Paylaşım

Son Yirmi Yılın En Eğlenceli 20 Türk Filmi


 

Gülmeye, fütursuzca eğlenmeye hazır mısınız? Eğer cevabınız evetse sinemamızın 20 yıllık geçmişine doğru bir yolculuğa çıkalım ve bu süre zarfı içerisinde ortaya çıkan en eğlenceli 20 Türk filmine hep birlikte göz atalım.


Tebessüm etmek, hatta fütursuzca kahkaha atmak çoğu zaman ihtiyaç duyduğumuz ve bizi hayata bağlayan yegâne eylemlerden biridir. Çok sevdiğimiz arkadaşlarımızla saçma konular üzerine konuşurken de kahkaha atabiliriz, tek başımıza muazzam bir film izlerken de! Pekâlâ, dünya sinemasına bir kenara koyarak; bu coğrafyanın değerlerinden beslenen ve bize ait bir mizahla huzurlarımıza gelen filmlere göz atmaya ne dersiniz?

Malumunuz, Yeşilçam dönemi üst düzey komedi filmlerinin karşımıza geldiği yıllardı. Sadri Alışık’ın Turist Ömer’i, Kemal Sunal’ın İnek Şaban’ı, Şener Şen’in Badi Ekrem’iyle yıllar yılı kahkahalarımıza hâkim olamadık. Nitekim Yeşilçam döneminin böylesine efsane olarak anılmasının yegâne sebeplerinden biri de sunduğu samimi mizah olduğunu söylemekte yarar var. Sahi, Ertem Eğilmez’in sahibi olduğu Arzu Film’den çıkan filmleri hangimiz hayranlıkla izlemedik ki? Üstelik yalnızca güldüren değil, ağlatan Türk filmleri ile daha fazla hayran olarak izledik onları.

Gelgelim ki Yeşilçam dönemi son bulduktan sonra sinemamız büyük bir çöküş içerisine girdi. Özellikle komedi türüne ket vurulan 90’lar, birçoklarının Amerikan sinemasına sıkı sıkıya bağlanmasına vesile oldu. Ancak artık sağar sultanın duyduğu şekilde, Eşkıya’nın vizyonda yakaladığı başarı birçok yapımcıyı tekrardan sinema yapma konusunda teşvik etti. Nitekim neredeyse 10 yıl boyunca üretemez duruma gelen Türk Sineması 90’ların sonuyla birlikte deyim yerindeyse şaha kalktı ve birbirinden lezzetli onlarca filmi sinemaseverlere armağan etti.

Esasen yerli komedi filmlerinin yükselişe geçtiği dönem de tam anlamıyla 1990’ların sonuna, 2000’lerin başına tekabül etmektedir. Her ne kadar son zamanlarda, kaliteden ve nitelikten uzak bir tomar komedi filmi beyazperdede boy gösterse de bu 20 yıllık süreçte eşsiz komedi filmleri ürettiğimiz gerçeğini değiştiremez. Bu filmler yeri geldiğinde izleyiciyi vizyona çekmek için üretilen dinamik bir mizahı içerdiği gibi yeri geldiğinde daha arthouse kitleye hitap eden kara mizah unsurlarını da bünyesinde barındırmaktadır. Ancak hepsinin tek bir ortak noktası var; o da izleyenlerine doyumsuz dakikalar armağan etmesidir. Ayrıca en iyi yerli ve yabancı komedi filmleri listesi içinde de yer alan bu yapımlar, canımız sıkkın olduğunda ilk koştuğumuz arkadaşlarımız oldu.

Pekâlâ, neydi o filmler? İzlerken çene kaslarımıza jimnastik yaptıran ve replikleri dilden dile efsane olarak yayılan o muazzam yapımlar? En rahatlatıcı ve ömür uzatıcı insani eylem olan gülmeyi, cazip bir hale getiren ve bu nedenle izleyenleri sinemaya çekme konusunda oldukça işlevsel olan bu filmleri hatırlamaya ne dersiniz? O zaman hep bir ağızdan güleceğimiz, tümden şenleneceğimiz kültleşmiş komedi filmlerimiz ile sizi baş başa bırakıyoruz.

Karşınızda, son 20 yıla damga vurmuş en iyi Türk komedi filmleri…

20 Vay Arkadaş (Kemal Uzun – 2010)

Vay Arkadaş (Kemal Uzun – 2010)Birbirinin tamamen zıttı olan ve neredeyse hiçbir ortak özellikleri bulunmayan Manik, Tik, Dildo lakaplı üç yakın arkadaşın hikâyesinin anlatıldığı Vay Arkadaş, onların saplantılı ve problemli kişiliklerini merkezine alırken, bir yandan da tadına doyulmaz bir heyecanı izleyenlerine aktarmayı ihmal etmiyor.

Dildo’nun babası olan Efendi, amansız bir hastalığa yakalanmıştır ve ameliyatı için de yüklü bir miktar para gerekmektedir. Suça oldukça meyilli olan ama bu işlerden olanca uzak durmaya çalışan Manik, Tik, Dildo ise elinde büyüdükleri Efendi Babaları için, varlarını yoklarını ortaya koymak durumundadırlar. Bu nedenle başları belaya giren ve mafyanın acımasız dünyasının ortasında kendisini bulan bu üç enteresan arkadaş, bir yandan kahkaha sınırlarını zorlarken bir yandan da sağlam bir kovalamacanın altına imza atmaktadırlar.

Son dönem Türk Sineması’nın en sağlam gişe komedisi örneklerinden olan Vay Arkadaş, başrollerinde yer alan Ali Atay, Mete Horozoğlu, Fırat Tanış, Demet Evgar gibi isimlerle eğlence dozajını oldukça yükseklere sabitlerken, izleyenlerine de tadına doyulmaz dakikalar armağan etmeyi başarmıştır. Yönetmenliğini Hababam Sınıfı Güle Güle filminde canlandırdığı Gariban Sefa rolü ile hafızalarımızda yer eden Kemal Uzun’un yaptığı film, keyifli dakikalar isteyenlerin kaçırmaması gereken bir film olarak da belirmektedir.

19 Kirpi (Erdal Murat Aktaş – 2009)

Kirpi (Erdal Murat Aktaş – 2009)Sulhi Dölek’in çok satan romanından beyazperdeye uyarlanan Kirpi, en az kitabı kadar eğlenceli bir uyarlama olarak karşımıza gelmektedir. Film, İntikam almayı adet edinmiş ve bu nedenle sürekli olarak ilginç olayların ortasında kalan Kirpi lakaplı bir adamın başına gelen hadiseleri merkezine almaktadır.

İntikam soğuk yenen bir yemek midir sorunsalını her daim gün diri tutan ve en basit durumdan bile kendine bir görev çıkarmayı adet edinmiş Kirpi’nin nevi şahsına münhasır kişiliğinden filizlenen film; kuşkusuz Mazhar Alanson ve Güven Kıraç ikilisinin eşsiz uyumuyla da adından söz ettirmeyi başarmıştır. Nitekim onların mizaha yatkın duruşları ve her bir sekansta kahkahayı da beraberinde getiren tavırları, Kirpi’yi nitelikli bir komedi filmi olarak adlandırmamıza olanak sağlamaktadır.

Yönetmenliğini Erdal Murat Aktaş’ın yaptığı film, basit olayların gelişerek nasıl bir dağa dönüştüğünü izleyenlerine oldukça eğlenceli bir şekilde aktarırken, intikam almanın sıra dışı yöntemlerini servis etmesiyle de özgünlüğünü perçinlemektedir.

18 Patlak Sokaklar Gerzomat (Kerim Barutçu – 2012)

Patlak Sokaklar Gerzomat (Kerim Barutçu – 2012)Henüz YouTube’un böylesine kudretli olmadığı yıllarda çektikleri, “Sütü Seven Kamyoncu” ve “Bana Kitap Al” videoları ile fenomen haline gelen, sonrasında ise Batesmotelpro ismiyle videolar üretmeye devam eden 3 arkadaşın ilk sinema filmi olma özelliği taşıyan Patlak Sokaklar Gerzomat, özgün yapısıyla fark yaratan bir film olarak öne çıkmaktadır.

Volkan Öge, Tansu Tunçel ve Ömür Cedimağar’ın başrolleri paylaştığı film, bir internet dizisi olarak başlayan Patlak Sokaklar dizisinin devamı niteliği taşımaktadır. Dizide Billy ve John’un hapse tıktıkları Black Jack firar etmiş ve maceranın startını bu sefer beyazperdede vermişlerdir. Nitekim karakterlerin isimlerinden de anlaşılacağı gibi Patlak Sokaklar Gerzomat, Amerikan filmleriyle daha doğrusu o filmlere yapılan Türkçe dublajla dalga geçmeyi kendisine görev olarak belirlemiş ve karakterlerini de bu şekilde seslendirmiş bir film olarak karşımıza gelmektedir.

“Seni lanet olası pislik”, “Hey dostum senin sorunun ne biliyor musun” gibi kültleşmiş Türkçe dublaj facialarının hemen hemen hepsine şahitlik edebileceğimiz Patlak Sokaklar Gerzomat, eşine az rastlanan türden yaratıcı bir mizahı içirirken, uzun yıllardır birbiriyle çalışmaya alışmış bir ekibin samimiyetiyle de izleyenlerine doyumsuz dakikalar sunmayı ihmal etmemektedir. Yine ekibin bir parçası olan Kerim Barutçu’nun yönetmen koltuğunda oturduğu film, YouTube’dan ilgi takip ettiğimiz bir ekibin, sıra dışı sinema macerasını taşıması hasebiyle önemli bir noktada konumlanmaktadır.

17 Güneşin Oğlu (Onur Ünlü – 2008)

Güneşin Oğlu (Onur Ünlü – 2008)Leyla ile Mecnun dizisi ile ününe ün katan yönetmen Onur Ünlü’nün ikinci filmi olma özelliği taşıyan Güneşin Oğlu, kendisinin de belirttiği üzere tam bir “fantastik mavra” olarak karşımıza gelmektedir. Ruhları kilitli oldukları bedenden dışarı çıkaran ve onları özgürlüklerine kavuşturan bir hikâyeyi karşımıza getiren Güneşin Oğlu, bir yandan aklın sınırlarını zorlarken bir yandan da kahkaha attırmayı ihmal etmiyor.

Emekli bir edebiyat öğretmeni olan Fikri Şemsigil, hayatı boyunca bir mucize arayıp durmuştur. Onun aradığı mucizeyi bulması ise, tüm dünyayı teyakkuza geçirdiği söylenen güneş tutulmasının olduğu gün cereyan edecektir. Nitekim Fikri Şemsigil, bu güneş tutulmasını izlediği sırada ruhunun bedenini terk ettiğini ve farklı bedenlere girip çıkmaya başladığını fark edecektir. Bu dakikadan sonra kendi bedenine dönmek için çaba sarf eden ve bu yolculuk esnasında kendisiyle ilgili ilginç bilgilere de ulaşan Fikri’nin macerası, sinemamızda pek de görmeye alışık olmadığımız türden bir özgünlüğü izleyenlerine aktarırken, doludizgin bir eğlence servis etmeyi de es geçmemektedir.

Onur Ünlü’nün Cihangir’de bir kafede yazdığı ve yaklaşık 10 gün gibi kısa bir sürede çektiği filmin başrollerinde Haluk Bilginer, Özgü Namal, Bülent Emin Yarar, Hümeyra ve Köksal Engür gibi usta isimler yer almaktadır. Güneşin Oğlu aynı zamanda, fantastik sinema hayranı olanların da kaçırmaması gereken üst düzey bir film olarak karşımıza gelmektedir.

16 Kötü Kedi Şerafettin (Ayşe Ünal – 2016)

Kötü Kedi Şerafettin (Ayşe Ünal – 2016)İlk defa L-Manyak dergisinde ortaya çıkan ve Bülent Üstün’ün eşsiz kalemiyle izleyenlerini selamlayan Kötü Kedi Şerafettin, esasen 90’ların son döneminin en popüler figürlerinden de biridir. Ortaya çıktığı günden beri sıra dışı maceralarını ilgi ile takip ettiğimiz Şero, uzun yıllar boyunca beyazperdeye taşınması konuşulan ve bu konuda çalışmaların sürdüğü bir şehir efsanesi olarak dilden dile yayılan bir projedir.

2016 yılına geldiğimizde ise Şero ile sinemada buluşmanın vakti gelip çatmıştır. Nitekim Cihangir’in bu uslanmaz kedisinin beyazperdedeki macerası da en az çizgi-romanındaki kadar destansı ve eğlenceli. Bülent Üstün ile birlikte Levent Kazak’ın senaryosunu yazdığı Kötü Kedi Şerafettin, Türk animasyon sinemasının miladı olacak derecede üst düzey bir kaliteyi önümüze getirirken, bir yandan da Şero ile hasret gidermemize olanak sağlamaktadır. Sinemamızın en iyi animasyon filmleri arasında olduğunu söylemek de gerekmektedir.

Sahibi Tonguç ile birlikte, bir çatı katından ikamet eden ve tüm Cihangir’i canından bezdirmesiyle nam salan Şerafettin, yakın dostları Fare Rıza ve Martı Rıfkı ile felekten bir gece çalmanın hazırlıklarını yapmaktadır. Tabii ki kuracakları çilingir sofrası, öyle sandıkları kadar kolay bir araya gelmeyecek ve birbiri ardını izleyen ilginç hadislerinde gelişmesine zemin hazırlayacaktır.

Uğur Yücel, Demet Evgar, Güven Kıraç, Okan Yalabık, Gökçe Özyol, Ayşen Gruda, Cezmi Baskın, Yekta Kopan ve Ahmet Mümtaz Taylan gibi kalabalık bir seslendirme ekibiyle huzurlarımıza gelen Kötü Kedi Şerafettin; yalnızca yetişkinler için bir animasyon olmasıyla değil, aynı zamanda son yılların en eğlenceli komedi filmi olmasıyla da ön plana çıkmaktadır.

15 Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi (Onur Ünlü – 2011)

Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi (Onur Ünlü – 2011)Henüz daha ismiyle, ilginç bir takım hadiselerin geleceğinin sinyallerini veren Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi, sinemamızın genellikle uzak durmaya çalıştığı kara mizah türünün en tanınmış örneklerinden biri olarak karşımıza gelmektedir. Ayrıca ödüllü Türk filmleri arasında da özel bir yeri bulunmaktadır.

Celal Tan’ın kimine göre acıklı kimine göre eğlenceli hikâyesi, 65. yaş gününü kutlayacağı gün başlamaktadır. Nitekim o, eşini kaybettikten sonra genç öğrencilerinden biriyle evlenmiş, tanınan bir anayasa profesördür. Ancak bu evliliğin ona 65. yaş gününde şans getirmeyeceği apaçık bir şekilde ortadadır. Onun başına gelen ilginç hadiselerden sonra, ailesi ile yaşadığı olayların anlatımı olan film, klişe bir tabirle, “ağlanacak halimize güldüren” yapısıyla öne çıkmaktadır.

Başından sonuna dek farklı yapısıyla izleyenlerine oldukça özgün bir film armağan eden Onur Ünlü, kafa yapısının ne denli farklı çalıştığını izleyenlerine bir kez daha izah etmeye çalışırken, bir yandan da gizliden gizliye atılacak kahkahalara da zemin hazırlamaktadır. Film aynı zamanda Onur Ünlü’ye 2011 yılında Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Film ve En İyi Senaryo ödüllerini kazandırmıştır. Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi, festivallerden uzun yıllardır dışlanan komedi türünün de ödül kazanan ender filmlerinden biri olarak dikkat çekmektedir.

14 Güle Güle (Zeki Ökten – 1999)

Güle Güle (Zeki Ökten – 1999)Adeta bir yıldızlar geçidi olarak karşımıza gelen Güle Güle, milenyumu selamlamadan ortaya çıkan en muazzam filmlerimizden biri. Metin Akpınar-Zeki Alasya ikilisini yeniden bir araya getiren, bununla da yetinmeyerek Şükran Güngör, Eşref Kolçak ve Yıldız Kenter gibi duayenleri de bünyesinde toplayan Güle Güle, eğlencesi ve Yeşilçam melodramlarını andıran tavrıyla tadına doyulmaz bir seyirlik olarak karşımıza gelmektedir.

Hayattaki en büyük nimetlerden biri olan gerçek dostluğu odak noktasına alan ve bunu yaparken de izleyenlerini Bozcaada sahillerine götüren film, birlikte doğup, birlikte yaşlanan 5 ihtiyar delikanlının maceralarıyla keyif dolu dakikalar vadetmektedir. Esasen onların her biri, bedenleri yaşlı ancak ruhları henüz 18’inde olan çıtırlardır. Her birinin kafasına taktığı farklı bir derdi olsa da, birbirlerinin desteğiyle tüm problemlerin üstesinden gelmeyi başarmaktadırlar. Son olarak ise Galip’in 20 yıldır süren aşkı Rosa’ya kavuşması için ellerinden geleni ardına koymamaya karar veren bu arkadaş grubu, yaşlarına başlarına bakmadan türlü maceranın içine atılacak ve bir gençlik komedisi tadıyla izleyenlerini selamlayacaktır.

İçinde yer alan ustalar vesilesiyle, her bir sekansında hayranlık uyandıran ve yalnızca güldürmeyen hayata karşı birtakım öğütler içeren yapısıyla da dikkat çeken Güle Güle, kuşkusuz son 20 yıl içerisinde üretilmiş en özel filmlerimizden biri olarak da öne çıkmaktadır. Birçok usta işi filmin altına imzasını atan Zeki Ökten’in yönetmen koltuğunda oturduğu film aynı zamanda, 2000 yılında düzenlenen 37.Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde de En İyi Film başta olmak üzere dört dalda ödüle uzanarak başarısını taçlandırmıştır.

13 İftarlık Gazoz (Yüksel Aksu – 2016)

İftarlık Gazoz (Yüksel Aksu – 2016)Yönetmenin, “Bir Ege Karnavalı” olarak nitelendirdiği filmi İftarlık Gazoz, izleyenlerini 70’lerin Muğla’sına, Ramazan Ayı’na götürerek bir dönem filmi hüviyetine bürünüyor ve bulunduğu coğrafyanın tüm sıcaklığını aks ettirerek, oldukça keyifli dakikalar vadediyor.

Adem, yaz tatiline iftiharname ile girmiş ve köyün biraz da eserekli gazozcusu Cibar Kemal’ın yanında çırak olarak işe başlamıştır. En başta çırak olarak girdiği gazozcudan muazzam bir keyif alan Adem, dilediğince gazoz içiyor ve tüm kasabayı dolaşarak yaz günlerinin tadını çıkarıyordur. Ancak tam da bu süre zarfı içerisinde başlayan Ramazan Ayı, küçük Adem’i oruç ile tanıştıracak ve ona unutulmaz bir Ramazan Ayı yaşatacaktır. Özellikle Adem ve ustası Cibar Kemal’in arasındaki diyaloglar vesilesiyle efsane statüsüne yerleşen ve çekildiği 2016 yılının en iyi yerli filmlerinden biri olarak öne çıkan İftarlık Gazoz, non-stop gülmek isteyenlerin asla es geçmemesi gereken bir film olarak arz-ı endam etmektedir.

Dondurmam Gaymak ile sektöre hızlı bir giriş yapan Ulalı sosyalist yönetmen Yüksel Aksu’nun üçüncü uzun metrajı olan İftarlık Gazoz, izleyenlerine bir yandan kahkaha vadederken bir yandan da açık bir şekilde kapitalizm eleştirisini ortaya koymaktadır. Bu iki ana temayı başarılı bir şekilde harmanlayan Yüksel Aksu ise samimi kişiliği ile de bir kez daha takdir toplamayı başarmaktadır. Başrollerini küçük Berat Efe Parlar ile usta komedyen Cem Yılmaz’ın paylaştığı film, fazla dramatik olan finalini bir kenara koyduğumuzda, tadına doyulmaz bir eğlence olarak karşımıza gelmektedir.

12 Vavien (Taylan Biraderler – 2009)

Vavien (Taylan Biraderler – 2009)Avrupa Yakası dizisinde hayat verdiği Burhan Altıntop karakteri ile birçoklarının gönlünü fethetmeyi başaran Engin Günaydın’ın senaryosunu yazıp, aynı zamanda başrolünde yer aldığı Vavien, kara mizah nedir, nasıl olmalı sorularının cevabını ders niteliğinde aktaran, usta işi bir film olarak karşımıza gelmektedir.

Celal, ailesiyle birlikte sıradan bir yaşam süren ve bu sıradanlıktan da olanca şekilde yorulmuş bir adamdır. Onu tüm bu monotonluktan kurtaran ise Samsun’da bir pavyonda tanıştığı şarkıcı Sibel’dir. Evliliğini hiçe sayarak, bu kadın ile iletişimini koparmamak için çaba sarf eden Celal, bir yandan da karısı Sevilay’ın gizlediği paralara göz dikmiştir. Hem karısından kurtulmak hem de yüklü miktarda olduğunu düşündüğü paraya el koymak için, şeytanın aklına gelmeyecek canilikte bir plan yapan Celal için ise işler hiç de beklediği gibi gitmeyecektir.

Özellikle Engin Günaydın ve Binnur Kaya’nın aralarındaki uyumla başarısını taçlandıran Vavien, tüm karanlık atmosferine rağmen izleyenlerine attırdığı kahkahalarla da hafızlarda yer etmeyi başarmış bir filmdir. Yönetmenliğini Taylan Biraderler’in yaptığı film, ilginç bir adamın bezgin aile yaşantısını odak noktasına alırken, izleyenlerine de tüm bu sıkıntılı ruh hali içerisinden eğlence vaat etmeyi de ihmal etmemektedir.

11 Çalgı Çengi (Selçuk Aydemir – 2011)

Çalgı Çengi (Selçuk Aydemir – 2011)Son yılların en fazla öne çıkan komedi ikilisi olan Ahmet Kural-Murat Cemcir ikilisinin ilk defa beyazperdede bir araya geldiği film, aynı zamanda bu ikiliyi bir araya getiren isim olarak da bilinen Selçuk Aydemir’in ilk uzun metraj projesi özelliği taşımaktadır.

1 hafta gibi kısa bir sürede, yok denecek kadar az bir bütçeyle çekilen Çalgı Çengi, tüm bu zor şarlara rağmen mahşerin üç atlısı olarak nitelendirebileceğimiz Selçuk Aydemir, Murat Cemcir ve Ahmet Kural’ın kafasındaki mizahı olanca şiddetiyle aktarmasıyla adından söz ettiren bir film. Ankara’nın yerel şivesinden son sürat beslenen ve bunun yanında izleyenlerine bütüne hizmet eden sağlam bir hikâye sunmayı da es geçmeyen Çalgı Çengi, son yıllarda beyazperdede gördüğümüz en saf komedi filmlerinden biri olarak da öne çıkmaktadır.

Tavsiye Ederiz: Ahmet Kural, Murat Cemcir ve Selçuk Aydemir Kimdir? Nasıl Yükseldiler?

Murat Cemcir ve Ahmet Kural ikilisinin üst düzey uyumuyla şahlanan ve bu ikilinin sinema tarihine geçmelerine ön ayak olan Çalgı Çengi, her ne kadar bu ekibin birlikte çektiği ilk film olsa da doyurucu mizahı ile fark yaratmayı başarmaktadır. Özellikle Salih ve Gürkan ikilisinin nevi şahsına münhasır kişilikleri ile kahkaha dozajını yukarılara çeken film, karanlık atmosferinin atlından da pırıl pırıl parlayan bir film çıkarmayı başarmıştır.

10 Fasulye (Bora Tekay – 2000)

Fasulye (Bora Tekay – 2000)Belki de sinemamızın kıyıda köşede kalmış en değerli yapımlarından biri olan Fasulye, özgün mizahı ve aurası ile birçoklarının favori komedi filmi olmayı başarmış bir iştir. Daha sonrasında Çocuklar Duymasın, Seksenler gibi popüler dizilerin yönetmen koltuğunda oturacak olan Bora Tekay’ın ilk uzun metraj çalışması olan film, dinamik mizah tanımını sonuna kadar hak eden yapısıyla fark yaratmayı başarmaktadır.

Kiralık katil ve mafya çatışmasının ortasında kalmış bir kız ile her şeyden bihaber Genç’in başına gelenler, 2000’lerin başındaki Türk Sineması’nda vuku bulmuş en özgün dokunuşları temsil etmektedir. Nitekim Fasulye, karakterlerin birbirleri arasındaki iletişimi ve farklı replikleri ile doyumsuz bir komedi filmine evrilmiş, aynı zamanda izleyenlerini de soluksuz bir hikâyenin ortasına bırakmayı başarmıştır.

Bülent Kayabaş, Elvin Beşikçioğlu, Selim Erdoğan, Burak Sergen ve Gürkan Uygun gibi isimlerin başrolleri paylaştığı filmin senaryosunu ise yine oyuncu kadrosunda bulunan Haluk Özenç yazmıştır. Etkileyici diyalogları ve kaotik yapısıyla akıllarda yer eden Fasulye, günümüz mizahının mihenk taşlarını atan ancak buna rağmen gizli kalmış hazinelerden biri olarak da bilinmektedir.

9 İnşaat (Ömer Vargı – 2003)

İnşaat (Ömer Vargı – 2003)Son 20 yıllık süreçte, gerek yönetmen gerekse yapımcı kimliği ile öne çıkan Ömer Vargı’nın 2003 yılında çektiği ve senaryosunu da yazdığı İnşaat, Şevket Çoruh ve Emre Kınay’ın muazzam uyumuyla taçlanan ve aynı zamanda kara mizahi andıran dokunuşlarıyla da öne çıkan bir film.

Bir inşaatta çalışan ve orada yatıp kalkan iki gariban işçi olan Suudi ve Ali, günün birinde müteahhitleri Nizamettin’in getirdiği cesedi gömmek durumunda kalırlar. Ancak ilginçtir, onların bu cesedi inşaata gömmeleri, mafya âleminde ün salmalarına neden olacaktır. Nerede bir cinayet işlense, ceset ortaya çıksa o ölüyü ne hikmetse Ali ve Suudi gömmektedir. Tam da bu sırada bu iki kafadarın, ermiş hoca taklidiyle para kazanmaya başlamaları, olayları içinden çıkılmaz bir duruma sokacak ve tüm bu karmaşık olaylar silsilesi altından üst düzey bir eğlenceyi izleyenlerine aktaracaktır.

Karakterlerin içinde bulunduğu kaotik durumdan sonuna kadar beslenen ve bundan harikulade bir mizah çıkarmayı başaran İnşaat, kendi hallerinde saf birer Anadolu genci olan Ali ve Suudi vesilesiyle hem güldürüyor hem de onların hayallerine ortak etmeyi başarıyor. Ömer Vargı’nın doğru kurduğu dramatik çatı sayesinde, bir komedi filminden fazlası olmayı başarabilen ve yer yer de heyecan dozajını yükseğe çeken tavrıyla takdir toplayan İnşaat, kuşkusuz milenyumdan sonra yapılmış yerli filmler içindeki en özgün örneklerden biri olarak inci gibi parıldamaktadır.

8 Hokkabaz (Cem Yılmaz – 2006)

Hokkabaz (Cem Yılmaz – 2006)Hokkabaz değil sihirbaz!

Cem Yılmaz sinemasının en naif örneklerinden biri olarak tanımlayabileceğimiz Hokkabaz, oldukça şirin ve samimi bir hikâye olarak karşımıza gelirken, usta komedyen Cem Yılmaz’a da bir kez daha hayran olmamıza ön ayak olmaktadır.

İskender ve Maradona sihirbazlık yaparak geçimlerini sağlayan iki yakın arkadaştır. Onların tertemiz kalpleriyle birlikte, bir ortak özellikleri daha vardır; o da gözlerinin feci derecede bozuk olması. Hem İstanbul’dan bir nebze de olsa uzaklaşmak hem de para kazanıp, gözlerini çizdirmek adına bir turneye çıkmaya karar verirler. Bunun içinde İskender, ablasından karavanı ödünç olarak ister. Ablası karavanı vermeye dünden razıdır, ancak tek bir şartı, karavanda yaşayan babalarını da yanlarında götürmesidir. İşte; İskender, Maradona ve Sait Tünaydın’ın maceralarına start verdikleri nokta da tam olarak burasıdır. Bu dakikadan itibaren, mizah ile yoğrulmuş bir aile hikâyesi olarak karşımıza gelen Hokkabaz, içtenliği ve sıcak yapısıyla fark yaratan yerli yapımlardan biri olmayı başarmıştır.

İçinde bulundurduğu yol hikâyesi sosuyla da lezzetine lezzet katan Hokkabaz’ın en muazzam tarafı, hiç şüphe yok ki Mazhar Alanson ve Cem Yılmaz arasında vuku bulan uyum. Bu sefer bir baba-oğlu canlandıran bu ikili, karşılıklı oynadıkları sahneleri deyim yerindeyse yaşayarak filmin neşesine pozitif bir katkı sağlamaktadırlar. Film aynı zamanda, finale doğru artan duygusal yoğunluğu ile de izleyenlerine farklı duygular tattırarak, başlı başına doğru tasarlanmış bir yapı üzerine kurulduğunu da açıkça ortaya koymaktadır.

7 Organize İşler (Yılmaz Erdoğan – 2005)

Organize İşler (Yılmaz Erdoğan – 2005)Dümene bak ya, Süpermen intihar ederken ben onu kurtarıyorum!

İstanbul’u merkezine alan ve bu koca metropole adeta başrol hüviyeti kazandıran Organize İşler, mizahı, hikâyesi, kurgusu ve tabii ki Yılmaz Erdoğan’ın dokunuşları ile usta işi bir sinema filmi olarak karşımıza gelmektedir.

Argo tabirle ifade etmek gerekirse dümenin dümeni takip ettiği ve bu yönüyle de bir suç komedisini izleyenlerine servis eden Organize İşler, bir yandan Asım ve çetesinin kendi bildikleri yoldan ilerleyişlerini konu alırken, bir yandan da Süpermen lakaplı Samet’in hayata tutunma çabasını olanca eğlenceli bir biçimde aktarmaktadır. Yer yer parodi unsurları içerse de realist dokunuşlarıyla anlatısını güçlendiren film, kuşkusuz Yılmaz Erdoğan’ın hikâye anlatmadaki becerisiyle değerli bir hal kazanmaktadır.

Film, her ne kadar bir hırsızlık çetesini odak noktasına alsa da kendi bildiği yoldan onları eleştirmeyi ihmal etmiyor ve bunun yanında da sağlam bir arkadaşlık ve dostluk hikâyesi sunmayı başarıyor. BKM ekibinin artık birbirine alışmış oyuncu kadrosuyla izleyenleri selamlayan Organize İşler’in şüphesiz ki en büyük artılarından biri Cem Yılmaz. Her ne kadar usta komedyen, kısıtlı bir süre de arz-ı endam etse dahi, göründüğü her bir sekansta kahkaha dozajını yukarı çekmeyi başarıyor ve Müslüm’ü filmin en akıldı kalıcı karakterlerinden biri olarak izleyenlerinin hafızasına kazıyor.

Müzikleriyle ve eğlencesiyle son dönem Türk Sineması’nın en iyi örneklerinden biri olan Organize İşler, Yılmaz Erdoğan’ın ne denli eşsiz bir sinemacı olduğunu izleyenlerine bir kez daha aktarırken, bunun yanında da bolca kahkaha vadediyor.

6 G.O.R.A. (Ömer Faruk Sorak – 2004)

G.O.R.A. (Ömer Faruk Sorak – 2004)Eğri oturalım doğru konuşalım. 100 yılı aşkın sinema tarihimize baktığımızda, maalesef ki bilim-kurgu alanında oldukça kısır olduğumuzu görmekteyiz. Bilim kurgu filmleri dendiğinde de aklımıza hiç Türk yapım gelmez zaten. Her ne kadar Turist Ömer Uzayda ya da Dünyayı Kurtaran Adam gibi örnekler daha önce yapılmış olsa da parodinin ötesine geçip, özgün üretilmiş bir filme ne yazık ki Türk Sineması içinde rastlamak çok zor. Daha doğrusu zordu. Ta ki G.O.R.A.’ya kadar.

Her ne kadar G.O.R.A. dur durak bilmeyen eğlencesiyle hafızlarımıza kazınmış bir film olsa da onun Türk Sineması’nda yapılmış en iyi bilim-kurgu filmi olduğunu da dile getirmekte yarar var. Nitekim filmin en büyük başarısının altında da bu yatmaktadır. Daha önce sinemamızda eşine az rastlanan türden bir yapıyla izleyenlere sunulan eğlence, Cem Yılmaz’ın üstün dehasıyla birleştiğinde eşsiz bir film olarak karşımızda belirmektedir.

Tabii ki bu noktada filmin harikulade senaryosunun ve Arif karakterinin iş bilirliğini de es geçmemek gerekir. Nitekim her türlü halı, kilim, travelin adresi Arif Işık, toplumda karşımıza çıkması kuvvetle muhtemel, kendi işini kendi halleden ve açıkgözlü bir karakter olarak belirirken; doğallığının güldürmemesi de kaçınılmaz bir süreç halini almaktadır. Nitekim G.O.R.A.’nın devamında Arif’in maceralarına eşlik etmememizde, onun insanlarda yarattığı sempatinin büyük rol oynadığını söylemekte yarar var.

Uzaylılar tarafından kaçırılan Arif, bir yandan izleyicisine bambaşka bir evrende bambaşka bir yaşam normu sunarken, bir yandan da Yeşilçam melodramlarını aratmayacak bir aşk hikâyesi servis etmeyi de ihmal etmektedir. Tabii tüm bu olaylar yaşanırken, onun Komutan Logar’ı alt etme çabası da işin tuzu biberi olarak karşımıza gelmektedir.

Pamuk ipliği gibi birbirine bağlı birçok konuyu içinde barındıran G.O.R.A. adeta antidepresan etkisi yaratacak cinsten bir komedi filmi olarak karşımıza gelirken, Cem Yılmaz’ın insanları güldürmedeki ustalığını da bir kez daha gözler önüne sermektedir.

5 Neredesin Firuze (Ezel Akay – 2004)

Neredesin Firuze (Ezel Akay – 2004)Olur mu öyle şey çocuklar, ben hep evdeyim!

Rengârenk yapısı, özgün müzikleri ve dinamik mizahı ile akıllarda yer eden Neredesin Firuze, kuşkusuz Türk Sineması’nın milenyumdan sonra gördüğü en farklı filmlerden bir tanesi. Yönetmenliğini Ezel Akay’ın yaptığı ve onun nevi şahsına münhasır kişiliğini her daim hissettiren yapısıyla ilgi odağı olmayı başaran film, akılda kalıcı diyalogları ile de hala güncelliğini korumaktadır.

Bir Unkapanı hikâyesi olarak karşımıza gelen filmde, Umut Müzik’in köşeyi dönmek için verdiği uğraş konu alınırken, bir yandan da genç sanatçıların hayalleri büyük bir yer kaplamaktadır. Güzel günlerin geleceğine inanan bir grup beceriksiz insanın birbirine sırtını dayamasının anlatısı olan Neredesin Firuze, başından sonuna dek kendine has bir dostluğu işlerken, göz alıcı renkleriyle de doyumsuz bir eğlence armağan etmeyi ihmal etmemektedir.

Levent Kazak’ın senaryosunu yazdığı film, aynı zamanda sinemamızda pek rastlayamadığımız müzikal türünün başarılı bir örneği olarak da karşımıza gelmektedir. Nitekim filmde yer alan müzikler, yalnızca o dönem popüler olmakla kalmamış aynı zamanda unutulmazlar arasına girmeyi de başarmıştır. Özellikle tüm oyuncu kadrosunun hep bir ağızdan söylediği “Ya Evde Yoksan” hala ilk günkü tazeliğiyle hafızlarımızda yer almaktadır.

Başrollerini Haluk Bilginer, Demet Akbağ, Özcan Deniz ve Ragıp Savaş’ın paylaştığı Neredesin Firuze aynı zamanda Türk müzik tarihine geçmiş Bulutsuzluk Özlemi, Erol Büyükburç, Müslüm Gürses, Ciguli gibi farklı tarzdan birçok usta ismi de film boyunca ağırlayarak takdir kazanmıştır.

4 Limonata (Ali Atay – 2015)

Limonata (Ali Atay – 2015)Leyla ile Mecnun’dan sonra haklı bir popülarite kazanan Ali Atay’ın ilk yönetmenlik tecrübesi olan Limonata, yine aynı dizinin efsaneleşmiş karakteri İsmail Abi’ye hayat veren Serkan Keskin’i de başrolüne yerleştirerek ilgi çekmeyi başarmaktadır.

Eski bir tır şoförü olan Suat, memleket toprağı Makedonya’da ölüm döşeğindedir. Onun son isteği ise yıllar önce İstanbul’da terk ettiği oğlu Selim’i son bir kez görmektir. Bu nedenle bir diğer oğlu Sakip’i yanına çağırıp, İstanbul’a gidip Selim’i getirmesini ister. İşte Sakip’in macerası da tam bu noktada başlar. Eski, külüstür otomobiliyle yollara düşen Sakip, en başta koca İstanbul’da Selim’i bulmak için büyük bir çaba sarf edecek sonrasında ise onu Makedonya’ya götürmek için fazlasıyla dil dökecektir. Tabii tatlı dilin bittiği yerde de Sakip’in kendine has yöntemleri devreye girecektir.

Bir yol filmi olarak karşımıza gelen ve birbirini daha önce hiç görmemiş iki kardeşin eğlenceli tanışma hikâyesini odağına alan Limonata, özellikle finaline doğru artan dramatik dokunuşlarıyla da başlı başına bir film olmayı başarabilmektedir. Özellikle ilk defa bir uzun metraj için kamera arkasına geçen Ali Atay, usta bir yönetmeni andıran tavırlarıyla takdir topluyor ve Limonata’yı son yılların en muazzam filmlerinden biri olarak karşımıza getirmeyi başarıyor.

İstanbul’dan Üsküp’e uzanan ve Balkanların tüm sıcaklığını izleyenlerine armağan eden filmin başrollerinde Serkan Keskin ve Ertan Saban yer alırken, yakın dönemde kaybettiğimiz Ciguli’yi de son bir kez Limonata içerisinde görmek mümkün.

3 Pardon (Mert Baykal – 2005)

Pardon (Mert Baykal – 2005)Adalet dediğiniz o kadar da adil bir şey değilmiş demek ki!

Ferhan Şensoy’un efsanevi tiyatro oyunu Çok Tuhaf Soruşturma’dan beyazperdeye uyarladığı filmi Pardon, şüphesiz içinde barındırdığı hiciv öğeleri ile sinemamızın en özgün ve lezzetli yapımlarından biri olmayı da başarmaktadır.

İbrahim, Muzo ve Aydın isimli üç arkadaşın, suçsuz yere hapishaneye düşmelerini konu alan Pardon, bir yandan devlet kurumlarını şiddetli bir şekilde eleştirirken, bir yandan da bu üç yakın arkadaşın sıra dışı hikâyesi ile izleyenlerine keyifli dakikalar vadetmektedir. Özellikle yıllar yılı tiyatroda birlikte oynamaya alışmış Ferhan Şensoy, Rasim Öztekin ve Ali Çatalbaş’ın birbirlerini tamamlayan performanslarla arz-ı endam ettikleri film, bir karakter komedisi olarak da öne çıkmayı başarmaktadır.

İlk dakikasından son dakikasına kadar izleyenlerine kahkaha attırmayı bir görev edinmiş Pardon, aynı zamanda güçlü hikâyesi ile de ekran başındaki herkesi büyüsüne doğru çekmeyi başarmaktadır. Özellikle Ferhan Şensoy’un hayat verdiği İbrahim’in nevi şahsına münhasır tavırlarıyla akıllara kazınan film, tüm bunların yanında arkadaş olabilmenin değerini de incelikle işleyerek alkışı hak etmektedir.

Yönetmenliğini Mert Baykal’ın yaptığı filmin çekimleri Sinop Cezaevinde yapılırken, hapishanenin buhranlı havasının altından, üst düzey bir eğlence çıkarması hasebiyle de özel bir yerde konumlanmaktadır. Nitekim Pardon’un adalet sistemine gönderdiği mesajlar da filmi bu denli üst düzey olarak nitelendirmemizin yegâne unsuru olarak öne çıkmaktadır.

2 Vizontele (Yılmaz Erdoğan, Ömer Faruk Sorak – 2001)

Vizontele (Yılmaz Erdoğan, Ömer Faruk Sorak – 2001)Malum, Türk Sineması’nın Eşkıya ile birlikte küllerinden doğduğu gerçeği bir şehir efsanesi olarak dilden dile aktarılmaktadır. Ancak, milenyum ile birlikte vizyona giren Vizontele’nin de en az Eşkıya kadar ses getirdiğini ve sektöre pozitif bir katkı sağladığını dile getirmekte yarar var. Bunun birincil nedeni olarak; nitelikli bir yerli komedi özlemi duyan seyircinin, hasretini gidermek adına koşa koşa sinemaya gitmesini söyleyebiliriz. Nitekim film, o dönem için oldukça üst düzey bir sayı olan 3 milyon 308 bin kişi tarafından izlenerek de deyim yerindeyse döneme damgasını vurmuştur.

Vizontele’yi özel yapan hususların başında, kuşkusuz ki özgün konusu gelmektedir. Tek eğlencesi yazlık sinema olan ve teknolojiden bihaber olan bir kasabaya televizyonun gelmesi, gencinden yaşlısına kadar herkesi büyük bir merakın ortasına bırakır. Radyonun resimlisi olan televizyonu kurma görevi de kasabanın sempatik isimlerinden radyocu Deli Emin’e kalmıştır. Bu dakikadan itibaren Reis Bey ve Deli Emin’in televizyonu kurmak için verdikleri mücadele bir yandan takdir toplarken bir yandan da eğlence dozajını oldukça yukarılara çekmektedir.

Yalnızca televizyonun getirdiği heyecanla değil, aynı zamanda dönemin siyasi konjonktüründen de beslenen yapısıyla öne çıkan Vizontele, tüm bunların yanında yarattığı unutulmaz karakterlerle de gönlümüzün başköşesine oturmayı bilmiştir. Üçkağıtçı Fikri, Siti Ana, Deli Emin ve daha niceleri Vizontele’yi efsaneler statüsüne çıkaran ve bu denli sevilmesine olanak sağlayan yegane unsurlar olarak hafızalara kazınmıştır.

1 Her Şey Çok Güzel Olacak (Ömer Vargı – 1998)

Her Şey Çok Güzel Olacak (Ömer Vargı – 1998)Bir barı açıyorum, iki Ayla’yla aramı düzeltiyorum, üç babamı da yanıma alıyorum. Olay bitmiştir!

Henüz daha ismiyle birçoklarına umut vadeden, bununla yetinmeyen ve ilgi çekici oyuncu kadrosuyla da merak uyandırmayı başaran Her Şey Çok Güzel Olacak, yalnızca döneminin değil Türk Sinema tarihinin de en iyi filmlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.

Altan ve Nuri Çamlı kardeşlerin yıllar sonra yollarının kesişmesiyle startını veren film, Altan’ın bar açma hayali yüzünden tüm üçkâğıtçı kişiliğini dışarı vurmasıyla anlatısını güçlendirmektedir. Nitekim bu hayal, iki kardeşin başını beladan belaya sokacak ve izleyenlerine de eşsiz dakikalar armağan edecektir. İstanbul’dan Bodrum’a uzanan bir yol hikâyesi olarak da karşımıza gelen Her Şey Çok Güzel Olacak, adıyla müsemma bir şekilde umudun en muazzam simgelerinden biri olarak da inci gibi parıldamaktadır.

Cem Yılmaz’in ilk kamera önü tecrübesi olan ve aynı zamanda usta komedyenin senaryosunu Ömer Vargı ile birlikte yazdıkları film, bir yandan iki kardeşin yıllar sonra birbirlerine tekrardan kenetlenme hikâyelerini konu alırken, bir yandan da Altan’ın hayalperest kişiliği sayesinde maceradan maceraya koşmayı ihmal etmiyor.  Başından sonuna dek vuku bulan etkileyici diyalogları ile unutulmazlar arasına adını yazdıran ve mizahı ile dramatik yapısını harikulade bir şekilde harmanlayan Her Şey Çok Güzel Olacak, her ne kadar bir komedi filmi olarak anılsa da aile olabilmenin önemine eğilmesi hasebiyle de oldukça ayrı bir yerde konumlanmaktadır.

Anbean Yeşilçam filmlerini andıran tavrı ve dinamik mizahı ile hafızlarımızda yer eden film, Cem Yılmaz’ın ne denli büyük bir deha olduğunu dosta-düşmana kanıtlarken, izleyenlerinin yüzüne de kondurduğu tebessümle hayranlık uyandırmayı başarıyor. Ne diyelim, belki paralel evrene Altan Çamlı o barı açmıştır ve abisi Nuri’yi de yanına alarak mutlu mesut bir hayal sürmektedir. Sizce mümkün mü?





Abone Ol

Muhteşem Paratic içerikleri haftalık e-posta adresinizde.






Diğer yorumlar ( 0 )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Bunu okuyan bunları da okur