Franz Kafka Kimdir? Hayatı, Sözleri ve Kitapları


 

Mutsuz bir yazar olarak tanınıyor Franz Kafka! Mutsuz sonlarla biten hikayeleriyle, babasına duyduğu nefreti dile getirdiği ama hiçbir zaman göndermediği mektuplarıyla hatırlanıyor! Gelin aşağıda; kalemi eline aldığı an hüznünü kağıda cüretkar bir şekilde döken Franz Kafka kimdir, birlikte inceleyelim.

Geçtiğimiz yüzyılın ve modern dünya edebiyatının en önemli yazarlarından biri Franz Kafka! Kendine özgü tarzı bir tarzı olan modernist yazar, kendisini hep yalnız hep aidiyetsiz hissetmiş diyebiliriz. Hatta eserlerini bile bir hiç olarak görmüş! Böyle olmasa, neden öldükten sonra eserlerinin yakılıp yok edilmesini vasiyet etsin ki? Neyse ki yakın arkadaşı Max Brod, Kafka’nın eserlerini ortadan kaldırmaya kıyamamış ve dünya edebiyatının Franz Kafka’nın eserlerinden mahrum kalmasına yol açmamıştır.

Öyküleri ve romanlarının yanı sıra sevgililerine yazdığı mektuplarla da tanınan Kafka, özellikle Milena’sına yazdıklarıyla bilinmektedir. Evli bir kadın olan Milena ile yalnızca 3 kez görüşmesine rağmen, ona körkütük aşık olan Kafka, sözleriyle duygularının ne kadar derin olduğunu ve çektiği acıyı mükemmel bir şekilde tasvir etmiştir. “Yanımda yürüyordun Milena. Düşünsene, yanımda yürümüştün…” Kafka’nın o mektuplardaki sözlerinden sadece bir tanesi! Bakalım, bunun gibi daha pek çok güzel sözün yaratıcısı yalnız ve mutsuz Franz Kafka kimdir?

Navigasyon

Franz Kafka Kimdir?

Franz Kafka Kimdir?Modernist bir yazar olarak görülen Franz Kafka, o dönem Avusturya-Macaristan İmparatorluğu sınırları içerisinde yer alan Prag’da dünyaya gelmiştir. Yahudi bir ailenin 6 çocuğunun ilki olarak doğan Kafka, zor bir çocukluk geçirmiş, ileride kalemiyle dile getireceği acılarının çoğuyla küçük yaşlarda tanışmıştır. Babası ile hiçbir zaman iyi ilişkiler kuramayan Kafka, annesinden de çok şefkat görmemiş, sevgiden bir hayli uzak büyümüştür.

Hukuk eğitimi görmüş ardından yazmaya başlamış ve bir daha da kalemi elinden bırakmamıştır. Ancak eserlerinin pek çoğunu yayınlamamış, hatta hastalığının son günlerinde arkadaşından onları yakmasını istemiştir. Zor bir baba ve ezik bir anne ile başlayan ilk sınavı, onu derinden etkileyen aşklarıyla devam etmiş, Kafka 40 yıllık ömür yolculuğunu, tıpkı hikayelerindeki karakterler gibi mutlu sona ulaşamadan tamamlamıştır. İşte Franz Kafka’nın eserlerini okurken, cümlelerindeki derin hüznü çok daha iyi anlamanızı sağlayacak hayatı:

Tavsiye İçerik: Leonardo da Vinci Kimdir? Hayatı ve Eserleri

Franz Kafka’nın Hayatı

Franz Kafka’nın Hayatı3 Temmuz 1883’te Prag’da Yahudi bir ailenin 6 çocuğundan ilki olarak dünyaya gelmiş Franz Kafka! Ve böylece, mutsuz ve yalnız yaşam öyküsü başlamış. Çek proletaryasından gelip zenginleşmiş bir tüccar olan babası Herman Kafka ile Alman Yahudisi olup zengin bir aileden gelen Julie Kafka’nın ilk çocuklarından sonra iki erkek çocukları daha olmuş ancak her ikisi de daha bebekken ölmüşlerdir. Ardından çiftin, 3 kız çocukları daha olmuş. Ve hepsi de Franz Kafka’dan daha uzun ömürler yaşamış. Ta ki arka arkaya Nazi kamplarında hayatlarını kaybedecekleri zamana kadar.

Kötü bir çocukluk dönemi geçiren Kafka, babasıyla hiçbir zaman iyi anlaşamamış, hatta ona duyduğu nefreti ileride kendini de bir hiç olarak görmesine yol açacak kadar büyükmüş. Eserlerinde babasıyla olan ilişkisini hem acı hem de nefret dolu sözlerle sık sık dile getirmiş Kafka. İlk olarak babasında gördüğü diktatörlükten ne kadar nefret ettiğini vurgulamış ve otoriteyi hiçbir zaman sevmemiş.

Franz Kafka’nın Annesi ile Babası;

Franz Kafka'nın Annesi ile BabasıAlmanca konuştuğu için Çekler tarafından, Yahudi olduğu için de Almanlar tarafından kabullenilmeyen Kafka, aslında hayatı boyunca benzer dışlanma duygularını yüreğinin derinliklerinde hissetmiş. Annesinden de pek şefkat görememiş Kafka! Çünkü babasının otoritesine boyun eğmiş, sessiz ve içe kapanık bir kadınmış Julie! En iyi anlaştığı kardeşi ise tekne kazıntısı Ottilie olmuş.

İşte böyle bir aile yaşantısı içerisinde; bir yandan babasına içten içe isyan ederken bir diğer yandan da sessiz kabullenişlerinin ezikliğiyle büyümüş Kafka. Hem Almanca hem de Çekçe’yi anadili gibi konuşan küçük Franz, daha sonradan Fransızcaya ve Fransız kültürüne merak salacaktır. Eğitim hayatına Prag’da Alman okullarında başlamış ve bu dönemde en çok Fransız öğretmeni Bailly ile kahya Marie Werner’den etkilenmiştir. Ardından Avusturya lisesine gitmiş ama burası onun giderek daha çok içe kapanmasına yol açmış.

Franz Kafka’nın Çocukluğu;

Franz Kafka'nın ÇocukluğuLiseden mezun olduktan sonra, annesi ve babası hediye olarak onu Norderney ve Helgoland’a seyahate yollamışlar. Ardından 1901 yılında, despot babasının geri çevrilemez isteği üzerine Prag’da Karl Ferdinand Üniversitesi’nde hukuk okumaya başlamış. Ancak öğrencilik yıllarında bir tek bölümüyle değil, bunun yanında Alman edebiyatı ve sanat tarihi dersleriyle de ilgilenmiş. Ayrıca 1904 yılında “Bir Savaş Betimlemesi” isimli ilk eserini kaleme almıştır. Eğitim hayatını sürdürürken, onun için önem taşıyan bir diğer gelişme ise daha sonradan çok yakın arkadaşlık kuracağı Max Brod ve gazeteci Felix Weltsch ile tanışması olmuş. 18 Haziran 1906’da hukuk eğitimi tamamlamış ve Albert Weber’in yanında staj yapmış.

Ceza hukuku alanında ilerlemeye karar veren Franz Kafka, bir yıl sonra dönemin en ünlü sigorta şirketlerinden birinde Assicurazioni Generali’de çalışmaya başlamış. İşte bu yıllarda Max Brod ile tekrar karşılaşmış ve dostluklarının temelleri atılmış olmuş. Bir yandan hukukçu olarak çalışırken, bir diğer yandan da edebiyatla ilgilenmeye devam eden Kafka, Felix Queltsch ve Oskar Baum gibi önemli isimlerle tanışma fırsatı bulmuş. 1908 ile 1912 yılları arasında siyaset ve toplumsal olaylarla ilgilenmiş, ayrıca İbranice öğrenmeye merak salmış.

Franz Kafka’nın Milena’sı;

Franz Kafka'nın Milena'sıMax Brod ile dostlukları iyice gelişmiş ve iki arkadaş birlikte sık sık zaman geçirmeye başlamış. Max Brod’un aracılığıyla Rowohlt isimli basımeviyle anlaşan Franz Kafka’nın ilk kitabı 1912 yılında basılan Gözlem olmuş. Arkadaşları arasında neşeli biri olan ve onu tanımlayan yalnız sıfatının aksine geniş bir sosyal çevresi olan Franz Kafka iç dünyasında ise hep bir başına olmuş.

Hayatı boyunca birkaç kez nişanlanmasına rağmen, hiçbir zaman evlenmemiş, aşklarını da acıları gibi kaleme alarak yaşamayı tercih etmiş Kafka! 2 kez nişanlandığı Felice Bauer ile 1912 yılında, evli bir kadın olan Milena Jesenka (1944’te gettolarda hayatını kaybetmiştir) ile 1920’de tanışmış, hayatının son yıllarında ise Dora Diamant ismindeki bir çocuk bakıcına aşık olmuş. 1917 Ağustos’unda başlayan kanlı öksürükler, o dönemlerin ölümcül hastalığı vereme yakalandığı acı gerçeğini belli etmiş Kafka’ya.

Franz Kafka’nın Mezarı;

Franz Kafka'nın MezarıHastalığı her geçen gün biraz daha ilerleyen yazar, 1918 yılının sonlarında da İspanyol gribine yakalanmış. Çektiği ruhsal acılara bir de fiziksel acılar eklenen Kafka’nın sağlıyı iyiden iyiye bozulmuş. 1923 ve 1924’te Berlin’de bulunan yalnız adam, hastalığı yüzünden yemek yiyemeyecek duruma gelmiş. Çünkü kanser gırtlağına kadar ilerlemiş ve bu durum onu konuşma yetisinden de etmiş.

Dr. Hugo Kaus’un gırtlak kanseri teşhisi koyduğu Kafka, bir sanatoryuma götürülmüş ve 3 Haziran 1924’te Klosterneuburg’da 41 yaşında hayata veda etmiştir. Ve doktorlara göre kalp yetmezliği yüzünden gerçekleşen ölümünden çok daha önce, sadık dostu Max Brod’a belirttiği eserler dışında bütün çalışmalarını yok etmesini vasiyet etmiş. Ancak Max Brod, yaşadığı dönemde çok fazla tanınmayan Kafka’nın eserlerinin değerini bildiği için bunu yapmamış ve 1939 yılında Alman orduları Prag’a girmeden önce eserlerini ülke dışına kaçırmayı başarmış. Ve dünya edebiyatı Franz Kafka gibi önemli bir edebiyatçının eserlerini tanıma şansı bulmuş.

İlginizi Çekebilir: Dünya Klasikleri: Okunması Gereken En İyi ve Çok Okunan 20 Kitap

Franz Kafka Kitapları

Franz Kafka KitaplarıAz önce de belirttiğim gibi, yaşadığı dönem içerisinde çok fazla tanınan bir yazar olmamış Kafka! Kendine hiçbir zaman güvenmemiş çünkü! Çoğu eserini de yayınlanması için değil, duygu ve düşüncelerini ifade etmek için, hissettiği derin yalnızlığı az da olsa hafifletebilmek için kaleme almış. Max Brod’a “Yargı, Ateşçi, Dönüşüm, Ceza Sömürgesi, Köy Hekimi, Açlık Sanatı ve Gözlem” dışında hiçbir eserin kendine ait olmadığını, belirttiklerinin de yeniden basılıp yayınlanmasını istemediğini açıkça söylemiştir. Fakat Brod bunu yapmamış ve Franz Kafka’nın II. Dünya Savaşı’ndan sonra dünya çapında tanınan bir yazar olmasını sağlamıştır.

Franz Kafka’nın yaşadığı dönemde yayımlanan eserleri; Ein Damenbrevier, Dua Eden Adamla Sohbet, Sarhoşlarla Sohbet, Brescia’daki Uçaklar, Büyük Gürültü, Gözlem, Yargı, Ateşçi, Dönüşüm, Yasanın Önünde, Cinayet, Bir Köy Hekimi, Ceza Sömürgesi, Der Kübelteiter ve Açlık Sanatçısı isimli eserleridir. Ölümünden sonra yayımlanan önemli eserlerinden bazıları ise; Baba’ya Mektup, Dava, Milena’ya Mektuplar, Şato, Gezinti, Bir Köpeğin Araştırmaları ve Taşrada Düğün Hazırlıkları’dır. Aşağıdan; Franz Kafka’nın ses getiren bazı eserleri hakkında kısaca bilgi edinebilirsiniz.

Dua Eden Adamla Sohbet – 1909

1909 yılında yayımlanmış olan bu eser, aynı zamanda Kafka’nın ölümünün ardından yayımlanan “Bir Savaşın Tasviri” isimli eserinin bir bölümünü ifade etmektedir. Hikayede anlatıcı, bir kız çocuğu ve bir de adam bulunuyor. Adam düzenli olarak kiliseye gidip, dikkat çekici bir şekilde dualar ediyor. Anlatıcı bu adama odaklanıyor ve onun neden böyle davrandığını anlamaya çalışıyor.

Ateşçi – 1913

Kafka’nın bu hikayesinde ise evindeki hizmetçisiyle yasak bir ilişki yaşayan ve bu ilişkiden bir çocuk sahibi olan Karl Rossman’ın yaşadıkları ele alınıyor. Rossman çıkan skandal üzerine ailesi tarafından Amerika’ya yollanıyor. Uzun gemi yolculuğunun ardından karaya ayak basan Rossman, unuttuğu şemsiyesini almak için geri döndüğü gemide bir ateşçi ile karşılaşıyor. Aralarındaki sohbet sonucunda, ateşçinin işiyle ilgili sorunu çözmek isteyen Karl senatör amcasının da aralarında bulunduğu onlarca insanın önünde bir konuşma yapıyor. Ve Karl burada, kendisinin amcası için, ateşçinin kendisi için olduğundan daha değerli olup olmadığını sorguluyor.

Dönüşüm – 1915

Franz Kafka’nın en önemli eserlerinden bir tanesi de 1915 yılında yayımlanan Dönüşüm olmuştur. Kafka, bu eserinde aslında kendi hayatını anlatmakta, kendisini ne kadar değersiz gördüğünü bir sabah uyandığında hamamböceğine dönüşen Gregor Samsa karakteri ile dile getirmektedir. Kafka’nın yalnızlık, çaresizlik ve dışlanmışlık duygularını kaleme aldığı Dönüşüm’de Samsa hiç kimse için bir şey ifade etmemektedir. Hatta ölümü bile ailenin umurunda olmamış, ölüsü evin hizmetçisi tarafından ortadan kaldırılmıştır.

Dava – 1925

Kafka’nın ölümünün ardından yayımlanmış bu roman da Kafka’nın karamsarlığını dile getirmektedir. Josef K. İsimli karakterin tutuklanmasıyla başlayan hikayede, 30 yaşındaki adam neden tutuklandığını bilmemektedir. Ve Josef K. ne hangi sebepten ne de kim tarafından yargılandığını bile anlayamadan ölüm cezasına çarptırılarak, bir taş ocağında kasap bıçağıyla öldürülür.

Şato – 1926

1926 yılında yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlanan Şato isimli eserde ismi K olan bir kadastrocu ve başarısızlıkla sonuçlanan çabaları anlatılmaktadır. K aslında bir köyde bulunan gizemli şatoda çalışmak üzere atanmıştır. Ama yetkililer bir türlü onu şatoya kabul etmemektedir. Buraya ulaşabilmek için her türlü yolu deneyen K, sonunda şato yetkilileri ile görüşmek için bir randevu almayı başarır ama uyuyakaldığı için bu randevuya da yetişemez. Ve roman K ile iki kadın arasındaki konuşma ile aniden biter.

Milena’ya Mektuplar – 1952

Milena’ya Mektuplar için Kafka’nın en çok bilinen eseri desek, yanlış olmaz sanırım. Ülkemizde de epey dikkat çeken bu kitap, Kafka’nın imkansız aşkı Milena Jesenska’ya yazdığı mektuplardan oluşmaktadır. Yazarın bir arkadaş toplantısında Prag’da tanıştığı Milena ile olan ilişkileri iş dolayısıyla başlamıştır. Çünkü Kafka, Milena’dan öykülerini Çekçeye çevirmesini istemiştir. Daha sonra Milena’ya aşık olmuş ve ona duyduğu derin duyguları mektuplarında dile getirmiştir. Evli olan Milena’yı kendi tabiriyle “koca denizin dibindeki minik taşı sever gibi” sevdiğini söyleyen Kafka’nın mektupları, okuyucuları üzerinde derin izler bırakmaktadır diyebiliriz.

Franz Kafka sayesinde tanınmış bir isim olan Çek asıllı Milena Jesenska da zor bir hayat sürdürmüştür. İlk savaşını tıpkı Kafka gibi onu özel bir kliniğe kapatan Aristokrat babasına karşı vermiş, daha sonra ise düzene karşı çıkmıştır. Yazar, editör ve çevirmen kimliğinin yanı sıra aynı zamanda bir gazeteci olan Milena, yazdıkları ve sosyalistlerle iş birliği yaptığı için Almanların arananlar listesinde yer almıştır. Ve 1944 Naziler tarafından görüldüğü toplama kamplarında hayata veda etmiştir.

Franz Kafka Sözleri

Franz Kafka SözleriZor bir hayat yaşamış Franz Kafka! Ama belki de bu zorluğu devam ettirmeye gönüllü olmuş. Ya da görmezden gelmeyi, kabullenmeyi, sıradan insanlar gibi yaşamayı becerememiş. Bu nedenle de kendisini, yalnızca “derin” insanların kaybolabileceği acı dehlizlerinde sürüklenmeye bırakmış. İşte o ünlü pesimist yazarın bazı ünlü sözleri:

Franz Kafka SözleriMilena’ya yazdığı mektupların birinde böyle demiş Kafka! Ve kendisinden 13 yaş küçük kadına olan güçlü aşkını, gerçekten etkileyici bir şekilde tasvir etmiş.

Franz Kafka Sözleri Yalnızlık Yukarıda da belirttiğim gibi Franz Kafka, kendisini hayatı boyunca yalnız biri olarak ifade etmiş, eserlerinde de bunu açıkça belli etmiştir. Ancak elde edilen bilgilere göre o; arkadaş çevresinde sevilen, neşeli ve hoş sohbet biri olarak ifade edilmiştir. Yalnızlığının insanlarla dolu olduğunu söylerken ise belki bu durumu belki de iç dünyasındaki kalabalık ıssızlığı vurgulamıştır.

Franz Kafka Sözleri Olmamasına RazıyımYapmacıklıktan hiçbir zaman hoşlanmamış Franz Kafka! Ayrıca hep karamsar olmuş. Belki de umutlanıp hayal kırıklığıyla karşılaşmaktan korkmuş. Yani bir şeyin oluyormuş gibi olmasının, kişinin canını daha sonra ne kadar yakabileceğini bildiği için bu sözü söylemiş.

Franz Kafka Sözleri Ölüm HakkındaSizce de bu Franz Kafka sözü, aklımızın bir köşesine yazmamız gerekenler arasında yer almamalı mı?

Franz Kafka Sözleri Ölüm HakkındaBazıları Franz Kafka’nın babasına duyduğu nefretin, kendisinden nefret etmesine neden olduğu görüşünü savunuyor. Aşağılık kompleksi olduğu söylenen Franz Kafka, bu sözünde de açıkça kendisini bir hayal kırıklığı olarak görüyor.

Franz Kafka Sözleri Sahip Olmak Tıpkı Franz Kafka’nın Herman Kafka’nın oğlu olması gibi! Ya da nişanlanmasına rağmen evlenemediği Felice Bauer’e, evli olan Milena’ya ait hissetmesi gibi! Veya bir türlü benimseyemediği dünyada yer alması gibi! Aslında o hep sahip olamadığı şeylere ait olmuş, hep bir kaybolmuşluk ve özlem içerisinde yaşamıştır. Ancak yaşadıklarını kelimelerle ifade etme konusunda, o kendisini öyle görmese bile, gerçek anlamda başarılı olarak anılmayı fazlasıyla hak etmiştir.




Yorumları Görmek İçin Tıklayın

Diğer yorumlar ( 0 )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir