Paylaşım

Turan Dursun Kimdir? Hayatı, Kitapları ve Sözleri


 

Ateist olmadan önce, yıllarca vaizlik ve müftülük yapmış bir din adamı! Ama inansa da inanmasa da her zaman gericilerin, kibarca düşünebilme yoksunlarının hedefi olmuş. İşte Turan Dursun kimdir sorusunun ve merak ettiklerinizin cevabı:

Düşüncenin katledildiği bir ülkede, daha da kötüsü hemen hemen aynı bozuk çarkın döndüğü bir dünyada yaşıyoruz. Adeta Ortaçağ cadıları gibi diri diri ateşe atılıyor, dişimizi geçiremediğimiz her şeyi, herkesi yakıp yıkmaya çalışıyoruz. Onlarca, yüzlerce ve binlerce yıldır… Barış içinde yaşamak nedir, düşünceye nasıl saygı gösterilir, insan olmanın gerekleri nelerdir, görmüyor, duymuyor ve bilsek bile bilmiyormuş gibi yaşıyoruz.

Sağcılar solcular, inananlar inanmayanlar, faşistler komünistler, siyahlar beyazlar, kısacası karşıtlar… Evet, ne yazık ki durum hep birilerinin birilerini susturduğu, birilerinin birilerine kendi düşüncesini dayatmaya çalıştığı bir yere çıkıyor. İşte tam da bu düzen, daha sayısız aydını olduğu gibi Turan Dursun’u da öldüren şey oldu! Evet, gericiler tarafından katledilen aydınlık şavaşçısı kod adlı yazardan bahsediyorum. Gelin, 4 Eylül 1990’da evinden işine giderken 5 kurşunla öldürülen Turan Dursun hakkında birlikte konuşalım.

Navigasyon

Turan Dursun Kimdir? Kısaca Bilgi

Turan Dursun Kimdir? Kısaca BilgiTuran Duran kimdir, kısaca bilgi vermek gerekirse onun yıllarca din adamı olarak çalışmış, sonrasında ise ateistliği seçmiş dikkat çekici biri olduğunu söyleyebiliriz. Evet, uzun süre din adamı olmuş ama öyle bildiğimiz müftü ya da vaizler gibi değilmiş! Zaten görev yaptığı süre boyunca okları hep üzerine çekip, deyim yerindeyse çomağını sokacak bir arı kovanı her daim bulmayı başarmış. Gerçi bunun için özel bir çaba falan da sarf etmemiş. Zira Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına katılması bile yeterli oluyormuş.

Bunun yanında onu sevmeyenlerle birlikte sevenler de varmış. Gittiği yerlerde aydın müftü olarak anılıyor, görev yaptığı illerde, ilçelerde insanların yaşam standartlarını yükseltmeye çalıştığı için hem sevilen hem de sayılan biri oluyormuş. Hatta sürüldüğü yerlerdeki insanlar, “biz müftümüz geri istiyoruz” diyor ve bunun için ilgili yerlere başvurular yapıyorlarmış. Müftülükten istifa ettikten sonra da durum aynen bu şekilde ilerlemiş. Ama bu kez din hakkında söyledikleri yüzünden, ondan nefret edenlerin sayısı sevenlere oranla çok daha fazlaymış. Ve sonunda da bir daha konuşmamak üzere susturulma emri verilmiş.

Turan Dursun’un Hayatı

Turan Dursun’un Hayatı1934’de Sivas’ın Şarkışla ilçesinde dünyaya gelmiş Turan Dursun. Annesi Hatun (Hatın) bir Kürt, babası Abdullah ise Türk’müş Ve yazarın söylediğine göre babası hep annesini ezer, onun Kürtlüğünü kınarmış. 6 kız 1 tane de erkek kardeşi olan yazarın, 5 yaşındayken ailesiyle birlikte Ağrı’nın Tutak ilçesine göçmüş. Çünkü buradaki bir köyde babasının babadan kalma toprakları varmış ve Abdullah hakkı olan tarlaları sürmek istiyormuş. Fakat köyüne vardığında, orada bulunan ağaların toprakları çoktan üzerine geçirmiş olduğu gerçeğiyle karşılaşmış. Ve köyde imamlık yapmaya başlamış.

Babası Abdullah’ın imamlık öyküsü ise çocukluğunda davar güderken, ninesinin beline astığı Kur’an’ı okumasından ibaretmiş. Onun hakkında bilinmesi gereken bir diğer şey de şu: Köy imamı olan baba, daha oğlu dünyaya gelmeden, hatta evlenmeden çok çok önce annesine; Basra’da Kufe’de bile bulunmayacak kadar büyük bir alim oğlu olacağını söylemiş. Ve oğlu da hep babasının bu isteği için çalışıp didinmiş.

Tutak müftüsünün, şeyhlerinin ve Kürt mollaların yanında eğitim görüp, yıllar boyunca köy camisinde yatıp kalkmış. Hem Arapça hem de Kürtçe öğrenen çocuk yaştaki isim, babasının yüzünü de kara çıkamamak için büyük bir azimle okumuş. Hatta o dönemler 2000 kadar Arapça şiiri ezbere biliyormuş. İşine yarayacak ya da yaramayacak, bulabildiği her şeyi ezberlemeye çalışan fakih (öğrencilere fakih denirmiş), 12-13 yaşına kadar şafilerin içindeymiş.

Eşi Naima Dursun ile Birlikte;

Turan Dursun ile Eşi Naima DursunŞafiler hakkında pek çok şey öğrenen Turan Dursun, bu dönemlerini daha sonra Kulleteyn isimli kitabında da anlatmış. Havuz anlamına gelen kulleteyn, şafilere göre pislik götürmezmiş. Ve hemen her köyde bulunan bu kulleteynlerde şafiler hem abdest alır hem de taharet yaparlarmış. Hanefi olan Turan Dursun ise etrafına çöplerini, pisliklerini döktükleri sözüm ona bu temiz suya, caiz olmadığını söyleyerek yanaşmazmış.

Tutak’tan sonra Muş ve Erzurum köylerindeki adını duyduğu iyi hocaların yanında eğitim almış. Genellikle Kürt hocaların yanında okumuş ilgi çekici kişilik. Bunun sebebi olarak da onların Arapça ve dinsel konularda daha bilgili olduklarını söylemiş. Bir dönem Çerkez hocaların yanında da okuyarak iyi derecede Çerkezce öğrenmiş. Adana, Sivas, Kayseri, Konya ve Malatya gibi pek çok yer dolaşıp, bulabildiği bütün iyi hocalardan ders alarak, zekasıyla hocalarını şaşırtıyor, müftülerin bile bilemeyeceği soruları biliyormuş.

15 yaşına kadar okuyup öğrenen Turan Dursun, askere gidene kadar pek çok hocadan icazet almış. 1955 ile 1957 yılları arasında Adana’da askerliğini yapan Dursun, bu sırada tanıştığı köy öğretmeninden Türkçe öğrenmiş. Ama bunun için epey uğraşması gerekmiş. Aynı dönem, köylüsü Naima Hanım ile evlenmiş ve üç çocukları olmuş. Naima Hanım’ın ruhsal bunalımları olmasına rağmen ondan ayrılmayı hiç düşünmemiş. Askerlikten sonra, İstanbul’daki Mahmut Paşa İlkokulu’ndan diploma alarak İstanbul Çarşamba’da Üçbaş ve İsmailağa medreselerinde hocalık yapmış. Sonrasında müftülük sınavlarına girerek vaiz ve müftü olmuş.

Tekirdağ’da müftülük yardımcılığı yaptıktan sonra ilk görev yeri Sivas’ın Gemerek ilçesi olan din adamı, buradan Sivas müftülüğüne atanmış. Bu dönemde ortaokul diplomasını da alan müftü, Sivas’tayken Süleymancılarla çatışmaya başlamış. Çatışma nedeni ise diğerlerinden farklı bir müftü olmasıymış. Mesela; köyleri ağaçlandırmak için çalışmalar yürütmüş, müftülük lojmanı yerine hastane yapılması için uğraşmış. İmamların Atatürk anıtına çelenk koymalarını sağlamış ve köylere su götürmek için ilgili yerlere müracaat etmiş. Bu dönemde hakkında komünist müftü gibi yorumlar yapılmaya başlamış.

Turan Dursun Müftülükten SonraTarık Zafer Tunaya’nın başkanı olduğu Devrim Ocakları’nın kurucuları arasında da yer alan müftüye çeşitli iftiralar (SSCB’den büyük meblağda para aldığı gibi) atılmış. Sivas müftülüğünden, Sinop’un Türkili ilçesine sürgün edilmüş ve buradayken kendisine çok yardımı dokunan Ali Şarapçı isimli bir öğretmenle tanışmış.

Ona da kendisi gibi komünist denildiğinde öğrendiğinde, Ali Şarapçı’dan okumak için komünist kitaplar istemiş. Komünizm hakkında okudukça ideolojiye bir bilim olarak bakmaya başlamış. Ama aydın müftü olarak da anılıyormuş. Sahip olduğu bilgi sayesinde hem aydın çevreler tarafından hem de dini ve Arapça’yi çok iyi bildiği için din adamları tarafından saygı duyuluyormuş.

Fakat gerici kesim aynı düşünceler içerisinde değilmiş. Müftülük dönemi boyunca oradan oraya sürülen Turan Dursun, yıllarca okumuş ve sonunda dini inançlarındaki sarsılmayla 1966 yılında görevinden istifa etmiş. Çünkü İslam’ı, Hristiyanlığı ve Yahudiliği hem kendi kaynaklarından hem de bulabildiği bütün kaynaklardan araştırmış ve onun deyimiyle bir “aydınlanma” yaşamış. Kutsal kitaplardaki çelişkileri, yüzyıllar önce yazılmış efsaneler ile dini kaynaklar arasındaki benzerliği görmüş. Ki gördüklerinden sonra daha fazla müftü olarak anılamazmış.

İlk başta “ben peygambere, Muhammed’e inanmıyorum ama Allah’a inanıyorum” diyen isim, 2-3 yıl sonra Allah’ın da olmadığına kanaat getirmiş. Müftülükten sonra hatırı sayılır bir yakınının mektubuyla TRT’de çalışmaya başlayarak burada bir süre genel evrak kayıt memurluğuyla uğraşmış. Sonra yayın bölümüne geçmiş ve TRT’de çeşitli programlar yapıp yönetmiş. Bunlardan en çok ses getirenleri ise Tarihte Türkler, Başlangıcından Bu Yana İnsanlık ve Akşama Doğru isimli programlardır.

1976’da Şaban Karataş’ın baskısıyla Erzurum Radyosu’na sürülen aydının hazırladığı pek çok program denetimden geçmiyor, şahsın TRT’den kovulması için özel mektuplar yazılıyormuş. Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç da bu mektupları yazanlardan bir tanesiymiş. Doğu Karadeniz’e Ankara’ya ve Ankara’daki görevine başladıktan yalnızca 2.5 saat sonra yeniden İstanbul’a gönderilerek, 1980’de uzmanlık görevine tayin edilmiş.

Ölümü;

Turan Dursun'un ÖlümüTRT’deki 16 yıllık görevinin ardından 1982’de emekliye ayrılmış ve 1987’de Doğu Perinçek’le tanışmış. Perinçek’in de yardımıyla 2000’e Doğru isimli dergide Din Bilgisi isimli bir sayfada yazmaya başlayan aydının yazıları Saçak, Teori ve Yüzyıl gibi dergilerde de yayımlanmış. Ayrıca pek çok kitabı yayıma hazırlayan yazarın, İbn Haldun’un Mukaddime isimli eserini de Türkçe’ye çevirdiğini belirtelim.

2000’e Doğru’daki yazıları gericiler için bardağı taşıran son damla olmuş. Bu dönemlere pek çok tehdit telefonu ve mektubu alıyor, açıkça susması emrediliyormuş. Ama o bu tehditlere kulak asmayarak düşüncelerini dile getirmeye devam etmiş. Ve sonunda o kara gün gelip çattığında, sokak ortasında sıkılan 5 kurşunla can vermiş. Olayın ayrıntıları ise şu şekilde aktarılmış:

4 Eylül 1990’da İstanbul, Koşuyolu’ndaki evinden her zamanki gibi işe gitmek için ayrılmış. Çok geçmeden silahlı saldırıya uğramış ve 14.00 sıralarında biri başından diğerleri vücudunun çeşitli yerlerinden olmak üzere vücuduna giren 5 kurşunla öldürülmüş. Oğlu olay hakkında, babası öldürüldükten kısa süre sonra evlerine sivillerin girdiğini ve her yeri didik didik aradıklarını söylemiş.

Babasının pek çok çalışmasını yanlarında götüren sivillerden sonra ise eve resmi giysili polisler gelmiş. Aile daha sonra, ilgili yerlere babasının çalışmalarını geri almak için başvuru yapsa da tüm çabaları sonuçsuz kalmış. Zira evden alınanlar yazılı olarak kayda geçmemiş. Ayrıca oğlu Abit Dursun, olayın ardından babasının yatağının üzerindeki “Kutsal Terör Hizbullah” isimli kitabın, birileri tarafından mesaj olarak bırakıldığından emin olduğunu söylemiş.

Cinayetin sır perdesi olaydan 4 yıl sonra kaldırılırken, faillerden İslami Harekat Örgütü’ne üye İrfan Çağrıcı müebbet hapisle cezalandırılmış. hhala yakalanmayan tetikçisi Muzaffer Dalmaz ise yurt dışına firar etmiş. Öldürülen aydının psikolojik sorunlar yaşayan eşi Naima Dursun ise 2004 yılında intihar etmiş. Abit isimli oğlu ise Babam Turan Dursun, Turan Dursun ve Aydınlanma isimlerinde iki kitap yayımlamıştır.

Turan Dursun Kitapları

Turan Dursun KitaplarıÇalışmalarının pek çoğu yazarın ölümünden sonra kitaplaştırılan eserleri şunlardır. Allah, Din Bu (4 Cilt), Din ve Cinsellik, Dua, Evren Bir Şaka mı?, Kulleteyn, Kur’an, Kur’an Ansiklopedi, Kutsal Kitapların Kaynakları, Müslümanlık ve Nurculuk, Şeriat Böyle, Ünlülere Mektuplar isimli kitapları bulunmaktadır. Gelin, şimdi yazarın kitaplarından Din Bu ve Kulleteyn hakkında biraz daha ayrıntıya inelim.

Kulleteyn

KulleteynKulleteyn ise yazarın içinde çocukluk yıllarından bahsettiği romanıdır. Bu eserde, Doğu Anadolu insanının din adamları ve ağalar tarafından nasıl yönetildiği, halkın nasıl koyun gibi güdüldüğü anlatılıyor. Kısacası; kadın – erkek ilişkileri, dinin nasıl kötüye kullanıldığı ve benzeri konuların işlendiği roman, yazarın ismi duyulduğunda akla gelen ilk kitaplardandır diyebiliriz.

Din Bu!

Din Bu!En çok ses getiren kitabı, Din Bu isimli 4 ciltlik eseridir. Kitabın ilk cildini kendisi yayına hazırlamış olsa da ne yazık ki bunu görebilecek kadar yaşamamıştır. 2, 3 ve 4. ciltleri yazarın ailesi ve yakınları tarafından, çoğu 2000’e Doğru isimli dergide yayımlanmış yazılarından oluşacak şekilde derlenmiştir.

Serideki başlıklardan bazıları; Kur’an’ın Birinci Kaynağı Yahudi Kaynakları, Kur’an’daki Çelişkiler, İslamın Tanrısı Akıllı mı?, Ayetler Uydurma mı?, İslam ve Şiddet, Muhammed’in Doktorluğu, Diyanet Kur’an’ında Büyük Yanlış, Peygamberin Karıları ve Cariyeleri, Zina Cezası ve Uygulamaları’dır. Ayrıca Din Bu isimli eserden sonra, Süleyman Ateş tarafından bir cevap niteliğinde Gerçek Din Bu isimli bir kitap çıkartmıştır.

Turan Dursun Sözleri

Turan Dursun SözleriAydınlık savaşçısı olarak da anılan aydınlık savaşçısından bahsettiğimiz yazıyı, ilgi çekici kişiliğin sözleriyle sona erdiriyoruz.

Turan Dursun Sözleri Akıl ve BilimDin Bu-1 isimli eserinden bir alıntı.

Turan Dursun Sözleri Karanlıkla Savaşmakİşte bu ve bunun gibi sözleri yüzünden barbarca katledilmiştir.

Turan Dursun Sözleri Rahat Yaşamak Demiş ve dediği gibi de ölümü göze alarak gördüğü gerçekleri anlatmaya devam etmiş.

Turan Dursun Sözleri İnanç DevrimiSıra dışı müftü, dinsizliği seçmesini işte böyle açıklamış.

Turan Dursun’a hangi gözle bakıyorsunuz, bilemiyorum. Ancak düşünceleri; en kibar haliyle saçma bulunsa bile onun en azından saygıyla anılmayı hak ettiğine inanıyorum. Çünkü o kulaktan dolma bilgilerle dini yorumlamayı ya da insanların inançlarını suiistimal etmeyi seçmemiş. Aksine başına gelebilecekleri bilerek; araştırmış, sorgulamış ve kendine göre ya da değil; doğrularını insanlarla da paylaşmak istemiş. Uzun lafın kısası sevgili okur, umarım bir gün birbirimize saygı duymayı, birbirimizi dinlemeyi ve “insanca” tartışmayı öğreniriz, diyor ve yorumu sizlere bırakıyorum.

Paratic Piyasalar


Yorumları Görmek İçin Tıklayın

Diğer yorumlar ( 0 )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir