Paylaşım

Paul Walker Kimdir? En İyi Unutulmaz Filmleri Listesi


 

Hızlı ve Öfkeli serisi ile hayatımıza giren, en sevdiğimiz oyuncular listesinin her daim zirvesinde yer alan ve 2013 yılında beklenmedik bir şekilde hayata gözlerini yuman Paul Walker kimdir tanıyıp, en iyi filmleri listesine göz atmaya ne dersiniz?

Milenyum ile birlikte hayatımıza giren, taraflı-tarafsız herkesin sevgilisi olmayı başaran; aksiyon, heyecan ve araba tutkusunu tek bir potada eritebilen nevi şahsına münhasır seri Hızlı ve Öfkeli’yi kim sevmez ki? Tabii, halihazırda devam etmekte olan bu serinin bizlere tanıttığı isimler de bir o kadar fazla. Bunların içerisindeki en önemlisi şüphesiz, 2013 yılında kaybettiğimiz ancak gönlümüzün başköşesinde yaşmaya devam eden Paul Walker.

Boy gösterdiği birçok film olmasına karşın hemen hepimiz onu Hızlı ve Öfkeli serisi ile tanıdık. Yakışıklılığı, delici mavi gözleri ve sempatik tavırları ile hepimizin gönlüne taht kurdu. Ölümü üzerine birçok söz söylendi; ama sonuçta o artık hayatımızda değil. Pekâlâ, serinin ele avuca sığmaz polisi Brian O’Conner’ı canlandıran yakışıklı oyuncuyu daha yakından tanımaya ne dersiniz?

Navigasyon

Paul Walker Kimdir?

Paul Walker Kimdir?1973 California doğumlu olan Paul Walker, esasen tertemiz bir çocukluk geçirmeyenlerden. Sık sık suça karışan, ancak tüm hayatı boyunca bunları konuşmayı reddeden karizmatik oyuncu, endamının fazlaca dikkat çekmesi ile birlikte modelliğe atım atmıştır. Keza burada da birçoklarını kendine hayran bırakması, onun oyunculuğa geçişini hızlandırmış ve daha geniş kitlelere ulaşmasına olanak sağlamıştır.

Paul Walker, efsanevi dizi Yalan Rüzgarı’nda rol almış ancak buradaki rolü pek uzun soluklu olmamıştır. Ancak burada yer alması, onun önünü açan en önemli kariyer basamaklarından biri haline gelmiştir. Nitekim yakışıklılığı ile dikkat çeken oyuncunun, şöhretin tepesine çıkması da fazla uzun sürmeyecekti. Daha sonra birkaç dizi de daha küçük rollerde karşımıza çıkan Paul Walker için ise artık beyazperdeye adım atmanın ve başrol hüviyetine bürünmenin vakti gelip çatmıştı. Nitekim o da pek fazla ilgi çekmeyen, hatta kötü eleştirilere maruz kalan ikinci sınıf bir güldürü olan Meet the Deedles’da rol almıştır. Film başarı sağlayamasa dahi, onun adının duyulmasına aracı olmuştur. Sonrasında Tobey Maguire ve Shameless’ın Frank’i William H. Macy’nin başrolü paylaştığı Pleasantville filminde küçük bir rol alan oyuncu, deyim yerindeyse kariyer basamaklarını sessiz ama derinden tırmanmaya devam ediyordu.

Paul Walker Kimdir?Malum, milenyumun gelmesi birçokları için yeni başlangıçları da simgelemekteydi. Yeni bir yüzyıl, eskide bırakılan tarih ve 2000’lere merhaba niteliği taşıyan bu zaman diliminin, en çok uğur getirdiği isimlerden biri de şüphesiz Paul Walker’dı. Nitekim yakışıklı oyuncu, tam da bu süre zarfı içerisinde, kendisini efsaneler statüsüne çıkaracak Hızlı ve Öfkeli serisinde başrolü kapmıştır. Şimdilerde aksiyonun sözlük karşılığı hüviyetine bürünen bu seri ile birlikte, adını tüm dünyaya duyurmayı başarmıştır.

Bu tarihten itibaren katlanarak artan popülaritesi, Paul Walker’ı dünya kalibresindeki bir star konumuma yerleştirmiş ve yeryüzünün en tanınan simalarından biri olarak anılmasına olanak sağlamıştır. Nitekim Hızlı ve Öfkeli’de elde ettiği başarı, adının birçok listeye dâhil olmasına da vesile olmuştur. O, People Dergisi’nin 2002 yılında yayınlandığı, Dünyanın En Güzel 50 İnsanı listesinde de yer alarak, başarısını taçlandırmıştır.

Paul Walker, daha sonraları Hızlı ve Öfkeli serisinin günümüze kadar gelmesinin en önemli mimarlarından biri halini almış ve ününü yalnızca bu seri ile sınırlandırmamıştır. Birçok aksiyon filminde de başrolde yer almış ve farklı rollere bürünebileceğinin de mesajını vermiştir. Ancak ne var ki kariyeri müthiş bir ivmede giderken, Kaliforniya’da geçirdiği trafik kazası, onun aramızdan ayrılmasına yol açmıştır. Paul Walker, genç yaşında hayatını kaybederken, arkasında birçok güzel film ve saygıyla anılacak bir isim bırakmıştır.

En İyi Paul Walker Filmleri

En İyi Paul Walker FilmleriHızlı ve Öfkeli serisi ile hayatımıza giren ve sonrasında birçoklarının sevgilisi haline gelen en iyi Paul Walker filmleri hangileri, birlikte göz atmaya ne dersiniz? Bu vesileyle hem Hızlı ve Öfkeli serisine bir selam çakalım hem de 2013 yılında kaybettiğimiz yakışıklı oyuncuya, bir kez daha saygı duruşuna geçelim. En unutulmaz filmleri ile Paul Walker karşınızda…

Varsity Blues (1998)

Varsity Blues (1998)Paul Walker’ın kariyerinin henüz başında yer aldığı ve başrole yakın bir noktada ne denli başarılı işler yapabileceğinin ilk sinyallerini verdiği Varsity Blues, tam bir gençlik komedisi olarak karşımıza gelmektedir. Tabii bu noktada filmi muadillerinden ayıran yegâne nokta, fazla absürtleşmeyen, aksine ciddiyetini koruyan, kaliteli bir mizahı önümüze getirmesinde gizli.

Bir Amerikan futbol takımını odak noktasına alan ve birbirine kenetlenmek zorunda kalan birçok genç dimağın hikâyesini bizlere aktaran Varsity Blues, takım olabilmenin önemine değiniyor. Üstelik bunu olanca samimiyetiyle icra ederek, keyifli bir seyirlik halini alıyor. Yer yer klişeleşen, ancak buna rağmen lezzetinden zerre taviz vermeyen film, çıtır çerez sınıfının en nadide üyelerinden biri olarak hala güncelliğini korumaktadır.

Varsity BluesÜlkemizde gösterilen ilk yabancı dizilerinden biri olma özelliği taşıyan ve daha sonrasında Kavak Yelleri adıyla Türkçe uyarlaması da çekilen Dawson’s Creek’in esas oğlanı Dawson’a hayat veren James Van Der Beek’in başrolde yer aldığı film, aynı zamanda Paul Walker’ın da ilk başrol denemelerinden biri olarak kayıtlara geçmiştir. Bu film aynı zamanda Walker’ı geleceğe taşıyan en önemli adımlardan biri olarak da anımsanmaktadır. Nitekim o, kendisine verilen süre zarfı içerisinde, elinden geleni fazlasıyla yerine getirerek, bir nevi yeteneğini de dosta düşmana kanıtlamıştır.

Yönetmenliğini Brian Robbins’ın yaptığı film, aynı zamanda bir dönemin popüler televizyon kanalı CNBC-e’de 2000’lerin ortasında sıkça gösterilmiş ve ilgilisinin merakını cezbetmeyi başarmıştır.

The Fast and the Furious (Hızlı ve Öfkeli – 2001)

The Fast and the Furious (Hızlı ve Öfkeli – 2001)Serinin ilk halkası olan ve bizleri turbo motorlu araçlarla tanıştıran The Fast and Furious ya da herkesin ezbere bildiği ismiyle Hızlı ve Öfkeli, aksiyon sinemasında yeni bir çığır açmamıştır. Ama birçok hayranı vesilesiyle kültler arasına girmeyi başarmış ve Hollywood’un en önemli piyasa filmlerinden biri halini almıştır.

Serinin külliyatına start vermesi açısından, oldukça önemli bir noktada konumlanan ve yarattığı haklı popülariteyle bir anda dünyanın sevgilisi haline gelen Hızlı ve Öfkeli, 2001 yılında vizyona ilk girdiğinde, genç-yaşlı demeden her kesimden insanı sinemaya çekme başarısı gösteren ender işlerden biri olarak belirmiştir. Nitekim filmin yakaladığı ticari başarı da seri filmler arasında yer alacağının en büyük habercisiydi.

Hızlı ve Öfkeliİlk filmin konusuna gelecek olursak; Dominic Toretto, Los Angeles’ın arka sokaklarında ün sahibi olmuş bir yarışçıdır. Ancak o aynı zamanda lüks otomobillerin aksesuarlarını da çalan bir çetenin başıdır. Onu yakalamak için aralarına sızan sivil polis Brian ise en başta bu çeteyi çökertmeye yemin etmişken, Domenic’in kız kardeşi Mia’ya aşık olarak işleri içinden çıkılmaz bir konuma yerleştirmiştir. Bu dakikadan itibaren, aksiyon ve maceranın zerre hız kesmeden arttığı film, dinamik anlatısıyla dikkat kaybına izin vermiyor ve başından sonuna dek kendisini zevkle izlettirmeyi başarıyor.

Özellikle Vin Diesel ile Paul Walker arasında vuku bulan uyumla adından söz ettiren Hızlı ve Öfkeli, iki başarılı oyuncunun omuzlarında yükselmiştir. Bir an olsun yerinde durmayan anlatısı ve adıyla müsemma bir şekilde oldukça hızlı arabalara yer vermesiyle popüler bir hal almış ve sinemayı seven-sevmeyen birçok insana ulaşmayı başarmıştır.

Joy Ride (Zamanın Ötesinde – 2001)

Joy Ride (Zamanın Ötesinde – 2001)Paul Walker’ın kariyerinin başındayken yer aldığı ve gizemli yapısıyla ilgi çekmeyi başaran Joy Ride, yakışıklı oyuncuyu bir kez daha arabanın içinde görmemize vesile olmuştur. Bu sefer aksiyonu minimize edilmiş, daha heyecanlı ve gerilim dozajı yüksek bir hikâyeyi huzurlarımıza getirmektedir.

Okulu yeni bitirmiş, sessiz, kendi halinde bir genç olan Lewis, uçarı abisi Fuller ile beraber bir yolculuğa çıkar. Ancak bu yolculuğun gitgide sıkıcı bir hal alması, Fuller’ın sıra dışı oyun teklifini gün yüzüne vurmasına neden olur. Diğer arabaları da işin içine katarak oynanacak bu oyun için Lewis, başta gönülsüz olsa da abisinin ısrarına dayanamaz ve gönülsüzce bu oyun teklifini kabul eder.

Zamanın ÖtesindeKendilerine kurban olarak bir kamyonu seçen bu iki kardeş, esasen ne denli bir gerilimin içine kendilerini attıklarından bihaberdir. Nitekim onların bu kamyonu iyiden iyiye taciz etmeleri, intikamcı ve kindar kamyon şoförünü harekete geçirir. Bu dakikadan sonra masumane bir şekilde başlayan bu oyunun, büyük bir gerilime dönüşmesine şahitlik ettiren film, özellikle iki kardeşin kamyon şoförünün hamleleri karşısında gitgide gerilmesiyle anlatısını güçlendirmektedir.

Yönetmenliğini John Dahl’ın üstlendiği ve başrollerini Paul Walker ile birlikte Steve Zahn’ın paylaştığı film, yer yer eksilerini gözle görülür bir şekilde dışa vursa da gizemli anlatısıyla seyir zevkini yukarılarda konumlandırıyor. Karanlık sinematografisiyle de kendisini izlettirmeyi başarıyor. Paul Walker’ın Hızlı ve Öfkeli’den sonra çektiği ilk film olarak kayıtlara geçen Joy Ride, aynı zamanda yakışıklı oyuncunun, daha korku yüklü bir karakteri huzurlarımıza getirmesi hasebiyle de farklı bir noktada konumlanmaktadır.

2 Fast 2 Furious (Daha Hızlı Daha Öfkeli – 2003)

2 Fast 2 Furious (Daha Hızlı Daha Öfkeli – 2003)Hızlı ve Öfkeli serisinin ilk filmi fazlasıyla ses getirmiş ve hayranları tarafından devam filmi ısrarla talep edilmişti. Bu istek karşısında kayıtsız kalmayan yapımcılar da “Daha Hızlı Daha Öfkeli” mottosuyla yeni bir film için kolları sıvamıştı. Hem de bu sefer Latin güzel Eva Mendes’i kadrosuna katarak!

Polis rozetini rafa kaldırarak yer altı dünyasının şaşalı yaşantısını seçen Brian O’Conner, eski dostu Roman Pearce ile birlikte kendisini bir kara para aklama işinin ortasında bulur. Bir taraftan da güzeller güzeli Eva Mendes’in hayat verdiği Monica Clemente ile işbirliği yaparak bu kara para aklama işini yürüten Carter Verone’un yakasına çökmeyi hesaplamaktadır. Bir kez daha kendini sıkı bir kovalamacanın ortasında bulurken, diğer taraftan da izleyenlerine soluksuz bir heyecan armağan etmeyi ihmal etmez.

Daha Hızlı Daha ÖfkeliVin Diesel’in eksikliğinin anbean hissedildiği ve Eva Mendes’in alımına karşın, Paul Walker’ın başrolde kendisini yalnız hissettiği film olarak öne çıkan Daha Hızlı Daha Öfkeli esasen serinin zayıf filmlerinden biri olarak da anılmaktadır. Ancak tüm bunlara rağmen, ilk filmin mirasını zedelemeyen ve kendi özgün hikâyesinin peşinden gitmeyi seçen bu ikinci halka, Paul Walker’ı serinin yüzü haline getirme konusunda da ciddi bir adım atarak, önemli bir noktada konumlanmayı bilmiştir.

Running Scared (Kaçış – 2006)

Running Scared (Kaçış – 2006)Paul Walker filmografisinin en önemli yapı taşlarından olan ve nitelikli aksiyonu ile muadillerinden ayrılan Running Scared, yakışıklı oyuncunun heyecan dozajı yüksek rollerde ne denli başarılı olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Anbean artan temposu ile de izleyenlerini koltuğa kilitlemeyi başarmaktadır.

Filmin konusuna değinecek olursak; Joey Gazelle bir polisin öldürüldüğü silahı yok etmek ile görevlendirilir. Ancak bu vukuatlı silahın, komşunun küçük çocuğunun eline geçmesi olayları içinden çıkılmaz bir hale sokacaktır. Nitekim bu genç çocuk, kin ve nefret ile yaklaştığı babasını, yine bu silahla öldürecek ve sonrasında da kayıplara karışacaktır. Bu dakikadan sonra, Joey’un içinde bulunduğu çıkmazı olanca heyecanı ile ekranlara getiren film, bir yandan da başı fena halde dertte olan bu adamın, silahı ve çocuğu bulma çabasını merkezine alarak sağlam bir kovalamacayı huzurlarımıza getirmektedir.

Kaçışİçi boş bir aksiyon filminden fazlası olan, hem anlatısıyla hem de hikâyesiyle izleyen herkesi içine çekme potansiyeline sahip Running Scared, hem kurduğu kompozisyonuyla başarılı bir film hem de adrenalin seviyesini yukarılara çeken aksiyonu ile tadına doyulmaz bir seyirlik olarak öne çıkıyor.

Yönetmenliği Wayne Kramer’ın üstlendiği film, başından sonuna dek heyecanını bir an olsun düşürmüyor ve Paul Walker’ın ayakları yere sağlam basan tavrıyla ilgi çekmeyi başarıyor. Özellikle Joey’un içinde bulunduğu çıkmazı üst düzey bir görsellikle aktarması hasebiyle değerli olarak addedebileceğimiz film, Paul Walker’ı kaliteli bir yapım içerisinde görmek isteyenler için bulunmaz bir Hint kumaşı niteliğindedir.

Eight Below (Kutup Macerası – 2006)

Eight Below (Kutup Macerası – 2006)Silahlı, mafyalı, polisli, dur durak bilmeyen kovalamacalı aksiyona bir mola! Paul Walker bu kez, iliklerimize kadar üşüyeceğimiz ancak bir yandan da hayvan sevgimizi dışa vuracağımız olağanüstü bir filmle huzurlarımıza geliyor.

Film, Jerry Shepard’ın son 25 yılın en büyük fırtınası gelirken, karda mahsur kalan altı köpeğini hayatta tutabilme mücadelesini odağına almaktadır. Bir yandan sıkı bir kurtarma hikâyesini önümüze getirirken diğer yandan da hayvanlarla insanların ne denli yakın arkadaş olabileceğine parantez açarak duygusal atmosferini yukarı çekmeyi başarmaktadır. Keza filmi bu yönüyle de Paul Walker filmografisinin en farklı filmlerinden biri olarak nitelendirebiliriz. Nitekim film, saf aksiyonun ön planda olmadığı, aksine dramatik yapısını göz önüne çıkaran duruşuyla da muadillerinden ayrılmayı başarmaktadır.

Eight BelowFinaline doğru vuruculuğunu arttıran ve bu ana kadar izleyicileri ilmik ilmik işleyen film, Paul Walker’ı tüm endamıyla gözler önüne getirmektedir. Diğer yandan da köpekleri için çırpınan bir adamın mücadelesini olanca gerçekçiliği ile aktararak seyir zevkini yukarılara çekmeyi başarmaktadır. Tabii baştan uyaralım; eğer ki hala filmi izlemediyseniz, finalden önce yanınıza bir kutu mendil alıp, öyle ekran başına geçmenizi tavsiye ederiz. Çünkü insanı darma duman etme potansiyeline sahip olan son yarım saatlik bölüm, filmin takdire şayan tarafı olarak öne çıkmaktadır.

Yönetmenliğini Frank Marshall’ın üstlendiği Eight Blow, sinematografik açıdan harikulade görüntüleri içinde barındırması hasebiyle değer kazanırken, aynı zamanda insanlık adına verdiği pozitif mesajlarla da gönüllerimizi fethetmeyi bilmektedir.

Fast & Furious (Hızlı ve Öfkeli 4 – 2009)

Fast & Furious (Hızlı ve Öfkeli 4 – 2009)Aksiyon kaldığı yerden devam ediyor! Serinin Tokyo Drift adlı üçüncü bölümünde inzivaya çekilen, ancak yoğun baskılara dayanamayıp dördüncü film için ekürisi Vin Diesel ile birlikte geri dönen Paul Walker, beklentileri karşılıyor ve bir kez daha hayat verdiği Brian O’Conner ile alkış toplamayı başarıyor.

Dominic Toretto, sekiz yıl önce yaşananlardan sonra Dominik Cumhuriyeti’ne kaçmış ve o gün bugündür de ülkeye adım atmamıştır. Tabii, bu süre zarfında hiç de kolay bir hayat süremeyen Dom için Los Angeles’a dönme vakti geldiğinde ise eski defterlerin açılması da elzem olmuştur. Burada Brian O’Conner ile kendisini tekrardan bir savaşın içerisinde bulan Dom, bir noktadan sonra çıkarları örtüştüğü Brian ile barış sağlamak zorunda kalacak ve bu adama pek güvenmese de ortak düşmanlarına karşı onunla omuz omuza savaşacaktır. Tabii ki en iyi bildiği yoldan: Hızlı ve öfkeli olarak!

Serinin iki demirbaşının dönüşünü müjdeleyen Hızlı ve Öfkeli 4, bir yandan özlediğimiz Dom ve Brian’ın mücadelesini odağına alırken, bir yandan da ikisinin tahsis ettiği geçici barış ortamıyla farklı bir hikâye sunmayı başarmaktadır. Özellikle serinin genelinden alıştığımız dinamizme tekrardan tanıklık ettiğimiz ve bu yönüyle de izleyicisiyle sulh ortamını kurmayı başaran Hızlı ve Öfkeli, karakterlerini direksiyon başında oradan oraya sürüklemektedir. Ekran başındakilere de doyumsuz bir aksiyon vaat ederek, özlenen haleti ruhiyesine dönmeyi başarmaktadır.

Fast Five (Hızlı ve Öfkeli 5: Rio Soygunu – 2011)

Fast Five (Hızlı ve Öfkeli 5: Rio Soygunu – 2011)Macera kaldığı yerden devam ediyor! Vin Diesel ve Paul Walker’ın seriye döndüğü dördüncü film sonrası, heyecan dozajını hiç düşürmeden, tam gaz devam eden Hızlı ve Öfkeli ekibi, bu kez soluğu Rio’da alıyor. Doğal olarak izleyenlerini amansız bir maceranın tam ortasına bırakıyor.

Brian ve Mia, Dom’u hapishaneden kaçırdıktan sonra sınırı geçerler ve Rio’da ortaya çıkarlar. Özgürlüklerini kazanmak adına yeniden kendilerini bir yarışın içinde atmak durumunda olan bu zoraki dostlar, peşlerindeki iş adamından kurtulmak için en iyi bildikleri işi yapmak durumdadırlar. Yarışmak! Tabii ki onların derdi bununla da sınırlı değildir. Bir yandan da işinin ehli olan ajan Luke Hobbs’un hızlı ve öfkeli ekibimizin peşine düşmesi, olayları iyiden iyiye içinden çıkılmaz bir haleti ruhiyeye büründürmektedir. Tabii tüm bu kovalamacanın arkasından süre gelen aksiyon da izleyenlere dur durak bilmeyen bir seyirlik armağan etme konusunda fazlaca başarı sağlamaktadır.

Fast FiveDördüncü filmin de altında imzası bulunan Justin Lin’in bir kez daha yönetmen koltuğu oturduğu film, artık alıştığımız karakterleri iyisiyle kötüsüyle bizlere yansıtırken, aksiyonuyla adrenalin seviyesini tavan yapmayı da ihmal etmemektedir. Nitekim Dom ve Brian’ın başı çektiği karakterlerimizi oradan oraya sürüklenirken, bunun altından sağlam da bir kovalamaca çıkarmayı başaran Hızlı ve Öfkeli 5: Rio Soygunu, bir yandan da Dwayne Johnson’ın hayat verdiği Luke Hobbs vesilesiyle tekdüzeliğe uğramıyor ve anlatısını güçlendirmeyi başarıyor.

Hours (Yaşam Savaşı – 2013)

Hours (Yaşam Savaşı – 2013)Paul Walker’ın filmografisine baktığımız vakit, Hızlı ve Öfkeli dışında başarılı olarak addedebileceğimiz filmlerinin sayısının bir elin parmağını geçmediğini görmekteyiz. Gelgelim ki Hours, başarılı oyuncunun ender güzel işlerden biri olarak öne çıkmaktadır.

Bir babanın kızını, Katrina Kasırgası sırasındaki koruma çabasına eğilen ve baba olmanın fedakârlığına parantez açan film, gerilim dozajı yüksek bir anlatı olmasının yanı sıra, duygusal yoğunluğunu da anbean hissettirmesiyle değerli bir seyirlik halini alıyor. Keza, eşini kaybetmiş acılı bir babanın, hayattaki tek dayanağı olan kızına var gücüyle sarılmasının hikâyesi, insanı derinden etkileyebilecek bir duygu serzenişini de beraberinde getirmektedir.

Paul Walker’ın şimdiye deyin alıştığımız karakterlerinin çok uzağındaki duruşuyla, farklı bir noktada konumlayabileceğimiz film, özellikle onun dramaya ne denli yatkın olduğunu resmetmesiyle de önem kazanıyor. Keza şimdiye kadar aksiyon filmlerinin aranan oyuncusu olarak karşımıza gelen Paul Walker, bu sefer karanlık bir sinematografinin altından aydınlık bir baba portresi çıkarabilmesiyle de takdiri fazlasıyla hak ediyor.

Yaşam SavaşıSenaryosunu ve yönetmenliği Eric Heisserer’ın yaptığı film, yer yer ağırlaşsa da anlatısını ajite etmemeyi başarıyor ve eksiklerine rağmen ayakta kalmayı başarıyor. Özellikle Paul Walker’ın hayatının son döneminde ortaya koyduğu performans, onun zirve karakterlerinden biri olarak hafızlara kazınıyor ve oyuncunun Brian O’Conner’dan daha fazlası olduğunu bir kez daha dosta-düşmana kanıtlamasına vesile oluyor.

Furious 6 (Hızlı ve Öfkeli 6 – 2013)

Furious 6 (Hızlı ve Öfkeli 6 – 2013)Rio’daki efsanevi soygunun hemen akabinde cereyan eden olayları odak noktasına alan ve bir kez daha aksiyon, heyecan ve hızı bünyesinde barındıran tavrıyla arz-ı endam Hızlı ve Öfkeli 6, kadrosunu koruyor. Serinin tüm ana etmenlerini huzurlarımıza getirerek de adrenalin seviyemizi yükseltmeyi vadediyor.

Rio’da gerçekleştirdikleri vurgun neticesinde, yüklü miktarda parayı hesaplarına geçiren Hızlı ve Öfkeli ekibimiz, zengin olmanın tadını çıkarmakta, bir yandan da sıla özlemi ile yanıp tutuşmaktadır. Tam bu sırada Londra’daki bir çeteyi çökertmek adına, Dom ve Brian’a teklif götüren Hobbs, karşılığında ekibimizin gönül rahatlığıyla vatana dönebileceğini ve haklarındaki tüm suçlamaların da düşeceğini vadeder. En başta neye uğradıklarını şaşıran ekibimiz, Hobbs’un teklifine sıcak bakar ve Londra’daki çeteyi çökertmek adına yeni bir maceraya atılır. Tabii bu sefer, birçok sürprizin de beraberinde geleceği aşikârdır.

Hızlı ve Öfkeli 6Çekimleri İspanya ve İngiltere’de gerçekleşen Hızlı ve Öfkeli 6, bir yandan ekibimizin vatanlarına dönebilmek için çırpınışını odağına alırken, diğer yandan da serinin eski halkalarına yaptığı göndermelerle izleyenlerinin kalbini fethetmeyi başarmaktadır. Yönetmenliğini, bir kez daha Justin Lin’in yaptığı film, Paul Walker’ın çekimlerini tamamlayabildiği son Hızlı ve Öfkeli serisi olarak da kayıtlara geçmiştir.

Furious Seven (Hızlı ve Öfkeli 7 – 2015)

Furious Seven (Hızlı ve Öfkeli 7 – 2015)Paul Walker’ın 2013 yılındaki ani ölümünden sonra, ertelenen hatta iptal edilmesi gündemde olan Hızlı ve Öfkeli serisini 7. halkası, esasen başarılı oyuncuya bir veda mahiyeti taşımaktadır. Nitekim onun ani vefatı, filmin çekimleri devam ederken gerçekleşmiş ve bu nedenle de Hızlı ve Öfkeli 7’nin nasıl devam edeceği uzun süre gündemi meşgul etmiştir. Bu noktada teknolojiye başvuran ve dört faklı dublörün yanı sıra CGI efektlerini devreye sokan yapımcı firma, Paul Walker’ın eksik kalan sahnelerini tamamlayarak, oyuncuya son görevini yapıyor ve esasen ona karşı bir saygı duruşuna geçiyordu. Nitekim Hızlı ve Öfkeli 7’yi izleyen herkes, farklı bir gözle ekrana bakmış ve Paul Walker’ın olduğu her bir sahneyi hüzünlü gözlerle takip etmiştir. Aynı zamanda bu özelliği ile en çok izlenen yabancı filmler arasına girmeyi başarıyor.

Hızlı ve Öfkeli 7Filmin konusuna gelecek olursak; geçtiğimiz bölümde alt edilen Owen’ın kardeşi Deckard Shaw, Dom ve ekibinden intikam almak için ant içmiştir. Bu nedenle Hızlı ve Öfkeli ekibimizin peşine düşen Deckard, elinden geleni ardına koymamaya kararlıdır. Ancak çetesini dağıtan ve artık suç dünyasından uzak durmaya karar veren Dom, üzerlerine gelen tüm baskılardan sonra ekibini tekrardan bir araya getirmek zorunda kalacak ve en iyi bildikleri şeyi yaparak hızlarını konuşturacaklardır.

Kadroya aksiyon sinemasının medarı iftiharı Jason Statham’ı da dâhil eden Hızlı ve Öfkeli, onun varlığı ile anlatısını daha da güçlendiriyor ve filmi izleyen herkesin aksiyonu doruklarında yaşamasına olanak sağlıyor. Rayında seyreden hikâyesi, aksiyon sahnelerinin üst düzeyliği ile serinin en iyilerinden biri olarak lanse edilen Hızlı ve Öfkeli 7, tüm bunların yanı sıra Paul Walker’ın son kez kamera karşına geçmesi hasebiyle de farklı bir konuma yerleşmektedir. Nitekim onun, Vin Diesel ile bir daha yan yana gelemeyeceğini bilerek filmi takip etmek, esasen büyük bir duygusal çöküntüyü de beraberinde getirmektedir. Ancak taşıdığı tüm değerli anlamlara rağmen, özgün hikâyesiyle de öne çıkmayı başaran film, hem yapısı hem de Paul Walker’a vedası ile tam not alıyor ve hayranlarının yüzünü güldürmeyi başarıyor.


SIFIR RİSK!
VİOP'ta 100.000 TL Sanal Para ile Dolar ve Altın Alın - Satın!
Ücretsiz Denemek için Tıklayın!




Diğer yorumlar ( 0 )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunu okuyan bunları da okur