UBS emtia analistleri, altının son dönemde 5200 dolar seviyesini aşmakta zorlanmasına rağmen yükseliş trendinin sona ermediğini belirtti. Analistler, jeopolitik riskler, yüksek kamu borçları, merkez bankası alımları ve faiz indirimi beklentilerinin değerli metal için güçlü destek oluşturmaya devam ettiğini vurguladı.
Banka, kısa vadede yükselen petrol fiyatlarının doların güçlenmesine ve faiz artışı endişelerine yol açtığını, bunun da altın üzerinde baskı yarattığını ifade etti. Ancak uzun vadede ekonomik yavaşlama riskleri, para birimlerinde değer kaybı ve artan bütçe açıklarının altına olan talebi artıracağı öngörülüyor.
Banka daha önce altının Haziran ayına kadar 6200 dolara yükselebileceğini öngörmüştü. Bankaya göre altın, savaş dönemlerinde doğrudan değil, çatışmaların ekonomiye ve para politikasına etkileri üzerinden değer kazanıyor.
Tarihsel olarak Rusya-Ukrayna savaşı, Körfez Savaşı ve Irak Savaşı gibi dönemlerde altının önce yükseldiği, ardından faiz artışlarıyla geri çekildiği hatırlatıldı.
Analistler, merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne devam etmesi, doların zayıflaması ve reel faizlerin düşmesi halinde altının yeniden güçlü bir yükseliş trendine gireceğini belirtiyor. UBS, yıl içinde iki faiz indirimi beklediğini ve bunun altın için olumlu olacağını ifade etti.
Dünya Altın Konseyi verilerine göre 2025’te küresel altın talebi 5000 tonun üzerine çıkarak rekor kırdı. UBS, merkez bankası alımlarının sürmesi, Asya’da gelir artışıyla mücevher talebinin büyümesi ve madencilik arzının sınırlı kalması nedeniyle talebin 2026’da da güçlü olacağını tahmin ediyor.
Banka, jeopolitik belirsizliklerin devam etmesi ve küresel ekonomide kırılganlığın artması halinde altının portföylerde önemli bir koruma aracı olmaya devam edeceğini belirterek yatırımcılara sınırlı da olsa altın pozisyonu bulundurmayı önerdi.