Paylaşım

Duygusal Zeka Nedir? Nasıl Geliştirilir?


 

Zeka denildiğinde aklınıza ilk gelen IQ oluyor, değil mi? Çünkü çoğumuz için IQ eşittir zeka seviyesi! Peki, duygusal zeka kavramını (EQ-Emotional Quotient) neden unutuyorsunuz? Yoksa siz hala duygusal zekanın ne anlama geldiğini bilmiyor musunuz?


Son zamanlarda sıklıkla karşımıza çıkan bu zeka türünün, en az IQ kadar önemli olduğunu biliyor musunuz? Ama bir dakika! Çünkü önce duygusal zeka nedir sorusunu ne kadar yanıtlandırabileceğinizi düşünmeliyiz. Aksi takdirde nasıl geliştirileceğini doğru bir şekilde öğrenmek mümkün olmaz. Hem kişisel hem de mesleki hayatta; başarı ve mutluluğun anahtarı olarak gösterilen duygusal zeka kavramına bir yerlerde rastlamış olmalısınız diye düşünüyorum. Çünkü bu zeka türünün ne kadar önemli olduğu bilirkişilerin konuşmalarıyla ortaya çıkıyor.

Güven problemi olmayan sağlam ilişkiler kurmaktan, iş hayatındaki bağlantılara, profesyonel yaşamın diğer gerekliliklerine kadar bu zeka türü tüm konuları kapsıyor. Kişinin mutlu olma yeteneğini (ki biliyorsunuz mutlu olmak herkesin sahip olduğu ama bazılarının geliştirmeyi bildiği bir olgudur) etkiliyor. Kısacası genel anlamda başarı ve mutluluğa varana kadar pek çok farklı noktada etkili olan EQ hakkında her gün biraz daha açığa çıkıyor. Bu nedenle başarılı ve mutlu olmak isteyen herkesin duygusal zeka hakkında bilgi sahibi olması şart!

Şimdi duygusal zeka nedir, neden önemlidir, nasıl geliştirilir hakkında detaylı bilgiler vermek istiyorum.

Duygusal Zeka Kavramı Neden Bu Kadar Önemli?

Duygusal Zeka Kavramı Neden Bu Kadar Önemli?Tıpkı IQ gibi geliştirilebilir olan duygusal zeka üzerine yapılan sayısız farklı araştırma var. Ve bütün araştırmaların sonucu, EQ’su yüksek olan kişilerin daha başarılı ve mutlu olduğu yönündedir. Çünkü onlar hem başarı hem de mutluluk için gereken niteliklere sahipler. Örneğin; stresle çok daha iyi başa çıkabiliyorlar. Farkındalıkları sayesinde çok daha doğru kararlar alıyorlar. Empati yeteneklerini kullanarak diğerlerine göre çok daha başarılı ilişkiler kurabiliyorlar. Kendilerini tanıyorlar ve sorunlardan kaçmıyorlar. Dürtülerini kontrol altına alarak, bir dizi farklı konuları yüksek duygusal zekaları sayesinde çözümleyebiliyorlar.

Uzun lafın kısası, duygusal zekası yüksek olan insanlar her alanda daha mutlu ve daha başarılı oluyor. Yani herkesin sahip olmak istediği iki soyut kavram; onlar için ulaşılabilir hedeflerdir. İşte tüm bu nedenlerden dolayı, bugün EQ’nun ne olduğunu, nasıl geliştirebileceğini, hangi konularda işimize yaradığını ele alacağız. Bunun dışında duygusal zekası yüksek insanların ne gibi özelliklere sahip olduğu, EQ yüksekliğinin iş hayatına ne gibi etkiler ettiği hakkında da detaylıca bahsedeceğiz.

Şimdi dilerseniz duygusal zekayla ilgili merak ettiğiniz soruları cevaplamaya hemen başlayalım.

Duygusal Zeka Nedir?

Duygusal Zeka Nedir?Yukarıda da söylediğim gibi duygusal zeka diğer adıyla EQ, üzerinde durulması gereken önemli bir kavramdır. Bu kavramı, kişinin hem kendi hem de başkalarına ait duygularını anlaması olarak tanımlayabiliriz. Tanımlanan duyguların yönlendirebilmesi, empati kurabilmesi tamamen duygusal zeka ile bağlantılı konular olduğunu bilmelisiniz. Kısaca duygusal zekanın tanımını yapacak olursak; duyguların akıllıca kullanılmasıdır diyebiliriz. Peki, son zamanlarda ortaya çıkan bu zeka türü daha önce yok muydu? Elbette vardı, ama ismi verilmemişti. Belki de eskiden insanlar duygusal zekasını zaten yeteri kadar kullanıyor gözüyle bakılıyordu. Bu yüzden de geliştirilmesi gereken bir kavram olarak düşünülmüyordu.

Son yıllarda yaşanan farklılıklar, duyguların giderek daha az kullanılması, EQ kavramının gün yüzüne çıkmasına neden oldu. Neticede, duygusal zeka kavramı bir şekilde ortaya çıktı. Ki baktığımızda bu kavramın ilk kez 1985 yılında Wayne Leon Payne isimli Amerikalı bir öğrencinin tezinde yer aldığını görüyoruz. Peki, sonrasında ne oldu? EQ’nun akademik bir terim olarak ilk kez kullanıldığı bu tezden sonra duygusal zeka tekrar ne zaman gündeme geldi?

Duygusal Zeka Terimini İlk Kez Kullanan John D. Mayer ve Peter Salovey

Duygusal Zeka Terimini İlk Kez Kullanan John D. Mayer ve Peter SaloveyAslına bakarsanız, kavram sadece tezde geçmiştir ve sonraki 5 yıl içerisinde duygusal zeka hiçbir bilimsel makalede yer almamıştır. Ardından EQ ilk kez 1990 yılında John D. Mayer ve Peter Salovey tarafından tanımlanmış. Ve iki bilim insanının yaptığı tanımda duygusal zeka; “kişinin hem kendisinin hem de başkalarının duygularını izlemek, duygulardaki ayrımı yapabilmek, bu bilgilerle düşünce ve davranışlara yön verebilmek yetisine sahip olabilmek” olarak açıklanmıştır.

Bu konuda dikkat çeken isimlerden bir diğeri de duygusal zeka üzerine yazdığı kitaplarıyla tanınan Amerikalı psikolog ve danışman Daniel Goleman’dır. 12 yıl boyunca The New York Times için bilimsel makaleler (beyin ve davranış bilimleri üzerine) yazan Goleman ise 1995 yılında duygusal zekayı; “ruh halini kontrol edebilme, dürtülere hakim olup tatmini erteleyebilme, zorluklar karşısında yola devam edebilme, kendini başkasının yerine koyup olaylara onun bakış açısından bakabilme, düşünceleri yönetebilme” olarak tanımlamıştır. Bu noktadan sonra duygusal zeka giderek daha çok insanın dikkatini çekmiştir ve sonunda bugünkü önemini kazanmış diyebiliriz.

Duygusal Zeka Nedir? Ne Değildir?

Duygusal Zeka Nedir? Ne Değildir?Duygusal zeka nedir, ne değildir konusuna açıklık getirmek gerekirse; bu zeka türünün kişinin kendi duygu ve düşüncelerin farkında olmasıdır. Onları yönetmesidir diyebiliriz. Örneğin; herhangi bir nedenden dolayı karşınızdaki kişiye öfkelendiniz. İşte böyle bir anda kendinize “evet, şu anda öfkeliyim, içimden bağırıp çağırmak geliyor, kırıp dökmek istiyorum” deyip yapacaklarınızın neticesini göz önüne alarak “öfkemi kontrol etmeliyim yoksa şu şu şu sonuçlarla başa çıkmam gerekecek” kararına varabiliyorsanız; duygusal zekanızı kullanmış olursunuz. Aynı olayda öfkenize yenik düşmek yerine, kendinizi karşınızdaki kişinin yerine koymanız da yine duygusal zekanızı kullandığınızın göstergesi olarak sayılıyor.

Ya da bir hedef belirlediniz diyelim. Amacınız x hedefine ulaşmak olsun. Burada hem yapabileceklerinizi hem de yapamayacaklarınızı düşünmeniz; EQ’nuzu kullandığınızı göstermektedir. Çünkü duygusal zekanın tanımlarından bir tanesi de öz bilinçtir. Eğer kendinizi fazla küçümsüyorsanız öz bilincinizi kullanmıyorsunuz demektir.

Tam tersi kendinizi fazla büyük görüyor, deyim yerindeyse kendinize dev anasından bakıyorsanız; öz bilinç konusunda eksiksiniz demektir. Yani duygusal zeka; kendinizi tanımak, başkalarının duygularına karşı kayıtsız kalmamak, empati yapabilmek, duygu ve düşünceleri yönetebilmektir. Pek çok kişinin başarısız olduğu dürtü kontrolü konusunda başarılı olmak gibi yeteneklerdir. Sanıyorum ki tüm bu bilgilerden sonra artık duygusal zeka nasıl geliştirilir, bunun yöntemlerini incelemeye bir bir başlayabiliriz.

İşte başarı ve mutluluğun anahtarı olarak gösterilen duygusal zekanın geliştirilme yöntemleri:

Duygusal Zeka Nasıl Geliştirilir?

Duygusal Zeka Nasıl Geliştirilir?Evet, yapılan araştırmalar duygusal zekanın her yaşta geliştirebilen bir zeka türü olduğunu gösteriyor. Yani günlük hayatımızda duygusal zekayı ne kadar kullanırsak, EQ seviyemiz o kadar çok yükseliyor. Kaldı ki hem profesyonel hem de özel hayatta kişiye başarı ve mutluluk getirecek duygusal zekayı geliştirmenin yolunu herkes öğrenmek ister diye düşünüyorum. Özellikle de az önce konuştuklarımızdan sonra!

Yani bu kavramın insana ne kadar çok şey katacağını az çok anladıktan sonra! Şimdi bahsedeceğimiz duygusal zeka geliştirme yöntemlerinden her an faydalanabilirsiniz. Bu önerileri günlük hayatınızın her dakikasında uygulayabilirsiniz. Emin olun; kısa süre içinde yaşamınız değişecek, olaylara çok daha farklı açılardan bakarak duygusal zekanızı daha çok kullanacaksınız.

Duygusal Zekanızı Geliştirmeye Kendinizi Tanıyarak Başlayın!

Duygusal Zekanızı Geliştirmeye Kendinizi Tanıyarak BaşlayınTabii ki kendinizi tanıdığınızı düşünüyorsunuz. Ancak kendinizi tanımanın sandığınızdan çok daha fazla şey ifade ettiğini bilmelisiniz. İşte bunun için gerçekten kim olduğunuzu, kim gibi göründüğünüzü ve aslında kim olmak istediğinizi detaylıca düşünmelisiniz. Belirlediğiniz hedeflerin size ne kadar uygun olduğunu, hayatınızı istediğiniz gibi yaşayıp yaşamadığınızı, üstlendiğiniz rolleri ve onlardan ne kadar memnun olduğunuzu tek tek irdelemelisiniz.

Sevdiğiniz şeylerin, yeteneklerinizin, hangi alanlarda daha başarılı olabileceğinizin, istemediğiniz ama sürekli yaptığınız hataların farkında olmalısınız. Çünkü kendinizi tanımıyorsanız, aşağıda yazan önerileri uygulayamazsınız. Üzerini örtmeye çalıştığınız özellikleriniz yüzünden EQ gelişimi konusunda istediğiniz noktaya gelemezsiniz.

İşte kendinizi daha iyi tanımak için yanıtlamanız gereken birkaç örnek soru:

  • Hayatımdan memnun muyum? Neleri değiştirmek istiyorum?
  • Kendimi değiştirebilsem nasıl biri olmak isterdim?
  • Ne için yaşıyorum?
  • Pişmanlıklarım ve gerçekten yapmak istediklerim nelerdir?
  • Bütün kararlarımı gerçekten ben mi alıyorum?
  • Ne kadar iyi bir insanım?
  • Başkalarını gözünde ben kimim?
  • Beni ne mutlu eder? Başarı benim için ne demek?
  • Düşüncelerimi istediğim gibi yönetebiliyor muyum?

İnceleyebileceğiniz Yazılar:

Duygu ve Düşüncelerinizi Kontrol Etmeyi Öğrenin!

Duygu ve Düşüncelerinizi Kontrol Etmeyi Öğrenin!Duygusal zekanızı geliştirmek için duygularınızı ve düşüncelerinizi kontrol etmeyi öğrenmelisiniz. Tabii, bunun için önce farkındalığınızı arttırmalısınız. O anda nasıl hissettiğinizi, düşüncelerinizin ne tarafa doğru gittiğini, dizginleri elinizden kaçırıp kaçırmadığınızı anlamak için uğraşmalısınız.

Mesela; bir şey yapmaktan, bir yola doğru adım atmaktan ölesiye korkuyorsunuz. Burada “ben o yola girmek istemiyorum” demek yerine “korkuyorum ama yine de o yola girmem gerekiyor” düşüncesine, inancına sahip olmalısınız. Kısacası; farkında olduğunuz duygu ve düşünceleri istediğiniz şekilde yönetebilmelisiniz. Kontrolün sizin elinizde olduğunu bilmelisiniz.

Olumsuz Düşüncelerden Kurtulun!

Olumsuz Düşüncelerden Kurtulun!Duygusal zekanızın ne kadar yüksek olduğunu belirleyen en önemli noktalardan bir tanesi de bu! Yani olumsuz düşünceleri yönetme yeteneğiniz! Başarıdan ve mutluluktan uzak pek çok kişide var olmayan bu yetenek, EQ’nuz açısından epey önemlidir. Çünkü olumsuz düşünceleri yönetmek hiç de kolay olmayan bir iştir.

Bunun için kişinin kendine inanması, negatif düşüncelerin ona bir şey kazandırmayacağını bilmesi gerekir. Aynı zamanda onlardan kurtulmak için yeteri kadar güce sahip olması da önemlidir. Yani duygusal zekası yüksek olan insanlar gibi davranabilmesi şarttır diyeyim. Eğer siz de EQ’nuzu geliştirmek istiyorsanız, olumsuz düşüncelerinizin yerine olumluları koyabilme yetisini kazanmanız gerektiğini bilmelisiniz. (Sıklıkla yapılan ve modunuzu olumsuz yönde etkileyen hatalar hakkında bilgi almak için tıklayın.)

Olumlu Bakış Açısına Sahip Olmak Bir Tercihtir, Unutmayın!

Olumlu Bakış Açısına Sahip Olmak Bir TercihtirMesela; işten çıktığınızda aniden yağmur bastırdı diyelim. Böyle anlarda duygusal zekası yüksek olmayan insanlar “kahretsin, ıslanacağım, ayakkabılarım mahvolacak, zaten bende şans olsaydı, kesin hastalanacağım” gibi düşünceler içerisine girerler. Diğerleri ise “şeker değilim ki eriyeyim, zaten ne zamandır şemsiye almayı unutuyordum iyi oldu, yağmur altında yürümeyeli uzun zaman olmuştu, şimdi eve gidip duş alma fikri daha da güzel geliyor” gibi düşüncelerle olaya iyi tarafından bakmayı bilirler.

Veya sabahtan beri telefonu kapalı olan bir yakınınızla ilgili düşünüyorsunuz diyelim. Duygusal zekasını kullanmayan insanlar “kesin bir şey oldu, acaba kaza mı yaptı, bana mı kızdı, başına bir iş gelmiş olmasın” gibi kötü düşünceler içerisine girerler. Diğerleri ise “şarjı bitmiştir, zaten ne zamandır telefonunun miadının dolduğunu söylüyordu…” gibi pozitif ihtimallere odaklanırlar. Siz de bunu yapmalı, negatifler yerine pozitiflere yönelerek olumsuz düşüncelerin sizi kontrol etmesinin önüne geçmelisiniz.

İnceleyebilirsiniz: Negatif Düşüncelerden Kurtulmak için Kullanabileceğiniz 10 Etkili Yol

Eleştirilere Açık Olun Hatta Bunun için Uğraşın!

Eleştirilere Açık Olun Hatta Bunun için Uğraşın!Böylelikle göz ardı ettiğiniz noktaların ayrımına çok daha iyi varabilirsiniz. Çünkü kişinin farkındalığı ne kadar yüksek olsa da bazen gözden kaçırdığı şeyler olabilir. Kendisine göre doğru olan şeyler aslında hatalı davranışlar olabilir. Örneğin; çok istediği bir şey gerçekleşsin diye o anda doğru olmayan hareketleri doğru olarak görebilir. İşte bunun için size eleştirilere açık olmanızı öneriyorum.

Bir başkasının sizin hakkınızdaki düşüncelerini öğrenmeye ya da yargılanmaya cesaretiniz olsun. Kötü bir söz duyduğunuzda hemen arkanızı dönüp gitmeyin. Tam tersine kulaklarınızı iyice açıp, ona neden böyle düşündüğünü sorun. Hangi davranışlarınızın sizi olumsuz yönde eleştirmesine neden olduğunu öğrenin. Böylece umursamadığınız ya da farkında olmadığınız yönlerinizin farkına varır, kendiniz hakkında bilmediğiniz şeyleri öğrenme fırsatını yakalarsınız. Hatta yakınlarınızın sizin hakkınızdaki ne düşündüklerini öğrenmeye çalışın. Kısacası; eleştiriden kaçmak yerine eleştirilmek için uğraşın.

Davranışlarınızın Sonuçlarını Daha Çok Düşünün!

Davranışlarınızın Sonuçlarını Daha Çok Düşünün!Duygusal zekanızı geliştirmek için davranışlarınızın sonuçlarını daha çok düşünmeye başlamalısınız. Bir adım atmadan önce onun size ne gibi sonuçlar getirebileceği üzerine daha çok kafa yormalı, duygularınızı akıllıca kullanmalısınız. Çünkü yüksek EQ’nun gereklerinden bir tanesi de öngörü yeteneğidir.

Mesela; öfkelisiniz ve düşünceleriniz o anda sizi yapmamanız gereken davranışlara sürüklüyor. Burada kendinize “şu hareketi yaparsam sonucu ne olur, yapmazsam ne olur” diyebilmeli, hareketinizin size nelere mal olabileceğini kestirebilmelisiniz. Tıpkı yöneticisiyle tartışma yaşayan ve öfkeyle istifa mektubunu yazan fevri bir çalışan gibi! Bu çalışan öfkeli olduğu anda davranışının sonuçlarını düşünmediği için büyük ihtimalle sonradan pişmanlık yaşayacaktır. Neticede adımınızı atmadan önce sonuçlarını hesap etmenin her konuda işinize yarayacağını ve sizi oluşabilecek pek çok sıkıntılı durumdan kurtaracağını bilmelisiniz. (Öfkenizi kontrol altında tutmak için yapmanız gerekenlere buradan ulaşabilirsiniz.)

Daha Çok Empati Yapın!

Daha Çok Empati Yapın!Kendinizi karşınızdaki kişinin yerine daha çok koyun. Onun neler hissettiğini, neler düşündüğünü, neden öyle davrandığını daha çok düşünün. Zaten duygusal zekanın en önemli noktalarından biri de bu! Kaldı ki kavramın tanımında da kişinin hem kendi hem de başkalarının duygu ve düşüncelerini anlayıp onları yönetebilmesi gibi ifadeler yer alıyor.

İşte bunların farkında olarak, insanlarla iletişim kurarken empati yeteneğinizi daha çok kullanın. Böylelikle çok daha başarılı ilişkiler kuracak, insanların gözünde hem sevilen hem de sayılan biri olacaksınız. Emin olun empati yeteneği sayesinde pek çok farklı alanda kazançlı çıkacaksınız. Bu niteliğin sizi ve hayatınızı nasıl değiştireceğini daha detaylı görmek istiyorsanız da size empatinin önemini anlamanızı sağlayacak noktalar başlıklı yazıyı incelemenizi öneririm.

Yeniliklere Açık Olun!

Yeniliklere Açık Olun!Duygusal zeka nasıl geliştirilir sorusunun bir diğer cevabı da yenilikler karşısındaki tavrınız. Çünkü yeniliklere karşı kendinizi kapatır, değişikliklerden kaçarsanız, konfor alanınız dışına çıkamazsınız. Bu da aynılıklara kendinizi mahkum ettiğiniz anlamına gelmektedir.

Oysaki farkındalığınızı arttırıp, duygu ve düşünce yönetimi konusunda daha başarılı olmak için yapmanız gereken şey yeni olan her şeye karşı açık olmaktır. Yeni düşüncelere, yeni tecrübelere, yeni insanlara, yeni mekanlara, yeni lezzetlere, kısacası yeni olan her şeye! Böylelikle bakış açınızı genişletecek ve duygu-düşünce hakimiyeti konusunda daha başarılı olabileceksiniz.

Duygusal Zeka ile İlgili Okunması Gereken Kitaplar

Duygusal Zeka ile İlgili Okunması Gereken KitaplarDuygusal zeka gelişimi için yapabileceğiniz bir diğer şey de tabii ki konuyla ilgili kitaplara yönelmek. Ve bu noktada işinizi kolaylaştırmak adına size birkaç kitap önermek istiyorum. Öncelikle duygusal zeka kitapları denildiğinde akla gelen ilk ismin yukarıda da bahsettiğim Daniel Goleman olduğunu söylemek isterim. Evet, “Duygusal Zeka, İşbaşında Duygusal Zeka, Duygusal Zeka Neden IQ’dan Daha Önemlidir?” gibi kitaplarıyla tanınan Amerikalı psikolog ve danışmanın eserlerini okuyabilirsiniz. Emin olun Goleman’ın duygusal zeka üzerine yazdığı bu kitapları severek okuyacaksınız. Hatta sizinle kitaptan birkaç alıntı cümle paylaşarak neden beğeneceksiniz dediğimi de açıklığa kavuşturmak isterim.

Daniel Goleman’ın Duygusal Zeka isimli Kitabından Birkaç Alıntı Cümle:

Daniel Goleman'ın Duygusal Zeka isimli Kitabından Birkaç Alıntı CümleSonuçta; baktığınızda Daniel Goleman haricinde daha birçok yazarın duygusal zeka üzerine kitap yazdığını göreceksiniz. Tercih tabii ki size kalmış ama duygusal zeka ve kitap denildiğinde akla gelen ilk ismin Daniel Goleman olduğunu hatırlatmak isterim.

Duygusal Zekası Yüksek İnsanların Dikkat Çeken Özellikleri

Duygusal Zekası Yüksek İnsanların Dikkat Çeken ÖzellikleriGelelim duygusal zekası yüksek insanların dikkat çekici özelliklerine! Yani onların diğer insanlardan hangi yeteneklerle, hangi özelliklerle ayrıldığına! Sonuçta; EQ konusunda gelişmek için bu niteliğe sahip insanların özelliklerini bilmek gerekiyor, öyle değil mi? Tıpkı başarı için başarılı insanların özelliklerini bilmenin gerekliliği gibi! Ya da zengin olmak için zengin olmayı başarmış insanların ne gibi yollardan geçtiklerini öğrenmek gibi! Anlayacağınız; duygusal zekayı geliştirmek için de duygusal zekası yüksek insanların özelliklerini bilmek gerekiyor ve ben hemen şimdi bu özelliklerden kısaca bahsetmek istiyorum.

Kısaca dedim ama siz böyle dediğime aldanmayın. Kısaca özetlemek gerekirse de şunları söyleyebilirim. Öncelikle duygusal zekası yüksek insanların kendini tanıyan kişilikler olduğunu bilmelisiniz. Ne istediğini bilen ve bunun gereğini yerine getirmek için uğraşan başarılı kişilikler, farkındalıkları yüksek olduğu için belirledikleri hedeflere rahatlıkla ulaşabiliyorlar. Kıskançlık, öfke, kıyaslama, memnuniyetsizlik, karamsarlık gibi negatif duygu ve düşüncelerden uzak durmaya da dikkat ediyorlar.

Duygusal Zekası Yüksek İnsanlar Başarı ve Mutluluğun Formülünü Biliyorlar!

Duygusal Zekası Yüksek İnsanlar Başarı ve Mutluluğun Formülünü Biliyorlar!Probleme değil çözüme odaklanan duygusal zekası yüksek insanlar; hem kendileri hem de başkaları için iyi birer motivasyon kaynağı oluyorlar. Ayrıca hata yapmaktan korkmuyorlar ve ders aldıkları hatalar sayesinde kendilerini sürekli geliştiriyorlar. Sorumluluk sahibi olan bu insanlar yaşadıkları hayattan dolayı kimseyi sorumlu tutmuyorlar. Suçu başkasına atarak kendilerini rahatlatmaya çalışmıyorlar. Empati yetenekleri ve düşünce hakimiyetleri sayesinde zor insanlarla başa çıkabiliyorlar.

Sorunlarla yüzleşiyorlar, iletişimin bütün gereklerini yerine getiriyorlar. Ve daha bir dizi farklı özellikle başarı-mutluluk ikilisini layığıyla elde ediyorlar. Evet, duygusal zekası yüksek insanların başlıca özellikleri bunlar. Peki, o zaman şuna cevap verin. Dürüstçe düşünürseniz, bu özelliklerin kaç tanesini kendinizde görebiliyorsunuz? Zira cevabınıza bakarak eksikliklerinizi daha kolay bulursunuz ve duygusal zeka gelişim sürecinizi daha başarılı bir şekilde tamamlayabilirsiniz.

Duygusal Zekanın İş Hayatındaki Önemi

Duygusal Zekanın İş Hayatındaki ÖnemiŞimdiye kadar duygusal zekanın ne olduğundan, nasıl geliştirebileceğinden ve duygusal zekası yüksek olan insanların özelliklerinden detaylıca bahsettik. Şimdi ise sıra duygusal zekanın iş hayatındaki önemine geldi. Hani en başından beri diyoruz ya EQ hem iş hem de özel hayatta başarı ve mutluluğun anahtarı diye! İşte tam da bu görüşü açıklığa kavuşturmak için konuşacağız.

Eskiden iş hayatında başarı için yüksek IQ gerektiği düşünülürken, bugün EQ’nun neden bu kadar önemli olduğu konuşuluyor. Evet, günümüzde yüksek duygusal zeka, profesyonel hayatın en önemli gerekliliklerden bir tanesi olarak görülüyor. Hatta bu noktada pek çok şirketin işe alımlarda adayların duygusal zekası hakkında fikir veren testler yaptığını bile söyleyebilirim.

EQ İş Yaşamında Neden Bu Kadar Önemli? 

EQ İş Yaşamında Neden Bu Kadar Önemli? Çünkü duygusal zekası yüksek olan insanlar, pek çok farklı noktada diğerlerine açık ara fark atıyor diyebilirim. Mesela; EQ’su düşük olan bir çalışan diğer çalışanlarla başarılı iletişim kuramazken, yüksek EQ’su olan çalışanlarda bu tarz sorunlarla karşılaşılmıyor. Aksine güçlü iletişim yeteneği ve olumlu bakış açısı sayesinde, hem diğer çalışanlar hem şirket hem de müşteriler için birçok fayda sağlanıyor. Bu neden duygusal zekanızı geliştirmeniz hem kendiniz hem de kariyeriniz açısından oldukça fayda sağlayacaktır.

Stres yönetimi ve motivasyon gibi konulardaki başarısı, duygusal zekası yüksek olan çalışanın iyi bir lider olmasına yardım ediyor. Duygularını doğru bir şekilde ifade eden, empati yapan, kısa sürede uyum gösteren, yeniliklere açık, sosyal yönü güçlü olan ve çözüm odaklı düşünen EQ’su yüksek kişiler tüm bu özellikleri sayesinde iş hayatında daha başarılı olabiliyorlar. Ayrıca farkındalıkları yüksek olan bu kişiler ne istediklerini bildikleri için benimsedikleri işleri tercih ediyorlar. Yaptıkları işten dolayı mutsuz olmuyorlar. Yeteneklerinin farkında oldukları için mutlu çalışan niteliğini kazanabiliyorlar. Çünkü istedikleri işleri yapıyorlar.

Belirledikleri doğru hedeflerin peşinden koşuyorlar. İş hayatında başarısızlığa yol açan negatif düşüncelerden uzak duruyorlar. Hem kendi hem de ekip arkadaşları için motivasyon kaynağı oluyorlar. Sonuçta; olumsuz duygulardan uzak duran, sorumluluk üstlenmeyi bilen, dürüstlüğe önem veren, iyi ilişkiler kuran ve gerektiğinde esneklik gösterebilen bu kişiler; doğal olarak iş hayatının aranan parçaları haline geliyorlar.

İlginizi Çekebilir: İş Hayatındaki Farklı Çalışan Tipleri ve Motivasyon Yöntemleri

Çocuğun Duygusal Zekası Nasıl Geliştirilir?

Çocuğun Duygusal Zekası Nasıl Geliştirilir?Çocuklarda duygusal zeka gelişimi olur mu? Çocuğun yetişkinlik döneminde sıkıntı yaşamaması için EQ gelişimi için neler yapılmalıdır? Bu noktada hangi yöntemler izlenmelidir ve çocuğun duygusal zekası nasıl geliştirilmelidir?

İsterseniz, bir an önce alt başlıklara geçelim ve çocuğun duygusal zekası nasıl geliştirilir, bir bir inceleyelim.

Çocuğunuzu Dinleyin!

Çocuğunuzu Dinleyin!Size bir şey anlatırken onu öylesine değil gerçekten dinleyin. Yalnızca dile getirdiği cümlelere değil daha fazlasına odaklanmaya uğraşın. Gerektiğinde fikrinizi belirtip, onu konuşmaya devam etmesi için yüreklendirin. Sorularla ne düşündüğünü ifade etmesine yardımcı olun. Kendini ifade edebilecek kelimeyi bulması için ona cesaret verin. Böylece hem duygu ve düşüncelerini keşfetmesine hem de onları ifade edecek yeni sözcüklerle tanışmasına yardım etmiş olacaksınız.

Onu Anladığınızı Gösterin!

Onu Anladığınızı Gösterin!“Ne kadar ayıp, neden küçücük şeylerde kıyameti kopartıyorsun anlamıyorum, bir nedeni mi olması lazım çocuk işte…” gibi hatalı düşünceler içerisine girmeyin. Örneğin; çocuğunuz bir şeye üzüldü ve kendini odaya kapattı. Böyle bir durumda çocuğunuza “saçmalıyorsun, büyütecek bir şey yok ki” gibi cümlelerle yaklaşmamalısınız.

Çünkü bu kendisini yalnız hissetmesine, siz öyle söylediğiniz için hislerinin yanlış olduğunu düşünmesine, doğal olarak da duygularını ifade edememesine neden olacaktır. Oysaki yapmanız gereken “böyle hissetmen çok doğal, ben de aynı şeyi yapardım, kardeşinin bu tavrı seni kırmış olmalı” gibi cümlelerle çocuğunuzu anladığınızı göstermelisiniz. Onun da kendisini anlaması için çocuğunuza rol model olmalısınız.

Davranışının Nedenini Sorun!

Davranışının Nedenini Sorun!Evet, çocuğun duygusal zeka gelişimi için ona davranışlarının nedenini sorun. Örneğin; çocuğunuz arkadaşının doğum günü partisine gideceği için sevinçten havalara uçuyor. Böyle anları değerlendirip onu konuşturmayı deneyin. Ona neden bu kadar mutlu olduğunu, arkadaşlarını göreceği için mi yoksa dışarıya çıkacağı için mi sevinçli hissettiğini, orada ne yapacağını, iyi vakit geçireceğini düşünüp düşünmediğini ve benzeri soruları yöneltin.

Tabii, bunu çocuğunuzu sıkmadan yapmaya çalışın. Doktora gitmek istemeyen çocuğunuza da aynı şekilde yaklaşın. Neden doktora gitmek istemediğini, doktora gitmediği takdirde neler olabileceğini, hastalığı ilerlerse ne gibi durumlarla karşılaşabileceğini (günlerce evde yatmak zorunda kalabilirsin, arkadaşlarından ve okulundan uzun süre ayrı kalabilirsin…”) çocuğunuzun anlayabileceği bir dille anlatın. Böylece hem onun ne düşündüğünü, ne hissettiğini anlayacaksınız hem de çocuğunuzun kendi duygularının farkına varmasına yardımcı olacaksınız.

Öz Güvenini Sarsmayın!

Öz Güvenini Sarsmayın!Çocuğunuzun duygusal zekasını geliştirmek istiyorsanız, onun kendine güvenmesini sağlamalısınız. Bunun için de pek çok farklı konuya dikkat etmelisiniz. Mesela; çocuğunuza “sen yapamazsın, ne kadar beceriksizsin, milletin çocuğu neler yapıyor, kuzeninin aldığı karneyi gördün mü, ben sana söylemiştim değil mi…” gibi çocuklara söylenmemesi gereken tehlikeli cümleler ile yaklaşmamalısınız.

Ona sevginizi göstermelisiniz, inandığınızı belli etmelisiniz ve yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olmalısınız. Neler yapabileceğinin farkına varmasını sağlamalısınız. Çocuğunuzun kendine güvenmesi için onu gözetiminiz dahilinde özgür bırakmalısınız. Sürekli başında dikilmek yerine görevlerini kendiliğinden yerine getirmesini beklemelisiniz. Bazen seçim yapma şansı vermelisiniz. Tercihlerinin sonuçlarıyla tek başına yüzleşmesi için fırsat tanımalısınız. Öz güveni eksik olan bir çocuğun duygu ve düşünce yönetimi konusunda başarısız olacağını bilmelisiniz. Bu yüzden aşağıdaki yazıya göz atmanızı tavsiye ederim.

Bunu da İnceleyin: Öz Güveni Yüksek Çocuklar Yetiştirmek için Öneriler

Marshmallow Testini Deneyin!

Marshmallow Testini Deneyin!Marshmallow Testi, ya da Zevki Erteleme Becerisi Deneyi! Daha önce duymuş muydunuz, bilemiyorum ama çocuğunuzun duygusal zekası hakkında fikir edinebilmek için bu basit deneyi siz de yapabilirsiniz. İlk kez 1970 yılında Walter Mischel tarafından uygulanan test; çocukların kendilerini kontrol etme, başarı için bekleyebilme, duygularını yönetme gibi yeteneklerini ölçmek için uygulanıyor.

Hemen alttaki videodan Marshmallow testinin nasıl yapıldığını öğrenebilirsiniz.

Yukarıdaki videoda zaten gördünüz ama ben yine de kısaca bahsetmek istiyorum. Deneyde çocuk ve deneyi yapacak kişi (yani siz) bir odada bulunuyorsunuz ve çocuğun önüne bir şekerleme, çikolata ya da benzeri bir şey koyuyorsunuz. Sonra çocuğunuza siz odaya geri dönene kadar şekere, çikolataya dokunmamasını, eğer dediğinizi yaparsa geri döndüğünüzde ona bir tane daha şeker ve çikolata vereceğinizi söylüyorsunuz. Sonuç olarak; duygusal zeka küçükten büyüğe herkes için önemli bir konu! Kaldı ki geliştirilebilir olan bu zeka türünün hayatımızı ne kadar kolaylaştıracağı da apaçık ortada diye düşünüyorum.




Abone Ol

Muhteşem Paratic içerikleri e-posta adresinizde.
Söz veriyoruz spam yapmayacağız :)






Diğer yorumlar ( 0 )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunu okuyan bunları da okur