Oynadığı Karakterle Özdeşleşen En İyi 21 Oyuncu


 

Bazı oyuncular vardır, akıllara her daim hayat verdikleri karakterlerle gelir. Onların ki öyle bir uyumdur ki, birbirinden ayrı düşünmek çoğu zaman imkansızdır. Peki kim onlar? Oynadığı karakterle özdeşleşen en iyi oyuncuları sizler için derledik.

Oynadığı karakterle özdeşleşen oyuncular, izlediğimiz filmin çok daha keyifli olmasını sağlıyor değil mi? Sinemayı güzel yapan ve karakterleri popüler hale getiren kişiler hiç şüphe yok ki oyunculardır.  Onlar yeri geldiğinde bazı karakterleri alaşağı edebilecekleri gibi bazı karakterleri de yüceltmekten geri durmaz. Dönüp arkamıza baktığımız zaman, sinema tarihinde efsane olmuş hatta kültleşmiş birçok karaktere rastlamak mümkün. Ancak oyuncusuyla özdeşleşen karakter sayısı da bir o kadar az.

Malumunuz, Hugh Jackman’ın 17 yıldır hayat verdiği Wolverine’in sinemadaki macerasının sonuna geldiğinin habercisi olan Logan, bu hafta vizyona girdi. Hugh Jackman o kadar uzun süredir Wolverine’e hayat veriyor ki, bu ikiliyi ayrı düşünmek neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. Hugh Jackman her ne kadar Logan ile veda etmiş olsa da o her daim bizim için asi, hırçın ve pençeleriyle kötülerin korkulu rüyası olan Wolverine olarak kalmaya devam edecek. Pekâlâ, Hugh Jackman’ın kaderini paylaşan oyuncular kimler? En az onlar kadar etle tırnak olan, yeri geldiğinde karakterin yeri geldiğinde oyuncusunun daha popüler olduğu mayalar? Karakterin asla oyuncusundan ayrı düşünülmediği bileşimleri sizler için kaleme aldık.

Karşınızda karakteriyle özdeşleşen oyuncular…

21 Steve Stifler – Seann William Scott (Amerikan Pastası)

Steve Stifler - Seann William Scott (Amerikan Pastası)Amerikan Pastası, her ne kadar şimdi dönüp arkamıza baktığımız zaman ucuz bir gençlik komedisi olarak andığımız bir film olsa da, özellikle 2000’lerin başına damgasını vurmuştur. Tabii eğer film adından bu kadar fazla söz ettirdiyse bundaki aslan payı hiç şüphe yok ki Sean William Scott’ın hayat verdiği Steve Stifler’indir. Her ne kadar Stifler filmin esas oğlanı olmasa da hikâyenin gidişatına ve filmin mizahına katkısı düşünüldüğünde filmin dahi önüne geçen bir karakter olarak belirmektedir. Nitekim Stifler’ın bu denli ilgi çekmesinden sonra Amerikan Pastası uzun bir seri halini almış ve bu ele avuca sığmaz çocuğun aile bağlarının dahi ekmeğini fazlasıyla yemiştir.

Tabii Sean William Scott’ın kariyerinin Stifler kadar parlak ilerlemediğini söylemekte yarar var. Nitekim oyuncu Amerikan Pastası’ndan sonra, karakterle fazla bütünleşmesinden ötürü pek fazla projede yer alamamış ve kendi adından çok Stifler adıyla anılmaya devam etmiştir.

20 Kevin McCallister – Macaulay Culkin (Evde Tek Başına)

Kevin McCallister - Macaulay Culkin (Evde Tek Başına)90’larda çocuk olanların ezbere bildiğin Evde Tek Başına serisi, iki avanak hırsızın genç Kevin McCallister ile olan mücadelesini konu almaktadır. Tabii filmi bu kadar değerli kılanın öncelikle üzerine giydiği mizah zırhı olduğunu söylemekte yarar var. Ancak ilk filmin çekildiği yıllarda yalnızca 10 yaşında olan Macaulay Culkin’in de filme katkısı bir o kadar fazla. Nitekim Culkin, Evde Tek Başına serisinden ayrıldıktan sonra filmlerin tüm büyüsü kaybolmuş ve adeta son hızla şarampole yuvarlanan bir kamyonu anımsatmıştır.

İnceleyin: Evde Tek Başına Filmi Hakkında Bilinmeyenler

Gel gelelim ki Macaulay Culkin’in çocuk yaşta edindiği bu şöhret ve Kevin McCallister ile kurduğu duygusal bağ, her ne kadar biz sinemaseverlerin damağında eşsiz bir lezzet olarak kalmış olsa da bu genç adama yansıyışı oldukça farklı olmuştur. Culkin, Evde Tek Başına’dan sonra şöhreti ve böylesi bir büyük bir maddi kazancı kaldıramamış ve kendisini uyuşturucu batağında bulmuştur. Nitekim birkaç yıl önceye kadar zayıflamış ve deyim yerindeyse bitap düşmüş fotoğrafları sosyal medyada sıkça paylaşılmıştır. Özel hayatını bir kenara koyduğumuzda ise, henüz küçüklüğünde kendisini her yaş grubuna sevdirmeyi başaran ve karakter-oyuncu uyumunun nadide birleşimlerinden biri olarak karşımıza gelen McCallister-Culkin uyumu muadillerini aratmayacak derecede kıymetli ve özeldir.

19 Mathilda – Natalie Portman (Leon)

Sırada çocuk yaşta şöhrete kavuşan bir başka isim var. Şimdilerin en güzel kadınlarından biri olarak anılan Natalie Portman, ne kadar güzel olursa olsun birçokları için her daim küçük Mathilda olarak kalmaya devam edecektir. Tabii ki bunda, Leon’un dillere destan sinematografisinin payı da yadırganmayacak derecede büyük.

Eğer şimdilerde Leon için “efsane” diyebiliyorsak, onu kült filmler kategorisinde sayabiliyorsak bu başından sonuna dek doğru icra edilen bir çalışmanın sonucudur. Ancak yeteneği ile ilk kez bu filmde karşılaştığımız genç Natalie Portman, tecrübesizliğine aldırmadan Jean Reno’nun karşısında adeta döktürerek filmin en başarılı isimlerinden biri olmayı da başarmıştır. Şimdilerde dahi, küt saçlı bir kadın gördüğümüzde “Mathilda” benzetmesi yapıyorsak bundaki aslan payı hiç şüphe yok ki Natalie Portman’a aittir. Onun tüm sevimliliği ve daha o günlerde göze çarpan sempatisiyle hayat verdiği Mathilda, belki Natalie’nin en iyi performansı değildi ama en akılda kalıcı karakterlerinden biri olarak hala popülerliğini korumaktadır.

18 Gandalf – Ian McKellen (Yüzüklerin Efendisi – Hobbit)

Gandalf – Ian McKellen (Yüzüklerin Efendisi - Hobbit)Sinema tarihinin en iyi üçlemelerinden biri olarak kabul gören ve milyonlarca fanıyla da her daim ilgi odağı olmayı başaran Yüzüklerin Efendisi’nin hiç şüphe yok ki en popüler karakterlerinin başında Gandalf yer almaktadır. Daha sonrasına çekilen Hobbit serinde de boy gösteren ve her daim hayranlıkla izlediğimiz Ian McKellen, IMDB verilerine göre tam 108 filmde boy göstermiş olsa da, onu dünya üzerinde bu denli geniş kitlelere tanıtan film kesinlikle Yüzüklerin Efendisi’dir. Nitekim McKellen da Gandalf’a tüm seri boyunca öylesine destansı bir şekilde hayat vermiştir ki karakterle adeta bir bütün haline gelmiştir.

İlginizi Çekebilir: Efsane Film Replikleri

17 Han Solo – Harrison Ford (Star Wars)

Han Solo - Harrison Ford (Star Wars)Yıldızlar Savaşı’nın karizmatik pilotu olan Han Solo da ona hayat veren Harrison Ford ile özdeşleşenlerden. Nitekim yakın bir zamanda çekilmesi planlanan Han Solo spin-off’u ilk lanse edilmeye başladığı günden beri, Star Wars fanları tarafından büyük tepkiyle karşılaşmıştır. Çünkü onlara göre Han Solo, Harrison Ford’dur ve ondan başka kimse bu ateşten gömleği giyemez!

Bakınız: En İyi Bilim Kurgu Filmleri Listesi

Han Solo, karizması ve delici bakışlarıyla Star Wars evrenine damga vurmuş bir karakterdir. Ancak bu karakteri Harrison Ford’dan başka birinin canlandıracağı düşüncesi karakterin efsanevi duruşunu zedeler mi göreceğiz. Naçizane görüşüm; Harrison Ford’suz bir Han Solo, Alex’siz Fenerbahçe’ye, peynirsiz karpuza, çaysız simide benzeyecektir.

16 Forrest Gump – Tom Hanks (Forrest Gump)

Forrest Gump – Tom Hanks (Forrest Gump)Tarihin en iyi erkek oyuncuları listesi yapılsa, o listeye kafadan girecek isimlerden biridir Tom Hanks. Ancak bunca başarılı performansının içinden bir rol, öylesine ayrılmaktadır ki, hayran olunmayacak gibi değil! Evet, Forrest Gump’tan bahsediyoruz. Naifliği, sevecenliği ve de en önemlisi samimiyetiyle gönüllerimizi fethetmiş ve birçoklarının favori filmlerinden olmayı başarmıştır Forrest Gump. Tabii ki ona hayat veren Tom Hanks’e de ayrı bir parantez açmamız gerekir; çünkü o, ne kadar zor rollerin altından kalkarsa kalksın o hala çocukluk sevdamız Forrest Gump’tır bizler için.

Tom Hanks-Forrest Gump mayası fazlaca tutmuş hatta filmi bu denli başarılı yapan yegâne unsurlardan biri olarak anılmıştır, anılmaya da devam etmektedir. Bunun en birincil sebebi, Tom Hanks’in adeta yeteneğinin sınırlarını zorlar derecede ortaya koyduğu performanstır. Sahi, Forrest Gump’ı başka bir oyuncunun canlandırma düşüncesi hiç size cazip geliyor mu?

Tom Hanks yıllar boyunca altından kalkması zor birçok rolde, bambaşka başarılar kazanmış olsa da, bir nesil onu Forrest Gump olarak hatırlamaya devam edecektir. Çünkü o samimiyetin simgesi olarak çoktan hafızalarımızdaki yerini almıştır.

15 Tony Stark – Robert Downey Jr. (Iron Man)

Tony Stark – Robert Downey Jr. (Iron Man)Sırada ele avuca sığma duruşuyla, Stark Endüstrilerinin başındaki isim Tony Stark yani nam-ı değer Iron Man var. Çapkın, uçarı ama bir o kadar da yardımsever bir adam olan Tony Stark için tüm karizmasını Robert Downey Jr.’dan alıyor dersek hata etmiş olmayız. Nitekim onların ki öyle bir mayadır ki, günlük hayatta dahi sokakta dolaşan hangisi pek ayırt edilemez. Bu zaman zaman Robert Downey Jr.’a karakterin büyüsüne kapılıyor eleştirilerini beraberinde getirse de, durumun sinemaya yansıyışını ele aldığımızda ise tadına doyulmaz bir Iron Man’i huzurlarımıza getiriyor.

İlk olarak 2008 yılında bir araya gelen Tony Stark ve Robert Downey Jr. Marvel Sinematik Evreni’nin genişlemesi ile birlikte yaklaşık 10 yıldır adeta ara vermeden huzurlarımıza geliyor. Son olarak bu yaz, Spider-Man Homecoming filminde bir kez daha karşımıza çıkmaya hazırlanan Iron Man, ona hayat veren Robert Downey Jr. olmadan yoluna devam etmesi pek muhtemel olmayan bir karakter. Ancak onların birlikteliğinin bu denli fanı varken de olası bir ayrılık uzunca bir süre söz konusu olacak gibi durmuyor.

14 Tony Montana – Al Pacino (Scarface)

Tony Montana – Al Pacino (Scarface)Tony Montana’nın suç dünyasında basamakları birer çıkması ve filmin finalinde izleyenlerine öldürücü yumruğunu vurması daha dün gibi aklımızda. O, bizlere böylesine destansı bir filmi armağan ederken onun en büyük yardımcısı ise hiç şüphe yok ki Al Pacino oluyordu. Nitekim Scarface ilk olarak 1932 yılında çekilmiş, biraz da dönemin teknolojisinin ileri olmamasından mütevelli pek de hafızlarda yer edebilen bir film olmamıştır. Ta ki, Al Pacino’nun bugün bile güncelliğini koruyan dillere destan oyunculuğuna kadar.

Göz Atın: Efsane Filmler Listesi

Tabii, Al Pacino’nun Scarface’te gösterdiği üstün başarı, yalnızca filmin popülaritesine pozitif etki etmedi. Aksine Al Pacino’nun da karakterler özdeşleşmesine olanak sağladı. Her ne kadar usta oyuncu, The Godfather’daki Michael Carleone rolüyle de unutulmazlar arasına girse de orada Marlon Brando’nun gölgesinden kurtulmayı başaramamıştır. Ancak Scarface’te tek başına oluşu ve tüm hırsıyla arzı endam edişi, onu Tony Montana ile ayrılmaz bir ikili haline getirmiştir. Bugün bile Al Pacino’yu anarken Scarface’teki performansını övmeden edemeyiz. Bu bile onları sağlam bir maya olarak anmamıza yeter de artar…

13 Amelie Poulain – Audrey Tautou (Amelie)

Amelie Poulain - Audrey Tautou (Amelie)Müzikleriyle derinlerimize temas eden, sinematografisiyle iç ısıtan Amelie, şüphesiz Audrey Tautou’nun samimi performansıyla akıllara kazınan bir film. Nitekim bu performans, Audrey’i de tüm dünyaya tanıtan ve ona Hollywood’un kapılarını ardına kadar açan bir performans olmuştur.

Her ne kadar Audrey Tautou, Amelie ile içimize işlese de o da Amelie’nin haklı şöhretinden kurtulamayanlardan. Evet, onun şahane performansı olmasa belki Amelie’nin başarısından bu denli konuşuyor olmazdık ancak, maalesef ki zaman zaman filmin oyuncuyu gölgede bıraktığı durumlarla da karşılaşıyoruz. Esasen Amelie-Tautou ilişkisi de tam bu noktada duruyor. Bu ikili birbiriyle öylesine büyük bir uyum içine girdi ki, Amelie bir yandan yücelirken, Tautou ise onun gölgesinde yeşermekten kurtulamadı. Ancak ne olursa olsun, böylesine sıcak bir filmi bizlere armağan ettiği ve Amelie olarak hafızalarımıza kazındığı için Audrey Tautou’ya ayrıca bir teşekkür etmeliyiz.

12 Terminatör – Arnold Schwarzenegger (Terminatör)

Terminatör - Arnold Schwarzenegger (Terminatör)80’lerin şiddeti en bol olan filmlerinden biri kuşkusuz Terminatör idi. Tabii, karaktere hayat veren Arnold Schwarzenegger’in de donuk bakışları, tüm bu aksiyon içerisindeki en dişe dokunur detaylardan başında yer alıyor. Karakter-oyuncu bileşiminin en şatafatlı örneklerinden birini temsil eden Terminatör, sonrasında çekilecek devam filmleriyle birlikte hem serinin tanınırlığını arttıracak hem de Arnold Schwarzenegger’e Kaliforniya valiliğinin kapısını açacaktı.

Bir vali düşünün, kendisine Terminatör diye seslenen bir seçmen kitlesi olsun. İşte Arnold Schwarzenegger –Terminatör birlikteliğini en güzel açıklayan durum budur. Asla birbirlerini gölgede bırakmayan aksine ele ele verip, birbirlerini yücelten bu şahane birliktelik, sinema tarihinin de en akılda kalıcı uyumlarından birini temsil etmektedir.

11 Jack Sparrow – Johnny Depp (Karayip Korsanları)

Jack Sparrow - Johnny Depp (Karayip Korsanları)Sürmeli gözleri, örgülü saçları ve sürprizli duruşuyla kaptan Jack Sparrow, son yılların en nevi şahsına münhasır karakterlerinden biri olarak sinemada boy göstermektedir. Tabii, karakterin böylesine adından söz ettirmesinin yegâne sebebi ona hayat veren Johnny Depp. Yıllardır türlü zor ve muazzam rol ile karşımıza gelen ve her defasında kendisine hayran bırakmayı başaran Depp, ilk defa 2003 yılında buluştuğu Jack Sparrow ile yalnızca popülerliğini arttırmayacak aynı zamanda özdeşleşeceği bir karakteri de ortaya koymuş olacaktı.

2017 itibariyle 5.kez Jack Sparrow’a hayat verecek Johnny Depp’i artık bu popüler karakterden ayrı düşünmek neredeyse imkânsız. Bu öyle bir birliktelik ki, Johnny Depp’in her bakışında Jack Sparrow’u aramak ve ona ait en ufak bir detaya rastlanıldığında mutlu olmak gibi…

10 Harry Potter – Daniel Radcliffe (Harry Potter)

Harry Potter – Daniel Radcliffe (Harry Potter)Daniel Radcliffe için gözümüzün önünde büyüdü desek herhalde doğru bir tanımlama yapmış oluruz. Nitekim 2001 yılında ilk defa Harry Potter rolüyle karşımıza çıkan ve yaklaşık on yıla yayılan bir süre içerisinde sekiz defa aynı karaktere hayat veren Radcliffe birçokları için hala Daniel’den çok Harry’dir. Eğri oturup doğru konuşalım. Şimdilerde bile Daniel Radcliffe’ın oynadığı bir film için “Harry Potter oynuyor o filmde” diye arkadaşlarımıza tanıtmıyor muyuz?

Büyüme sürecine birebir tanıklık ettiğimiz, hayranlıkla izlediğimiz bir serinin başrolü olarak karşımıza çıkan Daniel Radcliffe’in Harry Potter ile özdeşleşmesinden daha doğal bir şey yok elbette. Tehlikeli olan, Radcliffe’in, Potter rolü altında ezilmesiydi. Ancak beklenen olmadı ve oyuncu seri bittikten sonra da kariyerine başarıyla devam etti, etmeye de devam ediyor.

Daniel Radcliffe, kariyerine başarıyla devam ede dursun, biz onu her daim Harry Potter olarak anmaya devam edelim. Çünkü o, şimdilerde 20’li yaşlarını yaşayan birçok genç için hala çocukluk kahramanı olarak güncelliğini korumaktadır.

9 Turist Ömer – Sadri Alışık (Turist Ömer)

Turist Ömer – Sadri Alışık (Turist Ömer)Turist Ömer derler benim adıma, adıma; pişman olur bakmayanlar tadıma, amanin!

Türk Sineması’nın en iyi oyuncularını listelesek, şüphesiz o listenin demirbaşlarından biri Sadri Alışık olacaktır. O öylesine büyük bir oyuncuydu ki; bir gülüşü hepimize tebessüm ettirirken, bir gözyaşı milyonlarca insanı ağlatmaya yeterdi. Ancak onu sinemamız için özel yapan, a’dan z’ye herkes tarafından tanınmasına olanak sağlayan rolü ise Turist Ömer’dir.

İlk olarak 1963 senesinde Hulki Saner’in yönettiği, Ayhan Işık’ın başrolü oynadığı Helal Olsun Ali Abi filminde bir yan karakter olarak ortaya çıkan Turist Ömer, karakterin çok fazla ilgi çekmesinden dolayı 1 yıl sonra tek başına bir film halini alıyordu. Hem de ne almak! Turist Ömer ile birlikte Sadri Alışık büyüklüğüne büyüklük katıyor, taraflı tarafsız herkesin sevgisini kazanıyordu. Sahi, Sadri Alışık ismi ilk zikredildiğinde dahi, Turist Ömer’in o kendine has selamı gelmiyor mu akıllara? İşte karakterle özdeşleşmek demek tam anlamıyla budur. Turist Ömer demek Sadri Alışık samimiyeti; Sadri Alışık demekse Turist Ömer neşesi demektir.

8 Marty McFly – Michael J. Fox (Back to the Future)

Marty McFly - Michael J. Fox (Back to the Future)Hangimiz zamanda yolculuk yapmak istemeyiz ki? Geçmişe gidip o eski günlere şahitlik etmek ya da geleceğe gidip 20 yıl sonraki halimizle tanışmak? Bu ütopik düşünce, tarih boyunca her daim insanoğlunun yapmak istediği eylemlerden biri olmuştur. Tabii durum böyle olunca da, zamanda yolculuk temasını sinemada birçok kez görmek mümkün hale gelmiştir. Ancak içlerinden biri var ki, muadillerinden ayrılıp pırıl pırıl parlamaktadır. Evet, Back to the Future yani Geleceğe Dönüş serisinden bahsediyoruz.

Serinin takındığı misyon, zamanda yolculuğu bilimsel altyapısıyla açıklama çabası ve de en önemlisi tadına doyulmaz mizahı Geleceğe Dönüş’ü bu denli önemli yapan hususlardan bazıları. Ancak serinin başkarakteri olan Marty McFly’ın ilk filmiden son filmin son dakikasına kadar bize bahşettikleri de tadına doyulmayacak cinsten. Tabii ona hayat veren Michael J. Fox’un da buradaki üstün başarısını da es geçmemek gerek.

Esasen Geleceğe Dönüş serisinin çekimleri ilk başladığında Marty McFly’ı canlandıran oyuncu Eric Stoltz’du. Ancak yönetmen Robert Zemeckis’in Stoltz’un performansını beğenmemesi, onun ibresinin Michael J. Fox’a kaymasına neden olacaktı. Açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, Zemeckis iyi ki de Stoltz’un performansını beğenmemiş ve Michael J. Fox ile Marty McFly’ı ortak bir noktada buluşturma cesaretini göstermişti. Keza Marty’nin Johhny B. Goode’u söylediği sahnede başka bir oyuncuyu hayal dahi etmek işkenceden farksız bir durum. Nitekim Michael J. Fox’da karakterine destansı şekilde verdiği hayatla, onunla özdeşleşmiş ve günümüzde hala Marty McFly’ın popüler olmasına olanak sağlamıştır.

7 Neo – Keanu Reeves (Matrix)

Neo – Keanu Reeves (Matrix)Seçilmiş kişi ile tekrardan buluşmaya hazır mısınız? Malumunuz, Matrix 2000’lerin başına damgasını vurmuş ve özgün felsefesiyle ilgi odağı olmayı başarmış bir proje. Tabii ki onu bu denli yüceltenin senaryosu olduğu aşikâr.Ancak bu noktada Keanu Reeves’in hakkını da yemek de olmaz. Nitekim usta oyuncu tüm seri boyunca Neo’ya öylesine gerekçi şekilde hayat veriyor ki, karakterle bir bağ kurmamak neredeyse imkânsız hale geliyor.

Keanu Reeves her ne kadar yıllar yılı birçok farklı role bürünmüş olsa da onun için de izleyiciler için de Neo’nun yeri hep ayrı olmuştur. Gerek Matrix’in sinema tarihine geçen anlatısı gerekse Neo’nun bu evren içinde yüklendiği misyon, karaktere karşı bir sempati beslememize olanak sağlıyor. Üstüne üstlük, Keanu Reeves’in adeta karizmanın vücut bulmuş bakışları da herkesi can evinden vurmayı başarıyor. Durum böyle olunca, Reeves-Neo birlikteliği de sinema tarihine geçen en güzel birleşimlerden biri olarak hala hafızalardaki yerini korumaktadır.

6 İnek Şaban – Kemal Sunal

İnek Şaban – Kemal SunalKemal Sunal’ın hayat verdiği İnek Şaban, sinema tarihimize adını altın harflerle yazdıran ve şöhretini tek bir filme borçlu olmayan karakterlerden biridir. Belki onu bize ve geniş kitlelere tanıtan film olan Hababam Sınıfı’nı hakiki filmi olarak sayabiliriz ancak bu sefer de Kemal Sunal’ın İnek Şaban olarak arz-ı endam ettiği diğer filmlere bariz bir haksızlık yapmış oluruz. Uzun lafın kısası İnek Şaban, bir filmle sınırlı kalmayacak kadar değerli ve tadına doyulmaz bir karakter. Saflığın, samimiyetin ve de en önemlisi güldürünün Türk Sineması’ndaki sembolü olan İnek Şaban, Kemal Sunal ile özdeşleşen ve Kemal Sunal’ı ülke tarihinin en iyi komedyeni haline getiren yegâne unsur olarak öne çıkıyor.

Herhalde bir oyuncunun, bir karakterle özdeşleşmesinin en saf uyumlarından biridir İnek Şaban-Kemal Sunal birlikteliği. Yıllar yılı bizi güldüren, bir değil iki belki de üç nesli büyüten filmleriyle evlerimizin her daim en samimi konuğu olan karakter; kalbinde bir damla kötülük barındırmayan aksine iyilik için çabalayan duruşuyla da her daim takdiri hak etmiştir.

Şöyle dönüp arkamıza baktığımızda, Kemal Sunal’dan ya da İnek Şaban’dan mı bahsettiğimizin hiçbir önemi yoktur aslında. Çünkü onlar toplum nezdinde her daim aynı adam ve aynı kirlenmemiş kişidir. Herhalde Kemal Sunal’a İnek Şaban’ı bize armağan ettiği ve kendisiyle bu kadar yakın bir sevgi bağı kurmamıza izin verdiği için ne kadar teşekkür etsek az. O iyi ki, İnek Şaban’a hayat vermiş ve iyi ki evlerimize her daim konuk olmayı sürdürmüş, iyi ki…

5 Joker – Heath Ledger (The Dark Night)

Joker – Heath Ledger (The Dark Night)Batman-Joker rekabeti belki de tarihin en uzun soluklu ve en ilgi çekici mücadelelerinden biridir. Oyuncular, yönetmenler, tarihler değişti ancak onlar arasındaki amansız rekabet asla sona ermedi! Tarihler 2008’i gösterdiğinde ise, Christopher Nolan’ın yönettiği The Dark Knight’ta bir kez daha kamera karşısındaki yerini alan bu iki ikon, esasen tarihin en muazzam mücadelelerinden birini de izleyenlerine aktarmak üzereydi.

Peki, neydi The Dark Knight’ı böylesine efsane yapan? Kuşkusuz aslan payını yönetmen Christopher Nolan’a vermek lazım. Gotham’a giydirdiği o karanlık ve kasvetli zırhın oldukça işlevsel olduğunu söylemek gerekir. Ancak biri vardı ki, gerek performansıyla gerekse duruşuyla tüm filmin ötesine geçmeyi başarmıştı. Evet, Joker’e hayat veren Heath Ledger’dan bahsediyoruz.

Oyuncunun tüm film boyunca ortaya koyduğu performans, yeri geldiğinde yaptığı doğaçlamalar ve de en önemlisi bıyık altından gülüşü, bir anda Heath Ledger’i tarihin en iyi Joker’i konumuna getiriyordu. Hem de Jack Nicholson’ın önünde! Ancak Heath Ledger’in filmin çekimlerinin bitmesinden kısa bir süre gelen vefat haberi, Hollywood’da adeta soğuk duş etkisi yaratmıştı. Joker ile efsane olacak, yalnızca son rolü olduğu için değil, karakteri adeta yaşadığı için onunla özdeşleşecek bir oyuncuyu maalesef ki bir daha beyazperdede göremeyeceğimizin haberiydi bu. Bir sanatçının arkasında bırakabileceği en güzel miras, somut eserleri olmuştur, olacaktır. Heath Ledger da bizlere, Joker ile öyle bir miras bıraktı ki, her daim güncelliğini koruyacak ve adından söz ettirecek cinsten…

4 Luke Skywalker – Mark Hamill (Star Wars)

Luke Skywalker – Mark Hamill (Star Wars)Uzun zaman önce, çok çok uzak bir galakside…

Star Wars’ı efsane yapan birçok detay sayabiliriz. Müzikleri, hikâyesi, misyonu, şahane bilim-kurgusu ve tabii ki Darth Vader’ı… Ancak tüm bu sayabileceklerimiz arasında birisi var ki, aslında tüm olayların merkezinde yer alan ve bizlere iyiliğin son temsilcisi nasıl olunmalı sorusunun cevabını önümüze getiren. Evet, Luke Skywalker’dan bahsediyoruz. Esasen onu anarken karaktere hayat veren Mark Hamill’den bağımsız düşünmek neredeyse imkânsız. Çünkü karşımızda birbirini yüceltmeyi başaran ender bir oyuncu-karakter ikilisi duruyor.

Her ne kadar Luke Skywalker, Mark Hamill’in kariyerinin geri kalanında onun peşini bırakmamış olsa da, bu ne Mark Hamill için ne de bizler için sorun teşkil eden bir durum değil. Nitekim biz onu hayat verdiği Luke ile öylesine çok sevdik, öylesine benimsedik ki, ne zaman başka bir karakterde karşımıza çıksa yadırgadık. “Ah be Luke” dedik. Nitekim 2015 yılında vizyona giren Star Wars: The Force Awakens’in finalinde, Luke Skywalker’ı görmek, benim gibi birçok fanın gözünden gelen yaşa engel olamamasına neden oldu. Çünkü karşımızda çocukluk kahramanımız olan Luke durmuyordu yalnızca. Bir kez daha karşımıza bu karakterle çıkan Mark Hamill de duruyordu.

En başta dediğimiz gibi Star Wars serisi, her bir detayının üzerine uzun uzadıya düşünülen ve şöhretini sonuna kadar hak eden bir seri. Ancak bu noktada ona artı değer katanlardan en büyüğü de, Luke Skywalker. Orijinal ilk üçlemede yer alan ve umuda yolculuğun adeta vücut bulmuş hali olan Luke, Mark Hamill’in karakteri adeta saniye yaşayan tavrıyla değer kazanıyor ve yaratıcısıyla özdeşleşmeyi başaran ender karakterlerden biri olarak öne çıkıyor.

3 Don Vito Carleone – Marlon Brando (The Godfather)

Don Vito Carleone – Marlon Brando (The Godfather)Malumunuz, baba kelimesi dört harften oluşan ama ağırlığı dört ton çeken bir kelimedir. Ailenin en önemli direğini, demirbaşını temsil eder. Ancak ailemizden dışarı çıktığımızda, baba dendiğinde ilk akla gelecek isim de hiç kuşkusuz Marlon Brando’dur. Çünkü usta oyuncu The Godfather serisinin ilk halkasında, babaların babası Don Vito Carleone’e öyle bir hayat vermiştir ki adeta “Baba” kelimesi ile özdeşleşmiştir.

Onun stilize duruşu, kendine has üslubu ve de adaleti, Don Vito Carleone’u sinema tarihinin en büyük ikonlarından biri haline getirmiştir. Ve tabii ki ona hayat veren Marlon Brando’yu. Böylesine yakışan, kısıtlı sürede efsaneler arasına adını yazdırmayı başaran ve gündelik hayatta bile aklımıza düşme potansiyeline sahip uyum, tarih boyunca örneğine az rastlanacak türden. Hadi kendimize itiraf edelim, The Godfather serisini birçoğumuz Marlon Brando’nun varlığı için izlemedik mi? Onun filmin önüne geçen endamı için bu seriyi merak etmedik mi? İşte Marlon Brando, böylesine büyük bir oyuncudur. Öyle büyüktür ki Don Vito Carleone’u taraflı tarafsız herkese sevdirmiş ve de en önemlisi kendisiyle özdeşleşmesine olanak sağlamıştır. Eğer ki Marlon Brando, “Baba”ya hayat vermese sinema tarihinin en önemi tuğlalarından biri yerine yerleşmemiş olurdu.  Varsın, böylesine usta bir oyuncu her daim Don Vito Carleone ile anılsın, biz de her daim ona bir kez daha hayran olalım…

2 Rocky Balboa – Sylvester Stallone (Rocky)

Rocky Balboa - Sylvester Stallone (Rocky)Arka fonda çalan “Eye Of The Tiger” müziği, karşımızda ise zafere giden yolda emin adımlarla ilerleyen ve tüm azmini ortaya koyan Rocky. Sinema tarihinin en büyük ikonlarından biri olmayı başaran Rocky, kuşkusuz yaratıcısı Sylvester Stallone ile şahlanan karakterlerin başında yer alıyor. Rocky-Stallone ikilisini bu listedeki diğer isimlerden ayıran en önemli detay; Stallone’nin Rocky’in senaryosunu da yazmış oluşu. Hatta Rocky’i kendisi o kadar çok oynamak istemiştir ki, beş parasız olmasına rağmen yapımcı yapımcı, kapı kapı gezmiştir. Ancak aynı Rocky’nin bize bahşettiği azim örneğinde olduğu gibi Stallone’de amacına ulaşmış ve Rocky olarak ilk defa 1976’da karşımıza çıkmıştır.

Onların ki öylesine uzun bir yolculuk ki… İlk defa 1976’da Oscar’da En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kucaklayan Stallone 40 yıl aradan sonra bu sefer aynı karakterlerle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülüne aday olmuştur. Dile kolay, 40 yıl boyunca bir karakterden kopamamak ve onu adeta yaşamak.

Ancak Stallone’nin Rocky’e kattıkları o kadar fazla ki… Gülüşü, konuşması, yürüyüşü hatta yumruk atışı dahi Stallone’nin kendine has üslubuna göre şekillenen ve izleyenlerin gönlünü fetheden detaylar olarak karşımızda. Rocky’siz Stallone, Stallone’siz Rocky’i düşünmek dahi şimdilerde tüyler ürpertici bir durum. İyi ki, birbirlerini bulmuş ve iyi ki gönüllerimize konuk olmuş diyebileceğimiz ikililerin başında gelen Rocky-Stallone uyumu, bir boks temasının ötesinde, duygusal altyapısıyla da izleyen herkesi kendine hayran bırakan bir yapı olarak yıllardır evlerimize konuk olmayı sürdürmektedir.

1 Wolverine – Hugh Jackman (X-Men)

Wolverine – Hugh Jackman (X-Men)Yazının girişini Hugh Jackman’ın duygusal vedası ile yapmışken, bu dillere destan ikiliyi zirveye yerleştirmemek olmazdı. İlk olarak 2000 yılında buluşan ve 17 yıl boyunca beyazperdede arzı endam Wolverine-Hugh Jackman ikilisi, bir süper kahramandan fazlası olan ve her daim bam telimize dokunmayı başaran harika bir mayanın ürünü.

Yıllar yılı, Wolverine ötekileştirilmesinden doğan haklı bir baş kaldırıya sahipken, biz de onun yanında saf tutmuşsak bunun başlıca müsebbibi Hugh Jackman’ın karaktere aşıladığı o duygusal duruştur. Nitekim Wolverine, birçokları için pençeleriyle insanlara saldıran o asi mutant olmaktan çıkmış ve gönül bağı kurabileceğimiz bir insan halini almıştır.

Aradan geçen yıllarda, ne Wolverine’i ne de Hugh Jackman’ı birbirlerinden bağımsız düşünemez olduk. Ta ki, bu hafta vizyona giren Logan’a kadar. Her ne kadar Logan, Hugh Jackman’ın son kez Wolverine’e hayat verdiği film de olsa, o gönüllerimizde her daim Logan olarak kalmaya devam edecek ve her aklımıza düştüğünde bizi derin bir hüzne sevk edecek isim olarak hatırlanacaktır. Ne diyelim, bize bahşettiğin tüm güzellikler için teşekkürler Hugh Jackman…




Yorumları Görmek İçin Tıklayın

Diğer yorumlar ( 0 )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir