminde maaşlar alınıyor ve bazıları için bir kısır döngü haline gelmiş iş hayatı böylece sürüp gidiyor. İşte bu arada yaşamanın gerçekten ne demek olduğu unutuluyor! Her şeyin çalışmak olmadığı, iş hayatı dışında da bir hayatın olması gerektiği gözden kaçırılıyor. Dediklerime katıldığınızı düşünüyor ve devam ediyorum. Evet, çoğu kişi mesaiden sonra ne yapacağını, özel hayatını nasıl yoluna koyması gerektiğini bilmiyor. Peki, bu durum ile başa çıkmanın hiç mi yolu yok? Elbette, var. Hayatınızda yapacağınız bir takım düzenlemelerle, işten arta kalan zamanlarınızı çok daha verimli kullanmanız mümkün. Sadece biraz planlı davranarak siz de iş-yaşam dengenizi olması gerektiği gibi sağlayabilirsiniz. Nasıl mı? Okumaya devam edin ve bunu nasıl yapmanız gerektiğini öğrenin.

(Dipnot: Aşağıdaki tavsiyeleri yüzeysel düşünmemeli, uyguladığınızda ne kadar etkili olacaklarını bilmelisiniz. Sonuçta burada size zamanı durduracak sihirli bir formül falan vermiyorum belki ama bu yöntemlerin işleri yoluna koymanıza yardım edeceğinin garantisini rahatlıkla verebilirim.)

Mesainizi Her Gün Belli Bir Saatte Sonlandırın!

Mesainizi Her Gün Belli Bir Saatte Sonlandırın!İş-yaşam dengesini korumak için atmanız gereken ilk adımlardan bir tanesi her gün işten belirli bir saatte çıkmaya alışmaktır. Eğer gün içinde yapmanız gereken işleri yetiştiremediğiniz için kendi isteğinizle mesai yapıyorsanız, o zaman bu sorununuzu halletmeniz gerektiğini bilmelisiniz. Mesela; çalışma hayatında üretkenliğinizi arttıracak taktikler neymiş öğrenerek, kendinizi mesai yapma zorunluluğundan kurtarabilirsiniz. Sonuçta; zaten kısıtlı olan zamanınızı akıllıca kullanmak için fazladan mesai yapmaya veda etmelisiniz. İş çıkış saatiniz 6’ysa, bunu 7’ye uzatmamalısınız. Kısacası, hayatınızı kazanmanın güzel bir hayat kurmanıza engel olmasına izin vermemelisiniz.

Yarım Saat Boyunca Kendinizle Baş Başa Kalın!

Yarım Saat Boyunca Kendinizle Baş Başa Kalın!Her iş gününüzün sonunda bunu yapmayı alışkanlık haline getirin. Mesela; eve gitmeden önce bir parkta ya da kafede oturun ve yarım saat kendinizi dinleyin. Gün içinde olanlardan, akşam yapacaklarınızdan, yarınki planlarınızdan kısacası her şeyden uzaklaşmaya çalışın. Yalnızca olumlu şeyler düşünün. İş stresinizi ya da özel hayatınızdaki sorunları kısa süreliğine de olsa aklınızdan silip atın. Bunu bir çeşit meditasyon olarak da düşünebilirsiniz. Dışarıdaki insanlara, sokak hayvanlarına, bardağınızdaki çaya ne bileyim herhangi başka bir şeye odaklanmaya çalışın. Güzel hatıralarınızı ve yaşanacak mutlu günleri düşünün. Bunu alışkanlık haline getirdiğinizde, mesaiden sonraki zamanlarınızda kendinizi çok daha dinlenmiş ve iyi hissedeceğinizi göreceğinizden emin olabilirsiniz.

Hafta Sonu için Plan Yapın!

Hafta Sonu için Plan Yapın!Tüm hafta boyunca hafta sonu be yapacağınızı düşünür ya da sevdiklerinizden teklif alırsınız. Evet, 5 ya da 6 gün boyunca aklınızdan bir şeyler geçiriyor ama bunları bir türlü hayatınıza geçiremiyorsanız o zaman bu öneriyi dikkate almalısınız. Mesela; gün içinde hafta sonunda şehir dışında yaşayan bir arkadaşınıza gidebileceğinizi düşündünüz. Bunu hemen not alın. Çünkü içinde bulunduğunuz yoğunluktan ya da başka arkadaşlarınızdan gelen teklifler yüzünden bu düşünceyi unutabilirsiniz. Tüm hafta boyunca, yapmak istediklerinizi bir kenara not alırsanız, sonradan evde ne yapacağınızı düşünerek zaman harcamamış olursunuz.

“Hayır” Demekten Korkmayın!

“Hayır” Demekten Korkmayın!Özel hayatını organize etmekte zorlanan kişilerin yaptığı en büyük hatalardan bir tanesi de insanlara “hayır” diyememeleridir. Yani gelen her teklifi kabul ederek, kendi isteklerinden vazgeçmek zorunda kalmalarıdır. Normalde evinde yapması gereken işler varken, arkadaşlarını kıramayarak bütün akşamını onlara feda eden biri gibi. Ya da ailesinden akşam yemeği teklifi alan ama canı evine gidip film izlemek isteyen biri gibi. Biliyorum, çoğunuz bu durumu yaşıyorsunuz.

Anneniz, sevgiliniz ya da arkadaşınız size kırılacak diye onları reddetmekten korkuyor ve kendinizi hiç istemediğiniz bir şeyi yapmaya zorluyorsunuz. İşte bunu yapmayın! Asıl önemli olan şeyin sizin istekleriniz olduğunun farkına varın. Zaten etrafınızdakilere başka planınız olduğunu düzgün bir dille söylediğiniz takdirde size kırılmayacaklarından emin olabilirsiniz. Sonuçta bu sizin “özel” yaşamınız, başkalarının değil! Ne yönde ilerleyeceğini belirleyecek olan sadece sizsiniz! Özetlemek gerekirse, Paulo Coelho’nun şu sözünü kesinlikle benimsemelisiniz derim:

“Başkalarına “evet” derken, kendinize “hayır” demediğinizden emin olun.”

Blog Yazın ya da Günlük Tutun!

Blog Yazın ya da Günlük Tutun!Bilgisayar başında vakit geçirmekten hoşlanıyorsanız, işten arta kalan zamanınızın bir kısmını blog yazarak geçirebilirsiniz. İlginizi çeken alanlardan, yaşadıklarınızdan, öğrendiklerinizden yola çıkarak düşüncelerinizi insanlarla paylaşabilirsiniz. Hatta kelimeleri kullanma kabiliyetinize güveniyorsanız, kaliteli vakit geçirmenizi sağlayacak bu aktiviteyle para bile kazanabilirsiniz. İsteyenler bu noktada blog yazarlığı yaparak para kazanmak başlıklı yazıya göz atabilirler.

İnceleyebilirsiniz:
Blog Yazarlığı Yaparak Para Kazanmak

Öte yandan, bir blog açıp yazmak ilginizi çekmediyse, aslında aynı şeyin kalem kağıtla yapılanı olan günlük tutmaya yönelebilirsiniz. Her gün 15 dakikanızı, isterseniz daha fazlasını bu işe ayırarak, zihninizdeki düşünceleri boşaltabilir, ifade etme yeteneğinizi güçlendirebilir ve yazmanın verdiği rahatlatıcı etkiyle çok daha huzurlu bir uyku çekebilirsiniz. Sonuçta burada enim konum gün içinde yaşadıklarınızı yazın demiyorum. Aklınıza gelen herhangi saçma bir düşünce de o gününüzün mevzusu olabilir. Yazmaya başladığınızda belki bu işi o kadar çok seveceksiniz ki, neden şimdiye kadar hiçbir şey yazmadığınız için kendinize kızacaksınız. Denemeden bilemezsiniz, öyle değil mi?

Mesaiden Önce Spor Yapın!

Mesaiden Önce Spor Yapın!İş-yaşam dengesini sabah sporuyla ne alakası var diye düşünebilirsiniz. Ama emin olun ki bu ikisinin gerçekten çok alakası var. Şöyle ki, sabah sporunu alışkanlık haline getirdiğinizde gün içindeki üretkenliğinizi önemli derecede arttıracak ve işten sonraki yaşantınızda çok daha enerjik olacaksınız. “Ben sporumu akşam yapıyorum” diyenlere de aynı öneriyi vereceğim. Yani akşam değil de sabah spor yapmalısınız. Zira sabah sporunun akşam sporuna oranla çok daha etkili olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Biraz erken kalkarak yapacağınız küçük bir yürüyüş ya da balkonunuzda yapacağınız ısınma hareketleri bile yaşantınızda gözle görülebilir şekilde fark yaratacaktır. Sonuçta şundan emin olabilirsiniz. Sadece yarım saatlik bir sabah sporuyla işinize çok daha fazla odaklanabilecek ve mesai dışındaki hayatınızda kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz.

Sizin için Önemli Olan Şeylerin Farkına Varın!

Sizin için Önemli Olan Şeylerin Farkına Varın!İşten arta kalan zamanınızı ne kadar gereksiz şeyler için harcıyor olabileceğinizi hiç düşünüyor musunuz? Mesela; saçma sapan televizyon programları gibi! Ya da çok da acelesi olmayan ev işleri gibi! Evet, her akşam temizlik işleriyle saatlerini harcayan çalışan insanlar daha doğrusu kadınlar tanıyorum! Sonuçta; ne kadar temizlerseniz temizleyin, eviniz yine pislenecek! Ya da ne kadar takip ederseniz edin, o dizideki karakterler bir sene sonra da aynı şeyleri konuşuyor olacak!

Anlayacağınız demek istediğim şey önceliklerinizi bilerek onlara göre hareket etmeniz gerektiği! Eğer bütün gün çocuğunuzdan ayrı kalıyorsanız, en az bir saatinizi sadece ona odaklanarak geçirmelisiniz. Yüzünüze hasret kalan bir anne babanız varsa, haftada bir gününüzü onlara ayırmalısınız. Kendinize vakit ayırmaya ihtiyacınız varsa, hobilerinizle uğraşmalısınız. Her ne istiyorsanız yapmalı, ama önceliklerinizin sıralamasını asla şaşırmamalısınız.

Telefonunuzdan ya da Bilgisayarınızdan Uzaklaşın!

Telefonunuzdan ya da Bilgisayarınızdan Uzaklaşın!Etrafınıza bir bakın. Hastanede, bankada, yolda, işte kısacası her yerde kafasını renkli ekranların içine gömmüş insanlar var. İşte bu görüntünün milyonlarca insanın evinin içinde de aynı olduğunu tahmin edebilirsiniz. Ve büyük ihtimalle siz de mesaiden sonraki zamanınızın çoğunu telefonunuzun ya da bilgisayarınızın başında heba ediyorsunuz. Sosyal medyada insanların neler yaptığını inceliyor, saçma videolar izliyor, o meşhur ekme biçme oyunlarından oynuyor ve farkında olmayarak özel hayatınıza bir balta da siz vuruyorsunuz. Bu nedenle, evinize girdiğiniz andan itibaren telefonunuza ya da bilgisayarınıza veda etmelisiniz. Zaten azıcık olan vaktinizi gerçekten hayatı hissederek geçirmeli, görünmeyen bir fişe takılıymış gibi yaşayan o insanlardan biri olmamalısınız.

Çok Fazla Şey Planlamayın!

Çok Fazla Şey Planlamayın!İster iş gününün akşamı için olsun ister hafta sonunuz için! Hiçbir şekilde çok fazla plan yapmamalısınız. Hepi topu 5-6 saat olan boş zamanınızı oradan oraya koşturarak geçirmemelisiniz. Mesela; iş çıkışında önce arkadaşlarınızla buluşup, sonra annenize uğrayıp, sonra alışveriş yapıp, sonra evi toparlayıp, sonra çocuğunuzla ilgilenip, sonra eşinizle sohbet edip… Sonra, sonra, sonra? Peki, ya sonra! Emin olun bu sonraların ardı arkası hiçbir zaman bitmez. Ta ki sizin piliniz bitip, tükenmişlik sendromu denilen o malum sorunu iliklerinizde hissedinceye kadar! Eğer çok fazla plan yapmaktan vazgeçmezsiniz, ne yaptığınız planlardan bir şey anlar ne de iş-yaşam dengesini kurabilirsiniz.

Bir Süper Kahraman Değilsiniz, Unutmayın!

Bir Süper Kahraman Değilsiniz, Unutmayın!Evet, tabii ki bir süper kahraman değilsiniz. Peni, neden öyleymiş gibi davranıyorsunuz? Her yere yetişmek için kendinizi parçalara ayırıyor, işte değil de iş dışındaki hayatınızda kan ter içinde kalıyorsunuz? Çünkü siz başarının aynı anda birden çok şey yapmak olduğunu zannediyorsunuz. Özel hayatı akıllıca geçirmenin, sınırlı saatler içinde zibilyon tane farklı iş yapmak olduğunu düşünüyorsunuz. Ancak gerçekler hiç de öyle düşündüğünüz gibi değil! Çünkü iş-yaşam dengesini sağlayabilmek, 5-6 saat içinde bir dizi iş yapmak için yorulmak değil, belki bir tane ama adam gibi iş yapmaktır! Yani işten arta kalan zamanlarınızı az ama öz geçirmenin en makbulü olduğunu bilmelisiniz. Sonuçta bitmek tükenmek bilme bir enerji kaynağınız yok! İşte bunları bilerek kendinize kaldıramayacağınızdan fazla sorumluluk yüklemekten vazgeçmelisiniz.

SONUÇ:

Evet, gördüğünüz gibi yukarıdaki tavsiyeler arasında zamanı durdurmaya yarayacak gizli bir formül falan yok. Hatta bu önerileri belki daha önce de duydunuz. Neticede duymuş olsanız bile şimdiye kadar ne kadar uyguladınız, orası şüpheli! Ancak iş-yaşam dengesini gerçekten sağlamak, iş dışında da bir hayatınızın olduğunu gönülden hissetmek istiyorsanız o halde bu önerileri hayatınıza uyarlamasınız. Çünkü yukarıdaki tavsiyeleri uygulamaya başladığınız andan itibaren, özel hayatınızı daha kaliteli ve verimli biçimde geçireceğinizi göreceksiniz.

Habere Kim Ne Dedi?

0       0

Yorumları görmek için ;

Giriş yap!



Facebook'ta Paratic :

Benzer yazılar