Kitco News’ten Matthew Jones tarafından hazırlanan analizde, merkez bankalarının enflasyonu kontrol altına almak için yüksek faizleri koruma zorunluluğu ile bu politikanın ekonomi üzerindeki maliyeti arasındaki ikilemin altın fiyatları açısından önemli bir gelişme olabileceği değerlendirildi.
Jones’a göre faizlerin erken düşürülmesi enflasyonun yeniden hızlanması riskini taşırken, para politikasının gereğinden fazla sıkı tutulması hanehalkları, şirketler ve kamu maliyesi üzerinde daha ağır baskı yaratabilir.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ekonomistlerinin 15 Ekim tarihli analizine göre yüksek borç seviyeleri, faiz artışlarının kamu maliyesi üzerindeki olumsuz etkisini büyütüyor. G7 ülkelerinde 10 yıllık devlet tahvili getirileri de şubat-eylül döneminde yüzde 1 puandan fazla yükseldi.
Artan borçlanma maliyetleri zamanla bütçelere yansırken hükümetlerin faiz ödemelerine ayırdığı kaynakların artması, diğer harcamalar için hareket alanını daraltıyor.
Enerji kaynaklı enflasyon ise merkez bankalarının işini daha da zorlaştırıyor. Faiz artışları talebi sınırlayabilse de petrol arzındaki kesintileri gideremiyor, rafinerileri yeniden faaliyete geçiremiyor veya taşımacılık sorunlarını çözemiyor. Bu nedenle ekonomi yavaşlarken fiyatların yükselmeye devam ettiği bir tablo ortaya çıkabiliyor. Hükümetlerin enerji maliyetlerini sübvansiyonlarla hafifletmesi de sorunu ortadan kaldırmak yerine kamu maliyesine taşıyabiliyor.
kolayca yatırım yapın
Altın faiz baskısına rağmen destek bulabilir
Jones, bu koşulların altını otomatik olarak yükseltmeyeceğini de vurguluyor. Enflasyonun yüksek kalması, piyasalarda daha sıkı para politikası beklentilerini güçlendirerek tahvil getirilerini ve doları yukarı taşıyabilir.
Faiz getirisi sunmayan altın da bu ortamda baskı altında kalabilir. Dünya Altın Konseyi’nin değerlendirmesine göre dolar cinsinden altın fiyatı eylülde yüzde 8,5 geriledi; yüksek ABD tahvil getirileri ve güçlenen dolar düşüşte etkili oldu.
Buna karşın yatırım talebi güçlü kalmayı sürdürdü. Dünya Altın Konseyi verilerine göre fiziksel altın destekli borsa yatırım fonlarına (ETF) eylülde 10 milyar dolar giriş gerçekleştirdi. Böylece üçüncü çeyrekteki toplam girişler rekor düzeyde 31 milyar dolara ulaştı.
Jones’a göre yatırımcılar, altının kısa vadede faizlerden etkilenmesiyle uzun vadede portföy çeşitlendirmesi ve serveti koruma aracı olarak taşıdığı rolü birbirinden ayırıyor olabilir. Hükümetlerin sürdürülebilir borç, düşük enflasyon ve katlanılabilir faiz maliyetlerini aynı anda sağlamakta zorlanması, altına yönelik uzun vadeli talebi destekleyebilir.
Analizde, altının yükselişi için mutlaka büyük bir politika hatasının yaşanması gerekmediği belirtiliyor. Enflasyonun beklenenden uzun süre yüksek kalması, mali reformların ertelenmesi ve borçlanma maliyetlerinin ağırlaşması da yatırımcıların yaklaşımını değiştirebilir. Ancak fiyat istikrarının yeniden sağlanması ve reel getirilerin cazibesini koruması, altın üzerindeki baskının devam etmesine neden olabilir.