S&P Global Ratings, Türkiye’de dezenflasyon sürecinin devam edeceğini öngörüyor. Kuruluşun tahminine göre, Eylül 2026’da yüzde 29,7 seviyesinde bulunan yıllık tüketici enflasyonu, 2027 sonunda yüzde 21,7’ye gerileyecek.
Raporda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) faiz indirimlerinde temkinli hareket edeceği belirtilirken, politika faizinin 2027 sonunda yüzde 28 seviyesine düşmesi bekleniyor.
Enerji ve gıda fiyatlarındaki dalgalanmalar, enflasyonla mücadele sürecinin önündeki temel riskler arasında gösteriliyor. Sıkı para politikası ve yüksek finansman maliyetlerinin ise ekonomik faaliyet üzerinde baskı oluşturmaya devam edeceği değerlendiriliyor.
Dolar/TL için 55 seviyesi öngörüsü
S&P, Türk lirasının enflasyonla uyumlu şekilde değer kaybetmeyi sürdüreceğini tahmin ediyor. Rapora göre dolar/TL kurunun 2027 sonunda 55 seviyesine ulaşması bekleniyor.
Kuruluş, Türkiye ekonomisinin 2026’da yüzde 3, 2027’de ise yüzde 3,7 büyüyeceğini öngörüyor. Yüksek enflasyon, sıkı para politikası, iç talepteki zayıflama ve yatırımlardaki yavaşlama, büyümeyi sınırlayan başlıca unsurlar olarak sıralanıyor.
Bankaların takipteki kredilerinde artış bekleniyor
Raporda öne çıkan başlıklardan biri de bankacılık sektörünün aktif kalitesi oldu. S&P Global Ratings, yüksek kredi maliyetleri, ekonomik faaliyetteki yavaşlama ve Türk lirasındaki değer kaybının borçluların geri ödeme kapasitesini zorladığına dikkat çekti.
Takipteki kredilerin toplam kredilere oranı Haziran 2026’da yüzde 3,2’ye yükseldi. Bu oran 2025 sonunda yüzde 2,6 düzeyindeydi.
S&P’nin tahminlerine göre takipteki kredi oranı 2026 sonunda yüzde 3,3-3,5 aralığına çıkacak. Oranın 2027 sonunda ise yüzde 3-3,2 seviyesine gerilemesi bekleniyor.
Kuruluş, bankaların güçlü kârlılığının ve geçmiş yıllarda oluşturulan karşılıkların olası kredi zararlarını karşılama kapasitesini destekleyeceğini belirtiyor.
Kredi büyümesinde yavaşlama öngörüsü
S&P, Türkiye’de nominal kredi büyümesinin önümüzdeki 12-18 ayda yüzde 25-30 aralığında gerçekleşmesini bekliyor. 2025 yılında yüzde 44 olan bu orandaki gerilemede yüksek faizler, sıkı finansal koşullar ve düzenlemelerin etkili olacağı değerlendiriliyor.
Raporda, Türkiye bankacılık sektörünün güçlü yönleri arasında dinamik özel sektör ve bankaların değişken ekonomik koşullara karşı dayanıklılığı gösterildi. Buna karşılık kısa vadeli dış borçlara bağımlılık, yatırımcı güvenindeki dalgalanmalar ve özel sektörün yüksek borçluluğu temel riskler arasında sıralandı.
S&P, Türkiye’nin ekonomik ve bankacılık sektörü risklerini istikrarlı görünümle değerlendirirken, her iki risk kategorisine de 10 üzerinden 8 puan verdi. Ölçekte 10 en yüksek risk seviyesini ifade etti.