Altın fiyatları, ABD Merkez Bankası’nın (FED) açıklayacağı faiz kararı öncesinde yatay hareket ediyor. Yatırımcılar FED’in nasıl bir adım atacağını ve bunun altın fiyatlarına nasıl etki edeceğini merak ediyor.
Trive Yatırım, yaptığı değerlendirmede, enflasyonist endişelerle paralel seyreden ABD Hazine tahvil getirilerinin doları güçlü tutarken ons altının bu süreçte istikrarlı bir düşüş trendine girdiğini belirtti. Perakende talebin gevşemesine rağmen başta Asya olmak üzere merkez bankalarını rezerv biriktirme iştahının sürmesi, son günlerdeki kayıpların sınırlı kalmasını sağladı.
Aracı kurum raporuna göre ons altında dikkat çeken nokta son günlerde iki trend arasında oldukça dar bir bantta sıkışmış olması. Bu nedenle önümüzdeki dönemde altının yönü açısından bu sıkışmanın hangi tarafa kırılacağı kritik önem taşıyor.
Altında Baskı Artacak mı?
Sıkışmanın giderek daralması bu akşam FED sonrası bir kırılım görme ihtimalini artırıyor. Genel beklenti faizlerin sabit tutulması, ama açıklamalarda şahin bir tonun öne çıkması yönünde. Bu senaryoda politika faizi değişmese bile Eylül ayı için faiz artırımı beklentisinde bir konsensüs oluşabilir. Bu durumda ons altında 366 günlük EMA ile yükselen trendin kesiştiği 3960 desteğinin kırıldığı görülebilir. Sıkışmanın aşağı yönlü kırılması halinde 3700 – 3500 bölgesi menzile girecek.
FED’de Güvercin Senaryosu Altını Nasıl Etkiler?
Diğer senaryoda FED’in güvercin bir ton benimsemesiyle yükseliş desteklenebilir. Bu durumda 8 haftalık ortalama olan 4150 seviyesi izlenecek. Bu seviyenin aşılması durumunda 4375 – 4500 bölgesi hedeflenebilir. Analistler, bu senaryonun gerçekleşme olasılığının düşük olduğunu vurgulayarak altın için yükselişi destekleyebilecek ana unsurun tahvil getirilerindeki gerileme olacağını bildirdi.
kolayca yatırım yapın
Bu durumda hisse senedi piyasalarına yönelik endişelerin gündemde olduğu bir süreçte altında yeniden güvenli liman talebi görülebilir. Trive Yatırım’a göre tahvil getirilerindeki düşüş, enerji fiyatlarının gerilemesi ve enflasyondaki aşağı yönlü eğilimin sürmesine bağlı olduğundan bu senaryonun yakın vadede ana beklenti olarak çıkması mümkün görünmüyor.