Türk Bankacılık Sektörü Düşük Sorunlu Kredi Oranıyla Güçlü Yapısını Sürdürüyor

Analistler, kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in, Türk bankalarına yönelik negatif değerlendirmelerinin tam zıttı yönde açıklamalar yaparak, sektörün sağlam yapısını sürdürdüğünü belirtti.

Uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody’s, geçtiğimiz hafta Türk bankacılık sektörü hakkında değerlendirme yapmıştı. Kurum analistleri tarafından hazırlanan raporda, Türkiye’de takipteki kredilerdeki artış, zayıflayan ekonomi, kredi büyümesindeki yavaşlama gibi faktörlerin bankacılık karlarını olumsuz etkilemeye devam ettiği ifade edilmişti.

Ancak açıklanan rakamların bu raporun tam tersini işaret ettiği ve Türk bankacılık sektörünün düşük sorunlu kredi oranıyla sağlam yapısını sürdürdüğü aktarıldı.

Türk bankacılık sektörü, Moody’s değerlendirmesinin tersini gösteren, sağlam finansal rasyolar içeriyor.

Moody's RaporuMoody’s gibi kredi derecelendirme kuruluşlarının, hazırladıkları raporlarda haksızlık yaptığı ve desteklenmeyen sebeplerle not indirdiği son yıllarda artan bir durum. Bu sebeple yapılan değerlendirmelerin ardından, söz konusu açıklamaların gerçek olup olmadığına dair yeni paylaşımlar da kaçınılmaz oluyor.

Türk bankacılık sektörünün Moody’s’in raporunu yalanlar derecesinde güçlü sermaye yapısında olduğu, tecrübeli insan kaynağı, teknolojik gelişimi ve aktif kalitesi ile Avrupa bankalarına yakın bir yapıda olduğu aktarıldı.

Geçmiş yıllardaki yaşanan tecrübeler göz önünde bulundurulduğunda, %5’in altındaki NPL oranlarının risk oluşturmadığı ifade ediliyor.

NPL Oranları2018 yılının son çeyreğinde yaşanan kur atakları ekonominin daralmasına sebep olmuştu. Bu durumun, bu yılın ilk çeyreğinde de devam etti. Söz konusu olumsuzluk beraberinde bankaların tahsili gecikmiş alacaklarının kredilere oranında (NPL) sert yükseliş beklentisini getirmişti. Ancak geçen yıl %3 civarlarında olan NPL, bu yılın Mart ayında %4,04, Mayıs’ta %4,18 seviyesine yükseldi.

Her ne kadar yükseliş görülse de analistler %5’in altında kaldığı sürece risk olmadığını ifade ediyor. Diğer yandan bankaların tahsili gecikmiş alacaklar için yüksek oranda karşılık ayırması, hanehalkının borç ödeme yeteneğinin hala olması ve negatif izlemeye alınan firmaların halihazırda faaliyetlerini sürdürmesi gibi durumların NPL oranlarında çok sert yükselişleri engellediği ifade edildi.

Türkiye, G20 ülkeleri içinde hanehalkı borçluluğu en düşük ülkeler arasında yer alıyor.

Hanehalkı BorcuSon beş yıl içerisinde hanehalkı borcunun milli gelire oranı %14,8 seviyesine gerilerken, bu oranla G-20 ülkeleri arasında hanehalkı borçluluğu en düşük ülkeler arasına yerleşti. Diğer ülkelerdeki duruma kısaca göz atacak olursak; hanehalkı borçluluğu en yüksek ülkelerin başında %128,7 ile İsviçre’nin geldiğini görmekteyiz. Onun hemen arkasında %120,3 ile Avustralya, %115 ile Danimarka, %102 ile Hollanda ve %100,7 ile Kanada yer alıyor.

Türkiye’de hanehalkı borçluluğunun düşük olması, NPL oranının artışını sınırlandırıyor. Türk bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik rasyosu ise %17,07 ile oldukça iyi bir seviyede. Geçen yıldan bu yana yaşanan olumsuzluklara rağmen, sermaye yeterlik rasyosunun yüksek olması da Türk bankacılık sektörünün ne kadar sağlıklı bir yapıda olduğunu gösteriyor.

Paratic Piyasalar

Doviz Yatırımı Doviz Yatırımı