Amerikan Türk Ticaret ve Yatırım Konseyi Genel Sekreteri Mustafa Kınık, Türkiye ile ABD arasındaki ticarete ve yatırım ilişkilerine yönelik açıklama yaptı.
Kınık, Bloomberg HT yayınında “İnşaat sektörüyle ilgili büyük bir hikayenin içerisindeyiz, realize etmek üzereyiz. ABD ile ikili iş birliği içerisinde olduğumuz için ABD’den gelen ciddi bir talep var” dedi.
ABD’li yatırımcıların Türkiye’ye ilgisinin Türk yatırımcıların ABD pazarına ilgisine kıyasla daha yüksek olduğunu, farklı sektörlerde yatırım fırsatlarının gündemde olduğunu belirtti.
100 Milyar Dolarlık Ticaret Hedefi
İki ülke arasındaki ticaret hacminin henüz 40 milyar dolara ulaşmadığını dile getiren Kınık, ticaretin dengeli bir görünüm sergilediğini ve ikili ticarette belirlenen 100 milyar dolarlık hedefe ulaşmanın çok da uzak olmadığını vurguladı.
Türk şirketlerinin ABD pazarına girişinde yerelleşmenin kritik önemde olduğunu aktaran yetkili, şirketlerin maliyetlerini azaltmaya yönelik kümelenme modeli üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
ABD’de yedi noktada temsilciliklerinin bulunduğunu belirterek, farklı sektörlerde faaliyet gösteren Türk şirketlerini bir araya getirerek ortak hareket etmelerini sağlamayı hedeflediklerini söyledi.
Kınık “ABD pazarında kalıcı olmak için en kilit nokta yerelleşmektir. ABD’de Türk şirketleri için kümelenme modeli üzerinde çalışıyoruz. Üyelerimiz arasındaki farklı sektörlerden şirketlerle maliyet avantajı sağlıyoruz. Maliyetleri azaltarak güç birliği yapıyoruz” dedi.
Türkiye’ye Veri Merkezi Yatırımı Olabilir
ABD ve Türkiye arasındaki yatırım fırsatlarının teknoloji alanında genişlediğini, ABD’den Türkiye’ye veri merkezi yatırımlarının yeniden gündeme gelebileceğini paylaştı. Silikon Vadisi’nde bir toplantı gerçekleştirdiklerini, yazılım alanında da iddialarını daha yukarı çekeceklerini açıkladı.
2025’te Türkiye’den ABD’ye 15 milyar dolar, ABD’den Türkiye’ye ise 16,5 milyar dolar doğrudan yatırım yapıldığını, karşılıklı yatırım ilgisinin devam ettiğini belirtti. 2026’da geçen yıla kıyasla daha yüksek yatırım rakamlarının görülebileceğini, özellikle satın alma, birleşme ve devralma fırsatlarının yatırım ilişkilerinde öne çıktığını ifade etti.