Bu hafta Washington DC’deki IMF Dünya Bankası toplantılarında 30’dan fazla merkez bankası yetkilisi, karar verici ve politikacıyla konuşan CNBC, önde gelenlerin en büyük endişelerini açıkladı.
Sekizinci haftasına yaklaşan ABD-İran savaşının ekonomik etkileri, küresel politika yapıcıların gündeminin ilk sırasına yerleşti.
Yetkililer, ABD-İran savaşının süresi ve etkilerine ilişkin net bir öngörüde bulunmanın zor olduğunu vurgularken iki ülke arasındaki iniş çıkışlar bunun yakın zamanda gerçekleşmeyeceğini gösteriyor.
Avrupa’dan gelen değerlendirmeler de savaşın uzaması halinde daha ciddi ekonomik sonuçlarla karşılaşılabileceğine işaret ediyor.
Fransa Merkez Bankası Başkanı François Villeroy de Galhau politika yapıcıların “sadece en elverişli senaryoya bel bağlayamayacaklarını” söyledi.
Daha önce görülmemiş, hatta bilinmeyen bir belirsizliğin söz konusu olduğunu belirten François Villeroy de Galhau bunun sadece enerji üzerinde değil, diğer bazı ürünler üzerinde de ikincil etkileri olabileceğine dikkat çekti.
“Dolayısıyla bizim durumumuzda, daha yüksek enflasyon ve daha düşük büyüme bekliyoruz.” dedi.
İsveç Maliye Bakanı Elisabeth Svantesson, “Bu krizin tüm gerçeklerini henüz görmedik ve durum oldukça kötü olabilir. Elbette savaşın yoğunluğuna ve süresine bağlı, ancak bu durum dünyanın her yerindeki insanları etkiliyor,” ifadelerini kullandı.
Savaşın uzamasının yanında en büyük risk başlıklarından biri de stagflasyon.
Uzmanlar, özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek aksaklıkların enerji fiyatlarını yukarı çekerek enflasyonu artırabileceğini ve büyümeyi baskılayabileceğini belirtiyor.
Avrupa İstikrar Mekanizması Genel Müdürü Pierre Gramegna, konuyla ilgili şöyle görüş bildirdi:
“Eğer savaş daha uzun sürerse, beni en çok endişelendiren şey enflasyon üzerindeki etkisi olur. Eğer birkaç ay daha sürerse, Hürmüz Boğazı tamamen veya kısmen kapalı kalırsa, bu yıl enflasyon yüzde 1′den fazla, belki de yüzde 1,5 artacak. Eğer durum daha da kötüleşir ve daha uzun sürerse, enflasyon yüzde 2,5 artar; bu da muhtemelen stagflasyona yol açar ve bu da dünya için kötü bir haber olur.”
Enerji güvenliği de kritik bir başlık olarak öne çıkarken, boğaz üzerinden petrolün yanı sıra gübre, kimyasallar ve çeşitli sanayi girdilerinin taşındığına dikkat çekiliyor. Olası kesintilerin küresel tedarik zincirinde ciddi sorunlara yol açabileceği ifade edildi.
Yunanistan Maliye Bakanı Kyriakos Pierrakakis, dünyanın “tarihin en büyük enerji kriziyle karşı karşıya olma ihtimali” olduğunu belirtti.
Pierrakakis, “Diğer tüm unsurları toplarsak, gübrelerin üçte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor – kükürt, helyum, petrokimyasallar – bunların hepsi birlikte büyük bir risk oluşturabilir” dedi. “Ayrıca Nisan ayı Mart ayından daha sorunlu olabilir, çünkü şu anda 28 Şubat’ta yola çıkan son gemi yüklerinin 20 Nisan’a kadar varması bekleniyor. Dolayısıyla, arz kısıtlamaları piyasalarda daha belirgin bir şekilde hissedilecek.” ifadelerini ekledi.
Merkez bankaları ise mevcut “yüksek belirsizlik” ortamında politika belirlemenin zorlaştığını dile getiriyor. Faiz politikalarında net yönlendirmeden kaçınılırken, kararların veri odaklı ve dönemsel olarak alınacağı vurgulanıyor.
Finlandiya Merkez Bankası Başkanı ve Avrupa Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyesi Olli Rehn, piyasalar bu yıl Euro Bölgesi’nde bir dizi faiz artırımını fiyatlandırırken bile, ECB politika yapıcılarının ”önceden herhangi bir faiz yolu belirlemediklerini” vurguladı.
“Anahtar faktörler konusunda netlik, kesinlik yok. Bu büyük ölçüde müzakerelere ve enerji üretimine ve ulaşım yollarına ne kadar ciddi zarar verildiğine bağlı. Şu an için görünüm çok belirsiz, bu nedenle beklemenin opsiyonel değeri oldukça yüksek.” dedi.
Öte yandan, küresel piyasalar savaşın etkilerine karşı şu ana kadar dirençli bir görünüm sergilese de uzmanlar arz tarafındaki gecikmeli etkilerin önümüzdeki dönemde daha belirgin hissedilebileceği uyarısında bulunuyor.