Yatırım yapmaya başla!

Michael Burry: Bir Sonraki Balon Teminatlı Borç Yükümlülüklerinden Kaynaklanacak

'The Big Short' filmiyle hafızalara kazınan efsanevi yatırımcı Michael Burry, bir sonraki balonun sentetik teminatlı borç yükümlülüklerinden kaynaklanacağını belirtti.
Michael Burry: Bir Sonraki Balon Teminatlı Borç Yükümlülüklerinden Kaynaklanacak

2008 krizinde aldığı risklerle dünyaya damgasını vuran Michael Burry, pasif yatırımlarda yüksek riskli konut kredisi krizine benzer bir balon gördüğünü ifade etti. Bloomberg News’e bir e-posta gönderen Burry, çoğu balon gibi ne kadar uzun sürerse krizin de o kadar kötü olacağını söyledi.

Burry’e göre; merkez bankalarından kredi piyasalarındaki bozulmaları körükleyen her şey için küçük değerli hisse senetlerine ve pasif yatırımlara kadar balon riski bulunuyor.

Salı günü Bloomberg News ile yapılan e-posta röportajında Burry’nin en dikkat çekici yorumlarından birisi ise şu oldu: “Son dönemde endeks fonlarına para akması, teminatlandırılmış borç yükümlülüklerinde 2008 öncesi balon ile pararlellik göstermektedir.”

Burry, kısaca CDO olarak anılan teminatlandırılmış borç yükümlülüklerine karşı kriz öncesinde bir servet kazanmıştı. Burry, endeks fonu girişlerinin, on yıldan daha uzun bir süre önce CDO alımlarının subprime ipotekleri için yaptığı gibi hisse senetleri ve bonolar için fiyatları çarpıttığını söyledi.

Akışların bir noktada tersine döneceğini söyleyen Burry, yaptıklarının çok çirkin olacağını belirtti. Kaliforniya Cupertino’daki Scion Asset Management’ta yaklaşık 340 milyon doları yöneten Burry, küçük değerli hisseleri sevmesinin bir nedenini, pasif fonlarda düşük temsil edilme eğilimleri olduğunu söyledi.

Endeks Fonları ve Fiyat Keşfi

Endeks Fonları ve Fiyat KeşfiMerkez bankaları ve Basel III, kredi piyasalarından daha az veya daha fazla çıkarılan fiyat keşfine sahiptir. Yani riskin artık faiz oranlarında kesin bir fiyatlandırma mekanizması yoktur.

Şimdi pasif yatırımın, hisse senedi piyasalarındaki fiyat keşiflerini kaldırdığını söyleyen Burry, “Basit tezler ve insanları sektörlere, faktörlere, endekslere veya ETF’lere ve bu stratejileri taklit eden yatırım fonlarına sokan modeller… Bunlar gerçek fiyat keşfi için gereken güvenlik düzeyinde analiz gerektirmez,” dedi.

CDO pazarının, temel güvenlik seviyesi analizleriyle değil, Nobel onaylı risk modellerini temel alan gerçekleşmemiş olduğu kanıtlann büyük sermaye akımlarıyla yapıldığını söyleyen Burry, “Bu fiyat ayarında Büyük Mali Kriz öncesi sentetik varlığa dayalı CDO’lardaki balona çok benzeyecek,” ifadelerini kullandı.

Likidite Riski

Likidite RiskiBurry, “Pasif endeks fonlarının kirli sırrı, taklit ettikleri endeksler içindeki menkul kıymetler arasında işlem gören günlük dolar değerinin dağılımıdır,” dedi.

Russell 2000 endeksi üzerinden örnek veren Burry, hisselerin büyük çoğunluğunun düşük hacimli ve küçük değerli işlem gören hisseler olduğunu söyledi.

Burry, “Bugün gün içerisinde 5 milyon doların altında işlem gören 1049 hisse senedi saydım. Bunun yarısı bitti ve neredeyse yarısı gün boyunca 1 milyon dolardan az işlem gördü. Yine de endeksleme ve pasif yatırım yoluyla yüzlerce milyar bu gibi hisse senetleriyle bağlantılı,” dedi.

S&P 500 endeksinin de farklı olmadığını söyleyen Burry, bugün yarısından fazlasının 150 milyon doların altında işlem gördüğüne dikkat çekti. Küresel olarak daha az likit hisse senedi ve tahvil piyasaların girdikçe işin daha da kötüleştiğini ifade etti.

Sonu İyi Bitmeyecek

Sonu İyi BitmeyecekBurry, “Bu yapılandırılmış varlık oyunu, tekrar tekrar aynı hikayedir. Teknik makinelerin başladığı gibi kendi kendine yeten bir kehaneti satmak çok kolaydır. Bütün bu para yöneticileri endeksli, pasif ürünler için daha düşük ücretler alıyorlar, ancak onlar aptal değiller. Ölçekte telafi ediyorlar,” dedi.

Japonya’daki en büyük ETF’lere sahip olan Japonya Merkez Bankası’nın küresel bir panik sırasında, endekslerdeki en büyük hisse senetlerini ABD, Avrupa ile ETF’lerde benzer bir dengeleyici güce ve pasif olarak yönetilen fonlara sahip olmayan diğer Asya bölgelerine karşı göreceli olarak korunabileceğini de ifade etti.

Burry, “Japonya’da düşük kazanç katsayısı veya serbest nakit akışı gibi basit ve aşırı değer düşüklüğü bulmak zor değil. Birçok durumda, şirketin hisse senedi fiyatının büyük kısmını oluşturan önemli miktarda nakit veya hisse senedi olabilir,” dedi.

Teknoloji ve teknoloji bileşenleri içindeki küçük piyasa değeri alanlarının, büyük bir değeri olduğunu belirten Burry, “Uzak ve sanal teknolojilerin devam eden büyümesine büyük bir inans duyuyorum. Yarı iletken, ekran ve ilgili endüstrilerdeki küresel geri çekilme, ilgili küçük Japon şirketlerinin hisse senetlerine büyük zarar verdi,” dedi.

Tazmo ve Nippon Pillar Packing gibi şirketlerin teknoloji bileşenlerinin envanterinin bitmesi ve büyümenin devam etmesiyle sektöre yüksek bir beta değer katmasının beklendiği de ifade etti.

Japonya’daki nakit istifçiliğine de değinen Burry, “Hükümet, bu şirketlerin zombi nakitlerini ve diğer kapana kısılmış önbelleklerini harekete geçirdiğini görmek istiyor. Piyasa değeri 1 milyar doları aşan tüm Japon şirketlerinin yaklaşık yarısı, maddi defter değerinden düşük bir değere sahiptir ve bu şirketler için ortalama işletme değeri satış oranı yüzde 50’den azdır,” dedi.

Burry, şirketlerin yönetişimi daha ciddiye almasıyla burada yeniden değerlendirme yapmak için muazzam bir fırsat olacağını da belirtti. Çok fazla şirketin kitlesel nakit ve hisse yığını üzerinde oturduğunu söyleyen Burry, bu varlıkların piyasa değeri ile karşılaştırılmasıyla dünyadaki diğer pazarlardan daha yüksek olduğunu görüleceğini ifade etti.

Ücretsiz VİOP deneme hesabı açın ve 100.000 lira sanal para ile risk almadan nasıl yatırım yapacağınız öğrenin.



Doviz Yatırımı Doviz Yatırımı
#Ekonomi kategorisini keşfet

Daha fazla içerik yükle



SAT AL
Size daha iyi hizmet verebilmek için Yasal Mevzuat çerçevesinde, veri politikalarımızda belirtilen amaçlarla sınırlı olmak üzere çerezler (cookies) kullanıyoruz. Detaylı bilgi ve izin iptali ile ilgili olarak Gizlilik Politikamızı inceleyebilirsiniz.
Ayrıntılar
Onaylıyorum