Paylaşım

90’lı Yılların Unutulmaz Televizyon Programları ile Nostalji Hazır Olun


 

Hep birlikte bir nostalji turuna çıkmaya ne dersiniz? Dilerseniz, 90'lı yılların unutulmaz televizyon programları nelerdi hatırlayalım ve o dönemin sıra dışı yapımlarına hep birlikte göz atalım.


Türk televizyonculuğunun geçmişine uzandığımız vakit, öyle anlı şanlı bir tarihimizin olmadığı ile karşılaşıyoruz. 1968 yılında yayın hayatına başlayan ilk televizyon kanalımız TRT’den sonra, kurulacak ilk özel kanala kavuşmak için 1989 yılını beklemek zorundaydık. Nitekim Cem Uzan ve Ahmet Özal işbirliği ile kurulan Magic Box -şimdiki adıyla anmak gerekirse STAR TV- adeta ülkede milat olarak kabul görecek bir adımı beraberinde getirmekteydi. Bu tarihten itibaren, Türk izleyicisinin televizyonla olan bağı daha da kuvvetlenecek; yeni çıkacak kanallar ve programlarla halk arasında aptal kutusu diye tabir edilen teknolojinin bu son harikasına iyiden iyiye bağımlı hale gelecektik.

Gelgelelim ki özel kanalların hayatımıza girmeye başladığı 90’ların başları adeta birçok deneysel çalışmayı da beraberinde getirmiştir. İlginç ve sıra dışı birçok programın yanı sıra, samimiyetiyle şimdilerde bile adından söz ettiren birçok televizyonculuk olayına bu dönemde rastlamak mümkün. Her ne kadar Türk televizyonculuğu 1968 yılından beri faal olmuş olsa da özel kanalların getirisi bambaşkaydı. Onların asıl amacı izleyenleri ekranın başına çekerek para kazanmaktı. Bu da haliyle, kaliteden ziyade ilgi çekici olmayı zorunlu kılıyordu.

90’lar kimi çevrelerce kara delik olarak değerlendirilse de benim ve temsil ettiğim Y Kuşağı için de tadına doyulmaz bir nostaljiyi beraberinde getirmektedir. Sahi, Tarkan’ın Ölürüm Sana klipini hangimiz hayranlıkla izlemedik ki? Örneklerini daha da fazlaştırabileceğimiz 90’ların kuşkusuz ki en nevi şahsına münhasır taraflarından biri de televizyon programlarıydı. Okulda kozalaklarla maç yapıp, üzerine leblebi tozunu höpürdettiğimiz o yıllarda televizyon; insanın tüm yorgunluğunu alıp farklı dünyalara yolculuğa çıkaran dönemin en önemli teknolojisiydi adeta. Pekâlâ, afyonlanmış şekilde izlediğimiz o programlar nelerdi, onları hatırlıyor musunuz?

İzleyenlerini zaman zaman hayretler içerisine düşüren zaman zaman da fütursuzca kahkahalar attıran o mükemmel televizyon programlarını anımsamaya ne dersiniz? Sabah kuşağından, akşam kuşağına; yarışmasından, haber bültenine kadar şimdilerde dahi adından efsane olarak bahsedilen o mükemmel ve eşsiz programlara dilerseniz hep birlikte göz atalım. 90’ların unutulmaz televizyon programları karşınızda…

17 Reyting Hamdi

Reyting HamdiNe diyon lan sen sibop!

Malum, dönemin popüler formatlarından biri de, skeçlerin yer aldığı ve türlü hiciv unsurları içeren programlardı. Olacak O Kadar ve İnce İnce Yasemince’nin muadili olan ancak onlardan daha fazla sulu bir komedi olarak karşımıza gelen Reyting Hamdi, ilk olarak 1995 yılında izleyicisiyle buluşmuştur.

Hamdi Alkan’ın hazırladığı Reyting Hamdi; Gazman, Yarmagül gibi efsanevi karakterleri bünyesinden çıkarmış ve bir dönem ekranların aranan eğlence programlarından biri olmayı başarmıştır. Her hafta farklı skeçlerin yer aldığı ve aynı zamanda küçük dizileri de içinde barındıran program, Hamdi Alkan’ın nevi şahsına münhasır kişiliği ile izleyenlerin gönlünde taht kurmayı da başarmıştır.

Tavsiye Ederiz: En İyi Türk Gençlik Dizileri

Programın bu denli popüler oluşu, onu 2000’lere taşımış ve 2007 yılına dek sürmesine olanak sağlamıştır. Ancak o da hiçbir zaman, ilk ortaya çıktığı dönemdeki başarısını yakalayamayan işlerden biri. 90’ların mizahla beslenen atmosferiyle iyi bir ortaklık kuran ve dönemin siyasilerinden tutun da ünlü simalarına kadar birçok kişinin taklidinin yapıldığı program, aynı zamanda sinema tarihimizin en büyük ustalarından Münir Özkul’un da son kez kamera karşına geçtiği yapım olarak hatırlanmaktadır.

16 Turnike

Turnike“Bu bir yarışma değil, yarışma ötesi bir şov” sloganı ile izleyenlerini selamlayan Turnike, o dönemin en popüler şovmenlerinden Güner Ümit’in sunumuyla ekranlara gelirken, tadına doyulmaz eğlenceli dakikaları da izleyenlerine armağan etmeyi ihmal etmemekteydi.

Hostes kızların taşıdığı ve içinde türlü ödüllerin bulunduğu toplarla hafızlarda yer eden Turnike ya da ilerleyen yıllarda aldığı isimle Bay Turnike, kuşkusuz o dönemin en gözde şov programlarından biriydi. Nitekim kariyerinin zirvesinde olan Güner Ümit de izleyenlerini deyim yerindeyse mest etmekteydi. Ancak onun incitici birtakım çıkışları hem kendi kariyerinin sona ermesine hem de Turnike isimli programın tarihin derinliklerine karışmasına neden oldu. Akıllarda ise iyi ve dinamik duruşuyla Turnike’nin eğlenceli halleri kaldı.

15 Yasemin’in Penceresi

Yasemin'in Penceresi90’ların sonuna doğru ortaya çıkan ve tabir-i caizse yayınlandığı döneme damgasını vuran Yasemin’in Penceresi, ağırladığı ünlü konuklarının geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarak izleyenlerine farklı bir format armağan etmekteydi.

Sunucu Yasemin Bozkurt’un Kadının Penceresi ve Politika Penceresi programlarından sonra ortaya koyduğu üçüncü ve en popüler yapımı olan Yasemin’in Penceresi, şüphesiz onun cesur ve kendine güvenen sunumuyla akıllarda yer etmeyi başarmış bir programdır. Nitekim o, ağırladığı ünlü konuklara kimsenin soramadığı soruları sorarak, ülkede gündem oluşturmayı başarmış ender televizyonculardan da biridir. Özellikle ünlülerin geçmişinde yer etmiş isimlerin bir kapının ardından gizemli bir şekilde gelişi ve Yasemin Bozkurt’un bu durumu “Kapı açılsın” serzenişiyle anons etmesi, dün gibi aklımızda yer etmektedir.

Program ratinglerinin azalması üzerine 2000’lerin hemen başında yayından kaldırılsa bile Yasemin Bozkurt’u ekranlarda görmeye devam etmiştik. O, bu seferde yakın tarihin fenomen işlerinden biri olan Kadının Sesi adlı programa imza atarak, uzunca bir süre evlerimize konuk olmayı sürdürmüştür.

14 Şans Kapıyı Çalınca

Şans Kapıyı Çalıncaİlginç oyunlarıyla her hafta evlerimize konuk olan, kimi zaman yarışan ailelerin sevinciyle kimi zaman da onların hayal kırıklıklarıyla arz-ı endam eden Şans Kapıyı Çalınca, bir döneme eğlencesi ve farklı yapısıyla damga vuran yarışmaların başında gelmektedir.

Seray Sever ve Kayra Şenocak’ın sunumuyla ekranlara gelen program, her hafta seçtiği aile reisinin programa hazırlanma sürecini ekrana getiriyor ve büyük yarışma olarak adlandırdığı kader anıyla da stüdyoda tadına doyulmaz bir heyecanı izleyenlerine aktarıyordu. Özellikle buzdolabı, çamaşır makinesi gibi bir evin temel ihtiyaçlarını hediye olarak veren Şans Kapıyı Çalınca’nın en büyük ödülü ise; o dönem tüm yarışmalarda olduğu gibi bir adet son model arabaydı.

İlginizi Çekebilir: Ödüllü Türk Filmleri Listesi

Her hafta izleyenlerinin önüne getirdiği ilginç oyunlar ve ailelerin yarışmaya hazırlanma sürecindeki eğlenceli anlarıyla adından söz ettiren Şans Kapıyı Çalınca, kuşkusuz 90’ların son döneminin en güzel anılarından biri olarak da hatırlanmakta. Daha sonrasında Ferhan Şensoy’un başrolü oynadığı ve Tayfun Güneyer tarafından yazıp/yönetilen Şans Kapıyı Kırınca filmine de ilham kaynağı olan yarışma, esasen Japon menşeli bir formatın ülkemize uyarlanmış halidir.

13 Çarkıfelek

ÇarkıfelekYalnızca Türkiye’nin değil aynı zamanda dünyanın da en popüler formatlarından biri olan Çarkıfelek, ülkemizde birçok farklı isim tarafından sunulmuş olsa da, şimdilerde adı zikredildiğinde ilk olarak Mehmet Ali Erbil’i akıllara getirmektedir.

90’ların ilk yarısında Tarık Tarcan’ın sunumuyla ekranlara gelen ve oldukça ilgi çeken Çarkıfelek, özel kanalların rekabet içine girdiği 90’ların ortasında adeta havada kapanın elinde kalacak izlenimi yaratmaktaydı. Tam da bu döneme tekabül eden 1997 yılında, Kanal D programın yayın haklarını almış sunuculuk içinde ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil ile anlaşmıştı. Nitekim lugatımıza girmeyen trollüğü o dönem başlatan adam olarak da bilinen nam-ı değer Mali, programla özdeşleşecek ve hem kendi şöhretine şöhret katacak hem de Çarkıfelek’i adeta ülkenin en sevilen eğlence programı haline getirecekti.

Mehmet Ali Erbil ile 97 yılında buluşan ve adeta uzatmalı sevgili modunda yıllar geçiren Çarkıfelek, hala televizyon ekranlarımızda boy gösteren ender eğlence programlarından biridir. En son geçtiğimiz yıl ekrana gelen program, 2017 yılında Mali ile tekrardan izleyenlerinin karşısına çıkmaya hazırlanırken, eski şöhretine de ulaşmak için tekrardan bir çaba içine girecektir. Nitekim Çarkıfelek o kadar uzun yıllar boyu yayınlandı ki, artık izleyenler için farklı bir format olmaktan çıktı. Bu da ister istemez onu cazip kılan bir yarışma programı olmaktan alıkoydu.

Her şeye rağmen, 90’larda başlayan Mali-Çarkıfelek işbirliği, yıllar yılı izleyenlerine eğlenceli dakikalar armağan etmiş olsa da, bu ikilinin ilk defa bir araya geldiği yılların tadı her daim damakta kalan tatlı bir lezzet olarak hatırlanmaya devam edecektir.

12 Sabah Şekerleri

Sabah ŞekerleriŞimdiler için oldukça sıradan kabul edilecek olan ancak o dönem için adeta milat sayabileceğimiz programlardan biridir Sabah Şekerleri. İlk olarak Şebnem Dönmez ve Murat Başoğlu’nun sunumuyla ekranlara gelen yapım; müzik ve magazin dünyasından aldığı haberleri izleyenlerine aktarırken, ağırladığı ünlü konuklarla da samimi sohbetleri bünyesinde barındırmaktaydı.

Ciddiyetten oldukça uzak olan sanki kendi evlerindeymişçesine program yapan Şebnem Dönmez ve Murat Başoğlu’nun samimi tavırlarıyla herkesin gönlünü kazandığı Sabah Şekerleri, gündüz kuşağının en vazgeçilmez programlarından biriydi. İlk olarak 1996 yılında ATV’de yayınlanan program daha sonrasında neredeyse tüm özel kanalları gezmiş ve birçok farklı sunucu tarafından da izleyicisiyle buluşmuştur. Ebru Cündübeyoğlu’ndan Erkan Petekkaya’ya kadar şimdilerin birçok ünlü simasının daha sonrasında sunuculuğunu yaptığı program, değişen isimlerine rağmen pırıltısından bir an olsun bir şey kaybetmeyerek popülerliğini uzun yıllar korumuştur.

Tabii, o yıllarda Spotify ya da YouTube olmadığından, yeni çıkan müzikleri takip edebileceğimiz yegâne programlardan biriydi Sabah Şekerleri. Yalnızca bu sebepten dolayı bile döneminin en izlenebilir işlerinden biri olan yapım, 90’ların tüm neşesini önümüze getirmesiyle de adından söz ettirmeyi başarmıştır.

11 Gerçek Kesit

Gerçek Kesitİlk olarak 1993 yılında yayın hayatına başlayan ve Perihan Savaş’ın sunumuyla ekranlara gelen Gerçek Kesit için, bir Türk televizyonu efsanesi desek herhalde hata etmiş olmayız. Nitekim o ünü sayesinde kendini 2000’li yıllara taşıyan ve uzunca bir süre ekranlarda boy gösteren nevi şahsına münhasır bir program olarak da anımsanmaktadır.

Adıyla müsemma bir şekilde, gerçekte yaşanan ve suç unsuru taşıyan olayları canlandırma yöntemiyle ekranlara getiren Gerçek Kesit, şüphesiz “destansı” oyunculuklarıyla da hafızlara kazınmıştır. Özellikle daha sonraları Sarı Bıyık olarak nam salan Cahit Kaşıkçılar’ın sergilediği performanslar dün gibi aklımızda.

Her bölüm farklı olayları merceğine alan ve zaman zaman ekrana getirdiği çarpıcı hadiselerle ilgi odağı olmayı başaran Gerçek Kesit, ne var ki çekimlerindeki kalitesizlik yüzünden çoğu kez espri konusu olmaktan da kurtulamamıştır. Dönemin en önemli özel kanallarından olan Flash Tv’de ekrana gelen Gerçek Kesit için, 90’ların moda akımı olan reality şovların bir başka türü de diyebiliriz.

10 İnce İnce Yasemince

İnce İnce YaseminceYasemin Yalçın’ın hazırlayıp sunduğu İnce İnce Yasemince, 90’ların tüm ruhunu yansıtan skeçleriyle ekranlara gelen ve fazlasıyla güldüren bir program olarak televizyon ekranlarında boy göstermiştir. Yapı itibariyle Olacak O Kadar’a benzese de o denli siyasi taşlamanın bulunmadığı program, karakterlerini daha çok gündelik hayattan seçerek, adeta sokağın sıra dışı insanlarını evimize getirmekteydi.

İtilmiş ile Kakılmış, Sürahi Nine, Alican gibi birbirinden farklı olan ama kültleşmiş olarak ifade edebileceğimiz tiplemeleriyle uzun süre ekranlarda boy gösteren İnce İnce Yasemince, dönemin mizahı açlığını kapatan ve ekranlarının başına geçenlere fazlasıyla eğlenceli dakikalar vadeden bir program olarak hafızlarımızda yer almaktadır.

İlk olarak Haşlama Haşlama adıyla Show Tv’de boy gösteren Yasemin Yalçın, bir yıl sonra Yaseminname ismiyle ATV için programlar hazırlasa da asıl çıkışını 1995 yılında Kanal D için hazırladığı İnce İnce Yasemince ile yapmıştır. Nitekim bu program, döneminin en fazla ses getiren yapımlarından biri olmayı da başarmıştır. Daha sonları ana akım medyadaki birçok kanalı gezen program, son olarak 2010 yılında FOX TV’de ekranlara gelmiş olsa da o eski tadından uzak olması hasebiyle pek uzun ömürlü olamamış ve izleyenlerine veda etmiştir.

9 A Takımı

A TakımıA Takımı dendiğinde aklınıza ilk olarak ne geliyor? Savaş’ Ay’ın ateş yanan bir varilin etrafına topladığı insanlarla yaptığı tartışma programı mı, yoksa Mr. T’nin yer aldığı efsanevi aksiyon dizisi mi? Esasen her ikisi de bu listeye girebilecek düzeyde ülkede efsane olmuş işler. Ancak Mr. T bu seferlik kusurumuza bakmasın, çünkü A Takımı dendi mi akıllara ilk olarak Savaş Ay düşer.

A Takımı uzun yıllar boyunca televizyon ekranlarında boy göstermiş, gündem değiştiren hatta gündemi belirleyen özgün bir haber programı olarak da kendisini zevkle izlettirmiştir. Özellikle Savaş Ay’ın samimi ve güvenilir sunumuyla ekranlara gelen program, aynı zaman da Savaş Ay’ın öğrencisi olan birçok kişinin yetişmesine de olanak sağlamıştır. Bunlardan en ünlüsü, bir dönemin Memolisi olarak kendisine hayran bırakan Mehmet Ali Alabora’dır.

Birçok kanal ve gazetede habercilik yapan Savaş Ay, hiç şüphe yok ki kafasından çıkarmadığı şapkası ve o içten sesiyle hafızlarımıza kazınmış bir isimdir. 15 yıl boyunca kanserle mücadele ettikten sonra, 2013 yılında hastalığa yenik düşen Ay, kuşkusuz 90’ları en cazip kılan ve o günleri samimi olarak anımsamamızı sağlayan yegâne isimlerin başında gelmektedir.

8 Olacak O Kadar

Olacak O KadarNiyetimiz kimseyi kırmak değildir
Şuradakini buraya koymak değildir
Arada bir zülfü yâre dokunduk
Tam yerine rast geldi manzara koyduk
Olacak, olacak, olacak o kadar…

Türk televizyon tarihinin en uzun soluklu programı olan ve yaklaşık 24 yıl boyunca aralıksız yayın hayatına devam eden Olacak O Kadar, şüphesiz ki en parlak günlerini 90’larda yaşamıştır. Nitekim herkesin bildiği üzere Olacak O Kadar, güncel siyasetten beslenen ve bunu mizahi bir dille izleyenlerine aktaran hiciv programı olarak arz-ı endam etmektedir.

Onun en parlak günlerini 90’larda yaşamasının yegâne sebebi, malzemenin bol olmasıdır. Nitekim 90’lar, birçok yeni siyasi figürü politika arenasıyla tanıştırırken, onların da yapılacak parodisine adeta zemin hazırlamaktaydı. Ee Levent Kırca bu durur mu? O dönem, kim kendine siyasiyim dediyse kendini ertesi hafta Olacak O Kadar’da bulurdu. Hem de öyle bir bulurdu ki, en sıkı rakibinden yemeyeceği şamarları yemiş halde.

90’ların en güzel yanlarından biri de kuşkusuz siyasi bir mizahın varlığıydı. Bunu en iyi yapanların başında da herkesin üzerinde mutabık olacağı şekilde Levent Kırca gelmektedir. Yıllar yılı yaptığı taşlamalarla evlerimize konuk olan ve yalnızca bununla yetinmeyip güncel olaylardan da son raddede beslenen duruşuyla fark yaratan Olacak O Kadar, şimdilerde televizyonlarda eksikliğini hissettiğimiz oldukça değerli bir yapım olarak da güncelliğini korumaktadır.

7 Sıcağı Sıcağına

Sıcağı SıcağınaBir nesli akıl almaz cinayetlerle tanıştıran, uykuları kaçıran ve bir korku filmi edasıyla arz-ı endam eden Sıcağı Sıcağına’da sıra. İlk olarak 1993 yılında Haluk Bilginer’in sunumuyla başlayan ancak daha sonrasında programı efsane statüsüne çıkaracak Cem Kurtuoğlu ile yayın hayatına devam eden program, belki de 90’ların gördüğü en sarsıcı reality şovlardan biriydi.

Günümüzde yayınlanan ve gündüz kuşağını adeta tek başına ele geçiren Müge Anlı ve onun muadili yayınların, Türk televizyonlarındaki ilk örneği olarak karşımıza gelen Sıcağı Sıcağına, şimdilerin aksine oldukça gergin ve insanın kanını donduran yapısıyla dönemin öne çıkan yapımlarından biri olmayı başarmıştır. Gelen ihbar telefonları üzerine, cinayetlerin peşine düşen Cem Kurtuoğlu ve ekibinin hikâyesi, çoğu zaman amansız bir maceranın ortasına doğru giderken kimi zaman da gerçekçi yapısıyla izleyenlerinin uykusunu zehir eden bir program olarak hafızlarda yer etmiştir.

SHOW TV’de yayınlanan ve 1998 yılına kadar devam eden program, daha sonra 2009 yılında Cem Kurtuoğlu’nun sunumuyla kaldığı yerden devam etmeye çalışsa da ilk bölümün sonunda yayından kaldırılmıştır. Ee ne diyelim, taş yerinde ve zamanında ağırdır!

6 Televole

TelevoleO destansı jeneriğinin yanı sıra, Levent Kırca’nın Maradona’yı taklit edercesine söylediği “Maraba Televoleee” repliğiyle hafızalara kazınan Televole, esasen evrim geçiren televizyon programlarımızdan biri.

Ünlü futbol spikeri Melih Gümüşbıçak’ın sunumuyla ekranlara gelen ve yayın hayatına ilk başladığında futbolcuların özel hayatlarına, kamp dönemlerine eğilen ve nevi şahsına münhasır bir program olarak ekranlara gelen Televole, daha sonrasında ise yelpazesini genişleterek tam bir paparazzi programına dönüşmüştür. Ancak geçirdiği evrime rağmen Televole, Türk televizyonlarının gördüğü öncü magazin programlarından biridir. Ünü yalnızca 90’larla sınırlı kalmayan ve günümüze deyin uzana program, her ne kadar Melih Gümüşbıçak’ın bir futbol maçını andıran sunumuyla akıllara kazınmış olsa da, özgün içeriği ile de dönemin pırıl pırıl parlayan işlerinden biri olarak hatırlanmaktadır.

2005 yılına kadar Televole ismiyle devam eden daha sonrasında yaşanan isim krizi nedeniyle Uçankuş ismini alan yapım, ülkeye magazin programı kavramını aşılayan öncü işlerden biri olarak da güncelliğini korumaktadır.

5 Adam Olacak Çocuk

Adam Olacak ÇocukBarış Manço, kuşkusuz ülke tarihine adını altın harflerle yazdırmış önemli bir sanat adamıdır. O birçokları için Barış Abi olmayı başarmış, taraflı-tarafsız herkesin sevgisini kazanmış biridir esasen. Bir Anadolu Rockçısı olarak başladığı müzik kariyerinde, zekâsı, cana yakınlığı, entelektüelliği ve de en önemlisi adıyla müsemma bir şekilde barış canlısı oluşu onu muadillerinden ayırıp, sanatçı kimliğinin üzerinde konumlanmasına olanak sağlayan biri haline getirmiştir.

O, Japonya’da dahi tanınan ve yaptığı müziğin kalitesiyle ününü ülke dışına taşımayı başarmış ender isimlerden biri olmasının yanı sıra, çocukların da her daim Barış Abisi olmuştur. Bunun en önemli sebebi ise sunduğu 7’den 77’ye ve Adam Olacak Çocuk programlarıdır. 1988 yılında başlayan ve 1998 yılına kadar aralıksız devam eden Adam Olan Çocuk, 4-5 yaşlarındaki çocukların konuk olduğu ve hünerlerini sergilediği 90’lara özgü bir program olarak anımsanmaktadır.

İlginizi Çekebilir: Oynadığı Karakterle Özdeşleşen Oyuncular

Programın gülümseten detaylarının başında ise kuşkusuz hep Barış Manço gelmekteydi. O genç çocuklarla gerçek birer abi-kardeş ilişkisi kurmayı başaran ve bunun neticesinde de samimi diyaloglarıyla izleyenlerinin yüzünü gülümseten bir isimdir. 90’larda çocuk olan her küçük dimağın en büyük hayali Adam Olacak Çocuk’a katılmaksa eğer, bundaki pay tamamıyla gönüllerimizi fetheden Barış Manço’ya aittir.

Adam Olacak Çocuk, başından sonuna dek 90’ların tüm samimiyetini içinde barındıran, Barış Manço vesilesiyle kendisine hayran bırakan ve döneminin en sıcak işlerinden biri olarak da hala hafızlarımızdaki güncelliğini korumaktadır.

4 Parliament Cinema Club

Parliament Cinema ClubHadi itiraf edelim; birçoğumuz sinema sevgisini Parliament Cinema Club’a borçludur. Karla Bonoff imzalı All My Life şarkısı eşliğinde, yüksek binaların arasında gezdiğimiz ve nihayet Parliament Cinema Club’ın ışıklı tabelasına ulaştığımız o efsanevi jeneriğiyle hafızlarımıza kazınan sinema kuşağı, kuşkusuz 90’ların en güzel taraflarından birini temsil etmektedir.

Her Pazar akşamı STAR TV’de yayınlanan bu kuşakta, televizyonda ilk kez gösterilecek ünlü bir film yer almaktaydı. Özellikle bir nesli popüler filmlerle tanıştıran ve sinema sevgisi aşılayan Parliament Cinema Club, 1992-1997 yılları arasında varlığını sürdürmüştür. Ancak 1997 senesinde bir sigara markası olduğu gerekçesiyle RTÜK tarafından yasaklanınca, adı değişerek Pazar Gecesi Sineması ismini almıştır. Kısa bir sürede bu şekilde devam eden kuşak, daha sonra uzun yıllar boyunca ekranlarda gözükmemiştir.

Buna da Bakın: En İyi Gençlik ve Üniversite Filmleri Listesi

Yayınladığı özgün filmlerle adından söz ettiren ve Pazar geceleri birçoklarının televizyon başına geçme nedeni olan Parliament Cinema Club, sinemaya para vermek istemeyen Türk halkının sinemayı ayağına getirerek adeta bir amme hizmetini de gerçekleştirmiş oluyordu.

3 Hugo

Hugo90’ların bir başka efsanesinde sıra… Bir çocuk programı olan ve Tolga Garipoğlu’nun sunumuyla ekranlara gelen Hugo, kuşkusuz o dönemin çocuklarını ekrana bağlayan en değerli programlardan biriydi.

İnteraktif bir yarışma programı olarak karşımıza gelen yapım, telefonun tuşlarını kullanarak yönlendirdiğimiz Hugo’nun, prensesi kurtarma çabasını odak noktasına almaktaydı. Hem döneminin üzerindeki grafikleri hem de yarışma ve çizgi dizi kavramını aynı potada eritmesi hasebiyle bağımlılık yaratacak derecede tutkunu olunan Hugo, izleyenlerin abisi olmayı başaran Tolga Garipoğlu’nun sunumuyla da daha sevilesi bir program halini almaktaydı. Nitekim Tolga Garipoğlu, o dönemin çocukları tarafından hala Tolga Abi olarak anılmaktadır.

İlk olarak 1993 yılında Kanal 6 ekranlarında başlayan ve daha sonrasında bir efsane olarak dilden dile yayılan “Hugo’ya küfür eden çocuk” hadisesi yüzünden program yayından kaldırılmıştır. Ancak burada söylenmesi elzem olan husus; Hugo’ya küfür eden çocuk hadisesinin kanıtlanamadığıdır. Nitekim Tolga Garipoğlu böyle bir olayın asla yaşanmadığını defaatle söylese de, olayın görgü tanığı olduğunu iddia eden birçok kişi böyle bir küfür vakasının kesinlikle yaşandığını iddia etmektedir. Ancak yine de bu efsanenin, Hugo’nun popülaritesine katkı sağladığı su götürmez bir gerçek.

Bir 90’lar efsanesi olan Hugo, daha sonrasında farklı kanallarda, yeniden başlamasına rağmen bir türlü ilk yayınlandığı dönemdeki şöhretini geri kazanamamıştır. Şüphesiz bunda değişen teknoloji ile birlikte Hugo’nun yavan kalan grafiklerinin payı da fazlasıyla büyük. Ancak her şeye rağmen ben ve benim gibi 90’larda çocuk olan herkes için, Hugo’nun en büyük tutkularımızdan biri olduğunu da inkâr etmemek gerekir.

2 Teksoy Görevde

Teksoy GörevdeSadettin Teksoy’un maceradan maceraya atıldığı ve türlü gizemli hadiseleri ayyuka çıkardığı o efsanevi programı hatırlıyor musunuz? Bu program sayesinde Sadettin Teksoy’un methi öylesine şiddetli bir şekilde yayılmıştı ki, ona “Canavar Uzmanı” mahlası bile takılmıştı. Gerçekten onun bir süperstarı aratmadığı yıllardı.

Esasen Sadettin Teksoy, kariyerine oldukça başarılı bir gazeteci olarak adım atmıştı. Körfez Savaşı’nın en sıcak döneminde dahi bölgede yer alarak, cesaretini kanıtlamıştı. Hatta dönemin en göz önündeki siyasi figürlerinden olan Saddam Hüseyin ile röportaj yaparak da, adını Türk gazeteciliğine altın harflerle yazdırmıştır. 1992 yılına kadar Hürriyet’te çalışmaya devam Teksoy, daha sonrasında buradaki görevini bırakıp, ilk özel televizyon kanalı olan STAR TV’ye geçiş yapmıştır. Burada da iki yıl muhabir olarak çalıştıktan sonra, 1994 yılında yine aynı kanalda start vereceği yeni televizyon programı için kamera karşısına geçmiştir.

Teksoy Görevde adıyla izleyenlerine merhaba diyen program, yalnızca ülke içindeki ilginç hadiselere değil, tüm dünyada vuku bulan ve haber değeri taşıyan her türlü olayın peşinden gitmesiyle bir anda Türkiye’nin gündemine oturmuştu. Sadettin Teksoy’un korkusuzca ve bir seyyahı andıran edasıyla oradan oraya koşuşturduğu program, yer yer mizahi konuşmalara konu olsa da içinde barındırdığı ilginç hadiselerle de çoğu kez izleyenlerinin tüylerini diken diken etmeyi başarmıştır. Şimdilerde dahi, gizemli bir hadise gördüğümüzde gözlerimiz Canavar Uzmanı Sadettin Teksoy’u arıyorsa eğer, bu tamamıyla Teksoy Görevde’nin zamanın Türkiye’sine damga vurmasından ötürüdür.

1 Şahane Pazar

Şahane PazarGeldik listemizin zirvesine. Sadece 90’ların değil, tüm televizyon tarihimizin görmüş olduğu en uyumlu, en muazzam ikiliydi onlar. Evet, Süheyl ve Behzat Uygur kardeşlerden bahsediyoruz. Pazartesi sendromunu yok etmeyi amaçlamış, türlü hınzırlıklarla ekranlara gelen bu ikili, izleyen herkese eşsiz bir eğlence armağan ederek, televizyonun kült olmuş yapımlarından biri olmayı başarmıştır.

Ağırladıkları ünlü konuklarıyla sohbetler eden ve bununla da yetinmeyip onlarla türlü oyunlar oynayan Süheyl ve Behzat Uygur kardeşler, bu kendilerine has programla esasen 90’ların en büyük simgelerinden biri de olmuşlardır. Nitekim bardak çekme yahut balon patlatma gibi o döneme özgü oyunlarla hem kendileri çılgınlar gibi eğleniyor hem de ekran başında yerini alan izleyicilere başından sonuna dek kahkaha vaat ediyorlardı.

Behzat Uygur’un, kardeşine göre biraz da ağırbaşlı gözüktüğü; Süheyl Uygur’in ise tam bir hiperaktif çocuk edasıyla karşımıza geldiği Şahane Pazar, aynı zamanda program içinde yer alan skeçlerle de izleyenlerine ayrı bir eğlence sunmaktaydı.

Programın tutması ve kendilerini de izleyenlerine sevdirmelerinden sonra, Kötü Şarkılar adında bir de albüm çıkaran bu iki isim, en az Şahane Pazar’ın eğlenceli yapısına benzer şekilde sundukları bu albümle de, takipçilerinin yüzünü güldürmeyi başarmıştır. Özellikle albümde yer alan “Abdulkadir” şarkısı zaman zaman akıllara düşmekte ve kahkahayı da beraberinde getirmektedir.





Abone Ol

Muhteşem Paratic içerikleri haftalık e-posta adresinizde.






Diğer yorumlar ( 0 )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Bunu okuyan bunları da okur