Paylaşım

Bilim Nedir? Kısaca Tanımı, Amacı ve Özellikleri


 

Bilim ne demektir tam olarak biliyor muyuz? Peki, sözlüklerde pek çok farklı tanımı bulunan bilimi nasıl açıklarız? Bu yazıdan; bilim nedir sorusunun değişik yanıtlarına ve konu hakkındaki diğer ayrıntılara ulaşabilirsiniz.

Basitçe, içinde bulunduğumuz hayatı açıklama çabaları olarak tanımlayabileceğimiz bilim, yüzyıllar önce ortaya çıkmış, öne sürülen düşüncelerin zaman içerisinde gelişmesiyle birlikte bugünkü halini almıştır. Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçip, bunları deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasa çıkarmaya çalışan düzenli bilgi olarak da ifade edilen bilimin, daha değişik tanımları da bulunmaktadır.

Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi açıklamasının yanı sıra belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belirli bir amaca yönelik bilgi edinme ve sistemli araştırma süreci açıklaması da bulunan bilim nedir sorusu, elbette bu kısa tanımlarla yanıtlanabilecek kadar basit değildir. İşte bu nedenle; aşağıdaki detaylı anlatımı incelemenizi öneriyor, bilimin gelişiminden başlayarak sonrasında amacına ve özelliklerine değineceğimiz alt başlıklarımıza geçiyoruz.

Navigasyon

Bilim Nedir? Kısaca Tanımı

Bilim Nedir? Kısaca TanımıBilim neden ve nasıl ortaya çıkmıştır? İnsanoğlunu bilime yönlendiren şey ne olmuştur? Neden, merak ve amaç besleyen bilim günümüze kadar birçok alt dala bölünmüş, kavram hakkında pek çok farklı yorum yapılmıştır. Mesela; Nobel ödüllü ünlü fizikçi Einstein bilimi; her türlü düzenden yoksun duyu verileri ile düzenli düşünceler arasında uygunluk sağlama çabası olarak tanımlamıştır.

Aslına bakarsanız, bilim insanın evrendeki bilinmezleri açıklama çabasından doğmuştur. Çünkü insan, bilmediği şeylerden korkma eğilimi gösteren bir varlıktır. Tıpkı yüzyıllar önce şimşek çakmasından, güneş tutulmasından, deprem gibi afetlerden korkulduğu gibi. Korku ve merak ile başlayan öğrenip araştırma süreci, daha iyi yaşam, üstün olma gibi isteklerle devam etmiş, bilim böylece değişik süreçlerden geçerek gelişim göstermiştir. Yüzyıllardır uğraşılan bilimin zaman içerisinde 4 temel niteliği oluşmuş, bunlar çeşitlilik, süreklilik, yenilik ve ayıklanma olarak belirlenmiştir.

Çeşitlilik, bilimsel çalışmanın özel kişilere, devletlere ya da kurumlara ait olmadığını, isteyen herkesin ve her kuruluşun bilimle uğraşabileceğini, din, dil, ırk, ülke ayrımın yapılamayacağını, ilgilendiği konulara herhangi bir sınır koyulamayacağını ifade etmektedir. Bilimin sürekliliği ise; hiçbir zaman durmadığını ve durdurulamayacağını anlatmaktadır. Yenilik niteliği ise sürekli yeni bilgilerin üretilmesini ya da var olan bilgilerin üzerine yenilerinin konularak farklı buluşlara imza atılmasını göstermektedir. Son olarak ayıklanma niteliği de bilgilerin her zaman isteyen herkes tarafından denetlenebilme, yanlış bilgilerin ayıklanarak yerine doğruların koyulabilme özelliğini yansıtmaktadır.

Günümüzde; astronomi, kimya, fizik, matematik, geometri, biyoloji, tıp, sosyoloji, psikoloji, antropoloji ve siyaset bilimi olarak başlıca dallara ayrılan bilim, geçmişte matematik, geometri, gök bilimi ve tıp olarak temel dallara ayrılmıştır. Konu ve kullanılan yönteme göre 3’e ayrılan bilim, konu, yöntem ve ulaşılan sonuca göre de 3’e ayrılmaktadır. Bunlar;

Konu ve Kullanılan Yönteme Göre Bilimler;

Konu ve Kullanılan Yönteme Göre BilimlerFormel Bilimler: Genelleme ve tümdengelim yöntemleri kullanılmaktadır. Matematik, mantık gibi duyularımızla kavrayamadığımız ilke ve sembolleri konu edinmektedir.
İnsan Bilimleri: Tümevarımla birlikte tümdengelim yöntemleri de kullanılmakta olup, insan, insanın tarihsel, toplumsal dünyasını konu edinmektedir. Örneğin; psikoloji, sosyoloji, antropoloji…
Doğa Bilimleri: Tümevarım yönteminin kullanıldığı ve doğayla ilgili olguları inceleyen bilimlerdir. Fizik, kimya, biyoloji bu sınıfta yer almaktadır.

Yöntem, Konu ve Ulaşılan Sonuca Göre Bilimler;

Yöntem, Konu ve Ulaşılan Sonuca Göre BilimlerNormatif Bilimler: Hukuk, mantık, siyaset bilimi gibi sonucunda yönlendirici kurallara ulaşılmaktadır.
Pozitif Bilimler: Deney yöntemine dayanan fizik, kimya, biyoloji gibi bilim dallarıdır.
Rasyonel Bilimler: Matematik, mantık gibi akla ve mantığa dayalı olan bilimlerdir.

Bilim Tarihi

Bilim TarihiBilimin doğuşu ve gelişme öyküsü olarak kısaca tanımlayabileceğimiz bilim tarihinden de kısaca bahsedelim. Çünkü çoğu kişi bilimin, Rönesans’ta ya da Batı dünyasında ortaya çıktığını düşünmektedir. Oysaki bilimin kökleri, çok daha önce ilkel toplumların yaşadığı dönemde atılmıştır. İlk defa 10.000 önce bitkilerin özelliklerinin öğrenilmesi, hayvanların sınıflandırılması, makaraların, tekerlerin icat edilmesiyle ortaya çıkan kavram, Eskiçağ’da Bilim olarak şu şekilde kısaca açıklanabilir.

Çin’de Bilim: İlk insan kalıntılarının bulunduğu yerlerden biri olan Çin’de bilimsel faaliyetlerin M.Ö. 2500’lü yıllara kadar uzandığı varsayılmaktadır. Türklerle ve Hintlilerle etkileşime giren Çinliler, On İki Hayvanlı Türk Takvimi’ni benimsemişler, Hintlilerden de matematik alanında etkilenmişlerdir. Ayrıca Çin, diğer uygarlıklardan farklı olarak aritmetik ve cebir bilimlerinde gelişme göstermiştir.

Hindistan’da Bilim: Bilim tarihi Hindistan’da M.Ö. 5000’li yıllara kadar gitmektedir. Sıfır ilk defa Hintli matematikçiler tarafından kullanılmış, böylelikle aritmetiğin gelişimi hızlanmıştır. Cebir ve trigonometri alanlarında da yeni bilgilere ulaşan Hint uygarlığındaki gelişmeler daha sonra İslam ve Hristiyan Dünyası’na aktarılmıştır.

Orta Asya’da Bilim: M.Ö. 8000’lere kadar uzanan bilim Orta Asya’da, taş devrinden kalan çanak çömlekler, silahlar ve tarımsal aletler kullanıldığı yapılan kazılar sonucunda kesinleşmiştir. Atı evcilleştiren ve arabayı icat edenler Orta Asya Türkleri olmuştur.

Mısır’da Bilim: Nil Nehri civarında gelişen uygarlığın bilimsel çalışmaları, M.Ö. 2700’lü yıllarda başlamıştır. Matematik, astronomi ve tıp konularda ilerleme gösteren Mısırlılar, gökyüzü olaylarını dini açıdan ifade etmişler, ayrıca bugün gelişmiş şeklini kullandığımız 365 günlük Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır.

Mezopotamya’da Bilim: Bilimsel faaliyetler ağırlıklı olarak ölçme, hesaplama, sulama kanalları yapma, takas gibi ihtiyaçlar için astronomi ve matematik alanlarında gerçekleşmiştir. Modern astronominin temellerini atan Mezopotamya Uygarlığı, Ay ve Güneş Tutulması olaylarını tahmin etmişler, ayrıca günü 12 saate, saati 60 dakikaya ve dakikayı 60 saniyeye bölmüşlerdir.

Anadolu’da Bilim: Batı Anadolu’daki Lidya Uygarlığı parayı bulmuş, Frigyalılar ise Fenike alfabesini Batı’ya yaymakta etkili olmuştur. Van Gölü civarında gelişen Urartular çivi ve resim yazısını kullanmış, yaptıkları kapların üzerlerine hacimlerini yazmışlardır. Hititlerse bakır ve tunçtan eşyalar yapmış, çivi ve resim yazısı olmak üzere iki çeşit yazı kullanmışlardır.

Bilimin Diğer Evreleri

Bilimin Diğer EvreleriOrtaçağ’ın sonlarında daha çok fizik alanında bilimsel çalışmalar yapılmıştır. Daha önce de devrim niteliğinde bilimsel çalışma ortaya koyulmasına rağmen bunların en büyüğü 15. yüzyılda başlayıp 16. yüzyıla kadar devam eden bilimsel çalışmalar olmuştur. Rönesans’ın etkisi olan bu değişiklik Bilim Devrimi olarak da ifade edilmiş, 17. ve 18. yüzyıl bilimine zemin hazırlamıştır.

Ayrıca Kopernik Devrimi’yle güneşin güneş sisteminin merkezinde olduğu, gezegenlerin onun etrafında dolandığı düşüncesi ortaya atılmıştır. 19. yüzyıl ise bilimin her alanında gelişme yaşandığı bir devrin başlangıcı olmuştur. Buhar makinesi gibi önemli icatlar yapılmış, elektrik mühendisliği ortaya çıkmış ve bilim adamı kelimesi ilk kez kullanılmıştır. Ayrıca 19. yüzyıl bilim ile teknoloji arasındaki ilişki gelişmeye başlamıştır.

Bilim 20. yüzyılda daha da hızla ilerlemiş, bu dönemde pek çok önemli gelişme meydana gelmiştir. Astronomideki gelişmeler yeni evren anlayışını doğurmuş, görelik ve kuantum teorileri de modern nükleer bilimin temellerini atmıştır. Yeni bir bilim anlayışı olarak moleküler biyoloji ortaya çıkmış, matematik, kimya, jeoloji gibi pek çok farklı dalda önemli çalışmalara imza atılmıştır.

1941 yılında Kondrad Zuse tarafından gerçek anlamdaki ilk bilgisayar geliştirilmiş ve bu dönemden sonra bilgisayar teknolojisi hızla ilerlemiştir. 20. yüzyılda bilimsel çalışmaların hızlanması için bilim adamlarına daha elverişli ortamlar sunulmuştur. Alfred Nobel sayesinde de 1901’den itibaren Nobel Ödülleri verilmeye başlanmış, bilime olan teşvik arttırılmaya çalışılmıştır

Bilimin Amacı Nedir?

Bilimin Amacı Nedir?Bilimin temel amacı evren hakkında araştırma ve gözlemleme metodu ile tahminler yapmaktır. Bilinmeyenleri cevaplandırmak ve insanlığa yararlı bilgiler ortaya sunmak hedeflenmektedir. Çok eski zamanlardan beri bilimle uğraşılmasının nedeni, insanoğlunun evreni anlamaya çalışma çabalarından kaynaklanmaktadır.

Yani bilim için meraktan doğmuştur diyebiliriz. Doğayı ve doğa olaylarını anlamak amacıyla kullanılmaya başlanan bilime zaman içerisinde daha iyi yaşama amacı da eklenmiştir. Hem öğrenme isteği hem de doğayla uyum içerisinde yaşama isteğinden kaynaklanan bilim, ayrıca gerçeği de gözler önüne sermektedir.

Bilimin Özellikleri Nelerdir?

Bilimin Özellikleri Nelerdir?Yukarıda da belirttiğimiz gibi bilimin tanımı konusunda bazı farklılıklar bulunmaktadır. Ancak özelliklerine baktığımızda ortada genel kabul gören belirli nitelikler olduğunu görüyoruz. Bunlar; olgusallığı, mantıksallığı, nesnelliği, eleştiriciliği, genelleyiciliği, seçiciliği, evrenselliği, kayıtlılığı, birikimliliği, sistematikliliği ve bir bilgi toplama yolundan ziyade bir analiz yöntemi olmasıdır.

Kısaca yukarıdaki niteliklerden bahsedecek olursak ise şunları söyleyebiliriz. Bilim olgusaldır çünkü deneysel yöntemlerle kanıtlanmadıkça hiçbir önermenin geçerliliği yoktur. Mantıksaldır çünkü sonuçların kendi içinde tutarlı olması gerekmektedir. Eleştiricidir, yani ortada herkes tarafından kabul edilmiş bir sav olsa bile her zaman eleştiriye açık olacaktır. Tek tek olgularla değil, olgu türleriyle uğraşması bilimin genelleyiciliğini ifade etmektedir. Suyun 100 derecede kaynaması gibi! Seçici olma özelliği de bilimin evrendeki her türlü olgu ile uğraşmasının imkansızlığından ve gereksizliğinden kaynaklanmaktadır.

Bilimde birikimsellik vardır, yani bilimsel bilgiler birbirinden bağımsız değildir. Doğru ölçü kullanma özelliği bulunmaktadır yani bilimsel bilgilerin tekrarlanabilir olması gerekmektedir. Bilim nesneldir çünkü bilim nesnel ifadelerle ilgilenmektedir. Evrenselliği de bilim adamının yaptığı çalışmayı tüm dünyanın ulaşabileceği şekilde açık seçik sunması demektir. Böylece bilim adamı çalışmalarını evrensel seviyede tartışmaya açık ve geliştirilebilir hale getirmektedir.

 




Yorumları Görmek İçin Tıklayın

Diğer yorumlar ( 0 )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir