Paylaşım

Minyatür Nedir? Nasıl Yapılır? Ünlü Osmanlı Minyatürcüleri ve Eserleri


 

Minyatür, incelikle işlenmiş küçük boyutlu resimlere ve bu resim sanatına verilen isimdir. Ve eminim konunun ayrıntılarını bilmeseniz bile, minyatür sanatı hakkında bir şeyler duymuşsunuzdur. Örneklerine rastlamış ya da tarih derslerinde az çok minyatür sanatı ne demektir, ünlü minyatür sanatçıları kimlerdir, Osmanlı’da minyatür sanatı nasıl gelişmiştir gibi konularla karşılaşmışsınızdır.

Evet, minyatür sanatının tarihimizde oldukça önemli bir yeri var ve bu durum minyatür nedir sorusunun cevabını merak etmek için gayet yeterli diye düşünüyorum. Eğer kulaktan dolma bilgilere bağlı kalmamak ve yüzyıllardır uygulanan bu özel resim sanatı hakkında kayda değer bir şeyler öğrenmek istiyorsanız, doğru yerde olduğunuzu söyleyerek hemen konuya giriş yapıyorum.

Yukarıda da belirttiğim gibi minyatür; genellikle eski yazma kitaplarda görülen, ışık, gölge ve hacim kavramlarına bağlı kalmadan yapılan küçük ve parlak renkli resim sanatına verilen isimdir. Buna ek olarak minyatürün TDK’de de yapılan bir diğer tanımı ise bir şeyin küçük ölçekte kopyası ya da benzeri ifadesidir. Ama biz bugün minyatür kelimesini küçük ve renkli resim sanatı olarak inceleyeceğiz.

Öncelikle; minyatür sözcüğünün Latince “minium” kelimesinden türetildiğini söyleyeyim. Ve minium sözcüğünün de canlı, kırmızı renk veren bir tür kurşun oksit olduğunu belirteyim. İngilizce ve Fransızca’da “miniature” Almanca’da ise “miniatur” olarak kullanılan kelime, dilimize minyatür olarak geçmiştir.

Peki, eskiden el yazması kitaplarda yapılan sulu boya resim olarak tanımlanan minyatür, ne zaman ortaya çıkmış, kültürümüze nereden gelmiştir? Gelin, aşağıdaki başlığın altında minyatür nedir sorusunun cevabından tarihçesine, bu sanatı ilk kez kullanan toplumlara ve konunun diğer detaylarına sırasıyla değinelim.

Navigasyon

Minyatür Nedir? Kısaca Bilgi

Minyatür Nedir? Kısaca BilgiSanıyorum ki artık minyatürün kişilerin uzaklığına ya da yakınlığına aldırmadan yapılan, ışık, gölge, oylum gibi unsurların kullanılmadığı küçük resim sanatı, gibi açıklamalarla tanımlandığını anladınız. O zaman artık sözcüğün ne anlama geldiğinden çıkıp, minyatür ve minyatür sanatı hakkında öğrenilmesi gereken diğer detaylara geçebiliriz. Evet, kimilerine göre bir doğu sanatı, kimilerine göre ise bir batı sanatı olan minyatürün daha çok doğudan batıya geçtiği öne sürülmektedir. Ancak bu konuda kesin bir bilgi bulunmamaktadır.

Zaten doğu ve batı minyatürleri arasında bir karşılaştırma yapıldığında eserlerin sanat yönünden hemen hemen birbirinin aynı olduğu, yalnızca renk, şekil ve temalarda farklılıklara rastlandığı belirtilmektedir. Örneğin; minyatür kitapları resmetmek amacıyla kullanıldığı için boyutlar küçüktür ve bu nitelik doğu-batı minyatürü arasındaki ortak özelliktir. Tabii, minyatürlerin daha başka özellikleri de bulunmaktadır. Ama birazcık sabırlı olun, çünkü sırasıyla hepsinden bahsedeceğiz.

Şu anda minyatür olarak kullansak da bu sanatın daha önce nakış ya da tasvir olarak adlandırıldığını görüyoruz. Ve tasvirden daha çok nakış sözcüğü tercih edilen sanatı icra eden kişiye ise nakkaş veya musavvir denilirmiş. Nakkaşlar sanatlarını genellikle kağıt, fildişi ve benzeri maddeler üzerine uygular, farklı teknikler kullanarak parlaklığına ve çizgilerine hayran kalınacak resimler yaparlarmış. Nakışlarının çevresinde ise tezhip sanatı kullanılır, minyatürle bu işlemelerle çok daha güzel hale getirilirmiş. Yeri gelmişken; tezhip sanatı ne demek, bilmeyenler için kısaca açıklama yapmak isterim.

Tezhip sanatı, Kanuni Sultan Süleyman hükümdarlığında en parlak dönemini yaşamış ve yaygın olmasa da hala sürdürülen bir sanat çeşididir. Daha çok Kuran-ı Kerim’de kullanılan ve yazıların etrafını süslemek amacıyla yapılan tezhip sanatının tarihi İslamiyet öncesi dönemlere kadar uzandığını görsek de bu sanatın zirveye ulaşması Osmanlı döneminde olmuştur. Evet, tezhip sanatı hakkındaki bu kısa bilgiyi de paylaştığımıza göre hemen konumuza geri dönelim.

Tarihi olayları betimleyen, dönemin yaşam tarzını, önemli gelişmelerini, yaşayış biçimini, örf adet ve geleneklerini aktaran önemli belgeler olan minyatürlerin ilk örneklerine Uygur Türkleri döneminde rastlanmaktadır. Ve Türk minyatür sanatının en verimli dönemlerini 16. ve 17. yüzyıllarda yaşamıştır. Bilinen en eski minyatür örnekleri ise Mısır’da bulunan ve milattan önce 2. yüzyılda papirüs (eski mısırlıların papirüs saplarından yaptığı kağıt) üzerine yapılan resimlerdir.

Daha sonraki dönemlere ait minyatür örneklerine ise Yunan, Roma, Bizans ve Süryani el yazmalarında rastlanılmıştır. Hristiyanlığın yayılmasıyla birlikte minyatür sanatı İncil’leri süslemek için kullanılmaya başlanmış, daha sonra din dışı konulu minyatürler de yapılmıştır. Ardından baskı makinesinin icadıyla minyatürler önemini kaybetmiş, daha çok madalyonla üzerine portreler yapmak için kullanılmıştır.

1600’lü yıllarda fildişi üzerine yapılan minyatürler yaygınlaşmış, minyatür sanatıyla uğraşanların sayısı epey azalmıştır. 19. Yüzyıldan sonra yaşanan batılılaşma ile birlikte minyatürde batınının etkisi görülmüştür. Minyatür sanatına Selçuklular döneminde de önem verilmiş, devletin İran ile olan ilişkisi nedeniyle minyatür sanatında İranlıların etkisi görülmüştür. Örneğin; bu dönemde Mevlana’nın resmini yapan Abdüddevle gibi önemli sanatçılar yetiştirilmiştir. Minyatürün ne olduğundan ve özetle tarihçesinden bahsettikten sonra, bu sanatın nasıl yapıldığına, minyatürde kullanılan tekniklere gelebiliriz.

Bunu da İnceleyebilirsiniz: Kayyum Nedir? Neden Atanır? Görev ve Yetkileri Nelerdir?

Minyatür Nasıl Yapılır?

Minyatür Nasıl Yapılır?Peki, bolca sabır ve ince işçilik gerektiren minyatürler nasıl yapılır? Yüzyıllar öncesinden bugüne gelen ve hala canlılığını koruyan eserler, hangi tekniklerle ortaya çıkartılmıştır? Hemen şimdi vereceğimiz bilgilerle hayran kalmamanın elde olmadığı minyatürlerin nasıl ortaya çıkartıldığını öğreneceksiniz.

Evet, minyatürcü öncelikle kullanacağı malzemeyi (kağıt, fildişi, aharlı kağıt, parşömen) sert bir zemin (mermer) üzerine serer. Ve bunu fildişi çubuklar ya da mermer silindirlerle düzleyip parlatır. Önceden tasarlamış olduğu motifleri kağıt üzerine ıslak fırça yardımıyla çizer. Minyatürde daha önemli olan kişi daha büyük çizilir, yakınlık-uzaklık, perspektif- ışık gibi unsurdan bağımsız kalınır.

Minyatürcünün fırçası birkaç yavru kedi tüyünden ya da ondan daha uzun olan samur kılından yapılmış fırçalardır. Bu minyatür ustasının taslağı olacaktır. Taslak tamamlandıktan sonra ise ana hatlar, kırmızı ve siyah mürekkeple belirler. Bazı minyatür sanatçıları alt zemine ince altın tozundan oluşan ince bir tabaka sürerek minyatürün daha parlak, görünmesini sağlar. Bazıları ise resim yapılacak kağıdın üzerine bir çeşit zamk katılmış üstübeç sürer.

Ayrıca minyatürde kök boya, doğal toprak boya kullanılır, böylece boyaların birbirine karışmasının önüne geçilmiş olur. Nihayetinde ise taslak veya eskiz renklendirilir, tüy kalem adı verilen farklı kalınlıktaki fırçalarla minyatür tamamlanırdı. Boyaların sabit kalması içinse içerisine yumurta sarısı ilave edilmiştir. Bu teknik 14. ila 18. yüzyıl arasında uygulanmış, sonrasında yumurta sarısı yerine tutkal kullanılmaya başlamıştır. İşte özet olarak bu şekilde anlatılabilecek teknikler, minyatür yapım aşamalarını oluşturmaktadır.

Tavsiye İçerik: Sanat Dalları Nedir? Dalları ve Çeşitleri Nelerdir? Kısaca Hakkında Bilgiler

Osmanlı Minyatür Sanatı Hakkında Öğrenilmesi Gerekenler Nelerdir?

Osmanlı Minyatür Sanatı Hakkında Öğrenilmesi Gerekenler Nelerdir?Öncelikle, burada Osmanlı minyatür sanatı hakkında konunun ana hatlarıyla bahsedeceğimizi söyleyeyim. Yani minyatür sanatı ve Osmanlı ile ilgili en önemli noktalara değineceğiz. Evet, baktığımızda minyatür sanatının, II. Mehmed dönemi ile I. Süleyman dönemi arasında Osmanlı minyatür sanatı halini aldığını görüyoruz. Minyatür sanatına merakı olan II. Mehmed’in bu ilgisi minyatürün saraya girmesinde etkili olmuş ve minyatür 15. yüzyıldan sonra hızla gelişmeye başlamıştır.

İstanbul’un fethinden önce Edirne’de bir nakkaşhane yaptıran padişah, fetihten sonra da Topkapı Sarayı’nın bahçesine bir nakkaşhane yaptırmıştır. Yine aynı dönemde İtalya’dan getirilen sanatçılardan yeni teknikler öğrenilmiş, İtalyan sanatçı Costanzo da Ferrara’nın yaptığı ünlü portre Osmanlı nakkaş ustalarının dikkatini çekmiştir. Kısa süre sonra da Nakkaş Sinan Bey II. Mehmed’in portresini yapmış, portre ve minyatür sanatının birleşmesiyle Osmanlı minyatür sanatı doğmuştur. Bir saray sanatı olarak gösterilen minyatür için özel nakkaşhaneler yapılmış, buralarda hem eğitim verilmiş hem de minyatüristler eserlerini ortaya çıkarmışlardır.

Osmanlı minyatür sanatında Osmanlıların etkileşim içerisinde bulunduğu topluluklardan da etkilenilmiştir. Fatih Sultan Mehmed döneminden 19. yüzyıla kadar çok sayıda eser yapılmış ve birçoğu günümüze kadar ulaşmıştır.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Osmanlı minyatür sanatında pek çok yenilik denenmiş, minyatür sanatı önemli tarihi olayları resmetmek için kullanılmış, hatta bu görev “şehnamecilik” adı altında resmi bir görev haline gelmiştir.

Mesela; Kanuni dönemindeki ünlü minyatürcülerden bir tanesi, hemen hepinizin Muhteşem Yüzyıl isimli diziden aşina olduğu Matrakçı Nasuh Efendi’dir. Ve son olarak Osmanlı dönemine ait sayısız minyatürün Topkapı Sarayı Müzesi’nde sergilenmektedir. Sonuç olarak; Osmanlı minyatür sanatı hakkında bilinmesi gereken belli başlı şeyler bunlardır.

Osmanlı’dan Bugüne Ünlü Minyatür Sanatçıları ve Eserleri

Osmanlı’dan Bugüne Ünlü Minyatür Sanatçıları ve EserleriMinyatürden o kadar bahsetmişken, ünlü nakkaşlara ve eserlerine değinmemek olmazdı. İşte bu nedenle size biraz da Osmanlı’dan bugüne ünlü minyatür sanatçılarından bahsetmek istiyorum. Sinan Bey, Baba Nakkaş, Matrakçı Nasuh Efendi, Horasanlı Aka Mirek, Reis Haydar, Mustafa Çelebi, Süleyman Çelebi, Levni, Selimiyeli Reşid, Gazi Capır, İsmail Can, Nigari ünlü nakkaşlardır.

İşte önemli minyatür sanatçıları ve örnek eserleri:

Matrakçı Nasuh

Yukarıda da belirttiğim gibi Matrakçı Nasuh (1480-1564) ismine yabancı olmadığınızı düşünüyorum. Bir döneme damgasını vuran Muhteşem Yüzyıl isimli dizide Matrakçı Nasuh ismini epey duymuştuk. Peki, Matrakçı Nasuh’un ünlü bir minyatür sanatçısı olduğunu biliyor muydunuz? Evet, gerçek adı Nasuh Bin Karagöz El-Bosnavi’dir. Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde eserler vermiştir.

Levnî

Osmanlı dönemindeki ünlü minyatür sanatçılarından bir diğeri olan Levnî ise II. Mustafa ve III. Ahmat döneminde başnakkaşlık yapmıştır. Gerçek adı Abdülcelil Çelebi olan Levnî bu lakabını Farsça’da renk ve boya anlamına gelen levn kelimesinden almıştır. Osmanlı minyatürüne pek çok şey katan sanatçı, eserlerinde kullandığı taktiklerle batı tarzına yaklaşmış olduğunu göstermiştir. Minyatürün yanı sıra ayrıca Osmanlı padişahlarının portrelerini de yapmıştır.

Nusret Çolpan

1952 ile 2008 yılları arasında yaşayan minyatür sanatçısı Nusret Çolpan, Matrakçı Nasuh’u örnek alarak kendine has bir tarz yaratmıştır. Teknikleriyle minyatür sanatını çağdaşlaştıran ismin eserleri önemli müzelerde sergilenmektedir.

Nakkaş Nigârî (Haydar Reis)

Asıl adı Haydar Reis olan Nakkaş Nigarî ise 1494 ile 1572 yılları arasında yaşamıştır. Ünlü kişilerin minyatürlerini yapmış ve bu nedenle de portre minyatüründe başarılı eserler vermiştir. Örneğin; Kanuni Sultan Süleyman, Barbaros Hayrettin Paşa, II. Selim gibi ünlü isimlerin portrelerini yapmıştır.

Abdullah Buhari

18. yüzyılda yaşamış olan ünlü Türk minyatür ustası Abdullah Buhari’nin eserlerinin çoğu Topkapı Sarayı Müzesi’nde sergilenmektedir. Gerçekçi anlayışla yaptığı eserlerinde tek figürleri ve çiçek çalışmaları göze çarpmaktadır.

Refail

I. Mahmut, III. Osman, III. Mustafa ve I. Abdülhamid dönemlerinde eserler veren sanatçı, onu kitap resminden tuvale geçen ilk Osmanlı sanatçısı yapmıştır.

Haydar Hatemi

1945 Güney Azerbaycan doğumlu olan Haydar Hatemi ise Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşamakta olan Osmanlı minyatür tekniğinin hayatta olan son temsilcilerindendir. Osmanlı devletini ve İstanbul’u tasvir eden pek çok eseri bulunmaktadır.

Nakkaş Sinan Bey

15. yüzyılda yaşayan minyatür sanatçısı daha çok Fatih Sultan Mehmed’i gül koklarken tasvir ettiği çalışmasıyla tanınmaktadır. Ve sanatçının bu eseri Osmanlı’da görülen batı etkisinin ilk örneklerinden biri olmuştur. Fatih döneminde İtalya’ya gönderilen sanatçı, oradaki tarzdan etkilenmiş ve Osmanlı’ya geri döndüğünde eserlerinde batı tekniklerini kullanmıştır.

Nakkaş Osman

16. yüzyılda Osmanlı Sarayı’nın başnakkaşı olan Nakkaş Osman ise tarihsel gerçeklere odaklanan bir minyatür sanatçısıdır. İstanbul’daki günlük hayatı, esnafları ve şehirdeki gösterileri anlatan çalışmalarıyla, tarihi yansıtmış ve eserleri bir belge niteliğinde görülmüştür.

Seyyid Lokman

Yaklaşık 30 yıl boyunca sarayda hizmet veren Seyyid Lokman ise Nakkaş Osman ile birlikte çalışmış bir ustadır. I. Süleyman, III. Selim ve III. Murat dönemlerinde sarayın şehnamecisi olarak görev yapmış ve çok sayıda eser vermiştir.

Süheyl Ünver

1898-1986 yılları arasında yaşayan minyatür ustası, hayatının büyük bölümünü okumak, araştırmak, öğrenmek, öğretmek, el yazması eserler üretmek, şiirler makaleler yazmakla geçirmiştir. Sanatçı kişiliğinin yanı sıra aynı zamanda bir bilim insanı olan Süheyl Ünver, pek çok dil bilmesi, minyatür ustası olması gibi özellikleri ile çok yönlü bir sanatçı olarak anılmaktadır. Zaten minyatürün sanatının ülkemizde devam ettirilmesini sağlayan isim de Süheyl Ünver’dir. Yaptığı çalışmalarla minyatürün yeniden gün yüzüne çıkmasını sağlamıştır.




Yorumları Görmek İçin Tıklayın

Diğer yorumlar ( 0 )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir