Paylaşım

Türk Sinemasının En İyi 25 Dönem Filmi


 

İzleyenlerini geçmişin tozlu sayfalarına doğru bir yolculuğa çıkaran dönem filmleri, her daim ilgi çekmeyi başarmıştır. Biz de Türk sinemasının unutulmaz dönem filmlerini sizler için listeledik.

Şöyle geçmişe doğru bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz? İzleyeni günümüzden alıp, buram buram tarih kokan o günlere götüren dönem filmleri, yakın tarihin önemli hadiselerine eğilir. Bu hadiseler kimi zaman dönemin öne çıkan siyasi olayı olabileceği gibi, kimi zaman o yılların sosyo-kültürel yapısı olarak da belirmektedir. Bir başka deyişle dönem filmlerini, yalnızca siyasi nokta üzerinde toplamak hata olacaktır. Nitekim bu filmler sayesinde, geçmiş yılların müzik zevkine, moda trendlerine yakından tanıklık edebilir, o yılların retro kokusunu içimizde hissedebiliriz.

Ülkemizde sinemanın bir endüstri halini aldığı 2000’li yıllarla birlikte daha fazla karşımıza çıkan dönem hikayeleri, birçok üst düzey filmi de beraberinde getirmektedir. Ülke tarihinin yakın dönemine ışık tutan, siyasi buhranları merkezine alan ve en önemlisi izleyenleri geçmiş yıllara doğru bir yolculuğa çıkaran bu filmlerin en iyi örneklerine göz atmaya ne dersiniz? İşte ülkemizde çekilmiş, 25 unutulmaz dönem filmi…

1 Piano Piano Bacaksız (1991, Tunç Başaran)

Piano Piano Bacaksızİtalyancada “yavaş yavaş” anlamına gelen “Piano Piano”dan ismini alan film, izleyenlerini 1940’lı yılların İstanbul’una götürüyor. Savaşa girmeyen, ancak tüm dünyayı kasıp kavuran savaşın etkilerinden nasibini alan Türkiye’nin o dönemki yapısını izleyenlerine aktaran film, merkezine aldığı konak vesilesiyle hikayesini aktarmaktadır. Kemal isimli bir çocuğun gözünden izlediğimiz olaylar silsilesinde, aç kalmamak adına oradan oraya savrulan, türlü numaralara girişenlerin trajokomik hikayesi ele alınmaktadır.

Naif bir taşlama öyküsü olarak da betimleyebileceğimiz Piano Piano Bacaksız, izleyenlerine keyifli dakikalar vadederken, ülkenin ne gibi zorlu dönemeçlerden geçtiğini de açık bir şekilde resmediyor. Başrollerini Rutkay Aziz, Taner Barlas, Meral Çetinkaya, Yalçın Güzelce ve Emin Sivas’ın paylaştığı filmin yönetmen koltuğunda ise, Uçurtmayı Vurmasınlar filminden tanıdığımız Tunç Başaran oturuyor.

2 Propaganda (1999, Sinan Çetin)

Propaganda1948 yılına doğru bir yolculuğa çıkıyoruz. Doğup büyüdüğü kasabaya, Gümrük Muhafaza Müdürü olarak dönen Mehdi, köyü ortadan ikiye ayıran bir sınır teli çeker. Esasen bu hadise, tüm köy halkının hayatını tepetaklak edeceği gibi, Mehdi’nin çocukluk arkadaşı Rahim’le de arasının açılmasına neden olacaktır.

Bu dakikadan itibaren birçok köylünün, otorite olarak kabul ettikleri Mehdi’ye karşı baş başkaldırışını trajikomik bir şekilde ele alan film, bir yandan güldürürken diğer yandan da hüzünlendirmeyi ihmal etmemektedir. Kemal Sunal’ın oynadığı son film olma özelliği de taşıyan Propaganda’nın diğer başrollerini ise Metin Akpınar, Meltem Cumbul, Rafet El Roman ve Ali Sunal gibi isimler almaktadır. Filmin yönetmenliğini ise Sinan Çetin üstlenmiştir.

3 Eylül Fırtınası (1999, Atıf Yılmaz)

Eylül Fırtınası12 Eylül Darbesi’nin acı yönünü, bir çocuk gözüyle aktaran Eylül Fırtınası, darbenin parçaladığı hayatları merkezine almaktadır. Annesi hapiste, babası firari olan küçük Metin, anlam veremediği olaylar neticesinde, soluğu Bozcaada’daki dedesinin yanında alır. O bir yandan aile özlemiyle yanıp tutuşurken, bir yandan ya masumane bir şekilde yeni hayatına uyum sağlamaya çalışmaktadır.

Tabii 12 Eylül yeni patlak vermiştir ve bu nedenle her yer fazlasıyla karışıktır. Nitekim Bozcaada da bu keşmekeşten nasibini alacaktır. Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini yaptığı Tarık Akan’ın başrolde yer aldığı film, dokunaklı anlatısıyla dikkat çeken, oldukça naif bir film olarak öne çıkmaktadır. Atıf Yılmaz’ın darbeyle hesaplaşma filmi olarak da bilinen Eylül Fırtınası, sinemamızın en özel dönem filmlerinden biri olarak da öne çıkmaktadır.

4 Dar Alanda Kısa Paslaşmalar (2001, Serdar Akar)

Dar Alanda Kısa PaslaşmalarÜnlü yönetmen Serdar Akar’ın çocukluk anılarından yola çıkarak senaryolaştırdığı Dar Alanda Kısa Paslaşmalar, izleyenlerini 1982 yılının Bursa’sına doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Adıyla müsemma bir şekilde futbolu odak noktasına alan film, bir yandan da dönemin toprak sahalarını, küflenmiş formalarını ve zor hayat şartlarını izleyenlerine aktarıyor. Futbolun tam anlamıyla bir endüstri haline dönüşmediği yıllarda, Esnafspor isimli bir amatör takımı merkezine alan film, takımdaşlığı, arkadaş olmanın önemini naif bir şekilde işliyor ve böylelikle oldukça keyifli dakikalar vadediyor.

Samimi bir futbol filmi olan, ancak hikayesini futbol ile sınırlandırmayan Dar Alanda Kısa Paslaşmalar, “Hayat, futbola fena halde benzer. Futbol; şahsi beceri gerektirir ama aslında topla oynanan, yani insanların bir takım halinde oynadıkları bir oyundur. Hayat da öyle değil mi?” söylemiyle hafızalarda yer etmiştir. Erkan Can, Savaş Dinçel, Müjde Ar ve Rafet El Roman’ın başrolleri paylaştığı filmin yönetmenliğini ise Serdar Akar üstleniyor.

5 Vizontele (2001, Yılmaz Erdoğan-Ömer Faruk Sorak)

VizonteleYılmaz Erdoğan’ın sinemamıza armağan ettiği en leziz filmlerden biri olan ve en iyi komedi filmleri arasında da yer alan Vizontele, gerek ilgi çekici hikayesi, gerekse dur durak bilmeyen eğlencesiyle, tadından yenmez bir yapım olarak hafızalardaki güncelliğini korumaktadır. Tarihler 1974 yılını gösterdiğinde, Van’ın Gevaş kasabasına doğru bir yolculuğa çıkıyoruz. Buraya televizyonun ilk defa gelişini trajikomik bir dille ele alan Vizontele, yarattığı özgün karakterler vesilesiyle anbean güldürmeyi başarmaktadır.

Bir güldürü filminden daha fazlası olmayı başaran ve geri geldiğinde yaptığı taşlamalarla adından söz ettiren Vizontele, hiç şüphe yok ki 2000 sonrası üretilmiş en özel yerli filmlerden biri. Yılmaz Erdoğan’ın senaryosunu yazıp, Altan Erkekli, Demet Akbağ ve Cem Yılmaz ile başrolleri paylaştığı film, dönemin zor şartlarını gözler önüne sermesi hasebiyle de oldukça değerli bir noktada konumlanmaktadır.

6 Vizontele Tuuba (2003, Yılmaz Erdoğan)

Vizontele Tuubaİlk filmin fazlasıyla ses getirmesinden sonra, ikinci film için kolları sıvayan Yılmaz Erdoğan bir kez daha izleyenlerini Van’ın Gevaş kasabasına doğru yolculuğa çıkarır. Bu sefer televizyona alışmış olan kasaba sakinleri, aralarına yeni katılan Kütüphane Müdürü Güner Sermikli ile yeni bir maceraya atılacaktır. Ancak ortada büyük bir sorun vardır; kasabaya kütüphane müdür atanmıştır ancak kasabada kütüphane yoktur!

Bu dakikadan itibaren tüm halkın el ele verip, kütüphane yapmak için çabaladığı anlara tanıklık ettiğimiz film, bir yandan 1980 Askeri Darbesi öncesi yaşanan karmaşaya kendine has bir yorum getirmektedir. Darbenin bir farklı yansımasını ele alan Vizontele Tuuba, her ne kadar ilk film kadar leziz olmasa da, tanıdık, bildik karakterleri yansıtması hasebiyle değerli bir noktada konumlanmayı başarmaktadır. Yılmaz Erdoğan’ın kaptan köşkünde yer aldığı filmin başrollerinde ise Altan Erkekli, Demet Akbağ, Tarık Akan ve Tuba Ünsal yer almaktadır.

7 Babam ve Oğlum (2005, Çağan Irmak)

Babam ve OğlumTürk sinemasının IMDB Top 250’ye soktuğu ender filmlerden olan Babam ve Oğlum, dramatik öyküsüyle dikkat çeken, dokunaklı bir film olarak öne çıkmaktadır. Aynı zamanda yönetmeni Çağan Irmak’ı daha geniş kitlelere tanıtan film, adıyla müsemma bir şekilde baba ve oğul arasında cereyan eden ilişkileri konu almaktadır.

İzleyenlerini, 12 Eylül Darbesi’nin sonrasına götüren ve bu yolla acıyı en derine işleyen film, şüphesiz ki sinema tarihimizin de en hüzünlü sekanslarından birini bünyesinde barındırmaktadır. Ne zaman izlense ağlatma potansiyelini de beraberinde getiren Babam ve Oğlum, Çetin Tekindor ve Fikret Kuşkan’a ek olarak, samimiyetiyle büyüleyen küçük oyuncu Ege Tanman’ın omuzlarında yükselen bir trajedi olarak adından söz ettirmektedir.

8 Eve Dönüş (2006, Ömer Uğur)

Eve Dönüş12 Eylül’e dair yapılmış en vurucu filmlerden biri olan Eve Dönüş, sert üslubu ve realist anlatısıyla dikkat çeken bir iş. Film, apolitik bir adam olan Mustafa ve eşinin yaşadığı trajediyi merkezine almaktadır. Her türlü olaydan uzak durmaya çalışan, tek derdi ailesini geçindirmek olan Mustafa, günün birinde çalan kapısı neticesinde, hayatının ne denli tepetaklak olabileceğini fark edecektir. Nitekim o Şehmus kod adlı bir siyasi suçlu olarak gözaltına alınacak ve türlü işkencelere maruz kalacaktır.

Artık o da, taraf olmayanın bertaraf olacağı gerçeğini iyiden iyiye anlamıştır. 12 Eylül’de yaşanan işkenceleri, yok yere canı yanan insanların hikayesini cesur bir dille anlatan Eve Dönüş, türünün de en önemli örneklerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Sibel Kekilli ve Memet Ali Alabora’nın başrolü paylaştığı filmin yönetmenliğini ise Ömer Uğur üstlenmektedir.

9 Beynelmilel (2006, Sırrı Süreyya Önder-Muharrem Gülmez)

BeynelmilelSırrı Süreyya Önder’in senaryosunu yazıp, Muharrem Gülmez ile birlikte yönettikleri Beynelmilel, trajikomik bir hikayeyi huzurlarımıza getirmektedir. Cuntanın egemen olduğu 1982 yılının Adıyaman’ında geçen film, seyyar pavyon işleten gevendelerin (Kürtçe müzisyen) askeri orkestra haline getirilmelerini konu almaktadır. Tabii bu süre zarfı içerisinde şehre gelecek olan askeri konseye, bir hazırlık tertip etmekle görevlendirilen gevendelerin maceraları ise, birbirinden eğlenceli anı beraberinde getirecektir.

Dram ile mizahın başarılı bir şekilde harmanlandığı Beynelmilel, basit bir güldürünün ötesine geçen, dönemin dokusunu anbean hissettiren, etkileyici bir film olarak öne çıkmaktadır. Başrollerini Cezmi Baskın, Özgü Namal ve Umut Kurt gibi isimlerin paylaştığı film, özellikle hafızalarda yer eden efsanevi müzikleriyle güncelliğini korumaktadır.

10 Mavi Gözlü Dev (2007, Biket İlhan)

Mavi Gözlü DevTürk sanat tarihinin en tanınmış şairlerinden olan Nazım Hikmet’in mahkumiyet günlerini konu alan Mavi Gözlü Dev, vurucu anlatısıyla dikkat çeken bir film. Nazım Hikmet’in komünist propaganda yaptığı gerekçesiyle dört duvar arasına hapsedildiği günlere ışık tutan film, bir yandan da büyük şairin Piraye ile olan aşkına parantez açmaktadır.

Memleketini seven, bunun neticesinde gündelik olaylara da kayıtsız kalmayan Nazım’ın hayat hikayesinden yola çıkan film, her bir dakikasıyla içimizi burkuyor ve izleyenlerini geçmişe götürerek, o günlerin retro dokusunu anbean yaşatıyor. Yetkin Dikinciler’in Nazım Hikmet, Dolunay Soysert’in ise Piraye’ye hayat verdiği filmin yönetmen koltuğunda ise Biket İlhan oturmaktadır.

11 Devrim Arabaları (2008, Tolga Örnek)

Devrim Arabaları“Zaten adı Devrim olan bir arabayı sokakta yürütmezlerdi!”

Yakın tarihimizin en ilginç hadiselerinden birini beyazperdeye taşıyan Devrim Arabaları, ilk yerli otomobilin yapım sürecini merkezine almaktadır. 1960 Askeri Darbesi’nin hemen ertesine gidiyoruz. Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, ilk yerli otomobilin üretimi konusunda talimatını vermiştir. Bunun için TCDD’de görevli olan 23 mühendis, görev başına çağrılır. 130 gün gibi kısa bir sürede, ilk yerli otomobili yapmakla yükümlü olan bu 23 mühendisin, zorlu mücadelesini anlatan film üstün sinematografisiyle de büyülemeyi başarmaktadır.

Kariyerine belgesel yönetmeni olarak başlayan Tolga Örnek’in uzun araştırmalar sonrası senaryolaştırdığı film, tarihimizin en acı hadiselerinden birine ışık tutmasıyla da değerli bir noktada durmaktadır. Başrollerini Taner Birsel, Selçuk Yöntem, Halit Ergenç, Haluk Bilginer gibi birçok usta ismin paylaştığı film, insani hüzne sevk eden anlatısıyla da fark yaratmayı başarıyor.

12 O… Çocukları (2008, Murat Saraçoğlu)

O… Çocukları1980 Askeri Darbesi, tarihimizin en büyük siyasi bunalımlarının başında yer alıyor. Hal böyle olunca da, o günleri anlatan birçok filme rastlamak kaçınılmaz bir süreç halini almaktadır. O… Çocukları ise kamerasını 1981 yılına çeviriyor ve hayat kadınlarının çocuklarına bakıcılık yapan yine eski bir hayat kadının maceralarına eğiliyor. Esasen film, hem alıştığımız, hem de farklı gözlerle bakacağımız bir 12 Eylül portresi çiziyor.

Dünyaya günahsız geldiklerine inanılan çocukların, ailelerinin günahlarını çekmesini kendine has bir üslupla ele alan film, bir yandan da mizahi öğelerden beslenmeyi ihmal etmiyor. Senaristliğini Sırrı Süreyya Önder’in yaptığı ve başarılı kalemin özgün üslubunun anbean hissedildiği filmin başrollerinde ise Demet Akbağ, Özgü Namal, Sarp Apak ve Altan Erkekli gibi isimler yer almaktadır. Özellikle Kıraç’ın film için özel olarak bestelediği “Yaşayamam Artık” şarkısıyla hafızalarda yer eden O… Çocukları’nın yönetmenliğini ise Murat Saraçoğlu üstlenmektedir.

13 Kıskanmak (2009, Zeki Demirkubuz)

KıskanmakTürk sinemasına sınıf atlatan isimlerden olan Zeki Demirkubuz, bu sefer kamerasını Cumhuriyet’in ilk yıllarına, Zonguldak’a çeviriyor. Esasen Demirkubuz sinemasından alışageldiğimiz insani duygulara Kıskanmak’ta bir kez daha tanıklık ediyoruz. Adıyla müsemma bir şekilde kıskanma olgusunu merkezine yerleştiren film, bir yandan da çiçeği burnundaki Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni yapılanmasından kesitler sunuyor.

Cumhuriyet Baloları, o döneme özgü kıyafetler derken, bir anda kendinizi 1930’larda bulmanız mümkün hale geliyor. Nitekim filmin retro atmosferinin, Demirkubuz’un usta bakış açısıyla birleştiğini düşündüğümüzde, tadına duyulmaz bir sinematografiye tanıklık ediyoruz. Başrollerini Berrak Tüzünataç, Serhat Tutumluer ve Nergis Öztürk’ün paylaştığı film, usta işi anlatısıyla dikkat çekiyor.

14 Güz Sancısı (2009, Tomris Giritlioğlu)

 Güz SancısıLiteratüre 6-7 Eylül Olayları olarak geçen hadiseyi merkezine alan Güz Sancısı, tüm bunların yanı sıra ele aldığı farklı aşk portresiyle de dikkat çekiyor. Behçet, Elena isimli Rum kızına âşık olmuştur. Ancak zamanla sıkı bir milliyetçi olan bu genç adam, aşkıyla arasına politikanın girmesine izin verir.

Bu dakikadan itibaren üslubunu sertleştiren film, yakın tarihin en kanlı hadiselerinden birine de parantez açarak, anlatısını güçlendirmektedir. Aynı zamanda 1950’lerin Türkiye’sinin de siyasi portresini çarpıcı bir şekilde resmeden film, tarihsel bir gerçeklik boyutu da taşımaktadır. Yönetmenliğini Tomris Giritlioğlu’nun yaptığı filmin başrollerini ise Beren Saat ve Murat Yıldırım paylaşmaktadır.

15 Gölgeler ve Suretler (2010, Derviş Zaim)

Gölgeler ve SuretlerYeni dönem Türk sinemasının en önemli yönetmenlerinden olan ve 1996 yılında çektiği Tabutta Rövaşata filmi ile adını geniş kitlere duyuran Derviş Zaim, filmografisinin en değerli işlerinden biriyle karşımızda. Usta yönetmen bu sefer köklerine eğiliyor ve Kıbrıs sorununu etkileyici bir biçimde ele alıyor.

Kardeşin kardeşi kırdığı yılların en acı tarafını, realist bir üslupla betimleyen Derviş Zaim, izleyenlerini bir kez daha can evinden vurmayı başarıyor. Kıbrıs olaylarını en çarpıcı şekilde ele alan film olma özelliği taşıyan Gölgeler ve Suretler, minimalist yapısıyla da izlenmeye değer bir iş olarak öne çıkıyor. Başrollerini Buğra Gülsoy, Hazar Ergüçlü ve Osman Alkaş’ın paylaştığı film objektif yapısıyla da fark yaratmayı başarıyor.

16 Dedemin İnsanları (2011, Çağan Irmak)

Dedemin İnsanlarıDokunaklı hikayeleri ile her daim takip edilen yönetmenlerden olmayı başaran Çağan Irmak’ın 2011 yapımlı filmi Dedemin İnsanları, bir kez daha 12 Eylül Darbesi’nin acı yüzüne ışık tutuyor. Bu sefer kamerasını Ege’nin şirin bir kasabasına çeviren Irmak, yalnızca darbenin getirisine eğilmiyor, bir yandan da mübadele sorununa parmak basarak, senaryosunu güçlendiriyor. Tabii film tüm bunların yanında, başından sonuna dek vadettiği samimiyetiyle de ekran başına geçenleri büyüsüne ortak etmeyi başarıyor.

Ege’nin kendine has şivesinden sonuna kadar beslenen film, finale doğru vuku bulan dramatik atmosferiyle de izleyenlerine bambaşka lezzetler tattırmayı başarıyor. Çağan Irmak filmografisinin en önemli işlerinden biri olarak lanse edebileceğimiz Dedemin İnsanları’nın başrollerinde ise, Çetin Tekindor, Hümeyra, Yiğit Özşener ve Gökçe Bahadır yer almaktadır.

17 Kaybedenler Kulübü (2011, Tolga Örnek)

Kaybedenler Kulübü90’lı yılların popüler radyo programı Kaybedenler Kulübü’nü odak noktasına alan film, bohem anlatısıyla dikkat çeken bir iş. Devrim Arabaları ile adından söz ettiren Tolga Örnek’in yönettiği film, kamerasını tam da radyo programının popüler olduğu 90’ların ortasına çeviriyor. Kaan ve Mete isimli iki radyo programcısının hayatını merkezine alan film, bir yandan da Kadıköy resitali sunmayı ihmal etmez. Başından sonuna kadar, bu büyülü sokakları başrol hüviyetinde kullanan film, beslendiği yalnızlık temasını da harikulade işlemeyi başarmaktadır.

Özellikle radyo programındaki gerçek konuşmaları filme taşıması hasebiyle değerlenen film, kurgusal normlara uyarak başlı başına bir sinema filmi olmayı da başarıyor. Yiğit Özşener ve Nejat İşler ikilisinin başrolleri paylaştığı film, hiç şüphe yok ki son yıllarda ortaya çıkmış en başarılı yerli filmlerden biri olarak arz-ı endam etmektedir. Yeri gelmişken, Kaybedenler Kulubü 2’nin vizyon tarihi belli oldu, haberini de verelim.

18 Bu Son Olsun (2012, Orçun Benli)

Bu Son OlsunBu Son Olsun için söylenecek ilk şey, tam anlamıyla bir 12 Eylül parodisi olmasıdır. Başlarını sokacak bir evleri olmadığı için, sokağı ev bellemiş beş yakın arkadaşın tek gailesi şarap içip, karınlarını doyurmaktadır. Bu nedenle, bir sağcılara bir solculara yanaşan bu beş kafadar içinse dönüm noktası 12 Eylül sabahı gerçekleşen darbe olacaktır. Nitekim sokağa çıkma yasağı vardır; ancak onların evi de sokaktır. Ee şimdi ne olacak?

İşte, bu bilinmezlikten filizlenen Bu Son Olsun, özellikle ilk 20 dakikası boyunca anbean güldürmeyi başarmaktadır. Tabii film finale doğru, 12 Eylül’ün getirdiği acılara da parantez açmış ve izleyenlerine farklı duygular tattırmayı başarmıştır. Yönetmen Orçun Benli’nin ilk uzun metraj çalışması olan filmin başrollerinde ise Engin Altan Düzyatan, Hazal Kaya, Ufuk Bayraktar, Mustafa Uzunyılmaz, Ferit Kaya, Volga Sorgu gibi isimler yer almaktadır.

19 Toprağın Çocukları (2012, Ali Adnan Özgür)

Toprağın ÇocuklarıMalumunuz, Türk Eğitim Sistemi her daim tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Her gelenin kendisine göre yorumladığı eğitim sistemimizin en doğru adımı ise seneler öncesinde, İsmail Hakkı Tonguç önderliğinde atılmıştır. “Tonguç Baba” lakabıyla da bilinen eski eğitim bakanı, Köy Enstitüleri projesini hayata geçirmiş ve buradan aklıselim birçok bireyin yetişmesine vesile olmuştur. Toprağın Çocukları filmini özel kılan husus ise tam olarak burada yatıyor.

Merkezine aldığı Köy Enstitülerini belgeselvari bir anlatımla işleyen film, bir yandan da kurgusal şablonlara uyarak, ayakları yere sağlam basan bir film olmayı başarıyor. Her ne kadar üst düzey bir iş yakıştırmasını yapamasak da, Köy Enstitülerini işleyen tek film olması hasebiyle, Toprağın Çocukları’nı değerli bir noktada konumlandırmak mümkün oluyor. Yönetmenliğini Ali Adnan Özgür’ün yaptığı filmin başrollerinde ise Erkan Can, Ufuk Bayraktar, Türkü Turan ve Müge Boz gibi isimler yer alıyor.

20 Kelebeğin Rüyası (2013, Yılmaz Erdoğan)

Kelebeğin Rüyası Sinemamızın değerli simalarından Yılmaz Erdoğan’ı bir kez daha yönetmen koltuğunda gördüğümüz Kelebeğin Rüyası, esasen başarılı sinemacının da değişen üslubunu gözler öne seren bir film. 2013 yılına kadar komedi ağırlıklı işlerle karşımıza çıkan Erdoğan, Nuri Bilge Ceylan ile Bir Zamanlar Anadolu’da filminde çalıştıktan sonra, anlatım tarzını da bir miktar değiştirmiş durumda. Özellikle görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki’nin etkisinin fazlasıyla hissedildiği Kelebeğin Rüyası, deyim yerindeyse tam bir şiirsel sinema örneği.

Filmin konusuna değinecek olursak; izleyenlerini 1940’lı yılların Zonguldak’ına götüren film, Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu isimli iki şairin hastalıklarla geçen hayatını merkezine almaktadır. Fazlasıyla ciddi, yer yer dram ağırlıklı bir film olarak karşımıza gelen Kelebeğin Rüyası, özellikle başrolünde yer alan ünlü simalar vesilesiyle ilgi çeken bir film. Kıvanç Tatlıtuğ, Farah Zeynep Abdullah, Mert Fırat ve Belçim Bilgin’in başrolleri paylaştığı Kelebeğin Rüyası, şairane üslubuyla fark yaratan bir film olarak öne çıkmaktadır.

21 Hükümet Kadın (2013, Sermiyat Midyat)

Hükümet KadınGerçek bir hayat öyküsünden esinlenilerek sinemaya aktarılan Hükümet Kadın, fazlasıyla neşeli bir film olmasının yanı sıra, çizdiği güçlü kadın profiliyle de seyre değer bir iş olarak öne çıkıyor. Midyat’ta yaşayan ve okuma yazma dahi bilmeyen 8 çocuklu Xate, günün birinde kendisini belediye başkanı olarak bulur.

Bu dakikadan sonra bu otoriter kadının, başkanlık koltuğunda ortaya koydukları, onun “Hükümet gibi bir kadın” olarak algılanmasına olanak sağlayacaktır. Ünlü oyuncu Sermiyan Midyat’ın yazıp yönettiği, Demet Akbağ’ın başrolünde yer aldığı film hiç kuşku yok ki son yılların en ilgi çekici komedilerinden biri olarak öne çıkmaktadır.

22 Unutursam Fısılda (2014, Çağan Irmak)

Unutursam FısıldaÇağan Irmak sinemasının son yıllardaki en dişe dokunur örneği olan Unutursam Fısılda, gerek müzikleri gerekse senaryosuyla dikkat çeken bir iş. Filmin konusuna değinecek olursak, paralel ilerleyen iki hikaye karşımıza çıkıyor. Bir tarafta Ayperi’nin lise öğrencisinden büyük bir pop yıldızına evrildiğine şahitlik ederken, diğer taraftan ise onun günümüzde ablası ile olan günah çıkarmasına tanıklık ediyoruz.

Tabii tüm bu süre zarfı içerisinde, Kenan Doğulu’nun bestelediği ve Farah Zeynep Abdullah’ın seslendirdiği müzikler de kulaklarımızın pasını silmeyi ihmal etmiyor. Siyaseti kapı dışarı eden ve tam anlamıyla bir dönem filmi nasıl olmalı sorusuna cevap veren Unutursam Fısılda, 70’lerin retro atmosferini anbean yaşatmasıyla da değerli bir noktada konumlanmayı başarıyor. Çağan Irmak’ın yazıp yönettiği filmin başrollerinde ise Farah Zeynep Abdullah, Mehmet Günsür, Hümeyra, Işıl Yücesoy ve Kerem Bursin yer alıyor.

23 Mucize (2015, Mahsun Kırmızıgül)

MucizeSon yıllarda çektiği filmlerle adından söz ettiren Mahsun Kırmızıgül’ün 2015 yılında çektiği Mucize, esasen son yıllarda karşımıza çıkan en dokunaklı dönem filmlerinden biri. İzleyenlerini 1960’ların uzak bir köyüne götüren film, bir yandan Ege’den Doğu’ya gelmiş bir öğretmenin yaşadığı kültür şokunu izleyenlerine aktarırken, diğer yandan da merkezine aldığı Aziz vesilesiyle kendi mucizesini yaratmaya çalışıyor.

Yokluk içerisindeki bir köyün, yer yer eğlenceli hikayesinin dile getirildiği Mucize, adıyla müsemma bir şekilde ilerleyen ve dokunaklı finali ile ilgi çeken bir iş. Mahsun Kırmızıgül imzalı filmin başrollerini ise, Talat Bulut, Mert Turak, Meral Çetinkaya gibi isimler yer alıyor.

24 İftarlık Gazoz (2016, Yüksel Aksu)

İftarlık GazozDondurmam Gaymak filmi ile adını geniş kitlelere duyuran Ulalı sosyalist yönetmen Yüksel Aksu’nun geçtiğimiz yıl izleyicisine sunduğu İftarlık Gazoz, Ege’nin samimiyet kokan havasını retro dokusuyla birleştirmiş bir film. İzleyenlerini 70’li yılların ramazanlarına götüren yönetmen, bir yandan “Nerede o eski ramazanlar” sorusuna cevap ararken, bir yandan da güldürmeyi ihmal etmiyor.

Gazoz ustası Cibar Kemal ile çırağı Adem arasında cereyan eden olaylar silsilesine kamerasına çeviren film, son yıllarda karşımıza çıkan en naif işlerden biri. Yönetmen Yüksel Aksu’nun yer yer “Biyografik eserim” olarak tanımladığı filmin başrollerinde ise Cem Yılmaz ve Berat Efe Parlar yer almaktadır.

25 Ekşi Elmalar (2016, Yılmaz Erdoğan)

Ekşi ElmalarYılmaz Erdoğan’ın bir kez daha tarihin tozlu sayfalarında gezdiği film olarak nitelendirebileceğimiz Ekşi Elmalar, esasen yönetmenin Vizontele tadındaki filmi olarak öne çıkmaktadır. Yer yer eğlenceli, yer yer ise dramatik bir haleti ruhiyeye bürünen film, 1970’lerden günümüze dek ulaşan hikayesiyle dikkat çekiyor. Yılmaz Erdoğan’ın bir dönem Belediye Başkanlığı yapan dedesinden yola çıkarak senaryolaştırdığı film, retro dokusuyla dikkat çekmeyi başarıyor.

Üç kızı olan ve kızlarının üzerine özenle titreyen, sert mizaçlı Belediye Reisi Aziz’in hikayesini merkezine alan Ekşi Elmalar, aynı zamanda Reis Bey’in elma bahçelerine de parantez açmayı ihmal etmiyor. Yılmaz Erdoğan’ın yazıp, yönetip, başrolünde yer aldığı filmin diğer yıldızları ise Farah Zeynep Abdullah, Şükran Ovalı, Songül Öden, Fatih Artman, Şükrü Özyıldız ve Ersin Korkut olarak öne çıkmaktadır.

DİZİ BONUSU: Çemberimde Gül Oya

DİZİ BONUSU: Çemberimde Gül OyaÇağan Irmak imzalı Çemberimde Gül Oya, hatırlayacağınız üzere bir zamanların en çok ses getiren yerli dizilerinden biri idi. Yönetmenin kamerasını 80 darbesinin öncesine ve sonrasına çevirdiği dizi, hiç şüphe yok ki, o yılların buhran dolu yaşantısını anlatması hasebiyle oldukça değerli bir noktada durmaktadır.

Bir konak etrafında yaşananları merkezine alan, bununla da yetinmeyerek Yurdanur ile Mehmet arasında cereyan eden müthiş aşkı konu alan dizi, dokunaklı yapısıyla izleyenlerini ekran başına kilitlemeyi başarmıştı. Dramatik yapısıyla dikkat çeken ve Çağan Irmak anlatılarından alışılagelmiş bir şekilde, izleyicisini hüzne sevk eden dizi, dönem hikayesi olmasının yanı sıra, vurucu anlatımıyla da dikkatleri üzerine çeken bir iş olarak hatırlanmaktadır.




Yorumları Görmek İçin Tıklayın

Diğer yorumlar ( 0 )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir