Morgan Stanley emtia stratejisti Amy Gower, artan enerji fiyatlarının altın üzerindeki etkisinin geçici olduğunu, ancak daha büyük risklerin faiz beklentileri ve yatırımcı davranışlarında yattığını söyledi.
Gower’a göre jeopolitik şok dönemlerinde altının ilk etapta gerilemesi şaşırtıcı değil. Bunun temel nedeni ise altının yüksek likiditesi. Yatırımcılar nakde ihtiyaç duyduğunda ilk sattıkları varlık genellikle altın oluyor. Bu durum, kriz anlarında bile fiyat üzerinde baskı yaratabiliyor.
Teknik açıdan bakıldığında ise altının önemli seviyelerde destek bulduğu görülüyor. Özellikle 200 günlük hareketli ortalamaladan gelen tepki, piyasada alıcıların devreye girdiğine işaret ediyor.
Ancak mevcut petrol şokunu farklı kılan unsur, enflasyon ve faiz beklentileri üzerindeki etkisi. Piyasalarda Federal Reserve için faiz indirimi beklentileri yerini yeniden faiz artışı ihtimaline bırakırken, güçlenen dolar da altın üzerinde baskı oluşturuyor.
Gower, altın talebinin iki ana kaynağı olan merkez bankaları ve ETF’lere dikkat çekti. 2024’te zayıf kalan ETF alımları, 2025’te güçlü bir toparlanma gösterse de bu kanalın Fed politikalarına oldukça duyarlı olduğu belirtiliyor. Faizlerin yüksek kalacağı ya da artacağı beklentisi, ETF tarafında yeniden satış dalgası yaratabilir.
Merkez bankaları tarafında ise satış riski gündemde. Özellikle Türkiye’nin yaklaşık 60 tonluk altın satışı dikkat çekerken, alım hızındaki yavaşlama da piyasayı kırılgan hale getiriyor. Geçen yıl en büyük alıcı olan Polonya’nın olası satış adımları da fiyatlar üzerinde ek baskı yaratabilir.
Öte yandan Morgan Stanley, kısa vadeli risklere rağmen uzun vadede altın görünümünün güçlü olduğunu vurguluyor. Banka, 2026 için altın fiyatı tahminini yüzde 33 artırarak 4400 dolara yükseltmiş durumda.
Analistlere göre altın zayıflayan dolar beklentisi, güçlü ETF talebi, merkez bankası alımları ve küresel belirsizliklerin desteğiyle yükseliş potansiyelini koruyor. Ancak tarihsel olarak Fed’in faiz indirim döngülerinin başlamasını takip eden 60 gün içinde altın fiyatlarının ortalama yüzde 6 yükseldiği belirtiliyor.
Sonuç olarak kısa vadede likidite ve faiz baskısı altını zorlayabilir. Ancak uzun vadeli hikayede güvenli liman talebi ve küresel riskler altını desteklemeye devam ediyor.