Paylaşım

Piyasalarda Yüksek Frekanslı Alım-Satım Algoritmaları Üzerine Tespitler Yapıldı


 

Scott Patterson'un "Dark Pools" isimli kitabında "Yüksek Frekanslı Alım-Satım" algoritmaları üzerine çeşitli tespitler bulunurken, fazlasıyla ilgi çektiği görüldü.

Yazar Scott Patterson’un Dark Pools isimli kitabında Yüksek Frekanslı Alım-Satım (YFA) algoritmaları üzerine yapılan çeşitli tespitler fazlasıyla dikkat çekti. Patterson’ın paylaştığı birkaç bilgi özellikle dikkat çekerken, finans piyasalarında yeni bir çağın başlangıcı olacağı şeklinde yorumlandı.

Patterson’un, “Missouri-Kansas Üniversitesi Ekonomi Profesörü Michael Hudson’un hesaplamalarına göre İkinci Dünya Savaşı sonunda bir hissenin elde tutulma süresi 4 yıldı. 2000’e gelindiğinde 8 ay, 2008’de 2 aya kadar indi. 2011’de ise bu süre yaklaşık 22 saniye seviyesine düştü,” ifadeleri dikkat çekti.

Matematik, fizik, kimya veya mühendislik gibi sayısal alanlarda doktora sahibi kişiler, YFA firmaları tarafından algoritma yazmaları için işe alındı.

YFA Firmaları Algoritma Yazdırmaya BaşladıBu durum 1950’li yıllardan sonra insan hayatına bilgisayarın girmesiyle yaşandı. Piyasalardaki arbitraj fırsatları, bir alım-satım durumundan zarar etme şansı sıfır iken, sıfırdan büyük bir kazanımın kesin olma durumu fark edildi. Yazılan algoritmaların tek hedefi ise piyasalardaki fiyat dengesizliklerinden kar etmekti.

Bloomberg HT’nin haberine göre; bir firmanın YFA olarak kabul edilmesi için, firmanın gün içinde binlerce hisse alıp satması, olağanüstü hızlı bilgisayar programları kullanması, verdikleri emirlerde gecikme olmaması için borsaların merkezlerine yakın olması, borsalar kapandığında genellikle ellerinde hiçbir pozisyon bulundurmaması ve yaptıkları işlemleri oldukça kısa bir sürede yapması gerekiyor.

Piyasaların hareketlerini tahmin etmek için teknik kullanan matematikçiler, bundan faydalanmak için saniyeler içinde al-sat yapabilen komplike algoritmalar kodladılar.

Algoritmalar Hisseleri Takip Etmeye Başladı1980’li yılların başlarında makinelerin alım-satım işlemlerine girmesi, bir fırsat olarak görülüp, içtenlikle karşılanmıştır. Nasdaq veya New York Borsası gibi kurumlar, sistemlerini zamanla dijitalleştirmiş ve büyük yatırımlarla küçüklerin öncelik sırasını birbirine eşitlemiştir. Bu şekilde de bilgisayarlı sistemlerin gelişmesi için bir engel aşılmıştır.

Cornell Üniversitesi’nden Maureen O’Hara’nın yapmış olduğu bir araştırmada, günümüzde bir nano-saniyeye, saniyenin milyarda birine erişmiş olabilecek bir alım-satım seviyesinin adımları atıldığını göstermiştir. Verinin ne anlattığını herkesten önce anlamaya yarayan algoritmalar, algoritma kullanan piyasa oyuncularına büyük kazançlar elde etme fırsatı sunmuştur. Bu yüzden hız, YFA firmalarının olmazsa olması haline gelmiştir.

YFA firmalarının en önemli avantajlarından birisi de işlem yaptıkları piyasalarda likiditeyi oldukça artırmaları şeklinde görülüyordu.

YFA Firmaları Likiditeyi ArtırdıAynı zamanda geleneksel yöntemleri kullanan piyasalar, YFA firmaları için yavaş kalıyordu. Likiditeyi ölçmenin en kolay yolu alış ve satış fiyatları arasındaki farka bakmaktır. Bu farklar, YFA firmaları için bir arbitraj fırsatı ortaya çıkarmıştır.

Örnek vermek gerekirse; bir hisse senedini 10 liradan alıp, farklı bir piyasada veya aynı piyasada olup da fiyattan haberdar olmayan bir alıcıya 10,25 liraya satarak kar ediliyordu. Bu işlem, piyasa fiyatı 10,25 lira olana kadar yapılarak büyük bir kazanç sağlanıyordu.

Bilgisayar programları ile YFA firmalarının kayıtlarını dijital ortama aktarılmasını sağlayarak birçok hisseyi aynı anda izlemeye olanak verdi.

Piyasa Hareketleri Takip EdiliyorduYFA’lar ise bu şekilde başka bir avantaj elde etti. Algoritmalar hisse fiyatları arasındaki anormallikleri anında sezinleyerek, kar etmeye devam etti. İlkeleri ise “Ne kadar hızlı, o kadar iyi” haline geldi. 90’lı yıllarda ise neredeyse bütün piyasalar, işlemlerini akıllı bilgisayar programları ile yürütenler için arbitraj fırsatları içeriyordu. Yazılımcılar ise aslında piyasa yapıcılara bile gitmek zorunda olmadıklarını fark ettiler.

Ada “Island” isimli elektronik alım-satım havuzu, yazılımcı Joshua Levine tarafından kurulmuştur. Nasdaq Borsası veya NYSE işlem başına 2,5 dolar talep ederken, Levine kendi havuzundaki her işlem için 1 dolar talep ediyordu. Ellernde hisse olanların buluşup değiş-tokuş veya alım-satım yapabilecekleri bir elektronik işlem havuzunu kullanılıyordu.

1996 yılının sonlarına doğru Nasdaq Borsası’nın elektronik sistemlerine gelen emirlerin neredeyse yarısı Ada’dan gelmeye başlamıştır.

Nasdaq Borsası Ada Island SistemiBu işlemlerle 5,6 milyar adet hisse alım-satımı yapılmış ve 22 milyar dolarlık bir büyüklüğe tekabül ediyordu. Üç yıl sonra, 4 Nisan 2001’de 126 milyon adet işlem gerçekleştirmiş ve değeri 18 milyar doları bulmuştur. Patterson tarafından verilen bilgilere göre; 2000 yılında Nasdaq Borsası’nda yapılan işlemlerin yüzde 15’i Ada Island’ın sunucularına aittir.

2001 yılında ise Ada vasıtasıyla yapılan alım-satım işlemlerinin yüzde 25’i iki saniyenin altında bir sürede sonuçlanmıştır. Yani hisseler iki saniye içinde hem alınıp hem satılmıştır. Patterson’a göre; 2011’de Avrupa’da gerçekleştirilen hisse alım-satımlarının yüzde 25’i BATS Chi-X adlı elektronik borsada gerçekleştirilmiştir.

YFA firmaları algoritmalarla donanmış olmasına rağmen emirlerin icrasında önce gelen önce hizmet alır anlaşıyı hakimdir.

YFA'ların Emir Sistemi AynıAma YFA kullanıcıları, hisse alımında kullanılan en temel emir şekli olan limit emre bağlı kalmadılar. Piyasaların yapı bozukluklarını fark ederek verdikleri emirleri değiştirmeye başlamışlardır. Bunun sonucunda fiyatın hızı yenebileceğini öğrenmişlerdir. Yani 10 liralık bir hisseyi almak için sıraya alınan yatırımcılar, aynı hisse için 11 lira vererek sistemde otomatik olarak öne geçiyor; ama yine 10 liradan işlem yapıyordu.

Amerikan borsalarının koyduğu kurala göre hisse fiyatının yüzde 20 üzerine kadar verilen fiyatlar, sıralamada diğer fiyatların önüne geçiyordu. Yazılımcılar bunu öğrendiklerinde ise ilgili algoritmaları sistemlerine eklediler. Amerikan Menkul Kıymetler ve Borsalar Komisyonu’nun 2014 yılında yayınladığı bir rapora göre; YFA’ların verdikleri emirlerin gecikme süresini azaltmak için borsaların etrafında toplanma özelliği açıklandı.

Firmalar, emir sıralamasında avantajlı bir pozisyonu kapatabilmek için devasa bilgisayar laboratuvarlarını, elektronik havuzların veya borsaların yanına taşıdılar.

Bilgisayar Laboratuvarları Borsaların Yanına TaşındıDünyanın en hızlı firmalarından birisi Kansas’ta kurulmuştur. Ama New York’a uzak olduğu için alım-satım işlemlerinin geç kaldığını fark ettiler. Bu nedenle YFA’lar elektronik havuzlara kablolarla bağlanabilecekleri uzaklıkta bir yere taşınma kararı verdiler. Sonucunda, Kansas’tan verdikleri bir emir saniyenin beşte biri gibi bir zamanda gelirken, kablo ile bağlandıklarında aynı süre içinde 20 emir verebiliyorlardı.

Her firma borsanın yanına taşınamayacağı içi en hızlı fiber-optik kablo üretimi için bir yarış başlamış oldu. Amerika ve Çin merkezli iki şirket ürettikleri yeni bir ürünle Londra’yı New York’a bağlayacak 500 milyon dolarlık bir proje başlatmaya karar verdiler. Atlantik Okyanusu’ndan geçirilecek kablonun deniz tabanının 1,8 metre altına gömüleceği bilgisi verildi. Bu şekilde kablolar köpek balıkları veya gemilerden hasar görmeyecekti.

Amerikalı bir firma ise mikrodalgaları kullanarak emirleri fiber-optik kablolardan 3 milisaniye (saniyenin miltonda biri) oranında daha hızlı taşıyabileceğini açıkladı.

Fiber Optik Kablolarla 3 Milisaniyede İşlemMenkveld’in nano-saniye üzerine yaptığı bir araştırmada, yapılan alım-satım işlemlerinin yüzde 20’si milisaniye içinde gerçekleştirilmiştir. Hu, Pan & Wang ise yayımladıkları bir çalışmada algoritmaların ne kadar güçlü olduğını şu bilgi ile açıkladılar; “Makro veriler açıklanmadan iki saniye önce algoritmalar tarafından verilere erişilebilmektedir. Bu da algoritmaların karar almaları için gerekli olan 0,2 saniyeyi yeterince sağlıyor.”

Merak edilen bir diğer konu ise “bir bilgisayar programı dünyadaki haberleri takip edip, veri toplayıp ve analiz edip saniyeler içinde karar verebilir mi?” sorusu. Patterson ise bunun Spencer Greenberg isimli bir yazılımcının Star adında bir program kodlayarak bunu yıllar önce yaptığını açıklıyor. 2007 yılında S&P 500 endeksi yüzde 5 getiri sağlarken, Star yüzde 17’lik bir kazanç sağlıyor. 2011’e kadar da bu performansını her sene sürdürüyor.

Paratic Piyasalar

Yorumları Görmek İçin Tıklayın