Paylaşım

Pablo Picasso Kimdir? Hayatı, Sözleri ve Eserleri


 

Ünlü ressamlar denildiğinde akla gelen ilk isimlerden bir tanesidir Picasso! Geçtiğimiz yüzyıla damgasını vurmuş, kendisinden sonra gelen pek çok ressamı da etkisi altında bırakmıştır. Gelin, aşağıdaki yazıda Pablo Picasso kimdir ayrıntılı bir şekilde inceleyelim.

Babası da bir ressam olan Picasso, onu dünya çapında bir isim haline getirecek sanatıyla küçük yaşlarda tanışmış. Ve resim, hayatının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş. Çalışmaları ile Kübizm akımının öncülerinden biri olmuş. Buna ek olarak, 20’li yaşlarında klasisizme yönelmiş.

Soyadını annesinden alan Pablo Picasso, hayatı boyunca resim yapmış. Ve tıpkı Frida Kahlo gibi Picasso’nun değeri de hayatta olduğu dönemde anlaşılmış. Yüzyılın en üretken ressamı olarak da ifade edilen Pablo Picasso, bir tek resimleriyle değil çapkınlığıyla da ün salmış. Neticede; İspanyol asıllı ünlü kişilik hakkında daha fazlasını öğrenmek için Pablo Picasso kimdir sorusunun detaylı cevaplarını bulacağınız bu yazıyı incelemeye devam edin derim.

Navigasyon

Pablo Picasso Kimdir? Kısaca Bilgi

Pablo Picasso Kimdir? Kısaca BilgiPicasso denildiğinde akla gelen ilk şeydir resim! Ya da resim denildiğinde Picasso! Henüz küçücük bir çocukken babasının sayesinde resimle tanışan Picasso, hayatı boyunca üretmiş, resmin yanı sıra heykel, baskı, seramik gibi alanlarda da başarılı çalışmalar ortaya çıkarmıştır. En iyi sanat okullarına girmeyi başarmasına rağmen, eğitim hayatının kuralcılığından hoşlanmamış ve kendini sokaklara atarak gözlemlediklerini resmetmeyi tercih etmiştir.

Yenilikçi sanatçı, Georges Buraque ile birlikte Kübizm akımının temellerini atmış, resimlerinde kullandığı geometrik şekillerle ününü daha da arttırmıştır. Hayattayken efsanevi bir ressam olmayı başarmış, sanatının yanı sıra özel hayatıyla da Hollywood yıldızları kadar popüler bir kişilik olmuştur. Politik görüşleri ile de sık sık konuşulmuş, komünizm savunucusu olan Picasso aynı zamanda bir savaş karşıtı olarak tanınmıştır. En üretken sanatçı niteliğini kazanmış, kendinden sonra gelen ressamları etkilemiş, hatta bir resim dehası olan Salvador Dali de onun hayranları arasında yer almıştır.

Buna da Bakın: Dünyaca Ünlü 25 Yabancı – Türk Ressam ve Tabloları

Pablo Picasso’nun Hayatı

Pablo Picasso’nun HayatıPablo Picasso, 25 Ekim 1881’de İspanya, Málaga’da dünyaya gelmiş. Ve ölü doğduğu düşünülen Picasso, doktor olan amcasının uğraşları sonucunda nefes almaya başlamış. Don Salvador’un yardımıyla hayata döndürülen bebeğe, annesinin rüyasında gördüğünü söylediği Pablo ismi verilmiş. Resim öğretmeni ve ressam olan babası Don Jose Ruiz Blasco ile annesi Dona Maria Picasso y Lopez’in ilk çocukları olarak dünyaya gelen Picasso’nun 1884’te Dolores, 1887’de de Concepcion adında iki kardeşi olmuş. Bir tek babası dolayısıyla değil annesinin yakın akrabaları arasında da pek çok ressam olan Picasso, kalem, kağıt ve boyalarla çok küçük yaşlarda tanışmış.

Tam adı; Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno María de los Remedios Cipriano de la Santísima Trinidad Ruiz y Picasso olan ünlü kişilik, hayatının ilk 10 yılını Málaga’da geçirmiş. Geçim sıkıntısı çeken ailenin babası, İspanya’nın kuzeyinden yeni bir iş teklifi aldığında ise Atlantik kıyısındaki eyalet merkezine yerleşilmiş. 1894 yılında kız kardeşi Concepcion difteri hastalığı yüzünden hayatını kaybetmiş ve bu olay Picasso’da silinmesi mümkün olmayan izler bırakmış.

Picasso’nun Gençliği;

Picasso'nun GençliğiAynı yıl, 13 yaşında olan Picasso, yeteneğiyle herkesi kendine hayran bırakmaya başlamış. Hatta ona resim yapmayı öğreten babası, oğlunun çalışmaları karşısına onun artık olgun bir sanatçı olduğunu kabul etmiş ve bütün araç-gereçlerini Picasso’ya vererek resim yapmayı bırakmış. Aile, bir sene sonra Barselona’ya taşınmış ve Picasso burada Llotja Sanat Enstitüsü’ne başlamış. Ki bu, onun ne kadar yetenekli olduğunun kanıtlarından biri olmuş. Çünkü bu sanat okuluna genellikle eğitim görmüş ve yaşça Picasso’dan daha büyük olanlar kabul ediliyormuş. Ancak sınavda gösterdiği olağanüstü yeteneği ile Picasso da kabul edilenler arasında yer almayı başarmış.

Barselona’da olduğu süre içerisinde pek çok modernistle ve zengin burjuvalarla tanışmış. Girdiği okulu ise kuralları yüzünden pek sevmemiş. Derslere girmek yerine, şehrin sokaklarını gezip, manzara resimleri çizmeyi tercih etmiş. Daha çıraklık dönemi bile sona ermeden, Barselona’da o zamana kadar açılmış en önemli sergide ilk büyük boyutlu yağlı boya çalışmasıyla yer almış.

Picasso’nun İlk Aşkı Fernande Olivier;

Picasso'nun İlk Aşkı Fernande Olivier1897 yılında Madrid’e gidip buradaki en ünlü sanat okullarından birine (Royal Academy of San Fernando) başlayan Picasso, eğitim konusundaki aynı hayal kırıklığını Madrid’de de yaşamış. Çünkü klasik konulardan ve tekniklerden başka bir şey öğretilmiyormuş. Aynı şeyleri duymaktan sıkıldığını söyleyen Picasso, seçimini yine derslere girmemekten yana kullanmış.

Kendisini sokaklara atan ressam etrafı gözleyip, bunları resim haline getirmiş. Çingeneler, dilenciler ve hayat kadınları, resimlerinde sık sık karşılaşılan figürler olmuş. 1889 yılında Barselona’ya geri dönen Picasso, burada entelektüel bir grupla tanışmış. Yeni sanatçı çevresinin de etkisiyle, tarzında büyük bir değişiklik yapmış. Zira o döneme kadar geçmişin usta ressamlarından ilham alıp onların yöntemlerini kullanan sanatçı, kendi tarzını yaratması gerektiğine karar vermiş.

Picasso’nun Yakın Arkadaşı Carlos Casagemas’ın İntiharı;

Picasso'nun Yakın Arkadaşı Carlos Casagemas'ın İntiharıBöylelikle, 1900’lerde Paris’e taşınan Pablo Picasso için ömür boyu sürdüreceği yenilik dönemi başlamış. Gallery Volland’da ilk sergisini açan Picasso bu dönemde onu derinden sarsacak olayı, yakın arkadaşı Carlos Casagemas’ın intihar ettiği haberini duymuş. 1901 ile 1904 yılları arasında, sıradan insanları, sirk hayatını, palyaçoları ve akrobatları resmetmiş. Mavi Dönem olarak adlandırılan bu dönemde, Picasso’nun kullandığı baskın renk, tahmin ettiğiniz üzere mavi olmuş. Mavi Dönem’de Picasso, Carlos’un ölümünün de etkisiyle, hüzün üzerine yoğunlaşmış. Dönemin en önemli çalışmaları ise hepsi 1903’te tamamlanan Blue Nude, The Old Guitarist ve La Vie olmuş.

1904 yılında Bateau-Lavoi’de Fernande Olivier ile tanışan Picasso ile genç kadın arasında tutkulu bir aşk başlamış. Bir sene sonra beraber yaşamaya başlayan çiftin ilişkisi 7 yıl boyunca devam etmiş. Ve her ikisi de kıskanç olan sevgililer arasında şiddetin de olduğu pek çok kavga yaşanmış. Picasso’nun pek çok çalışmasında modellik yapan Fernande, aynı zamanda ressammış. Ve iyiden iyiye ünlenen Picasso tarafından 1912’de terk edildiği zaman, sevgilisinden hiçbir hak talep edememiş.

Pembe Dönem;

Pembe DönemÇünkü o resmi olarak kaçıp izini kaybettirdiği ilk eşi ile evli görünüyormuş. Yıllar sonra 1930’da Picasso ile olan ilişkisini kaleme almaya başlayan Fernande, Picasso’dan aldığı ödeme neticesinde yazmayı bırakmış. 1956’ya kadar sesini çıkarmayan kadın, Picasso’dan ona küçük bir miktar maaş vermesi karşılığında ilişkilerine dair hiçbir şey yazmayacağı konusunda söz vermiş. Ve eski sevgilisini ikna eden kadın, 1966 yılında hayatını kaybedene kadar Picasso’nun maddi yardımıyla geçimini sağlamış.

1904 yılı Picasso için aynı zamanda yeni bir dönemin başlangıcı demekmiş. Çünkü sanatçı renkten çok çizgiye desene önem vermiş. Ayrıca kullandığı baskın renkler pembe, gri ve kahverengi tonlarındaymış. Cambaz ve soytarı figürlerini daha az kullanmaya başlayan Picasso’nun bu dönemdeki eserlerinde melankoliye de Mavi Dönemdeki kadar yer verilmemiş. En önemli eserleri ise Family of Saltimbanques, Lady with a Fan, Harlequin Family, Woman with Loaves olmuş. Eserlerinin bir diğer özelliği ise Kübizm akımının ilk sinyallerini vermesiymiş. 1905’te klasisizme yönelen Picasso, 1906 yılının sonlarında resmin yanı sıra heykel ve gravürde de ünlenmeye başlamış.

Kübizm Akımı;

Kübizm AkımıBir dönem boyunca resimlerini çok yakın arkadaşlarından başka kimseye göstermeyen başarılı sanatçı, 1907’de Georges Braque ile birlikte Kübizm akımını başlatmış. Sanat tarihinde çığır açan bu dönemde verdiği ilk eserleri ise Pipo İçen Adam (1911), Bambu Sandalyeli Natürmort (1912) ve Şişe, Bardak ve Keman (1911) olmuş. Ardından yine Braque ile birlikte 1910’da Analitik Kübizm denilen akımı başlatmışlar. 2 yıl sonra ise Sentetik Kübizm denilen boyuta geçmişler.

I. Dünya Savaşı başladığında Braque ile ortaklığı sona eren Picasso, daha sonra klasik çizgisine geri dönmüş. Roma’da kaldığı yıllarda sahne dekoratörlüğü yapan ünlü kişilik, burada dansçı Olga Kokhlova ile tanışmış ve 1918’de onunla evlenmiş. Olga’dan Paulo isminde bir oğlu olan Picasso, eşi ile oğlunun pek çok portresini yapmış. 1927’de Marie-Therese ile tanışan Picasso, bir kez daha aşık olmuş ve evli olmasına rağmen Marie-Therese ile aşk yaşamaya başlamış. Yürümeyen evliliklerinin bitmemesinin sebebi ise Olga’yı ikna edememesiymiş. Bir sürü resmini yaptığı Marie-Therese’den Maya isminde bir kız çocuğu olan Picasso, o dönem Olga yüzünden kötü günler yaşadığını belirten notlar yazmış.

Picasso ve Karısı Olga Kokhlova;

Picasso ve Karısı Olga Kokhlova1930’lu yıllarda sürrealizmden etkilenen sanatçı, 1937’de daha sonra en ünlü eserleri arasında gösterilecek Guernica isimli tablosunu yapmış. Alman saldırısına uğrayan Guernica kasabasını resmeden Picasso, bu çalışmasının kendi ülkesinde sergilenmesini istememiş. Çünkü kendini komünist olarak ifade eden sanatçı İspanya’daki demokrasiden memnun değilmiş.

Tablo ancak 1981’de ülkeye geri dönmüş, 1992’de ise Madrid’deki Reina Sofia Museum’da müzenin en önemli parçası olarak sergilenmeye başlamış. Savaş karşıtı olan Pablo Picasso’nun yakın arkadaşı Max Jacob’un Almanlar tarafından götürüldüğü gettolarda hayatını kaybetmesi ressamın kalbindeki yaralara bir yenisini daha eklemiş. 1945’de bir ressam olan sevgili Françoise Gilot ile birlikte Güney Fransa’da yaşamaya başlamış. Françoise, pek çok çalışmasında ona ilham kaynağı olmuş.

Picasso’nun Son Eşi Jacqueline Roque;

Picasso'nun Son Eşi Jacqueline Roque1949’da üyesi olduğu için Komünist Parti, Paris’te düzenlenecek Barış Kongresi için bir afiş yapmasını istediğinde, ressam günümüzde barış simgesi olan güvercin resmini yapmış. Hatta François Gilot’tan doğan ikinci çocuğunun ismini İspanyolcada güvercin anlamına gelen Paloma koymuş. Hayatını eser üreterek geçiren Picasso, seramik ve çömlekçilik alanında da yaratıcı çalışmalar yapmış. Bu dönemler 70 yaşlarında olan sanatçı, Françoise’in iki çocuğunu da yanına alarak onu terk etmesinden sonra zor günler geçmiş.

Ardından La Californie adındaki villasında yeni sevgilisi ile yeni bir hayata başlayan Picasso, 1961’de de Jacqueline Roque ile evlenmiş. Evliliklerinden sonra çift küçük bir kasabada bulunan bir çiftlik evinde yaşamaya başlamış. Son dönemlerine kadar aynı enerjiye sahip olan üretken sanatçı, 8 Nisan 1973’de 91 yaşındayken Mougins, Fransa’da hayata veda etmiş.

Tavsiye İçerik: Pablo Picasso’un En Pahalı 10 Eseri

Pablo Picasso Sözleri

Pablo Picasso SözleriÜnlü kişilik resmin yanı sıra şiirle de ilgilenmiştir. Sanatçının, 1935 ile 1959 yılları arasında 300’ün üzerinde şiir yazdığı tahmin edilmektedir. Gelin, bu çok yönlü kişiliğin birkaç sözüyle Picasso’nun düşünce tarzı üzerine kafa yoralım.

Pablo Picasso SözleriPablo Picasso’nun sanatını en iyi şekilde tanımlayacak nitelikte bir söz.

Pablo Picasso Sözleri YarınlarHayatını dolu dolu geçirmiş bir sanatçının söyleyebileceği en akıllıca söz!

Pablo Picasso Sözleri GençlikGençliğin yaşı yoktur diyen Picasso, gerçekten de dediğini doğrularcasına yaşamış. Renkli kişiliği ve hayat enerjisi ile bedenindeki değişiklikler dışında hiçbir yaşlılık belirtisi göstermemiş.

Pablo Picasso Sözleri ÇalışmakTıpkı tüm zamanların en iyi mucitlerinden biri olan Thomas Edison gibi, o da çalışırken rahatlıyor ve dinleniyormuş. Zaten aksi olsaydı, Picasso tanınan en üretken sanatçı olarak anılmayı başaramazdı.

Pablo Picasso Ünlü Sözleri Picasso’nun annesi oğlunun doğumundan önce ismini rüyasında görmüş. Ayrıca Picasso annesinin soy ismini kullanmayı tercih etmiş. Ve Picasso’nun ne olursa olsun, en iyisini yapacağını biliyormuş.

Pablo Picasso Eserleri

Pablo Picasso Eserleri20. yüzyılın en önemli sanatçılarından biri olan Picasso, hayatının neredeyse hiçbir döneminde üretkenliğini kaybetmemiştir. Ortaya çıkardığı eserler de bu teoriyi doğrulamaktadır. Zira Guiness Rekorlar Kitabı’na göre en üretken sanatçı olarak bilinen Picasso’nun 100.000 baskı, 34.000 kitap resmi, 300 heykeli, birçok seramik ve çizimi bulunmaktadır. Pek çok çalışması dünyanın en büyük sanat müzayedelerinde sergilenmekte, Picasso imzalı tablolar rekor kıran fiyatlarla satılmaktadır. Gelin, büyük sanatçının birkaç ünlü eserini birlikte inceleyelim.

Pierette’nin Düğünü (1905)

Pierette’nin Düğünü (1905)Picasso’nun Mavi Dönem’de yaptığı resimlerden bir tanesidir. Melankoli ve hüznün ağır bastığı bu dönemde, gördüğünüz gibi ağırlıklı olarak mavi, yeşil ve kahve tonları kullanılmış. Picasso’nun en pahalı eserleri arasında da yer alan Pierette’nin Düğünü en son Tokyolu Tomonori Tsurumaki tarafından 51.3 milyon dolar karşılığında satın alınmış.

Avignonlu Kızlar (1907)

Avignonlu Kızlar (1907)1907 yılında yapılan Avignonlu Kızlar isimli yağlıboya tabloyu ortaya çıkarmak için Picasso 809 tane taslak çizim yapmıştır. İlk başta çalışmasını Avignon Genelevi olarak isimlendirmiş, daha sonra Avignonlu Kızlar olarak değiştirmiştir. Dokuz ayda tamamladığı bu eserde Picasso, bir genelevi ve içindeki kadınları tasvir etmiştir. Ve sanatçının ilk kübist tablolarından biri olmuştur.

Çıplak, Yeşil Yapraklar ve Büst (1932)

Çıplak, Yeşil Yapraklar ve Büst (1932)Picasso’nun sevgilisi ve aynı zamanda kızı Maya’nın annesi Marie-Therese Walter’dan ilham alarak yaptığı bu çalışma da sanatçının en pahalı eserleri arasında yer almaktadır. New York’ta yapılan bir müzayedede 106.5 milyon dolara satılmıştır. Alıcının kim olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, tablonun yeni sahibinin Rus iş adamı Roman Abramoviç’in olduğu iddia ediliyor.

Guernica (1937)

Guernica (1937)Picasso’nun en ünlü tablolarından bir tanesi de savaşı, acıyı ve hüznü yansıttığı Guenica isimli çalışmasıdır. İspanya İç Savaşı sırasında Nazilerin Guenica şehrini bombalamasını anlatan bu resmi Picasso, saldırıdan yalnızca 15 gün sonra tamamlamıştır. 3.5 metre yüksekliğinde ve 7.8 metre genişliğinde olan tablo şu an Madrid’de bulunan Reina Sofia Müzesi’nde sergilenmektedir.

Ağlayan Kadın (1937)

Ağlayan Kadın (1937)Picasso’nun 1937 yılında yaptığı bu çalışmadaki ağlayan kadının ressamın hayatına girmiş kadınlardan biri olan ünlü fotoğrafçı Dora Maar olduğu tahmin edilmektedir. Sanatçının hayatındaki diğer kadınlara katlanamayan Dora Maar’ın çektiği acı anlatılmaktadır. Ancak resim ile ilgili bir diğer yaygın düşünce de tablodaki ağlayan kadının, İspanya İç Savaşı’yla birlikte zulmün evrensel tanımını yansıttığı yönündedir.

Hayatının son yıllarında bile yüksek enerjisiyle, yaşama olan bağlılığıyla, üretkenliğiyle, kısacası renkliliğiyle dikkat çekmiştir Pablo Picasso! 91 yıllık hayatını dolu dolu yaşamış, sürekli üretmiş ve sorgulamış, aynı zamanda hayatına girip çıkan kadınlarla da sık sık manşetlerde yer almıştır. Ama işin özü Picasso; eserleri ve yaratıcılığıyla kendini ölümsüz kılan sanatçılardan biri olmuştur.

Paratic Piyasalar


Yorumları Görmek İçin Tıklayın

Diğer yorumlar ( 0 )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir