Paylaşım

TCMB Finansal İstikrar Raporu’nun Kasım Sayısı Kredi Koşullarına Dikkat Çekti


 

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın 27. Finansal İstatikrar Raporu yayımlandı. Raporda küresel ekonomide devam eden belirsizliklere dikkat çekilirken, kredi koşulları değerlendirildi.

TCMB’nin Kasım ayında yayımladığı 27. Finansal İstikrar Raporu, küresel ekonomilerde belirsizliğin önemini koruduğu cümleleri ile başladı. Yurt içinde ise iktisadi faaliyetteki dengelenme sürecinin devam ettiği belirtildi. Finansal istikrara yönelik risklere karşın para politikası adımlarının tedbirli bir şekilde atılacağı vurgulandı.

TCMB raporunun genel değerlendirme bölümünde finansal piyasalarda risk iştahının gerilemesine neden olan faktörleri sıralandırdı.

Finansal Risk İştahı AzalmaBuna göre; gelişmiş ülke para politikalarında normalleşme eğiliminin sürmesi, küresel tahvil getirilerinde görülen artış, korumacı ticaret önlemlerinin yaygınlaşma ihtimali, İtalya’nın kamu borçluluğuna ve İngiltere’nin AB’den çıkış sürecine ilişkin endişelerin küresel politika belirsizliğini artırdığı ifade edildi.

GOÜ piyasa oynaklıklarının ve belirsizlik algısının yüksek seyretmesi ile net portföy çıkışları, yerel para birimlerinde değer kaybı ve uluslararası borçlanma maliyetlerinde artış gözlendiği vurgulandı. Doların değer kazanmasınının, özellikle yabancı para cinsinden borçluluğu yüksek GOÜ’leri olumsuz etkilediği belirtildi.

TCMB, küresel iktisadi büyüme görünümünün olumlu seyrini korumasına rağmen ülkelerarası ayrışmaların belirginleştiğini yazdı.

Küresel İktisadi Görünüm OlumluBir önceki rapor dönemine göre; iktisadi büyümeye yönelik aşağı yönlü risklerin arttığı belirtildi. ABD’de iktisadi faaliyetteki ivmelenmenin, genişleyici maliye politikalarından gelen destekle sürdüğü ve korumacı ticaret önlemlerinin beklentiler açısından aşağı yönlü risk oluşturduğu ifade edildi. Euro Bölgesi’nde de öncü göstergelerin iktisadi büyümede ivme kaybına işaret ettiği belirtildi.

Küresel ekonomik büyüme görünümüne ek olarak finansal istikrara yönelik başlıca risk unsurlarını ise şu şekilde sıralandırdı; yüksek küresel borçluluk, ABD’de başlayan dış ticarette korumacı eğilimlerin yaygınlaşması ihtimali, finansal koşullarda sıkılaşmanın devam etmesi, küresel iktisadi faaliyette yaşanan ivme kaybı ve jeopolitik gelişmeler ile ülkelere özgü riskler.

2018’in ikinci çeyreğinde ise yurt içi iktisadi faaliyetin dengelenme eğilimine girdiği ve yıllık GSYİH büyümesinde yurt içi talebin katkısının gerilediği belirtildi.

Yurt İçi İktisadi Faliyet Görünümü GelişmeleriNet ihracatın katkısının ise arttığı ifade edildi. Yurt içinde büyümeye ilişkin öncü göstergelerin, iktisadi faaliyetteki dengelenme sürecinin yılın ikinci yarısında da sürdüğüne işaret ettiği belirtildi. Bu gelişmede, Türk lirasındaki değer kaybının yanında döviz kurlarında oynaklık ile finansal koşullardaki sıkılaşmanın etkili olduğu söylendi.

Turizmdeki güçlü toparlanmaya dikkat çeken TCMB, net ihracat büyümeye katkısını sürdürdüğünü belirtti. Yurt içi talep koşullarının iktisadi faaliyet üzerindeki etkilerini de sınırlandırdığını ifade etti. İç ve dış talep arasındaki bu ayrışmanın ve iktisadi faaliyette yaşanan dengelenme sürecinin cari dengede öngörülenden faha hızlı bir iyileşmeye destek olduğunu belirtti.

Finans sektörünün güçlenen likidite tercihi ve kur oynaklığı sonucunda hem şirket hem de bireysel kredi koşullarının sıkılaştığı söylendi.

Kur Oynaklığı Bireysel ve Firma Kredilerini SıkılaştırdıTCMB, yatırım ve tüketim kanalları ile zayıflayan iç talebin de etkisiyle yıllık kredi büyümesinin tarihsel ortalamaların altında gerçekleştiğini rapor etti. Son dönemdeki finansal piyasalarda istikrarın sağlanması ve iktisadi faaliyetin desteklenmesi amacıyla TCMB ile düzenleyici kuruluşlar tarafından biri dizi koordineli politika adımları artıldığı ifade edildi.

Fiyat istikrarına yönelik risklerin dikkate alınarak güçlü bir parasal sıkılaştırmaya gidilmesi ve Yeni Ekonomi Programı’nın dengelenme sürecini vurgulaması, finansal piyasalardaki algının olumluya dönmesinde etkili olduğu vurgulandı. Kapasite kullanım oranlarında 2017 yılı sonunda başlayan düşüş eğiliminin ise imalat sanayinde yeni yatırım taleplerine aşağı yönlü yansıdığı belirtildi.

Firmaların toplam finansal borç kaldıracının, döviz kurundaki değişmelerin etkisiyle Mayıs ayından itibaren yüzde 65 seviyesine yükselmiş olmasıyla birlikte reel sektör kredilerinin GSYİH’e oranının G20 ve GOÜ ortalamaları ile küresel ortalamanın altında kaldığına dikkat çekildi. Diğer taraftan hanehalkı finansal kaldıraç oranının düşüş eğiliminin hızlanarak sürdüğü ve yüzde 45 seviyesinin altına geldiği ifade edildi.

Zayıf seyreden iç talebin, sıkılaşan kredi koşulları ile bireysel kredilerde görülen yavaşlamada rol oynadığı da raporda belirtildi.

Sıkılaşan Kredi Koşulları Bireysel Kredilerde DaralmaSon dönemde tüketici kredilerine yönelik atılan adımların, önümüzdeki dönemde bireysel kredi büyümesi gelişmelerinde etkili olacağı da değerlendirildi. 2018 yılı Eylül ayından itibaren ihtiyaç kredileri azami vadesi ile ilgili makroihtiyati politika düzenlemesi, aylık taksit tutarlarına duyarlı olan hanehalkının kredi talebini yavaşlatabileceği belirtildi.

Diğer taraftan ise yılın son iki ayında uygulanacak vergi indirimleri ile Kasım ayı sonunda bazı tüketim kalemlerinde ihtiyaç kredisi vade ve kredi kartı taksit sayılarına getirilen değişikliğin tüketim ve kredi taleplerini kısmen canlandırabileceğinin düşünüldüğünden bahsedildi.

Paratic Piyasalar


Yorumları Görmek İçin Tıklayın