ABD, küresel bakır tüketiminin yalnızca yüzde 6-7’sini gerçekleştirirken, New York, Londra ve Şanghay’daki üç büyük vadeli işlem borsasında bulunan bakırın yaklaşık yüzde 70’i COMEX depolarında tutuluyor.
kolayca yatırım yapın
Saxo Bank Emtia Stratejisti Ole Hansen, bu durumun daha önce görülmemiş bir seviyeye ulaştığını belirtti.
ABD’nin ithal rafine bakıra yönelik olası tarifeleri, metalin ülkeye hızla taşınmasına yol açarken, Çin’de enerji dönüşümünden kaynaklanan güçlü talep de küresel arzı sıkılaştırıyor.
Hansen, daha önce ABD’ye taşınan bakırın tarifelerin ertelenmesinin ardından ülkeden çıkmadığını hatırlatarak, mevcut stokların bir bölümünün “mahsur kalmış metal” haline gelebileceği uyarısında bulundu.
Londra Metal Borsası’nda (LME) bakırın spot fiyatının üç aylık kontratın 535 dolar üzerine çıkması da fiziksel piyasadaki sıkışıklığa işaret ediyor. Ancak Hansen, bu hareketin tamamının gerçek bir arz kıtlığından kaynaklanmadığını, teslimat dönemi yaklaşırken pozisyon kapatma işlemlerinin de etkili olduğunu düşünüyor.
Bakır arzında yeni madenler yetersiz kalıyor
Hansen’e göre bakır piyasasının temel sorunu arzın talebe yetişememesi. Yeni madenlerin keşiften üretime geçmesi yıllar alırken, düşük cevher tenörleri, yüksek enerji maliyetleri ve artan yatırım giderleri yeni kapasite oluşturmayı zorlaştırıyor.
BHP’nin Şili üretimindeki düşüş ve ülkenin bakır üretiminin bu yıl gerilemesinin beklenmesi de arz tarafındaki sorunları gösteriyor.
Öte yandan ABD’de sanayi üretimi güçlenmesine rağmen kapasite kullanımının yaklaşık yüzde 76 seviyesinde kalması, ekonomik büyümenin hâlâ dar bir tabana dayandığına işaret ediyor. Hansen, özellikle yapay zeka veri merkezlerine yönelik yatırımların borçlanmayla finanse edilmesinin tahvil faizlerini yukarı çektiğini ve bunun piyasalar açısından risk oluşturduğunu belirtti.