Piyasaların büyük bölümü Fed’in politika faizini yüzde 3,50 – 3,75 aralığında sabit bırakmasını bekliyor. Ancak ay içinde petrol fiyatlarında yaşanan sert yükseliş ve Orta Doğu’da yeniden tırmanan ABD-İran gerilimi, enflasyon görünümünü yeniden belirsiz hale getirdi.
Haziran ayında ABD’de yıllık enflasyon yüzde 3,5’e gerilemiş olsa da Fed’in yüzde 2 hedefinin üzerinde kalmaya devam ediyor.
Bu ortamda portföy yöneticileri, faiz riskini artıracak uzun vadeli tahvil pozisyonları almak veya kredi riskini yükseltmek yerine likiditeyi korumaya odaklanıyor. Yatırımcılar, Fed’in sonraki adımına ilişkin daha net sinyaller almak için enflasyon ve istihdam verilerini beklemeyi tercih ediyor.
JPMorgan’ın son Hazine tahvili yatırımcı anketi de bu temkinli yaklaşımı destekledi. Ankete göre yatırımcıların uzun, kısa ve nötr pozisyonlarında geçen haftaya göre kayda değer bir değişiklik görülmedi.
BNY Wealth Baş Yatırım Yetkilisi Jason Granet, Fed toplantısı öncesinde büyük yönlü pozisyonlar almak yerine daha küçük işlemler ve sıkı risk yönetiminin daha doğru bir strateji olduğunu belirterek, piyasanın her iki yöne de sürpriz yapabilecek bir görünüm sergilediğini ifade etti.
Faiz beklentileri de son haftalarda önemli ölçüde değişti. Yılın başında piyasalar iki ila üç faiz indirimi beklerken, CME FedWatch verilerine göre şimdi Fed’in bu hafta faiz artırma olasılığı yüzde 36 seviyesinde fiyatlanıyor. Vadeli işlemler, 2026 sonuna kadar toplam 43 baz puanlık ilave faiz artışı beklentisine işaret ediyor.
Bununla birlikte bazı ekonomistler, Fed’in piyasa beklentileri kadar şahin olmayacağını düşünüyor. AllianceBernstein Başekonomisti Eric Winograd, son enflasyon verilerinin beklentilerden daha düşük gelmesi ve iş gücü piyasasının güçlü kalması nedeniyle ilave faiz artışına ihtiyaç olmadığını savundu.
Winograd’a göre son dönemdeki fiyat baskılarının önemli bölümü petrol kaynaklı arz şoklarından oluşuyor ve para politikası bu tür enflasyonu sınırlamakta etkili değil.
Schroders ve Nuveen gibi büyük varlık yönetim şirketleri de bu belirsizlik ortamında daha yüksek kaliteli sabit getirili varlıklara yöneliyor. Kurumlar, özellikle kısa ve orta vadeli ABD Hazine tahvillerini, ipoteğe dayalı menkul kıymetleri ve seçici belediye tahvillerini cazip bulunurken, şirket tahvillerinde risk primlerinin tarihsel olarak oldukça düşük seviyelerde olması nedeniyle kredi riskini artırma konusunda temkinli davranıyor.
Uzmanlar, Fed’in faiz kararından ziyade vereceği mesajların piyasalar açısından daha belirleyici olacağını vurgularken, mevcut belirsizlik ortamında yatırımcıların geniş çaplı risk almak yerine seçici ve esnek bir portföy stratejisi izlemeyi sürdürdüğünü belirtiyor.