Mayıs ayı işlem dönemi bu hafta başlarken yatırımcıların sıkça başvurduğu “Mayıs’ta sat ve git” stratejisi yeniden gündemde. Ancak son veriler, bu yaklaşımın her zaman işe yaramadığını gösteriyor.
Nisan ayında küresel piyasalarda güçlü bir performans dikkat çekti. Avrupa’da STOXX Europe 600 ve DAX son bir yılın en iyi aylık getirilerini elde ederken, FTSE MIB yaklaşık yüzde 9 yükselişle öne çıktı. ABD tarafında ise S&P 500 ve Nasdaq Composite yaklaşık altı yılın en güçlü aylık performanslarını kaydetti.
Bu güçlü seyrin arkasında, Donald Trump yönetiminin piyasalara yönelik politika değişiklikleri etkili olurken, jeopolitik risklere rağmen borsaların dirençli kalması dikkat çekti. İran’daki olası bir çözüm ihtimali de bahar aylarında piyasaları destekleyebilecek unsurlar arasında görülüyor.
Öte yandan tarihsel veriler, “Mayıs’ta sat” stratejisinin zayıf kaldığını ortaya koyuyor.
JPMorgan Chase verilerine göre son 10 yılda S&P 500, Mayıs ayında ortalama yüzde 1,5, Haziran’da yüzde 1,9 ve Temmuz’da yüzde 3,4 getiri sağladı. Avrupa’da Deutsche Bank analizine göre ise Stoxx 600 endeksi için bu strateji 39 yılın 25’inde “al ve tut” yaklaşımının gerisinde kaldı.
Buna rağmen riskler tamamen ortadan kalkmış değil. FED Başkanı Jerome Powell enflasyonun yüksek seyrine dikkat çekerken, ECB Başkanı Christine Lagarde arz şoklarını yakından izlediklerini belirtiyor. BoE ise enflasyon için olası olumsuz senaryolara işaret ediyor.
Tüm bu gelişmeler ışığında, yatırımcıların klasik “Mayıs’ta sat” yaklaşımı ile piyasada kalma stratejisi arasında tercih yapması gerekiyor. Ancak mevcut veriler, bu stratejinin yazı tura atmaktan daha fazla kesinlik sunmadığını ortaya koyuyor.