Paylaşım

Yeşilçam’ın Unutulmaz Kabadayıları: Türk Sinemasının Racon Kesen Ağır Abileri


 

Astığım astık, dediğim dedik olan ve Yeşilçam dönemine damgasını vuran hakiki kabadayılara göz atmaya ne dersiniz? Kendi adaletini sağlama konusunda büyük bir savaşın içine giren ve kimi zaman hırsları ile kimi zamansa eğlenceleri ile ön plana çıkan Yeşilçam kabadayıları karşınızda...

Malum Yeşilçam, sinema tarihimizin altın çağlarından birini temsil etmektedir. Gerek naifliği, gerek içtenliği ile bir akım yaratmaya en çok yaklaştığımız dönem olan Yeşilçam, içinde barındırdığı birçok farklı ve özgün hususla da öne çıkmayı başarmaktadır. Her ne kadar biz o dönemi daha çok Ertem Eğilmez’in elinden çıkan aile filmleri ve ağlatan Yeşilçam filmleri ile hatırlasak da bize vadettiği diğer ana başlıkları görmezden gelmemiz mümkün değil. Sahi, bir Kemal Sunal filminde arka fonda dolaşan, astığım astık, kestiğim kestik o meşhur ağa babaları unutabilir miyiz? Ya da beline taktığı silah olmaksızın gözleriyle dahi korku saçmayı başaran, kendi adaletinin yılmaz savunucusu olan kabadayıları?

TDK’ya göre; “Kendine özgü namus kurallarını esas alıp, toplum kurallarının dışına çıkarak zorbalık yapan kimse” olarak betimlenen kabadayı kavramı, esasen tarih boyunca birçok değişimi de beraberinde getirmiştir. Özellikle ülkemizde 1950’lere doğru bir yolculuğa çıktığımızda, kabadayıların zorbalıktan ziyade; bulundukları mevkiinin korkulan ve doğru bildiğinden şaşmayarak kendince adaleti sağlayan tipler olduğu gerçeği ile yüzleşiyoruz. Ama ülkedeki siyasi konjonktürün değişmeye başladığı 1980’lerin başından itibaren kabadayı tanımının iyiden iyiye mafyöz bir tavır sergilemeye başladığını görmekteyiz. Onların, sokaklarda en fazla hüküm sürdüğü yıllar olarak bilinen 50 ve 80’li yıllar arasında ise beyazperdede deyim yerindeyse bir kabadayı istilası yaşanmaktaydı. Gerek filmlerin küçük rollerinde gerekse başrollerinde sert duruşları, keskin bakışları ve dediğim dedik tavırları ile bu tiplere fazlasıyla rastlamak mümkündü.

Tabii, sokakta, kahvede, yahut insanoğlunun adım attığı her noktada kabadayılar böylesine meşhur ve korkulan tipler olunca, onların parodisini yapmak da kaçınılmaz bir süreç halini almıştır. Özellikle 70’lerin başında Al Pacino filmleri arasında ilk sırada yer alan The Godfather’ın dünyada yarattığı akımdan fazlasıyla etkilendik. Sağlam bir mafyöz akımını ülkemize entegre etmeye çalışan Yeşilçam sineması, bir yandan da kendi köklerinden kopmadan kabadayılar ile mafya babalarını tek bir potada eritmeye çalışmaktaydı. Bu da ister istemez, kabadayı kavramının kimi zaman içinin boşalmasına ve yalnızca eğlence malzemesi olarak belirmesine yol açmıştır. Ancak bu durum bile, onları beyazperdede özellikle Yeşilçam döneminde görmemizin tadından zerre mutluluk eksiltmemiştir.

Pekâlâ, kimdi o Yeşilçam kabadayıları? Karşısındakini tir tir titreten, sesiyle dahi yeri göğü inleten, o iskarpin ayakkabıları ile arz-ı endam eden ağır ağabeyler? Sinemamızda birçok çok kez karşımıza çıkan, yeri geldiğinde gaddarlığı ile ürküten, geri geldiğinde mizaha yatkın duruşu ile izleyenlerin yüzünde güller açma başarısı gösteren o kabadayılara, dilerseniz hep birlikte göz atalım.

Yeşilçam döneminin en unutulmaz ağır ağabeyleri karşınızda…

1 Cellât Nuri (Vahi Öz – Şaka ile Karışık)

Cellât Nuri (Vahi Öz – Şaka ile Karışık)Sadri Alışık’ın hayat verdiği Ofsayt Osman karakteri vesilesiyle sinemamızın unutulmazları arasına giren ve karakterin final sekansındaki “Bu da mı gol değil Hâkim Bey” isyanı ile hafızlarımıza kazınan Şaka ile Karışık’ın bir değerli hususu da şüphesiz Vahi Öz’ün hayat verdiği Cellât Nuri karakteridir.

Bir külhanbeyi ile kabadayı arasında gidip gelen; serserilerin ağa babası olan Cellât Nuri, haksızlığa karşı dimdik duran ve berduşların namusunu sonuna kadar savunması ile yalnızca Şaka ile Karışık’ın değil, aynı zamanda Türk sinemasının da unutulmazları arasına adını yazdırmıştır. Tabii bu noktada Vahi Öz’e de ayrı bir parantez açmak gerekir. Nitekim sinemamızın usta oyuncusunun, karşısındaki tir tir titreten sesi, sağır sultan tarafından bile duyulmuş durumdadır. Üstüne üstlük onun nevi şahsına münhasır kişiliği de karakteri bu denli özel kılan yegâne unsur olarak öne çıkmaktadır.

İlginizi Çekebilir :

Tabii, Cellât Nuri muadilleri kadar mafyöz bir tip değil. O, aksine Ofsayt Osman’ın temsil ettiği berduşların namusunun temiz kalması için var gücüyle çabalayan; sert olduğu kadar da iyi yürekli bir kabadayıdır. Filmin bütününe baktığımız zaman, pek fazla ortalarda gözükmeyen ancak kendisine biçilen süre zarfı içerisinde efsaneler arasına girmeyi başaran Cellât Nuri, bir yandan Vahi Öz’ün sempatik kişiliği tarafından ilgi çekiyor diğer taraftan da karakterin ayaklara yere sağlam basan tavrı vesilesiyle filmin en değerli yapı taşlarından biri olarak öne çıkmayı başarıyor.

2 Deli Kadir (Kan – Kadir İnanır)

Deli Kadir (Kan – Kadir İnanır)Kadir İnanır, herkesin üzerinde mutabık olacağı şekilde, Yeşilçam dönemin en sert ve en ciddi aktörlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Tabii durum böyle olunca, onun birçok kez eyvallahı olmayan, kabadayı rollerinde de görmek mümkün hale gelmiştir.

Kadir İnanır’ın yer aldığı filmler içerisinde, gerek replikleri gerekse çizdiği sert imaj ile en unutulmazları arasına giren filmlerden biri de Remzi Jöntürk’ün 1977 yılında çektiği Kan filmidir. Çocukluğu zor şort altında geçen ve bunun neticesinde de tanınmış bir tetikçi olan Kadir, işinin ehli, attığını vuran ve herkesin çekindiği bir kiralık katildir. Günün birinde onun, mafya hesaplaşmasının ortasında kalması ise işleri içinden çıkılmaz bir haleti ruhiyenin içine sokacaktır.

Özellikle Kadir İnanır’ın hayat verdiği Deli Kadir’in, kimsiniz sorusuna verdiği “Deli Kadir Üleeen!” cevabı ile hafızlarımıza kazınan ve Kadir ismine bambaşka bir aura katan film, şüphesiz ortaya koyduğu beylik laflar ve mafyöz tavırla da Yeşilçam döneminin en spesifik filmlerinden biri olarak öne çıkmayı başarmaktadır.

3 Baba (Baş Belası – Sadri Alışık)

Baba (Baş Belası – Sadri Alışık)The Godfather, 1970’lerin başında ortaya çıkmış ve yalnızca Hollywood’un değil, aynı zamanda dünya sinemasının da dinamikleriyle oynamış bir seri olarak fark yaratmıştır. Keza onun, mafya temelli filmlere getirdiği yeni soluk, tüm dünya sinemalarında denenmeye başlamış ve iyi-kötü birçok örneğin ortaya konmasına zemin hazırlamıştır. Bu kopyala yapıştır formülün ülkemize taşınmaması da tabii ki imkânsız bir durumdu. Özellikle, Sadri Alışık’ın başrolü Piç Rıza olarak da bilinen Robert Widmark ile paylaştığı Baş Belası, mafyatik tarzda ortaya konulan en sağlam parodilerden biri olarak da kendini belli etmektedir. Bu özelliği ile ödüllü Türk filmleri arasına girmesi gerek yapımlardandır.

Her ne kadar filmin ana konusu, Piç Rıza’nın zıpırlıkları ve doğasında bulunan dolandırıcılığı olsa da Sadri Alışık’ın hayat verdiği, iyi kalpli kabadayı “Baba” da en az onun kadar unutulmazlar arasına adını yazdırmıştır. Keza Baba’nın, İtalyan mafya liderlerini aratmayacak derecedeki profesyonelliği, kendisine yan çizen kişileri ölüm marşı ile uğurlama isteği, The Godfather vari bir mafya filmini akıllara getirmektedir. Ama onun esasen kökleri ile bağını koparamamış, oldukça iyi kalpli bir kabadayı olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Adı Baba olsa dahi o, kendi adaletini dağıtmak için çabalar ve yanlış gördüğü hiçbir işe bulaşmaz. Tabii tüm bunları yaparken de olanca güldürmeyi başarması, Baba’yı türevlerinden ayırıp en popüler kabadayılardan biri haline getirmeyi başarmaktadır.

Özellikle Sadri Alışık’ın 70’lerin başından itibaren pek ortalarda gözükmemesi ve sonrasında birkaç ucuz filmde oynaması ile sonuçlanan dönemde, böylesine popüler olmayı başarmış bir filmde yer alması da ayrıca ilgi çekici bir husus olarak öne çıkmaktadır. Spagetti Westernlerinden devşirdiğimiz Robert Widmark’ın kendine has duruşu ile arz-ı endam ettiği ve Sadri Alışık’ın tüm gülen yüzüyle bir kez daha hayranlık uyandırdığı Baş Belası, şüphesiz yönetmen koltuğunda oturan Atıf Yılmaz’ın ustaca dokunuşları ile daha fazla değer kazanmaktadır. Kim bilir, belki paralel evrende Piç Rıza yine camlardan atlıyor ve Baba’da arkasından “Canum evladuum” diye sesleniyordur!

4 Kemal (Kavga – Cüneyt Arkın)

Kemal (Kavga – Cüneyt Arkın)Adım Kemal demiştim. Şimdi, Kazanan Kemal oldu. El kaldırana el kaldırırım, silah çekene silah çekerim, beni öldürmeye kalkışanı öldürürüm; benden bu kadar. Ve buranın haracı da bundan sonra bana çalışır. Ben böyle dedim ve böyle olacak!

Avantür sinemamızın en tanınmış simalarından olan ve Bizans’ı tek başına yıkan adam olarak nam salan Cüneyt Arkın’ın başrolünde yer aldığı film, aynı zamanda onun senarist ve yönetmenlik kimliği ile de ön plana çıkmasını simgelemektedir. Kavga, adıyla müsemma bir şekilde büyük bir dövüşün içerisine gözünü kırpmadan kendini atan ve takındığı tavırla takdir toplayan Kemal’in hikâyesi olarak karşımıza gelmektedir.

“Koy silahı cebine, böyle kabadayılık olmaz” diyene hodri meydan diyebilecek kadar yürekli olan ve bilek gücünü sahaya yansıtmaktan bir an olsun çekinmeyen Kemal, intikam duygusuyla yanıp tutuşan ve tüm bunların yanında da mert kişiliği ile âlemde nam salmaya başlayan bir kabadayıdır. Geçmişinde yaşadığı adaletsizliklerin hesabını sormak adına, kendini ateşin içine atan ancak kendine güvenen duruşu ile bir anda farkını ortaya koyan Kemal, hedefine ulaşmak için gözünü karartmış ve asla arkasına bakmamaya yemin etmiştir. Böylesi bir yapının içinden sürükleyici bir hikaye çıkarmayı başaran Kavga, alışılmış senaryosuna rağmen, asla klişeleşmiyor. Cüneyt Arkın’ın tüm endamını arkasına alarak harika bir seyirlik olmayı başarıyor.

İlginizi Çekebilir :

A’dan Z’ye bir Cüneyt Arkın filmi olan ve adalet isteyen Kemal’i, sinemamızın en unutulmaz kabadayılarından biri haline getiren Kavga, beylik lafların birbiri ardını izlediği ancak buna rağmen anbean dramatik yoğunluğunu güçlendiren yapısıyla takdir toplamayı başarmaktadır. Özellikle Kemal’in güç her şey değildir mottosuyla, sade bir kabadayıdan öte bir tavır sergilediği ve izleyenleri alttan alta işlediği film, onun naif kişiliği vesilesiyle de Kemal’in yanında saf tutmamıza olanak sağlıyor ve anlatısını güçlendiriyor.

5 Seyfi (Gerzek Şaban – Kemal Sunal)

Seyfi (Gerzek Şaban – Kemal Sunal)Kemal Sunal-Natuk Baytan işbirliğinin en muazzam örneklerinden biri olarak karşımıza çıkan Gerzek Şaban, usta oyuncunun iki karaktere birden hayat vermesi hasebiyle türevlerinden ayrılmaktadır. Bir tarafta, film setlerinde oradan oraya sürüklenen figüran Saftirik Osman, diğer tarafta ise tüm kabadayıların başını çeken Gangster Seyfi.

Osman, mahalle halkına felekten bir gece çalmak maksadıyla onları dışarı çıkarır. O bile gittiği bu gösterişli mekânda hesabı nasıl ödeyeceğini düşünürken, mekânın haracının masaya gelmesi işleri bambaşka bir boyuta taşır. Mekân sahibi, Osman’ı çok benzediği ünlü kabadayı Seyfi ile karıştırmıştır. Bu dakikadan sonra birbiri ardını izleyen tonla absürt olayın cereyan ettiği Gerzek Şaban, Osman ile Seyfi’nin birbirine bu denli benzemesini mükemmel bir mizaha dönüştürerek, izleyenlerine keyifli dakikalar armağan etmeyi başarmaktadır.

Tabii, filmin bizim için özel noktası ise Kemal Sunal’ın hayat verdiği Seyfi karakteri. Keza o, biraz İtalyan mafyası tipiyle dolaşmaya çalışan ancak özbeöz Türk kabadayısı olan Seyfi olarak karşımıza çıkarken, kendisine olan hayranlığımızı da bir kez daha zirve noktasına çıkarmayı başarmıştır. Nitekim yıllar yılı Şaban’a hayat veren ve saf bir halk çocuğu olarak karşımıza gelen Kemal Sunal, gerektiğinde sert bir kabadayıyı da ne denli ustalıkla canlandırabileceğini göstererek, adeta ustalığını yeniden ortaya koymuştur. Tabii ki Seyfi’nin de vurduğunu indiren, korkulan bir kabadayı olarak karşımıza çıkması, filmin seyir zevkini yükselten ve belki de arka fonda vuku bulan eğlenceyi maksimize eden en önemli detay olarak belirtmektedir. Türk sinemasında unutulmaz filmler arasında böylece girebilmiştir.

6 Kadırgalı Eşref (Şabanoğlu Şaban – Dinçer Çekmez)

Kadırgalı Eşref (Şabanoğlu Şaban – Dinçer Çekmez)Ulan bana Kadırgalı Eşref derler. Anamı kesen ben, babamı doğrayan ben, kız kardeşimi şişleyen gene ben. Ulan ben adamın gazhanesinden girer, şişhanesinden çıkarım. Lan ben adamı kuşbaşı kuşbaşı doğrarım. Eeeeeyt ulan!

Ee madem ki kabadayıların hüküm sürdüğü bir liste yapıyoruz, o vakit eski İstanbul kabadayılarına değinmeden olur mu? Kemal Sunal, Şener Şen ve Halit Akçatepe’nin başrolü paylaştığı ve sinemamızın en eğlenceli birkaç filminden biri olarak öne çıkan Şabanoğlu Şaban’ın parlayan bir diğer noktası da şüphesiz, Dinçer Çekmez’in hayat verdiği Kadırgalı Eşref.

Şaban ve Ramazan’ın gece âlemlerine aktığı vakit karşılarına çıkan ve şehrin o dönemki en belalı adamlarından biri olan Kadırgalı Eşref; sevdiğine sıkı sıkıya sarılan, ona yan gözle bakanın ciğerini oyma potansiyeli taşıyan, gür sesiyle karşısındaki titreten namlı bir kabadayıdır. Tabii onun böylesi eğlenceli bir yapıdaki varlığı, hem eski İstanbul kabadayıları hakkında fikir sahibi olmamıza olanak sağlıyor hem de Kadırgalı Eşref’in bir nebzede olsa tiye alınması ile filmin eğlencesi bir tık yukarı taşınmış oluyor.

Özellikle Dinçer Çekmez’in göründüğü ufak zaman diliminde unutulmaz arasına adını yazdırdığı ve “Eeeeeyt ulan” nidasıyla kulağımızın pasını sildiği karakteri Kadırgalı Eşref, tüm bu parametreleri birleştirdiğimizde, Yeşilçam döneminin unutulmaz kabadayılarından biri olarak anılmayı fazlasıyla hak ediyor.

7 Fırat (Umutsuzlar – Yılmaz Güney)

Fırat (Umutsuzlar – Yılmaz Güney)İlk dönem Yılmaz Güney filmlerinden olan, buna rağmen her bir anıyla insanın yüreğine yüreğine işleyen Umutsuzlar, bir yandan da dediğim dedik kabadayı Fırat’ı bizlere armağan ederek farklı bir noktada konumlanmayı başarmaktadır.

Her daim fakirin fukaranın yanında olan, kendi adaletini sağlamak için tüm gücüyle çabalayan, doğru bildiğinden şaşmayan ve de en önemlisi sözü kanun hükmünde olan şehrin en büyük kabadayılarından Fırat, gönlünü balerin Çiğdem’e kaptırmıştır. Ancak ne var ki bu güzel kadın, Fırat’ın silahını rafa kaldırmasını ve bu karanlık işleri bırakmasını istemektedir. Tüm hayatını savaşa, silaha ve yanlış yapanın karşısında durmaya adayan Fırat için ise bu hiç kolay olmayacaktır. Bu dakikadan sonra aşkı ve hayatı arasında bir seçim yapma gereği duyan Fırat’ın macerası, izleyenlerin bam teline dokunmayı başarmaktadır.

Yeşilçam’ın Çirkin Kralı olarak anılan ve Türk Sineması’nın gelişiminde birebir pay sahibi olan Yılmaz Güney’in kamera arkası kadar kamera önündeki yeteneğinden bahsetmeye gerek dahi yok. Ancak onu, eli silah tutan, adaletli bir kabadayı rolünde görmek, şüphesiz tadına doyulmaz bir seyirliği de beraberinde getirmektedir. Nitekim hayatı boyunca eşitlik kavramının peşinden giden Yılmaz Güney’in kendi adaletini sağlamak için çabalayan Fırat karakterine hayat vermesi de bu nedenle daha değerli bir konuma yükselmektedir.

Yılmaz Güney’in başrolü Filiz Akın ile paylaştığı ve her bir sekansta oyunculuk dersi verdiği Umutsuzlar, şüphesiz sinemamızın en unutulmaz kabadayı performanslarından birini de içinde barındırmaktadır.

8 Arabo (İki Kızgın Adam – Bilal İnci)

Arabo (İki Kızgın Adam – Bilal İnci)Malum, sinemamızın en sert bakışlı adamlarını saydığımızda, Bilal İnci’nin adını anmadan geçmek olmaz. Kariyeri boyunca birçok mafyatik role bürünen usta oyuncu, bunlar içerisindeki en unutulmazlardan birine de İki Kızgın Adam filminde hayat verdiği Arabo karakteri ile imza atmıştır.

Kadir İnanır’ın performansıyla can bulan Murat karakteri ile amansız bir rekabetin içine giren Arabo, muadillerine oranla gözünü daha fazla hırs bürümüş ve her türlü karanlık yola sapmayı kendine adet edinmiş, mafyöz bir kabadayıdır. Ancak karaktere hayat veren Bilal İnci’nin, filmin ilk dakikasından son dakikasına kadar ortaya koyduğu performans, onu yalnızca filmin özelinde yüceltmekle kalmıyor aynı zamanda Yeşilçam döneminin de en unutulmaz performanslarından biri olarak kayıtlara geçmesine olanak sağlıyor.

Kadir İnanır’ın dahi sert bakışlarını gölgede bırakan Bilal İnci’nin Arabosu, kötü adam tanımına cuk diye oturan ve elinden geleni ardına koymayan, yavaş yavaş evrim geçiren kabadayıların sinemaya tezahürü olarak da karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle listemizde yer verdiğimiz Arabo, aynı zamanda filmin temposunun düştüğü her bir anda ortaya çıkarak da seyir zevkine pozitif bir şekilde etki etmektedir.

9 Yusuf Şahin (Katiller De Ağlar – Cüneyt Arkın)

Yusuf Şahin (Katiller De Ağlar – Cüneyt Arkın)Cüneyt Arkın’ın bir kez daha karmaşık ilişkiler silsilesi içerisinde kendisini bulduğu Katiller De Ağlar, küçük yaşta işlemediği bir suçu üslenmesi hasebiyle hapse düşen ve akabinde de eli silah tutan bir kabadayı olan Yusuf Şahin’in yaşadıklarını odak noktasına alır.

Cüneyt Arkın’ın tüm filmografisinden alışılagelmiş şekilde, gözü kara ve bilek gücüne fazlasıyla güvenen bir karaktere hayat verdiği Katiller De Ağlar, bir yandan da Yusuf Şahin’in geçmişiyle olan hesaplaşmasını gün yüzüne vurmaktadır. Nitekim çocuk yaşta hapse girmesinden ötürü ailesinden uzak kalan Yusuf Şahin’in, bihaber olduğu kardeşi Kenan, Ekipler Amiri olmuş ve mafyaya deyim yerindeyse savaş açmıştır. Bu dakikadan sonra, kardeşi ile bir savaşın içerisine bilmeden dahil olan Yusuf Şahin, bir yandan aile özlemiyle yanıp tutuşurken diğer yandan da doğru bildiklerinin peşinden gitmek için çabalamaktadır.

Ekipler Amiri Kenan ile Deli, Gaddar lakapları ile bilinen Yusuf’un düellosuna şahitlik ettiren Katiller De Ağlar, bir yandan anlatısıyla tatlı bir avantür armağan ederken, diğer yandan da Yusuf’un delici bakışları vesilesiyle ayakları yere sağlam basan ve kalbi tertemiz olan bir kabadayıyı sinemamıza armağan ediyor.

Tabii ki, Cüneyt Arkın’ın olduğu yerde başka kabadayıya methiye düzmek olmaz. Ancak filmde öylesine özel bir karakter var ki adını anmadan da olmaz. Sinemamızın nevi şahsına münhasır isimlerinden biri olarak bilinen Nuri Alço’nun hayat verdiği ve yer altı dünyasının en tanınan simalarından olarak bilinen Kerim, ünlü gangster Al Capone’a olan hayranlığı ile bilinen ve onun lakabıyla anılan bir mafya babasıdır. Bu da esasen filmin ilgi çekiciğini arttıran bir husus olarak izleyenlerini selamlamaktadır.

10 Gaddar Kerim (Korkusuz Korkak – Hikmet Taşdemir)

Gaddar Kerim (Korkusuz Korkak – Hikmet Taşdemir)Benim adım Kerim, hepinizi severim!

Belki de bu âlemin gördüğü en pamuk kalpli seri katillerden biridir o. Malum, Korkusuz Korkak filminde Mülayim, hastane raporlarının karışmasından mütevellit öleceğini düşünmektedir ve bu nedenle de yüzünü dahi görmediği bir kiralık katille anlaşmıştır. Onu öldürmek için peşine düşen Gaddar Kerim ise Mülayim’i başka kimsenin öldürmesine izin vermeyecek kadar kararlı ve işine profesyonelce bağlı bir katildir. Keza Gaddar Kerim, hastalıktan ölmesin diye Mülayim’e kendi elleriyle bakmış, onu diğer mafya üyelerinin elinden dahi kurtarmıştır. Sahi, var mıdır böyle efsanevi bir kabadayı?

Yeşilçam’ın en önemli karakter oyuncularından olan ve yüzlerce filmde rol alan Hikmet Taşdemir’in en unutulmaz performanslarından birisine imza attığı Korkusuz Korkak filmi, şüphesiz Gaddar Kerim’in gözünden çıkarmadığı gözlükleri ve naif duruşuyla da eğlencesini katlamayı başarmaktadır. Tabii böylesine absürt bir yapı içerisinde, Gaddar Kerim’in sert ve icra ettiği meslekten ödün vermeyen tavrı da fazlasıyla takdir toplamakta ve filmi özel kılan yegane unsurlardan biri olarak belirmektedir.

11 Ayı Abbas (Korkusuz Korkak – Turgut Özatay)

Ayı Abbas (Korkusuz Korkak – Turgut Özatay)Korkusuz Korkak filminin en önemli özelliği içinde birçok kabadayı ve mafyatik unsur bulundurmasıdır. Her ne kadar bu durumu olanca eğlenceli ve absürt bir biçimde işlese de bu filmin içinde yer alan karakterlerin ayrı ayrı efsane olmasına engel teşkil edecek bir husus değildir. Nitekim Gaddar Kerim, Sansar Selim gibi Mülayim’i öldürmek için ant içmiş kişi kadar önemli biri varsa da o da Ayı lakabıyla bilinen Abbas’tır.

Mafyanın başı olan ve birçok adamını Mülayim’in üstüne salan Ayı Abbas, nihayet Korkusuz Korkak’ın karşısına çıktığında ise kendine güvenen bakışlarını takınsa da sonunda Mülayim karşısında ezilen, büzülen taraf olmaktan kurtulamayacaktır. Esasen Mülayim’in, gaddarlığı ve sertliği ile nam salmış Ayı Abbas’ı mat etmesi, yalnızca bir limona bakmaktadır.

Sinemamızın en fazla filmde rol alan isimlerinden olan Turgut Özatay, şüphesiz en unutulmaz performanslarından birini de Korkusuz Korkak ile imza atmıştır. Gerek filmin eğlencesi, gerekse kendisinin ortaya koyduğu baskın tavır hem filmin kalitesini yukarılara çekmekte hem de Ayı Abbas’ı unutulmazlar arasına altın harflerle yazdırmaktadır.

12 Kılıç Bey (Kılıç Bey – Cüneyt Arkın)

Kılıç Bey (Kılıç Bey – Cüneyt Arkın)Biliyorsunuz ki; sinemamızın en iyi aksiyon-macera filmleri, Cüneyt Arkın’dan sorulur. Kabadayı tanımını sonuna kadar hak eden, haksızlığın her daim karşısında duran, fakirin fukaranın en büyük yardımcısı ve adaletin yılmaz savunucusu olan Kılıç Bey, hırsızlığı ve namussuzluğu yok etmek için çabalayan, kendine has bir ağa babasıdır.

Küçük yaşta İstanbul’a yerleşen ve adeta modern bir süper kahraman edasıyla yardıma muhtaçların derdine derman olan Kılıç Bey, silahının değil bileğinin gücüne güvenen has bir kabadayıdır. Tabii ki onun haksızlığa göğüs geren yapısı, düşmanları ve işini bozduklarının canına tak etmiş ve onu ortadan kaldırmanın planları çoktan yapılmıştır. Bu dakikadan sonra Bilal İnci’nin hayat verdiği Bingöllü Celal’in işin içine dâhil olmasıyla, anlatısını farklı bir yere kaydıran Kılıç Bey, buna rağmen sinemamızın unutulmaz kabadayılarından biri olarak anımsanmayı başarmıştır.

Yer yer arka fonda duyulan The Godfather melodisini sonuna kadar hak eden ve izleyen herkese Kılıç Bey hayranlığını aşılamayı yeğleyen film, gücünü kendini zengin etmek için değil, aksine yardıma muhtaçlar için kullanan bir adamı odak noktasına alır. Esasen kabadayı nedir, ne olmalıdır sorusuna da tek başına cevap vermektedir.

Kemal Sunal ile çektiği filmlerle adını daha fazla duyuran Natuk Baytan’ın, ciddi ve bir o kadar da eşitlikçi bir filmin altına imzasını attığı Kılıç Bey, hiç şüphesiz Cüneyt Arkın’ın alışılagelmiş üst düzey oyunculuğu ile şahlanırken, kapitalist düzeni kendine has bir şekilde yıkma çabasıyla da takdiri hak etmektedir.

13 Rıfat (Çifte Tabancalı Kabadayı – Yılmaz Güney)

Rıfat (Çifte Tabancalı Kabadayı – Yılmaz Güney)Yılmaz Güney’in avantür filmlerinden biri olan ve yönetmen ile senarist koltuğunu Mehmet Aslan’a emanet ettiği film, hem siyah-beyaz yapısıyla ilgi çekmeyi başarıyor ve adıyla müsemma bir şekilde, sağlam bir kabadayı hikâyesi sunmasıyla merak uyandırıyor.

Uzun yıllardır görüşmeye iki kardeşten biri namlı bir kabadayı diğeri ise mafyanın ipliğini pazara çıkarmaya ant içmiş bir gazetecidir. Tam bu süre zarfı içerisinde gazeteci olan kardeşin kaçırılması ve hemen akabinde öldürülmesi, Yılmaz Güney’in hayat verdiği Rıfat’ın tüm gaddar tarafını gün yüzüne çıkarmasına neden olacaktır. Bu dakikadan sonra, bu namlı kabadayının gözünü karartıp, namını nasıl hak ettiğini anlama sürecine odaklandığımız Çifte Tabancalı Kabadayı, her ne kadar üst düzey bir anlatı vaat etmese de farklı yapısıyla seyir zevkini yukarılarda konumlandırmayı başarıyor.

İlginizi Çekebilir :

Yılmaz Güney için Türk sinemasının gördüğü en sert oyunculardan biri yakıştırmasını gönül rahatlığı yapabiliriz. Keza, onun göründüğü her bir sekansta hayranlığı beraberinde getirmesinin yanı sıra, ona neden usta dendiğini de defaatle ortaya koymaktadır. Çifte Tabancalı Kabadayı filminde de Çirkin Kral namına yaraşır bir şekilde, bileğinin gücünü konuşturan Yılmaz Güney, dinamik bir hikâye vasıtasıyla kendisini izlettirmeyi başarmaktadır.

14 Kara Cellât (Kara Cellât – İrfan Atasoy)

Kara Cellât (Kara Cellât – İrfan Atasoy)Sinemamızın en nevi şahsına münhasır isimlerinin başında gelen ve avantür sinemanın duayenlerinden olan Yılmaz Atadeniz’in yönetmenliğini yaptığı film, odak noktasına aldığı Kara Cellât vesilesiyle hem özgün bir kabadayı hikâyesi vadediyor hem de tadına doyulmaz bir eğlenceyi izleyenlerine armağan ediyor.

Adana’dan İstanbul’a uzanan bir hikâyenin başkahramanları olan Kara Cellât ile Makbuz, bir paratoner edasıyla, şehre gelir gelmez hemen belayı üzerlerine çekerler. Girdikleri ilk kahvede olay çıkaran ve buradaki belalı adamları hacamat eden iki kafadarın yolu, sonrasında ise daha büyük balıklar olan Arap Reşo, Çiçek Recep ve Kaymak Ahmet ile kesişir. Şehrin en büyük kabadayıları olan bu adamları haraca bağlamak için uğraşan Kara Cellât ve Makbuz’un asıl hikâyesinin başladığı bu nokta ise, bir kabadayının doğuşunu simgelemektedir. Bu dakikadan itibaren türlü aksiyon ve heyecanın birbiri ardını izlediği film, aynı zamanda Kara Cellât gibi giyimi, kuşamı, konuşmasıyla ve her yönüyle özgün olan bir adamı sinemamıza armağan etmesi hasebiyle de oldukça değerli bir noktada konumlanmaktadır.

İrfan Atasoy’un siyahlar içinde arz-ı endam ettiği ve yer yer Yılmaz Güney’i anımsatan tarzıyla da hayranlık uyandırdığı film, siyah-beyaz anlatısı altından oldukça renkli bir hikâye sunmayı vadediyor ve kovalamaca dozajını bir an olsun azaltmayarak, izleyen herkesin seyir zevkini diri tutmayı da başarıyor.

15 BONUS 1: Ali Osman (Kabadayı – Şener Şen)

BONUS 1: Ali Osman (Kabadayı – Şener Şen)Türk Sineması tarihinin en iyi oyuncusu kimdir diye bir soru yöneltsek, şüphesiz herkesin listesinde yer alacak bir isimdir Şener Şen. Özellikle 70’lerin sonu 80’lerin başında ortaya koyduğu filmleri ile taraflı tarafsız herkesin sevgilisi olmayı başaran usta oyuncu, yalnızca sempatik kişiliği ile değil aynı zamanda muadillerine taş çıkartacak cinsten yeteneği ile de alkışı hak etmektedir. Gelgelelim, ülkemizin yetiştirdiği böylesi güzide bir sanatçıyı son 20 yıllık süreçte pek fazla beyazperdede göremez olduk. Özellikle Şener Şen’in, Yavuz Turgul senaryolarına hapsolması ve diğer teklifleri reddetmesi, sevilen oyuncu ile sinemada buluşmamızın en büyük engeli olarak öne çıkmaktadır.

İlginizi Çekebilir :

Bu durum, onun 20 yıllık süreçte ortaya koyduğu tüm filmleri de deyim yerindeyse efsane statüsüne çıkarma konusunda fazlasıyla işlevsel olmuştur. Bu zaman dilimi içinde Eşkıya, Gönül Yarası, Kabadayı ve Av Mevsimi filmleri ile sevenleriyle buluşan Şener Şen, Yavuz Turgul’un senaryosunu yazdığı, Ömer Vargı’nın yönetmenliğini yaptığı Kabadayı filmi ile de adeta 70’lerin kabadayılarına nazire yaparcasına ortaya koyduğu performans ile ustalığını bir kez daha kanıtlamıştır.

Malum, konu başlığımız kabadayılar. Ee durum böyle olunca da, Şener Şen’in hayat verdiği Ali Osman’ın adını anmadan geçmek, bu mertebeye bariz bir haksızlık olurdu. O, yıllar yılı rafa kaldırdığı silahından uzak bir hayat geçirmiş, ancak yine de fakirin fukaranın en büyük destekçisi olmaktan vazgeçmemiş, dönemin en meşhur kabadayılarından biridir. Günün birinde varlığından haberdar olmadığı oğlunun hayatına girmesi ise Ali Osman’ı o eski, hareketli, kurşun sesleri ile örülü hayatın içine çekecektir. Tabii ki bu durum, onun efsanevi kişiliğine yaraşır bir jübileyi de beraberinde getirir.

Şener Şen’in başrolde harikalar yarattığı ve kabadayı nedir, nasıl olmalıdır sorularının cevabı niteliği taşıyan film, her ne kadar usta oyuncunun filmografisinin zayıf filmlerinden biri olarak lanse edilse de, tarihimizin dişe dokunur mafyöz filmlerinden biri olmayı da başarmaktadır. Hal böyle olunca da Yeşilçam dışında olsa dahi, Kabadayı filmini listeye almayı, boynumuzun bir borcu olarak görmekteyiz.

16 BONUS 2: Ramiz Karaeski (Ezel – Tuncel Kurtiz)

BONUS 2: Ramiz Karaeski (Ezel – Tuncel Kurtiz)Sahi, şöyle gözlerimizi kapatıp, kabadayı kimdir diye sorsak, aklınıza ilk gelecek cevap ne olurdu? Esasen, benim zihnimde kabadayının vücut bulmuş hali Ramiz Karaeski’dir. Ya da bir başka deyişle nam-ı değer Dayı’dır.

İki sezon boyunca süren ve Türk televizyonlarında yayınlanmış en iyi dizilerden biri olarak öne çıkan Ezel’in, en tanınmış, en efsanevi ismi olarak karşımıza çıkan Ramiz Karaeski; okuduğu şiirler, ettiği beylik laflar, mazluma sırt çevirmeyişi ve de en önemlisi insanın içine içine işleyen o ses tonu ile unutulmazlar arasına adını altın harflerle yazdırmış bir karakterdir. Tuncel Kurtiz’in tüm endamı ile hayat verdiği Dayı, İstanbul’a ilk adım attığı gün ortaya koyduğu “Seni yeneceğim koca şehir” mottosunu başarıya ulaştıran ve herkese korku salan ender isimlerden biridir. Onun Kenan Birkan ile yaşadığı dostluk ve düşmanlık, aşkı için yaptıkları yahut, Ezel’i düştüğü yerden kaldıran tavırları, onun hayatını özel kılmaya yetecek hususlar olarak öne çıkmaktadır.

Ölümünden sonra gıyabında cenaze namazları kılınan, ağıtlar yakılan Ramiz Karaeski; mertliği kendine pusula etmiş, doğru bildiği yoldan şaşmamış ve kendi adaletini sağlamak için var gücüyle debelenmiş efsanevi bir kabadayı olarak tarih sayfalarındaki yerini almıştır. Hal böyle olunca, bir dizi karakteri dahi olsa Dayı’yı burada görmenin en şık davranış olacağını düşündük ve bonus olarak onu bu güzide listeye ekledik.


SIFIR RİSK!
VİOP'ta 100.000 TL Sanal Para ile Dolar ve Altın Alın - Satın!
Ücretsiz Denemek için Tıklayın!




Diğer yorumlar ( 0 )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunu okuyan bunları da okur