FTSE Russell Küresel Yatırım Araştırmaları Başkanı Indrani De, altının enflasyona karşı koruma, jeopolitik belirsizlikler ve merkez bankalarının devam eden alımları sayesinde stratejik önemini koruduğunu söyledi.
Ancak yükselen reel faizlerin, faiz getirisi olmayan altın üzerinde baskı oluşturduğunu belirterek değerli metalin şu an güçlü destekleyici ve sınırlayıcı unsurlar arasında dengelendiğini ifade etti.
De’ye göre emtia piyasasında asıl dikkat çeken gelişme ise yapay zeka yatırımları ve küresel enerji dönüşümünün yarattığı yapısal talep artışı. Özellikle ülkelerin enerji güvenliğini ekonomik güvenliğin ayrılmaz bir parçası olarak görmeye başlaması, yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırıyor.
FTSE Russell’ın araştırmasına göre ABD ile İran arasında yaşanan gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki riskler, hükümetlerin güneş enerjisi, batarya teknolojileri, elektrikli araçlar, enerji şebekeleri ve yerli enerji üretimine yönelik yatırımlarını daha da artırabilir.
Kurum, temiz enerji yatırımlarının küresel ölçekte halihazırda fosil yakıt yatırımlarının yaklaşık iki katına ulaştığına dikkat çekiyor.
Bu dönüşümün en büyük kazananları arasında ise bakır ve gümüş gibi endüstriyel metaller öne çıkıyor. Elektrifikasyonun hız kazanması, veri merkezlerinin yaygınlaşması ve yapay zeka altyapısına yönelik dev yatırımların söz konusu metallere olan talebi uzun vadede desteklemesi bekleniyor.
Rapora göre yalnızca ABD’nin en büyük beş teknoloji şirketinin 2026 yılında yapay zeka altyapısına 600 milyar doların üzerinde yatırım yapması, bu rakamın ise 2028’de 900 milyar doları aşması öngörülüyor. Bu yatırımların yarı iletkenler, veri merkezleri, elektrik ekipmanları ve bunların üretiminde kullanılan endüstriyel metallere olan talebi artıracağı ifade ediliyor.
Öte yandan FTSE Russell, tüm bu büyüme temalarına rağmen altının portföylerdeki rolünün değişmediğini vurguladı. Kuruma göre Orta Doğu’daki jeopolitik riskler, Fed’in para politikasına ilişkin belirsizlikler ve merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme stratejileri, altını yatırımcılar açısından önemli bir güvenli liman ve portföy çeşitlendirme aracı olmaya devam ettirecek.
Bununla birlikte yükselen reel faizler ve artan fırsat maliyetinin kısa vadede altın fiyatlarındaki yükselişi sınırlayabileceği, buna karşın merkez bankalarının güçlü talebinin ve küresel belirsizliklerin değerli metali uzun vadede desteklemeyi sürdüreceği değerlendiriliyor.