Güney Kore, Orta Doğu’da tırmanan gerilimin enerji piyasaları üzerindeki etkileri derinleşirken ekonomik risklere karşı alarm durumuna geçti. Başbakan Kim Min-seok, hükümetin “en kötü senaryolara” hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı.
Seul yönetimi, farklı bakanlıkların koordinasyonunu sağlamak amacıyla bir acil ekonomik görev gücü kurmaya hazırlanıyor. Haftada iki kez toplanacak bu yapı; enerji, makroekonomi, finansal piyasalar ve hane halkı üzerindeki etkileri yakından izleyecek. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı bünyesinde bir kriz merkezi de oluşturulacak.
Güney Kore’nin ham petrolünün yaklaşık yüzde 70’ini ve sıvılaştırılmış doğal gazının yüzde 20’sini Orta Doğu’dan ithal etmesi, ülkeyi enerji arzındaki kesintilere karşı kırılgan hale getiriyor. Özellikle küresel enerji taşımacılığında kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar, fiyatları yükselterek enflasyon baskısını artırdı.
Hükümet, artan enerji maliyetlerini sınırlamak için yaklaşık 30 yıl sonra ilk kez akaryakıt fiyatlarına tavan uygulaması getirirken, kamu araçlarının kullanımını azaltan kısıtlamalar ve enerji tasarrufu çağrıları da devreye alındı.
Öte yandan Seul, enerji arz güvenliğini sağlamak için kömür ve nükleer enerji kullanımını artırmaya yöneldi. Uzmanlar ise mevcut krizin, ülkenin enerji bağımlılığını ve tedarik zinciri risklerini daha görünür hale getirdiğine dikkat çekiyor.
Ekonomistler, hükümetin kısa vadede maliye politikalarıyla süreci yönetmeye çalışacağını, merkez bankasının ise enflasyon baskısı nedeniyle faizleri yüksek tutabileceğini öngörüyor.