Paylaşım

Oğuz Atay Kimdir? Hayatı, Eserleri ve Sözleri


 

Ünlü kitabı Tutunamayanlar ile hafızalara kazınan Oğuz Atay, bu dünyaya kendini yabancı hissedenlerin sesi, sözü olmuştur. Değeri öldükten sonra anlaşılan yazar hakkında merak ettiklerinizi Oğuz Atay kimdir sorusunun cevaplarını inceleyeceğimiz bu yazıda bulabilirsiniz.

Postmodern tarzda eser veren ilk yazar olarak nitelendirilen Oğuz Atay’ı hepimiz az çok tanıyoruz. Onun kim olduğunu tam olarak bilmesek bile, malum sosyal medya mecralarındaki paylaşımların altında ismini görüyor, hatta belki de adına bile bakmadan sözlerini paylaşıyoruz. Peki, özellikle de Tutunamayanlar ile akıllarda yer eden yazarın hayat hikayesini ve hakkındaki detayları öğrenemeye ne dersiniz?

Babasının isteği üzerine mühendis olduğu için yazın hayatına 35 yaşındayken başlayabilen Oğuz Atay, sadece birkaç eser vermesine rağmen en önemli edebiyatçılarımız arasına girmiştir. Zira onun büyüklüğü; kitaplarının niteliğinden ziyade niceliğinden, üzerinden yıllar geçmesine rağmen kendisine hayran olan okurların sayısının sürekli artmasından kaynaklanmaktadır. Ruhsal çözümlemeleri, iç monologları, anlam arayışları, sorgulamaları, varoluş sorunları, ironisi, düşsel gerçekliği ve dahasıyla Oğuz Atay kimdir öğrenmek istiyorsanız, aşağıdaki yazıyı okuyarak başlangıç yapabilirsiniz.

Navigasyon

Oğuz Atay Kimdir? Kısaca Bilgi

Oğuz Atay Kimdir? Kısaca BilgiOğuz Atay kimdir sorusuna kısaca; 1934 Kastamonu doğumlu roman, öykü, hikaye yazarı ve mühendistir, cevabı verilebilir. İçe kapanık bir çocuk olan Oğuz Atay, kitaplarla küçükken tanışmış, annesinin de yönlendirmesiyle sanatın pek çok farklı dalına ilgi duymuştur. Resim ve karikatür çalışmaları yapan yazar, lise yılarında tiyatroya da merak salmış fakat babasının “adam gibi meslek edinmesi gerektiği” düşünceleri ile mühendislik bölümünü bitirmiştir.

Askerlik döneminde Vüsat O. Bener ile tanışarak, ilk edebi çevresini edinmiş, hem bir dostu hem de bir akıl hocası olarak gördüğü yazar ve şair Bener’le sık sık görüşmeye başlamıştır. Sonrasında iş hayatına atılmış, ilk evliliğini yapmış ve baba olmuştur. Ufak tefek yazı çalışmaları yapmasına rağmen ilk kitabını 1972 yılında yayımlayabilmiş ve ne yazık ki 1977’de bu dünyadan erkenden göçüp gitmiştir. Kısaca bahsettiğimiz Oğuz Atay’ın çocukluğu, gençliği, üniversite yılları, evlilik hayatı, eserleri ve daha fazlası hakkındaki ayrıntılara aşağıdaki başlıktan ulaşabilirsiniz.

Oğuz Atay’ın Hayatı

Oğuz Atay’ın Hayatı12 Ekim 1934’te Kastamonu, İnebolu’da dünyaya gelmiş Oğuz Atay. Babası Cemil Bey, 3 dönem CHP milletvekilliği yapmış bir hukukçu, onunla daha çok ilgilenen annesi Muazzez Hanım ise bir ilkokul öğretmeniymiş. Ciddi ve otoriter bir baba olan Cemil Bey, oğlunun her zaman kendi istediği gibi yetişmesini istemiş. Mesela; oğlunun film izleyip, roman okumasını zaman kaybı olarak görüyormuş. Ya da benzeri şeyleri gereksiz olarak nitelendiriyormuş.

Anne Muazzez Hanım ise tam tersine oğluna şefkatle yaklaşıyor, onu anlayan taraf olmaya çalışıyormuş. Birkaç yıl sonra aileye bir de kız kardeş katılmış. Ve Oğuz Atay, ilgiyi paylaşamayan hemen her tek çocuk gibi kız kardeşi Okşan Ögel’i istememiş. Hatta kardeşini bohça diye tanımlayarak, onun neden hala evde olduğunu sorarmış. Okşan’ı kıskanan Oğuz Atay’ın kardeşiyle ilgili bir diğer anısı da ilkokulda öğretmeninin “kardeşini kıskanan var mı” sorusuna parmak kaldıran tek öğrenci olmasıymış. Anlayacağınız; kıskanç bir ağabey olmasına rağmen hislerini söyleyecek kadar da dürüstmüş tutunamayan yazarımız.

Oğuz Atay’ın Memuriyet Dönemi;

Oğuz Atay’ın Memuriyet DönemiOkul öncesi hayatı İnebolu’da geçen Atay, babasının 6. dönem milletvekilliğine seçilmesiyle birlikte Ankara’yla tanışmış. 1940 yılında ise evlerinin yakınlarındaki Devrim İlkokulu’na başlamış. Annesinin verdiği eğitimle okuma yazmayı daha önceden öğrenmiş olan çocuk, okula 2. sınıftan başlamış. Çekingen bir çocuk olarak ilkokulu bitiren Atay, ortaokul döneminde ise dünya edebiyatından ünlü isimlerin eserlerine merak salmış. Oscar Wilde, Stendhal, A. J. Cronin, Pitigrilli gibi daha pek çok edebiyatçının kitabını okumuş Oğuz Atay. Ayrıca, daha sonra verdiği bir röportajda da en sevdiği yazarların Kafka ile Dostoyevski olduğunu söylemiş.

Lise yıllarında resme ve tiyatroya ilgi duymaya başlayan Oğuz Atay’ın öğretmenleri onu sanat akademisine yönlendirse de o babasının baskısı yüzünden mühendislik okumayı tercih etmiş. Çünkü hem resimde hem de tiyatroda yetenekli olan Atay’ın babasına göre güzel sanatlar karın doyurmak için yeterli değilmiş. Doğru düzgün yaşayabilmek için sözüm ona adam gibi bir meslek edinilmeliymiş. İşte bu nedenle de 9.1 not ortalamasıyla mezun olduğu Ankara Koleji’nden sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne girmiş.

Arka sıralarda sessiz sakin bir öğrencilik hayatı geçiren Oğuz Atay, arkadaşı Turhan Tükel sayesinde Marksizm’le tanışmış. Hegel, Lenin gibi isimlerin eserlerini okuyan Oğuz Atay, bu dönemde solcu çevreler içerisine girmiş. Mezuniyetinin ardından 1957’nin Aralık ayında Ankara’ya askere giden genç, Cevat Çapan ve Vüsat O. Bener ile tanışmış. Böylece edebi kişiliklerin ortamlarına dahil olarak Sosyalist-Marksist eğilimli Pazar Postası için yazmaya başlamış. Genellikle çevirilerden oluşan imzasız yazıları yayımlanan Pazar Postası’na; Doğan Avcıoğlu, Orhan Duru, Cemal Süreya, Fethi Naci, Turgut Uyar, Can Yücel, Yılmaz Güney, Fikret Hakan, Attila İlhan gibi isimlerin destek olduğunu da ayrıca belirtmek isterim.

Oğuz Atay’ ve Arkadaşları1959’un Mayıs’ında terhis olup İstanbul’a dönen Oğuz Atay, Denizcilik Bankası TAO’da kontrol elemanı olarak işe başlamış. Fakat daha sonra istifa ederek, İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’nde (günümüzde Yıldız Teknik Üniversitesi) öğretim üyesi olmuş. Akademik hayatının yanı sıra yazı işlerine de devam eden Atay, Pazar Postası’nın İstanbul’a taşınmasıyla yine aynı derginin ekibinde yer almış.

Dergi ekonomik sorunlardan dolayı kapatıldığında, Oğuz Atay arkadaşlarıyla birlikte Olaylar isimli bir dergi çıkartmak için kolları sıvamış. Fakat karşılaşılan engeller neticesinde, planları gerçeğe dönüştürülememiş. Kısa süre sonra, üniversite son sınıftayken tanıştığı Fikrîye Fatma Gürbüz ile görüşmeye başlamış. Uğur Ünel’in de arkadaşı olan genç kadına evlenme teklif eden Atay, 2 Haziran 1961’de Gürbüz ile nikah masasına oturmuş. Bir sene içerisinde de kızları Özge dünyaya gelmiş.

Fakat Oğuz Atay, evliliği süresince hep bir şeylerin eksikliğini hissetmiş. Kendisini yeniden kitapların dünyasına kaptırarak, birlikteliğini 6 yıl sürdürebilmiş. 1967 yılında eşinden ayrılan Atay, arkadaşı Uğur Ünel’in eski eşi Sevin Seydi ile yakınlaşarak onunla aynı evde yaşamaya başlamış. Ve birkaç yıl sonra yayımlanacak ilk iki kitabını da bir ressam olan Sevin Seydi’ye ithaf etmiş.

Zaten kitabın kapak resmi de Seydi’nin elinden çıkmış. 1970 yılında kitabını bitiren Atay, Tutunamayanlar’ı ilk olarak hem arkadaşı hem de ustası olarak gördüğü Vüsat O. Bener’e okutmuş. Aynı yıl TRT Roman Ödülü’nü kazanan yazarın kitabı ilk kez 1972’de yayımlanmış ama beklenen ilgiyi görmemiş. Kitabın gerçek değeri ancak Atay’ın vefatından sonra anlaşılmış, özellikle de yazarın hayali arkadaşı Olric’li diyalogları insanların en sevdiği alıntılar haline gelmiş.

İlk Eşi ve Kızı ile Birlikte;

Oğuz Atay Evliliği1969 ile 1972 yılları arasında Meydan Larousse Büyük Lügat ve Ansiklopedi’de son okuyucu olarak çalışan Atay, Tutunamayanlar’ın hemen ardından Tehlikeli Oyunlar’ı yazarak 1973’te ikinci kitabını yayımlamış. Romandaki başkarakter Hikmet Benol de tıpkı Selim Işık ve Turgut Özben gibi sorgulayıp anlam aramaya çalışan kişilerdir. İlki gibi ikincisi de fazla ilgi görmeyen romanından sonra, Pakize Kutlu ile yakınlaşarak 1974 yılında Kutlu’yla ikinci evliliğini yapmış. 1975 yılında ailesinin isteği üzerine eski hocası Prof. Dr. Mustafa İnan’ın biyografisini yazarak yayımlamış. Aynı yıl Korkuyu Beklerken isimli öykü kitabı ile Oyunla Yaşayanlar isimli tiyatro oyununu kaleme almış. Eserleri post modern olarak nitelendirilen yazari yarım kalan kitabı Eylembilim’den ise 1976 tarihli günlüğünde bahsetmiş.

Bu sıralarda sürekli rahatsızlanmaya başlayan Atay’ın beyninde iki adet tümör olduğu anlaşılmış. Tedavi olmak için Londra’ya giden yazar, 22 Aralık’ta Atkinson Morley’s Hospital’a yatırılmış. Burada bir dizi ameliyat geçirmesine rağmen, tümörlerden yalnızca bir tanesi alınabilmiş. Tedavinin ardından Türkiye’ye geri dönen Oğuz Atay, 13 Aralık 1977’e kadar dayanabilmiş.

Oğuz Atay MezarıVe ünlü kişiliğin son gecesinde söylediği son sözlerinde bile muziplik yapmış. Şöyle ki Atay, 13 Aralık’ta bir dostlarının evinde arkadaş grubuyla birlikteymiş. Banyoya gittikten sonra bir süre çıkmayan Atay’ı merak eden arkadaşlarının ona seslenmeleri üzerine yazar, “Sevinmeyin, daha ölmedim.” diye cevap vermiş. Rahatlayan dostları bu sözler karşısında gülüşseler de kısa süre sonra Atay’ın o banyoda hayatını kaybettiği anlaşılmış.

44 yaşında hayata veda eden edebiyatçının cenaze töreni ise 15 Aralık 1977’de yapılarak, naaşı Edirnekapı Sakızağacı Şehitliği’ne defnedilmiş. Ölümünden yıllar sonra da günlüğü ve yarım kalmış kitabı Eylembilim yayımlanmış. Ve hayattayken istediği gibi anlaşılamayan yazarın eserleri, bu dünyaya veda ettikten sonra gittikçe daha çok popülerlik kazanmış. Postmodern tarzda eser veren ilk yazar olarak nitelendirilen Oğuz Atay’ın kitapları, yıllar içinde defalarca basılmış. Ayrıca eleştiri, mizah ve ironi barındıran eserler veren başarılı kişilik için 2007 yılında Oğuz Atay Edebiyat Ödülleri verilmeye başlanmış.

Oğuz Atay Eserleri

Oğuz Atay EserleriYukarıda da belirttiğim gibi Oğuz Atay, geç başladığı yazın hayatına erkenden veda ettiği için çok fazla eser verememiştir. Fakat yine de en çok okunan yazarlardan bir tanesi olmuştur. Aşağıdaki başlıklardan Oğuz Atay’ın kitapları hakkında kısaca bilgi edinebilirsiniz.

Tutunamayanlar (1972)

Tutunamayanlar (1972)İlk kez 1972 yılında yayımlanan Tutunamayanlar, postmodern edebiyatın ilk örnekleri arasında gösterilmektedir. Modern şehir hayatı içerisindeki bireyin yalnızlığını, topluma ayak uyduramayışını vurgulayan kitap için Oğuz Atay “Tutunamayanlar ile insanı anlatmayı düşündüm” demiştir. Kitaptaki başlıca karakterler, Atay’ın kendi hayatındaki kişilerden ilham alarak yarattığı Selim Işık, Turgut Özben, Süleyman Kargı ve diğerleridir.

Atay en iyi kitaplar listesi arasında da yer alan kitabında; Turgut Özben’in arkadaşı Selim Işık’ın intiharından sonra onu tanımak için verdiği uğraşları ve Selim’in tutunamayan karakterini nasıl olup da göremediğini iç monologlar, düşsel ögeler ve ironilerle anlatmaktadır. Hele de Turgut Özben’in kafasının içindeki Olric ile kurduğu diyalogları, günümüzde en sevilen kitap alıntıları haline gelmiştir.

Tehlikeli Oyunlar (1973)

Tehlikeli OyunlarRomanın kahramanı Hikmet Benol, gerçekleri araştırırken, bu şekilde davranmanın toplumu yönetenlerin dikkatini çektiğini anlamıştır. Bu nedenle de oyun oynuyormuş gibi davranmaya başlıyor. İç konuşmalar ve imgelerle dolu olan roman, ayrıca tiyatroya da uyarlanmış, postmodernizmin ilk örneği olarak kabul edilmiştir.

Bir Bilim Adamının Romanı (1975)

Bir Bilim Adamının Romanı 1975 yılında yayımlanan Bir Bilim Adamının Romanı, en iyi biyografi – otobiyografi kitapları listesinde ilk sıralarda yer almaktadır. Mustafa İnan’ın hayat hikayesinin anlatıldığı kitapta, başarılı kişiliğin çektiği zorluklar, azmi ve nasıl bir bilim adamı olduğu, Oğuz Atay’ın kendine has üslubuyla okuyucuya ulaştırılıyor.

Korkuyu Beklerken (1975)

Korkuyu Beklerken Sekiz hikayeden oluşan bu öykü kitabı, 1975 yılında yayımlanmış. Beyaz Mantolu Adam isimli öyküyle başlayan kitap, Unutulan, Korkuyu Beklerken, Bir Mektup, Ne Evet Ne Hayır, Tahta At, Babama Mektup ve Demiryolu Hikayecileri – Bir Rüya isimli hikayelerden oluşmaktadır. Oğuz Atay’ın bu eseriyle ilgili bir diğer bilgi ise Beyaz Mantolu Adam öyküsünü kısa film olarak çekmesi ve film kaybolmasıdır.

Oyunlarla Yaşayanlar (1975)

Oyunlarla YaşayanlarOğuz Atay’ın yazmış olduğu tek tiyatro oyunudur. Hayattayken sahnelenmesini çok istemiş ancak bu isteği gerçekleşmemiştir. Ölümünden sonra sahnelenen bu oyundaki karakterler hayatı bir nevi oyunmuş gibi görürler. Olay döngüsü, emekli bir tarih öğretmeni olan Coşkun ve ailesi etrafında ilerlemekte, Oğuz Atay ironisi ve zekasıyla izleyiciye romanlarında yaşattığı aynı hisleri yaşatmaktadır.

Günlük (1987)

Günlük1987 yılında yayımlanan günlük ise Oğuz Atay’ın düzenli olmasa da 7 yıl boyunca yazdığı notlarından oluşmaktadır. Okunduktan sonra Oğuz Atay’a olan hayranlığı arttıran Günlük, yazarı daha yakından tanımak isteyenlerin kesinlikle okuması gereken bir kitaptır diyebilirim. Günlüğüne, o zamanlar birlikte olduğu Sevin’in yurt dışına çıkmasından dolayı yalnız hissettiğini belirterek başlayan yazar, son sayfalarda ise hastalığından ve geç başlayıp erken bırakmak zorunda kalışlarından bahsetmiştir.

Eylembilim (1998)

EylembilimOğuz Atay’ın tamamlanmamış eseridir. İlk kez 1998 yılında yayımlanmış olup, Oğuz Atay’a özgü ironinin bütün inceliklerini içermektedir. Gerçi Eylembilim ilk kez Günlük’te yer almıştır. Fakat 1998 yılında eserin 74 sayfası daha bulunduğunda, ayrı bir kitap olarak yayımlanmıştır. Üniversitede profesörlük yapan Server Gözbudak’ın başkahraman olduğu romanda, sağ – sol çatışmaları, doğrular, yanlışlar ele alınmaktadır.

Oğuz Atay Sözleri

Oğuz Atay SözleriOğuz Atay’ın sözlerini paylaşmadan bu yazıyı nasıl bitirebilir ki, değil mi? İşte çoğumuzun düşüncelerine ayna tutan Oğuz Atay sözleri:

Oğuz Atay Sözleri Hayata TutunmakVe her defasında bırakmak zorunda kaldık…

Oğuz Atay Sözleri Cam KırıklarıNe yaparsan yap, acı kaçınılmazdır.

Oğuz Atay Sözleri DoktorVe en iyi kitap alıntıları arasında da yer alan bir Oğuz Atay sözü daha. Düşünceleri yüzünden acı çektiğini anlatan yazar, onları cam kırıklarına benzetmiştir.

Oğuz Atay Sözleri Uzak Hangimiz duymuyoruz ki o özlemi? Tamam, herkesin özlem nedeni farklı belki ama sonuç hep aynı.

Oğuz Atay Sözleri AzalmakTutunamayanlar’ın en çok tutulan alıntılarından bu da!

44 yaşında hayata veda eden Oğuz Atay, tutunamayanların düşüncelerini kaleme almış, modern yaşamın içinde kaybolmuşların hislerini tercüme etmiştir. Her eserinde farklılığını ortaya koyan Atay, yaşıyorken hak ettiği değeri görememiş ama daha sonra en çok okunan yazarlardan biri olmuştur.


SIFIR RİSK!
VİOP'ta 100.000 TL Sanal Para ile Dolar ve Altın Alın - Satın!
Ücretsiz Denemek için Tıklayın!




Diğer yorumlar ( 0 )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunu okuyan bunları da okur