ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Singapur’da düzenlenen IISS Shangri-La Dialogue kapsamında yaptığı konuşmada, Washington’ın Asya-Pasifik’te güç dengesini korumayı hedeflediğini ve müttefiklerinin savunma kapasitesini artırmasını istediğini söyledi.
Hegseth, ABD’nin bölgedeki ortaklıklarının temelinde ulusal çıkarların uyumunun bulunduğunu belirterek, ittifaklara yönelik yaklaşımın “güçlü, sakin ve net” olacağını ifade etti. Filipinler, Avustralya, Endonezya, Malezya ve Singapur’un savunma alanında daha fazla sorumluluk üstlenmesini memnuniyetle karşıladığını belirten Hegseth, Vietnam ve Hindistan’ın da askeri hazırlıklarını geliştirdiğini vurguladı.
Çin ile ilişkilerin uzun yılların en güçlü seviyesinde olduğunu savunan Hegseth, buna rağmen Pekin’e yönelik eleştirilerde bulundu. ABD’nin, hiçbir ülkenin – Çin dahil – bölgesel hegemonya kuramayacağı kalıcı bir güç dengesi oluşturmayı amaçladığını söyleyen Hegseth, Çin’in askeri kapasitesindeki artış ve bölgedeki faaliyetlerinin komşu ülkelerde endişe yarattığını öne sürdü.
ABD’nin bir Pasifik ülkesi olduğunu hatırlatan Hegseth, Çin’in Washington’ın bölgedeki uzun süredir devam eden pozisyonuna saygı göstermesi gerektiğini dile getirdi.
Öte yandan, Demokrat Senatör Tammy Duckworth, Hegseth’in açıklamalarına şüpheyle yaklaştı. Duckworth, Trump yönetiminin yeni savunma stratejisinin Hint-Pasifik bölgesinin önemini azalttığını savunarak, Washington’ın bölgeye yönelik ilgisinin zayıfladığı eleştirisinde bulundu.
Konuşmasında Avrupa’ya da mesaj veren Hegseth, bazı müttefiklerin savunma yükümlülüklerini yeterince yerine getirmediğini söyledi. Bölge güvenliğinin uzun yıllardır orantısız şekilde ABD askeri gücüne dayandığını ifade eden Hegseth, müttefiklerin savunma harcamalarını artırmaları gerektiğini belirtti.
ABD’nin müttefiklerinden savunma harcamalarını gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 3,5’ine çıkarmalarını beklediğini açıklayan Hegseth, bu hedefi karşılayan ülkelerin hızlandırılmış silah satışları, daha derin savunma sanayi iş birlikleri ve genişletilmiş istihbarat paylaşımı gibi avantajlardan yararlanacağını söyledi.
Buna karşılık, ortak savunmaya yeterli katkı sağlamayan ülkelerle ilişkilerin yeniden değerlendirileceği uyarısında bulundu.
Hegseth, “Önce Amerika” yaklaşımının ABD’nin yalnız hareket edeceği anlamına gelmediğini belirterek, güçlü ittifakların her üyenin ortaya koyduğu askeri kapasite ve katkılarla ölçüldüğünü ifade etti.