Paylaşım

Alabalık Kralı Mustafa Özpek’in İlham Veren Başarı Hikayesi


 

Hayatında ilk kez askerlik görevi sırasında balık yiyen ve otobüs parası biriktirebilmek için Almanya’ya çalışmaya giden Mustafa Özpek, nasıl bir ihracat kralı oldu? İşte azmin öyküsü!

Çocukluk yıllarını Denizli’nin bir köyünde çobanlık yaparak geçiren Mustafa Özpek’in başarı hikayesini sizlerle de paylaşmak istedik. Zira o, pek çok zorlukla karşılaşmasına rağmen hayallerinin peşinden gitmekten vazgeçmemiş ve bugün “başarılı bir iş adamı” olarak anılmayı gerçekten hak etmiş. İşte Denizlili iş adamı Mustafa Özpek’in ilham veren hikayesi…

Alabalık Kralı, geçimini keçi yetiştirerek sağlayan bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelir.

Alabalık Kralı, çobanlık yapar.

Çocukluğunu da çobanlık yaparak geçirir. Verdiği bir röportajda, küçükken Almanya’ya gidenleri zengin sandığını ama onun Almanlar gibi zengin olmayı hayal ettiğini söyleyen Özpek, hayatındaki ilk balığı askerlik yapmak için gittiği İstanbul’da yer.

Bir otobüs parası kazanmak için gittiği Almanya’da yeteri kadar çalıştıktan sonra Türkiye’ye geri döner.

Otobüs alabilmek için 5 yıl yurt dışında çalışır.

Ve Almanya’da kötü davranılıp, hakları yenilen işçi Türkleri gördükçe kendi işinin patronu olmayı daha çok ister. 5 yıl yurt dışında çalıştıktan sonra istediği otobüsü satın alarak yolcu taşımacılığına başlar. Ve Çal’ın Sakızcılar Köyü’nde alabalık çiftliği kuran amcasına ortak olur. Ancak henüz bu işle çok ilgilenmemektedir.

Özpek’in kültür balıkçılığına olan merakı çiftlikteki balıkların ölmesiyle birlikte başlar.

Mustafa Özpek'in kültür balıkçılığına olan merakı başlar.

İlk etapta bilmediği bir işe yatırım yaptığı için pişman olan Özpek, biriktirdiği paranın yitip gideceğini, yeniden çobanlık yapmaya başlayacağını düşünerek zor günler geçirir. Neyse ki korktuğu başına gelmez. Çünkü balıkların ölüm nedeninin kalitesiz yemden kaynaklandığını öğrenir.

Sorunu çözen ve işini büyütmeye başlayan Özpek, başka bir engele daha takılır.

Özpek pazarlama sıkıntısıyla karşılaşır.

O da karşılaştıkları pazarlama sıkıntısıdır. Anadolu insanının yeterince balık tüketmediğini gören Özpek, balıkçılığı bırakarak beyaz eşya ticaretine geçer. Yıllar sonra oğlunun dereden tuttuğu balığı heyecanla kendisine göstermesi üzerine bu işi ne kadar sevdiğini hatırlar. Ve rotasını yeniden balıkçılığa çevirir.

Alanında en iyi olmak için çıktığı yolda hak ettiği başarıyı yakalar.

En iyisi olmak için çıktığı yolda başarıyı yakalar.

Arka arkaya alabalık tesisleri kurmaya başlayan Özpek, Ege ve Akdeniz bölgelerini karış karış gezerek temiz su kaynaklarını tespit eder. 1994 sonrası yaşanan krizde iç piyasada ürün satamaz hale geldiklerini belirten Özpek, Türkiye’de isli balık (füme) yapılmadığını öğrenerek bu alana da yönelir.

Avrupa’da çıkan “deli dana hastalığı” sonrası insanların beyaz et talebinin artmasını da yararına kullanır.

Deli dana hastalığını fırsat olarak kullanır.

Türkiye’den balık ihraç etmek isteyen Alman firma yetkilisinin çiftliğini ziyaret etmesiyle ihracata başlar. Daha doğrusu, ilk olarak numune gönderilir. Tahlil edilen numuneleri İsveç Norveç ve Danimarka ürünlerinden daha iyi çıksa da “Türkler numuneyi iyi gönderir ama malı iyi göndermez.” şeklinde konuşulduğunu öğrenir.

Bu duruma hem çok üzülen hem de çok kızan Özpek, malından emin olarak teminat bile istemez. Neticede; Kapasitelerinin üzerinde sipariş almalarına rağmen işçilerle birlikte 2 gün 2 gece boyunca hiç durmadan çalışarak, 15 tonluk ihracat talebini karşılamayı başarır.

Ürününün kalitesine güvenen Özpek, ilk ihracatının ardından Avrupalıların en çok füme balık tükettiklerini görür.

Alabalık konusunda bir ihracat devi olur.

Büyük bir adım atarak 496 metrekare kapalı alana sahip ülkenin ilk balık işletme tesislerinden birini kurar. Her gün biraz daha büyüyen iş adamı, bildiklerini oğullarına da öğretir. AA muhabirine yaptığı açıklamada, Denizli’nin de aralarında olduğu farklı şehirlerdeki 10 çiftlikte 4 bin ton alabalık ürettiklerini belirten Özpek, geçen sene 14 milyon euro değerinde füme balık ihracatı yaptıklarını dile getirmiş.

71 yaşında olmasına rağmen işini büyütmek, ülkeye daha çok döviz getirmek ve daha çok istihdam sağlamak için çalışmaya devam ettiklerini söyleyen Özpek, özellikle de eğitim konusunda yaptığı hayır işleriyle de takdir kazanıyor. Biz de başarılı girişimcinin öyküsünün hayallerinin peşinden gitmek isteyenlere ilham vermesini umarak, Mustafa Özpek’inki gibi hikayeleri paylaşmaktan gurur duyduğumuzu ayrıca belirtiyoruz.




Yorumları Görmek İçin Tıklayın

Diğer yorumlar ( 0 )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir