Paylaşım

Emperyalizm Nedir? Emperyalist Ne Demek? Kime Denir?


 

Çoğu kişi tarafından sömürgecilik ile eş anlamlı olduğu düşünülen emperyalizm ne demek detaylı olarak öğrenmek ister misiniz? O zaman bu yazıyı okumalısınız.

Emperyalizm nedir sorusunun cevabına baktığımızda karşımıza kısaca; bir devletin ya da ulusun, başka devletleri siyasi ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması tanımı çıkmaktadır. Ayrıca Fransızca impérialisme sözcüğünden gelen emperyalizm, kapitalizmin en üst aşaması olarak da ifade edilmektedir. Temel ilkesi sömürüye ve rekabete dayalı olan bu sistem, aslında yüzyıllar boyunca sömürgecilik olarak kullanılmış ancak zamana bağlı olarak değişkenlik göstermiştir.

Yani 20. yüzyılın başlarından itibaren hayatımıza giren emperyalizm, asırlardır var olan sömürgecilik kavramının gelişmiş halidir diyebiliriz. Fakat bu sömürgecilik ile emperyalizm aynı şeyler demek anlamına da gelmemektedir. Peki, aralarındaki farklar nelerdir? Gelin, bununla birlikte emperyalizm nedir sorusuna alt başlıklarımızda detaylı olarak cevap verelim.

Navigasyon

Emperyalizm Ne Demek? Kısaca Tanımı

Emperyalizm Nedir? Kısaca TanımıEmperyalizm; güçlü devletlerin daha az güçlü olanları, genellikle siyasal bağımsızlıklarına zarar vermeden, siyasi ve ekonomik egemenliği altına alması şeklinde tanımlanmaktadır. Fakat bu sözcük daha farklı şekillerde de ifade edilmektedir. Değişik kaynaklara baktığımızda; bir ülkenin topraklarını genişletmesi, bir ulusun başka bir ulusu ya da toplumu vergiye bağlaması, onun topraklarındaki kaynaklarından yararlanması ve kendi kültürünü diğerine yayarak oranın halkını köle olarak kullanması gibi tanımlar görmekteyiz.

18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa devletlerinin dünya üzerindeki sömürgecilik anlayışının 20. yüzyıldaki isim değiştirmiş hali olarak da ifade edilmesine rağmen, bu ikisinin arasında bazı farklılıklar bulunmaktadır. Örneğin; sömürgecilikte siyasal bağımlılık da vardır. Daha açık ifade etmek gerekirse; sömürülen ülke diğerinin siyasal ve hukuksal olarak eklentisi haline gelmektedir. Fakat emperyalizmde, siyasal bağımlılık değil, ekonomik bağımlılık göze çarpmaktadır. Etkileyen devlet, etkilenen devletlerin kaynaklarından yararlanma hakkına sahip olup emperyalist ülkenin lehine kullanılan bir sistemdir.

Latince “imperium” sözcüğünden türetilen emperyalizm, diktatörlük gücü, keyfi yönetim metotları, merkezi hükümet gibi anlamlara gelmektedir. Bu kullanımının haricinde; 1800’lü yıllarda Fransa’daki Napolyon imparatorluğuna hayranlık duyanları ifade etmek için kullanılan kelime, daha sonra da III. Napolyon’un kötü yönetim şeklini tanımlamak için kullanılmıştır.

1870’li yıllarda ise İngiltere’de yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır. Zaten emperyalizme geçen ilk ülke de İngiltere olmuştur. İngiltere’nin başlattığı hareket, zamanla diğer kapitalist ülkelere de yayılmış, bu sistemin ekonomik yönden analizini yapan ilk kişi ise (Kapitalizmin En Yüksek Aşaması Emperyalizm) Vladimir Lenin olmuştur. Günümüzde bu eser emperyalizm konusunda en çok yararlanılan kaynaklar arasında yer almaktadır.

Emperyalizm ile sömürgecilik kavramlarının eş anlamlı kullanılması ise her ikisinde de aynı politikanın devam ettirilmesinden kaynaklanmaktadır. Daha doğrusu; yüzyıllar öncesinde başka uluslardan yararlanmanın adı sömürgecilik iken ve bu günümüze göre daha zorba yöntemlerle yapılırken, aynı sistemin yumuşatılarak geliştirilmesiyle ortaya emperyalizm kavramı çıkmıştır.
Mesela; Mısır, Babil ve Pers imparatorluklarının eğilimleri ilk çağ emperyalizmi olarak adlandırılmaktadır.

Ortaçağda ise daha çok dünyayı kilisenin kontrolü altına almak için başlatılan hareketler göze çarpmıştır. Modern anlamda emperyalizm ise 15 ve 16. yüzyıllarda İspanya ve Portekizlilerce başlatıldı. İspanyolların yeni koloniler kurması, Orta ve Güney Amerika’nın yerlilerini sömürgeleştirmesi, Portekizlilerin de aynı şekilde Afrika kıyılarını hakimiyeti altına alması ile yayılmacı hareketler yapılmıştır.

17 ve 18. yüzyıllarda ise başta İngiltere ve Fransa olmak üzere güçlü olan ülkeler güçsüzleri kolonileştirmeye başladı. Daha sonra da Almanya, Belçika, Japonya ve Amerika gibi yeni güçler ortaya çıktı. 19. yüzyılın ikinci yarısı kapitalist devletler arasındaki rekabet ile geçti. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya, İtalya ve Japonya emperyalist politikalarını sürdürdü. II. Dünya Savaşı’ndan sonra ise emperyalist sistem farklı şekillerde devam ettirildi. ABD’nin Batı Avrupa, Rusya’nın da Doğu Avrupa’da egemen olmaları, bu ülkelerin emperyalist politika izlediklerinin en açık işaretleri arasında gösterilmektedir.

Sonuçta; bir zamanlar sömürgecilik olarak karşımıza çıkan emperyalizmin tarihte sayısız farklı örneği bulunmaktadır. Devletlerin bu politikayı izlemelerinde ise ekonomik ve siyasi amaçlar etkili olmuştur. Ayrıca bazı devletler stratejik konumları nedeniyle diğerleri üzerinde hakimiyet kurmaya çalışmış, güvenlik de söz konusu nedenler arasına girmiştir.
Diğer toplumlardan üstün olduğunu düşünen; Hitler, Mussolini ve Stalin gibi liderler de emperyalist politikalar izlemişlerdir. Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i ilhakı ile yer atı kaynaklarına el koyması da emperyalizme örnek olarak gösterilebilir. Kısacası; emperyalizm için sömürgeciliğin kalıp değiştirmiş halidir diyebiliriz. Örneğin; bugün ABD, İngiltere gibi büyük güçlerin diğer ülkeler üzerinde uyguladığı mali sermaye egemenliği, emperyalist tarzda yayılmacılık eğilimi örnekleridir.

Emperyalist Ne Demek? Kime Denir?

Yukarıda emperyalizm ne demek detaylıca konuştuk. Şimdi de kısaca bu politikayı izleyen ülkelerden bahsedelim. Zira konu emperyalizm olunca hangi ülkeler emperyalist, bu da merak ediliyor. Aslına bakarsanız kapitalizmin en üst aşaması olarak görülen emperyalizm, bugün pek çok ülkede görülen bir politika! Ama emperyalist ülkeler denildiğinde akla ilk gelenler, ABD ve İngiltere oluyor. Ayrıca Çin, Kuzey Kore ve Rusya da söz konusu ülkeler arasında gösteriliyor.

Yani bugünün süper güçleri olan ülkeler, diğerleri üzerinde farklı şekillerde egemenlik kurarak yayılmacılık yapıyorlar. Örneğin; Amerika Irak’ı işgal ettikten sonra merkezi ABD’de bulunan küresel şirketler Irak’taki petrolü çok ucuza alarak ülkelerine götürmüşlerdir. Rusya’nın 2014 yılında sınırlarını ve gücünü arttırmak için Kırım’ı işgal etmesi, Amerika’nın Irak’la birlikte Afganistan’ı işgali, Çin’in Afrika üzerindeki hakimiyeti derken bugün emperyalist ülkelerin ne gibi politikalar izlediklerini çok net görüyoruz diye düşünüyorum.

Emperyalizmin Tarihsel Evreleri

Emperyalizmin Tarihsel EvreleriEmperyalizm nedir başlığının altında kısaca bu konuya da değinelim. Collier’s Encyclopedia’ya göre emperyalizmin tarihi 3 evreye ayrılmaktadır. Bunlardan birincisi 16. yüzyıla kadar devam eden ve imparatorlukların genişleme politikalarını sürdürdüğü evredir. İkinci ise coğrafi keşiflerle başlayıp 19. yüzyıla kadar sürdürülen evredir. Üçüncüsü de 19. yüzyıl sonunda başlayan evredir.

Kuramsal Yaklaşımlar: Aşağıdaki 4 temel kuramın dışında farklı yaklaşımlar olduğunu da bilmelisiniz. Söz konusu diğer yaklaşımlar arasında; Hans Neisser’in “bir ulusun doğal sınırlarının dışındaki nüfusu kendi siyasal yönetimine almak amacıyla bu sınırların ötesinde imparatorluk kurma süreci” tanımlaması dikkat çekmektedir. George H. Nadel ile Perry Curtis gibi yazarlar ise egemenliğin ya da kontrolün dolaylı veya dolaysız olarak genişletilmesi tanımını yapmışlardır.

Muhafazakar Kuram: 1870’li yıllarda İngiltere Başbakanı Benjamin Disraeli’nin sömürge imparatorluğunu güçlendirip geliştirmek için izlediği politikaları tanımlamak için kullanılmıştır. Muhafazakar kurama göre emperyalizm ya da sömürgecilik; mevcut durumun korunabilmesi için gerekli olan mutlak bir kuraldır.

Toplumsal Psikolojik Kuram: Avusturyalı iktisatçı ve siyaset bilimci Joseph Alois Schumpeter’e göre emperyalizm, kapitalizmden önce de var olmuştur. Hatta Schumpeter emperyalizm ile kapitalizm arasında herhangi bir bağ bulunmadığını da iddia etmiştir. Toplumsal – psikolojik kurama göre, emperyalizm savaşçı sınıfın varlığını koruyabilmesi için izlediği politikaların sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Michael Barratt Brown ise emperyalizmi; ekonomisi az gelişmiş ülkelerin ekonomik, siyasal ve askeri açıdan gelişmişlere bağımlı olması, ayrıca bunun dünya ekonomisindeki eşitsizliği en iyi şekilde tanımlaması biçiminde ifade etmiştir.

Siyasi Kuram: Hans J. Morgenthau emperyalizmi; “statükoyu yıkmak için izlenen politikalar” olarak tanımlamıştır. Ona göre mevcut durumu korumak amacıyla yapılanlar emperyalist politikalar olarak tanımlanamaz. Ekonomist Benjamin Cohen ise emperyalizm tanımı; siyasi ya da ekonomik, bir ulusun başka bir ulusu hakimiyet altına almak için izlediği her türlü politika biçiminde yapmıştır.

Marksist Kuram: 1900’lü yıllarda Vladimir Lenin, Rudolph Hilferding ve Nikolai Bukharin basit sömürgecilik yerine ekonomik nüfuzun daha karmaşık şekillerine dikkat çekmişlerdir. Kuramda en çok yararlanılan kaynak ise Vladimir Lenin tarafından yazılan Emperyalizm, Kapitalizmin En Yüksek Aşaması isimli eser olmuştur. Pierre Jalee, Richard D. Wolff, Paul M. Sweezy, Michael Reich gibi isimler emperyalizm üzerine farklı yorumlar yapmışlardır. Örneğin; Sweezy emperyalizmin, dünya ekonomisinin gelişiminin bir basamağı olduğunu söylerken, Weisskopf ise kapitalizmin uluslararasılaşması tanımını yapmıştır.

Liberal Kuram: İngiliz iktisatçı ve sosyal bilimci John Hobson emperyalizmi kapitalizmin bir takipçisi olarak değil siyasi bir seçim olarak tanımlamıştır. Liberal kurama göre emperyalizm, doğal kaynakların sonsuz olmaması, daha az harcama yapılması ve kazancın maksimum düzeye çıkarılması için ortaya çıkmıştır.




Yorumları Görmek İçin Tıklayın

Diğer yorumlar ( 0 )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir