Paylaşım

Hayatın Unutulmaması Gereken 10 Gerçeği


 

Hayat, her ne kadar farkında olmasak da bir çırpıda bitiverir. Ama her şeyden biraz tattırmadan da sona ermez. Her şey ne mi? Yalanlar, gerçekler, iyiler ve kötüler... Evet, ömür adını verdiğimiz hayat yolculuğundan bahsediyorum. Çelişkilerle, gizemlerle dolu olan yolculuktan söz ediyorum. Mesela; aniden kabus halini alabilen yolculuktan! Öyle bir yolculuk ki bu; biz hiç bitmeyecek sanırız ama gerçekte göz açıp kapatıncaya kadar geçip gider…

Hayat, pek çok farklı şey ifade eder! Kimileri için mucizelerle doludur, kimileri içinse kederler, şanssızlıklarla! Kimileri için her daim güneşlidir, kimilerininse kara bulutları hiçbir zaman dağılmaz! Herkes için ayrıdır hayat! Öyle bir muammadır ki o; sayısız farklı pencereden bakılan ve her defasında farklı şeyler gösteren kocaman bir sahne gibidir! Bakış açısına göre şekillenip, düşüncelere göre biçim alır! Peki, o kocaman sahneye baktığınızda siz ne görürsünüz? Hayat şarkısına kulak verdiğinizde ne duyar, adımlarınızı hangi ritimle atarsınız?

Efendim? Yoksa siz bunlar üzerine hiç mi düşünmüyor musunuz? Önünüze geleni kabulleniyor ve yolculuğunuzu bir şekilde tamamlamaya mı çalışıyorsunuz? Başkalarının belirlediği rotalarda ilerliyor, önceden yazılıp çizilmiş klişe senaryoların içerisinde başrol görünümünde figüranlık mı yapıyorsunuz? Öyle pek çok kişinin yaptığı gibi robotik hareketlerle mi yaşıyorsunuz? İşle ev arasında mekik dokuyor, kariyerinizde yükselmek için uğraşıyor, ev-araba almak gibi fani hayaller peşinde koşuyor ve tüm bunları yaparken ne için yaşadığınızı unutuyor musunuz?

Hayatın gerçeklerini diyorum, siz de çoğu kişi gibi bunları göz ardı mı ediyorsunuz? 3 günden ibaret olan yolculuğunuzun, yalnızca bir kere yapabileceğiniz bir yolculuk olduğunu unutarak mı yaşıyorsunuz? Dünyevi dertlerle boğuşurken, bu dünyada ne kadar geçici olduğunuzu bilmiyor gibi mi davranıyorsunuz? O zaman artık bir şeylerin farkına varmanız gerekiyor demektir. Yaşamın gerçekleriyle yüzleşmeli, gözlerinizi kapattığınız şeylerin hakkını vererek yaşayabilmeniz için ne kadar gerekli olduğunu anlamalısınız. Hayat gailesi içerisinde oradan oraya savrulurken, bu gerçekleri aklınıza getirmelisiniz ve ömür denilen yolculuğunuzu “keşke’siz” cümlelerle tamamlamak için elinizden gelen her şeyi yapmalısınız.

İşte bunun için hep aklınızda bulundurmanız gereken hayatın gerçekleri:

Ölümlüyüz!

Ölümlüyüz!Evet, ölümlüyüz! Hepimiz bir gün hayata veda edeceğiz! İstesek de istemesek de kabullensek de etmesek de bu böyle! Peki, kaçımız bu gerçeğin farkındaymışız gibi davranıyoruz? Kaçımız hayata bir gün ölecekmiş gibi bakıyoruz? Kaçımız sevdiklerimizin değerini biliyor, onları bir gün aniden kaybedebilecekmişiz gibi davranıyoruz?

Ne yazık ki, çok çok azımız! Hepimiz sözde ölüm gerçeğini biliyor ama hiçbirimiz bunun farkındaymışız gibi yaşamıyoruz. Günlerimizi sanki hiç bitmeyecekmiş gibi boşa geçirmekten çekinmiyor, zamanınızı ölümsüzmüşçesine harcamak gibi büyük hatalar yapıyoruz. Oysaki geçen her dakika, ömrümüzden biraz daha eksilmesine yol açıyor. Tıpkı hiç durmadan akmaya devam eden bir kum saati gibi! İşte bunun için size ölümlü olduğumuzu aklınıza getirmenizi ve hayatınızı gereksiz şeyler uğruna heba etmemenizi öneriyorum. Hatta aşağıdaki yazıyı incelemenizi ve bu gerçekle bir kez daha yüzleşmenizi tavsiye ederim.

İlgili Yazı: Doğumla Ölüm Arasındaki Yolculuğun Değişmez Kuralları

Hayatımıza Anlam Katmak Bizim Elimizde!

Hayatımıza Anlam Katmak Bizim Elimizde!Bu başka hiç kimseye, hiçbir şeye bağlı değil! Hayatımıza anlam katmak sadece ama sadece bizim elimizde! Çünkü dolu dolu yaşamak bir seçimdir! İstersek onu anlamlandırabiliriz, farklı renklerle süsleyebiliriz! Diğer taraftan, istersek de hayatımızı monoton mu monoton bir şekilde geçirebiliriz. Çünkü hayatın tadını çıkarmadan öyle robot gibi yaşamak da bizim tercihimiz! Sonuçta; istediğimiz şeyler için zaman ayırarak, gerçek hayallerimizin peşinden koşarak yaşama anlam katabiliriz.

Sevdiğimiz mesleği yaparak, sevdiğimiz insanlarla birlikte olarak, bizi mutsuz eden şeylerden uzaklaşarak, dünya için iyi bir şeyler yaparak, başkalarına yardım edebiliriz. Kısacası yaşadığımızı hissederek ve iyiliklere odaklanarak hayatın anlamını çok daha iyi anlayabiliriz. Ama biz ne yapıyoruz? Sanki yaşamak zorunda bırakılmış gibi isteksiz, coşkusuz bir şekilde nefes alıyor, adımlarımızı kafamıza silah dayamışlar gibi atıyoruz. Oysaki yapmamız gereken şey, nasıl bir hayat yaşamak istediğimize karar vermek olmalı!

İlgili Yazı: İstediğiniz Hayata Kavuşabilmek için Kendinize Sormanız Gerekenler

Mükemmel Eş Diye Bir Şey Yok!

Mükemmel Eş Diye Bir Şey Yok!Artık bunun farkına varmalısınız ve durumu kabullenmeliyiz. Mükemmel eşleri ancak film sahnelerinde görebileceğimizi bilmelisiniz. Kusursuz partner arayışımıza son vermeliyiz. Çünkü çoğumuz bu hatayı yapıyoruz. Sanki biz çok kusursuzmuşuz gibi karşımızdaki kişinin de mükemmel olmasını bekliyor, masallardaki hikayelerin gerçeğe dönüşmesini istiyoruz. İşte bu nedenle de karşımıza çıkan herkes için farklı bir kılıf uyduruyor, eksikliklerini bulup çıkarmak için adeta kılı kırk yarıyoruz.

Sonra da yalnızlığın dipsiz uçurumlarına doğru savruluyoruz. Veya partnerimizden sürekli olarak şikayet ediyoruz. Başkalarına bakıp ne kadar mutlu ilişkileri olduğunu düşünüyor, aslında onların da sorun yaşadığı veya eksiklikleri olduğu gerçeğini göremiyoruz. Uzun lafın kısası sevgili okurlarım; inanın bana mükemmel eş diye bir şey yok. Ama doğru insan var! Tabii, doğru insanı bulabilmek için onun kusurlarına odaklanmak yerine güzelliklerini görmeyi öğrenmelisiniz. Mükemmeliyetçilikten vazgeçmelisiniz. Hiç kimse mükemmel değildir bunu bilmelisiniz. Bu yüzden bazı zamanlarda tartışmanın çıkmaması için alttan almayı bilmelisiniz.

İnceleyebilirsiniz: Hayatınızdaki İnsanın Doğru Kişi Olduğunu Gösteren Küçük İşaretler

Keskin Sirke Küpüne Her Zaman Zarar Verir!

Keskin Sirke Küpüne Her Zaman Zarar Verir!Hayatın unutulmaması gereken gerçeklerinden bir diğeri de bu! Yani layığıyla yaşayabilmek için öfke kontrolü konusunda başarılı olmayı öğrenmemiz gerekiyor. Aksi takdirde; keskin sirke küpüne zarar verir atasözünün ne kadar doğru olduğunu tecrübe ederek öğrenmek durumunda kalıyoruz. Sonradan pişman oluyor, öfkeyle söylediğimiz sözlerin ya da yaptığımız hareketlerin acısını keşke ile başlayan cümleler kurarak en içimizde hissediyoruz.

Efendim? Sizce söylediklerimde haksız mıyım? Günümüz koşulları bu kadar zorken sık sık öfkemize yenik düşmüyor muyuz? Etrafımızdakilere bağırıp çağırmıyor muyuz? Sinirlerimize hakim olamayarak sevdiklerimizi kırıp dökmüyor muyuz? Hepsinden önemlisi en çok da kendimize kızmıyor muyuz? Yaptığımız hataları düşünerek kendimizi yerin dibine sokmuyor, ruhumuzda derin yaralar açmıyor muyuz? Üzgünüm ama pek çoğumuz bu söylediklerimi yapıyoruz. Ne sakinliği ne de affetmeyi biliyor, öfkeyle hırla gürle hayatımızı göz göre göre ziyan ediyoruz. Tam da bu noktada size yol gösterebilecek şu yazıları incelemenizi öneriyorum:

Herkes Parayla Satın Alınamayacak Mutluluklara Sahip Olabilir!

Herkes Parayla Satın Alınamayacak Mutluluklara Sahip Olabilir!Diğer bir ifadeyle; istediğimiz her şeyi satın alamadığımız için mutsuz olduğumuz düşüncesini kafamızdan çıkarıp atmalıyız. Veya bu dünyada yalnızca zenginlerin mutlu olabileceği düşüncesini! Çünkü inanın bana; bu kocaman bir yalan! Kolay olanı seçmek için altına sığındığımız klişe bir bahane! Evet, birçoğumuz etraftaki güzelliklere karşı gözlerimizi kapattığımız gerçeğinden kaçmak için hem kendimize hem de başkalarına bu bahaneleri uyduruyoruz.

Oysaki içten içe paranın insanı mutlu etmeye yetmeyeceğini biz de biliyoruz. Onun tek başına hiçbir işe yaramadığının, paranın yalnızca araç olarak kullanıldığı takdirde mutluluk getirebileceğinin elbette ki farkındayız. Ama nedense satın alınamayacak mutlulukları görebilmek için uğraşmamayı tercih ediyoruz. Oysaki hayat bir sürü bedava güzellikle dolu! Yapmamız gereken onların farkına varıp, hayatımızı güzelleştirmelerine izin vermek!

İlgili Yazı: Parayla Satın Alınamayacak Mutluluklar

Hayat Bir Oyun!

Hayat Bir Oyun!Evet, hayat tek kelimeyle bir oyun! Hatalar yapıyor, onlardan ders çıkartıyor, aynı şeyleri en baştan yaşıyoruz. Hep bir üst seviyeye çıkmaya çalışıyoruz. Yapmıyor muyuz? Evet, kesinlikle yapıyoruz. Ya da yapmalıyız diyeyim. Yani hayatı bir oyun olarak görmeyi öğrenmeliyiz. Ne yapacağımıza karar vermeli, yol ayrımlarında yönümüzü seçmeliyiz. Takılıp düştüğümüzde neden hata yaptığımızı anlamaya çalışmalıyız ve her seferinde kendimizi biraz daha geliştirmemiz gerektiğini anlamalıyız. Ama asla adımlarımızı korkakça atmamalıyız. Çünkü başarısızlıktan korkarsak, hiçbir zaman gerçek başarıya ulaşamayız.

İstersek Küçük Mucizelerin Farkına Varabiliriz!

İstersek Küçük Mucizelerin Farkına Varabiliriz!Onlardan o kadar çok var ki! Hayatı güzelleştirecek küçük mucizelerden diyorum, istersek o mucizelerden o kadar çok bulabiliriz ki! Çünkü her yerdeler! Yağmurda, rüzgarda, bir kuşun havalanışında, bir bebeğin gözlerinde, bir çocuğun gülüşünde, güneşin sıcaklığında, hiç ummadığın bir anda omzuna dokunan ellerde, yıldızların parlaklığında, eşsiz kar tanelerinin zarafetinde, gökkuşağının büyüleyici renklerinde, şekilden şekilde giren pamuklarda, kısacası hayatın içinde! Yapmamız gereken tek şey küçük mucizelerin farkına varmak için gözlerimizi birazcık açmak! Öylesine değil de gerçekten görmeye çalışarak yaşamak! Emin olun, böyle yaptığınızda her tarafınızın onlarla çevrili olduğunuz siz de anlayacaksınız.

Çocuklar Gibi Mutlu Olabilmek Gayet Mümkün!

Çocuklar Gibi Mutlu Olabilmek Gayet Mümkün!Değil mi zannediyorsunuz? Eğer siz de bu düşüncedeyseniz, çocuklar gibi mutlu olabileceğinize inanmalısınız derim. Çünkü istediğinizde gerçekten oluyor. İstediğinizde o şen kahkahaları siz de atabilirsiniz. Hayatı en çıplak halinizle kucaklayabilirsiniz. Etrafınızı sizin gibi çocuk neşesine sahip insanlarla doldurursanız; çocukluğunuzdaki mutluluğu yeniden yakalayabilirsiniz. Tabii, bunun için benimsediğiniz bazı yaklaşımları değiştirmeniz gerekiyor.

Mesela; mutluluğun önünüze altın tepsiler içerisinde sunulmasını beklemek yerine ona doğru yönelmeniz gerektiğini bilmelisiniz. Veya bakış açınızı değiştirmeyi, hayır demeyi, başkalarının değil kendi istediğiniz hayatı yaşamayı, negatif düşüncelerden kurtulmanın yolunu, yaşamın içindeki gizemleri keşfetmeyi, tıpkı çocuklar gibi her şeye merak duymayı ve benzeri şeyleri öğrenmelisiniz. Kısacası; siz de bazı şeyleri değiştirerek mutlu olmayı dünyanın en kolay işi olarak gören çocuklar gibi gülümsemeye başlayabilirsiniz.

Tavsiye İçerik: Çocuklar Gibi Mutlu Olmak için Küçük Öneriler

Hedefler Konusunda Gerçekçi Olmalıyız!

Hedefler Konusunda Gerçekçi Olmalıyız!Evet, yeri geldiğinde akışına bırakmamız gerektiğini hepimiz biliyoruz diye düşünüyorum. Ama bu dediğimin plansız yaşamak anlamına gelmediğini de belirtmeliyim. Yani isteklerimize ulaşabilmek için plan yapmalıyız ama hedeflerimiz konusunda gerçekçi davrandığımıza da emin olmalıyız. Diğer bir ifadeyle; fazla hayalperest davranıp hayatımız boyunca ulaşamayacağımız hedeflere gözümüzü dikmemeliyiz. Sahip olduğumuz nitelikleri düşünerek gerçeğe dönüştürebileceğimiz hayallere yönelmeliyiz. Düşlerimize kavuşmak için gerçekçi planlar hazırlamalıyız. Aksi takdirde; hem hayal kırıklığı yaşar hem de hiç olmayacak şeyler için uğraşarak zamanımızı ve enerjimizi kaybederiz. Tam da bu noktada; aşağıdaki yazılara göz atmanın sizi hayalleriniz konusunda yanlış adım atmaktan kurtaracağını söyleyebilirim.

Ya Harekete Geçmeli ya da Şikayet Etmekten Vazgeçmeliyiz!

Ya Harekete Geçmeli ya da Şikayet Etmekten Vazgeçmeliyiz!Hangimiz yaşadığımız hayattan şikayet etmiyoruz? Hangimiz etrafımızdaki mızmız insanlardan, o çok kötü olan işimizden, yaşadığımız beton şehirden, birlikte olduğumuz kişiden, kısacası hayattan şikayetçi olmuyoruz? Evet, hemen hepimiz aynı şeyleri yapıyoruz. Yapıyoruz yapmasına ama bir yandan şikayet ederken, diğer yandan da aynı hatayı yaptığımızın farkına neden varamıyoruz? Sonuçta; o şikayet ettiğimiz hayat bize ait değil mi? Verdiğimiz kararlar ve attığımız adımlarla onu biz şekillendirmiyor muyuz? O zaman bunu değiştirmek de bizim elimizde!

Yani şikayet ettiğimiz şeylerden bir bir kurtulmayı öğrenmeliyiz. Bizi üzüp yoran o zor insanlardan, nefret ettiğimiz işimizden, yaşadığımız soğuk beton şehirden, kalabalıktan gürültüden, anlaşamadığımız eşimizden ve daha başka ne varsa hepsinden tek tek kurtulmalıyız. Çünkü istersek yapabileceğimiz bir sürü şey var. İstersek hayatımızı değiştirebilir, 3 günlük ömrümüzü çok daha iyi bir şekilde geçirebiliriz. Ama yok bunu yapmaya cesaretimiz yoksa da o zaman dizimizi kırıp oturmayı bilmeliyiz ve şikayet etme arsızlığını göstermemeliyiz.




Yorumları Görmek İçin Tıklayın

Diğer yorumlar ( 0 )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir