Petrol fiyatlarının dört yıl sonra ilk kez varil başına üç haneyi aşmasıyla birlikte, OCBC analistleri Çin’in Hürmüz Boğazı’nın uzun süreli kapanmasına Asya’daki birçok emsalinden daha az duyarlı olabileceğini söyledi.
Dış İlişkiler Konseyi’ndeki Çin Strateji Girişimi Direktörü Rush Doshi, bugün CNBC’ye yaptığı açıklamada Çin’in dünyanın en büyük stratejik ve ticari ham petrol rezervlerinden birini biriktirdiğini belirterek ülkenin elektrikli araçlara ve yenilenebilir enerjiye hızlı geçişinin ek bir yapısal koruma sağladığını ekledi.
Ocak ayı itibarıyla Çin’in tahmini 1,2 milyar varil karasal ham petrol stoğu bulunduğunu aktaran Doshi, “bu yaklaşık 3 ila 4 aylık rezerv anlamına geliyor ve ekonomik etkiyi geciktirecek” dedi.
Çin’in son 20 yıldır deniz yoluyla petrol akışına olan bağımlılığını azaltmak için çabaladığının altını çizen Doshi, yeni kara petrol boru hatları ve yenilenebilir enerjiye yönelik bazı çeşitlendirmeler sayesinde ülkenin artık deniz yoluyla petrol ithalatının sadece yüzde 40 ila yüzde 50’si için Hürmüz Boğazı’na bağımlı olduğunu dile getirdi.
OCBC analistleri de şöyle görüş bildirdi:
“Yol yakıtı talebinin zirveye ulaşma belirtileri göstermesi ve yenilenebilir enerji kapasitesinin hızla genişlemesiyle birlikte, Çin’in petrol fiyat dalgalanmalarına duyarlılığı yıllık bazda azalıyor. Zamanla, ulaşımın elektrifikasyonu ve yenilenebilir enerji üretiminin genişlemesi, ekonomiyi petrolle ilgili şoklardan daha da koruyacaktır.”
Analistlere göre petrol ve doğal gaz Çin’in enerji karışımının yalnızca yüzde 4’ünü oluşturuyor ki bu oran birçok Asya ekonomisinde görülen yüzde 40 ila yüzde 50’lik paydan çok daha düşük.
Allianz Trade Kurumsal Araştırma Başkanı Ano Kuhanathan’a göre İran Çin’in petrol ithalatının yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor, ancak bu hacmin büyük bir kısmı Rusya’dan artan petrol ithalatıyla karşılanabilir.
Kuhanathan, daha büyük riskin, Çin’in Hürmüz Boğazı üzerinden diğer Orta Doğu ülkelerinden ithal ettiği yaklaşık 5 milyon varil petrolde yattığını söyledi.
Ember’da Asya kıdemli enerji analisti Muyi Yang, “Böyle bir şok, Çin’in zaten izlediği yönü değiştirmekten ziyade muhtemelen güçlendirecektir” dedi.
“Bu, ithal petrol ve gaza aşırı bağımlılığın risklerini vurguluyor. Ve bu nedenle geçiş sadece daha fazla rüzgar ve güneş enerjisi inşa etmekle ilgili değil, aynı zamanda ekonomi genelinde karbondan arındırma ile de ilgili” diye ekledi.