Morgan Stanley, küresel para politikasına ilişkin beklentilerini daha şahin bir görünüme çevirdi. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bu yıl iki kez faiz artıracağını öngören kurum, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) da Aralık ayında 25 baz puanlık ek bir faiz artışına gideceği tahmininde bulundu.
Böylece büyük Wall Street bankaları arasında küresel faiz görünümüne ilişkin daha sıkı para politikası beklentisi güçlendi.
Morgan Stanley, Fed’in 15-16 Eylül toplantısında politika faizini 25 baz puan artırmasını ve ardından Aralık ayında bir kez daha aynı büyüklükte artış yapmasını bekliyor.
Kurumun önceki beklentisi ise faizlerin daha uzun süre sabit kalacağı yönündeydi. Tahmin değişikliğinde, Ağustos ayında beklentilerin üzerinde gelen enflasyon verileri etkili oldu.
Kurum, ABD’de dezenflasyon sürecinin beklenenden daha yavaş ve ikna edici olmaktan uzak olduğunu belirtti. Enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki ikinci tur etkileri, yapay zeka yatırımlarının desteklediği güçlü talep ve nötr faiz oranının geçici olarak daha yüksek olabileceği değerlendirmeleri de Fed’in daha sıkı bir politika izlemesi gerektiğine işaret eden unsurlar arasında gösterildi.
Fed Başkanı Kevin Warsh, Mayıs ayında göreve başlamasından bu yana faizlerin gelecekte izleyeceği patikaya ilişkin net bir yönlendirme yapmaktan kaçındı. Ancak enflasyonun hedefin üzerinde seyretmesi, petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde bulunması ve piyasaların faiz artışını büyük ölçüde fiyatlaması nedeniyle bu haftaki toplantının Warsh döneminin ilk faiz artışına sahne olması bekleniyor.
ECB için de faiz artışı öngörüsü
Morgan Stanley Avrupa tarafında da beklentisini değiştirdi. Daha önce ECB’nin faiz artış döngüsünün sona erdiğini öngören kurum, dirençli Euro Bölgesi büyümesi ve yüksek enerji fiyatları nedeniyle Aralık ayında 25 baz puanlık faiz artışı bekliyor. Bu artışla ECB’nin mevduat faizinin yüzde 2,75’e yükselmesi öngörülüyor.
Kurum ayrıca 2027 yılında ECB’nin yalnızca bir faiz indirimi yapacağını ve bu indirimin Aralık ayında gerçekleşeceğini tahmin ediyor.
Fed ve ECB’ye ilişkin daha şahin beklentiler, küresel piyasalarda faiz, tahvil getirileri, dolar ve riskli varlıkların görünümü açısından önemli bir değişime işaret ediyor.