Petrol fiyatları, Orta Doğu’da tırmanan çatışmaların arz üzerindeki etkilerine yönelik endişelere rağmen barış görüşmelerinin yeniden başlayabileceği beklentisiyle 29 Ekim Perşembe günü geriledi. Önceki seansta yükselen petrol, diplomatik temas ihtimalinin piyasalardaki risk algısını kısmen hafifletmesiyle kazanımlarının bir bölümünü geri verdi.
Piyasa.Paratic.com verilerine göre spot Brent petrol fiyatı saat 09.55 sularında yüzde 0,46 düşüşle 109,87 dolarda seyrederken, ABD ham petrol yüzde 1,44 düşüşle 101,31 dolarda bulunuyor. Brent petrol vadeli işlemleri yüzde 1,1 düşüşle varil başına 114,10 dolara geriledi. ABD Batı Teksas türü ham petrolü (WTI) ise yüzde 1,3 kayıpla 101,45 dolardan işlem gördü. Bir önceki seansta Brent yüzde 1,3, WTI ise yüzde 3 yükselmişti.
Wall Street Journal’ın ABD’li yetkililer ve konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Mohsen Rezaei’ye mektup göndererek barış müzakerelerini yeniden canlandırmaya çalıştı.
Nomura Securities ekonomisti Yuki Takashima, barış görüşmelerinin yeniden başlayabileceği beklentisinin petrol üzerinde satış baskısı oluşturduğunu ancak fiyatlardaki düşüşün sınırlı kaldığını belirtti. Takashima, Husilerin saldırılarını yoğunlaştırması ve ABD’nin 3 Kasım’daki ara seçimlerin ardından İran’a saldırabileceği endişesinin piyasadaki riskleri canlı tuttuğuna dikkat çekti.
Orta Doğu’daki saldırılar arz endişelerini canlı tutuyor
Yemen’de Husiler ile Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon arasındaki çatışmalar, petrol arzına ilişkin kaygıların sürmesine neden oldu. Koalisyon, perşembe günü erken saatlerde Husiler tarafından Suudi Arabistan’ın doğu bölgesine fırlatılan bir balistik füzenin imha edildiğini açıkladı. Yemen hükümet güçleri ise Husilerin çarşamba günü Aden Havalimanı’na saldırdığını bildirdi.
Husiler ayrıca salı günü, Suudi Arabistan’ın en büyük petrol rafinerisi olan Ras Tanura tesisini füzeyle hedef aldıklarını duyurmuştu. Günlük 550 bin varil işleme kapasitesine sahip tesisle ilgili saldırı iddiası Suudi yetkililer tarafından hemen doğrulanmadı.
Diplomatik cephede ise Katar arabuluculuğunda ABD ve İsrail ile savaşı sona erdirmeye yönelik yeni bir taslak anlaşma İran’a sunuldu. Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir yetkili taslağı doğrularken, üst düzey bir İranlı yetkili önerileri kabul edilemez olarak nitelendirdi ve bunların gerçek bir teklif niteliği taşımadığını savundu. İran Dışişleri Bakanı ise diplomasiye başarı şansı vermeyi sürdürdüklerini açıkladı.
Rusya’nın petrol üretimi beklentisi fiyatları baskılıyor
Petrol fiyatlarındaki düşüşte Rusya’nın ham petrol ve dizel üretiminin artabileceği beklentisi de etkili oldu. JPMorgan analistleri, 15 Ekim’de Ryazan rafinerisine yönelik saldırıdan sonra Rusya’nın rafineri altyapısına yönelik doğrulanmış yeni bir saldırı bildirilmediğini belirtti. Analistlere göre bu durum, Rus rafinerilerinin işleme hacminin geçen hafta günlük 350 bin varil artarak 4 milyon varile yükselmesine olanak sağladı.
Analistler, rafineri faaliyetlerindeki toparlanmanın Rusya’nın ham petrol üretimini de benzer ölçüde artırabileceğini ve üretimdeki son düşüşün bir bölümünü telafi edebileceğini değerlendirdi. Rusya’nın üretimi daha önce günlük 8,4 milyon varile gerileyerek 2003’ten bu yana en düşük seviyesini görmüştü. Bununla birlikte, üretimdeki artışın ham petrol ihracatına aynı ölçüde yansımasının kesin olmadığı belirtildi.
ABD’de ham petrol stokları beklentilerin üzerinde azaldı
ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verileri de piyasaların odağında yer aldı. Enerji şirketleri, 23 Ekim’de sona eren haftada ham petrol stoklarından 1,9 milyon varil çekti. Reuters anketine katılan analistler ise stoklarda 15 bin varillik artış bekliyordu.
Buna karşılık benzin stokları aynı dönemde 3,9 milyon varil yükseldi. Piyasa beklentisi benzin stoklarının 900 bin varil azalması yönündeydi. Ham petrol stoklarındaki düşüş fiyatları destekleyebilecek bir unsur oluştururken, benzin stoklarındaki beklenmedik artış talep görünümü açısından farklı bir sinyal verdi.
Petrol piyasasında kısa vadeli yön, diplomatik temasların somut bir ilerleme sağlayıp sağlamayacağına, Orta Doğu’daki saldırıların arz üzerindeki etkilerine ve Rusya’nın üretim görünümüne bağlı kalmayı sürdürüyor.