72 yaşındaki Jerome Powell için önünde iki yol var: Görev süresi sona erdiğinde Fed’den tamamen ayrılıp özel hayatına dönmek ya da Fed Yönetim Kurulu üyesi olarak kalıp, Trump yönetiminin ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bağımsızlığını yeniden şekillendirme çabalarına içeriden direnmek.
Powell’ın Fed Başkanlığı görevi Mayıs ayında sona eriyor. Ancak Fed Yönetim Kurulu’ndaki koltuğunun süresi iki yıl daha devam ediyor. Bu da Powell’a, Trump’ın başkanlığı boyunca para politikası ve olası yapısal değişikliklerde kilit oy olma imkanı tanıyor.
Son günlerde Adalet Bakanlığı’nın Powell hakkında başlattığı ve Powell’ın faiz baskısı için bahane olarak nitelendirdiği soruşturma, Fed bağımsızlığı tartışmasını yeniden alevlendirdi.
Powell’ın bu gelişme sonrası yayımladığı ve milyonlarca kez izlenen video mesaj, Trump’a karşı bugüne kadarki en sert ve doğrudan çıkış olarak değerlendiriliyor.
Trump uzun süredir faizlerin agresif şekilde düşürülmesini isterken, Powell ve Fed’i geç kalmakla suçluyor. Powell ise kararların siyasi baskıyla değil, ekonomik verilerle alındığını vurguluyor.
Eğer Powell yönetim kurulunda kalırsa bu durum yaklaşık 80 yıllık bir geleneği bozacak. Bugüne kadar Fed başkanları, görev süreleri dolduruğunda kuruldan da ayrılarak haleflerine alan açmıştı. Son örnek 1948’de Marriner Eccles olmuştu.
Uzmanlara göre Powell’ın kalması, Trump’ın Fed üzerindeki etkisini sınırlayabilir. Çünkü yönetim kurulundaki dengeler, yeni atamalarla birlikte daha politize bir yapıya evrilebilir. Powell bu tabloda dengeleyici ya da kilit isim olabilir.
Trump ise son açıklamalarda Powell’ı görevden alma planı olmadığını söylese de ne yapılacağına karar vermek için bekleme sürecinde olduklarını ifade etti. Bu belirsizlik, Fed’in gelecekteki yapısı ve para politikası açısından piyasalarda önemli bir risk başlığı olarak görülüyor.
Özetle Powell’ın Mayıs sonrası vereceği karar, yalnızca kişisel bir emeklilik tercihi değil; ABD para politikasının bağımsızlığı ve küresel finans sistemi açısından stratejik bir dönem noktası olabilir.