Paratic İçerik Arama
Yatırım yapmaya başla!

Kredi Faizleri Alınan Tedbirler Sayesinde Düşüşe Geçti

Enflasyonla mücadele paketi ve reel sektörde ekonomi yönetiminin aldığı tedbirler sayesinde bankaların verdiği kredi faiz oranlarında belirgin bir düşüş oldu. Ekonomistlerin yorumları şöyle...

Ağustos ayında döviz kurlarının tüm zamanların en yüksek seviyesini görmesi, ülke genelinde panik ortamının yaşanmasına sebep olurken, döviz bazlı işlem yapan birçok kişi ve firmayı da olumsuz etkiledi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kurlardaki aşırı artışının önüne geçebilmek için Eylül toplantısında para politikası faiz oranında 625 baz puanlık artış yaptığını açıkladı. Ülke risk priminde görülen kısmi gerileme ve ekonomi yönetiminin aldığı tedbirler sayesinde kredi faiz oranlarında genel olarak düşüş gözlenmeye başladı.

Kredi faiz oranları, hükümetin attığı adımlar ile reel sektör ve finansal kesime yönelik alınan tedbirlerin etkisiyle düşüşe geçti.

ABD ile Çin arasında aylardır devam eden ticaret savaşlarının yarattığı gerilim küresel piyasalarda risk iştahını azaltıyor. Söz konusu gelişmedeki son durumu hatırlatacak olursak, ABD ile Çin devlet başkanları Kasım ayında bir görüşme yapacak. Eğer bu görüşmede sorunun çözümüne yönelik kayda değer bir karar verilmezse, ABD Başkanı Trump’ın Çin mallarına yönelik yeni bir ek gümrük vergisini yürürlüğe koyacağı açıklandı.

Çin yuanı bu gelişmelerin gölgesinde, dolar karşısında son 10 yılın en düşük seviyesine indi. ABD – Çin başta olmak üzere Avrupa Birliği ve diğer ülkelerle yaşanan ticari gerilimler, ABD Merkez Bankası’nın aldığı faiz artırım kararı gibi etkenler, gelişmekte olan ülke merkez bankalarına sıkı para politikası uygulama zorunluluğu yaşattı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, enflasyonun çift hanedeki yüksek seyri ve döviz kurlarındaki volatilitenin etkisiyle faiz oranlarını artırdı.

TCMB, 2016 yılından bugüne kadar bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı olan politika faizini %7,50’den %24’e çıkardı. ABD Merkez Bankası da (FED), 2015 yılının Aralık ayından bu yana 8 defa faiz artırımı yapmış ve politika faizini %0,25’ten %2 – 2,25 aralığına yükseltti. Faiz oranlarının hem yurt içinde hem de yurt dışında artması, bankaların kullandırdığı kredi faizlerinde son 15 yılın zirvelerinin görülmesine sebep oldu.

Fakat hemen ardından hükümet tarafından açıklanan Yeni Ekonomi Programı ve Enflasyonla Topyekun Mücadele gibi planların yanında, finansal kesim ve reel sektöre yönelik düzenlemeler olumlu sonuç verdi. Hem iç hem de dış politikada yaşanan pozitif gelişmeler Türk lirası varlıklarının değerini artırırken, ülke risk priminde azalma başladı.

12 Ekim’de %39,36 olan ihtiyaç kredisi faiz oranı, 19 Ekim’de 64 baz puan azalarak %38,72’ye geriledi.

Merkez Bankası verilerine göre bankalarca açılan kredilere uygulanan ağırlıklı ortalama ticari kredi faizleri de söz konusu dönemde %35,38’den %34,32’ye geriledi. Mevduatlara uygulanan ağırlıklı ortalama faiz oranı 1 aylık vadede çok fazla değişim göstermese de %22,89’a geriledi.

Enflasyonda en kötünün geride kaldığı ve kredi faizlerinde düşüş trendinin başlamış olabileceğini belirten analistlerden Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Saltoğlu bu durumun sebeplerini şu şekilde açıkladı; “Öncelikle, TCMB’nin faiz artırmasının tüm faizlerin artacağı anlamına gelmediğini anlatan Saltoğlu, TCMB’nin sert faiz artışının enflasyonda kararlılık sinyali olarak görüldüğü için bu hamlenin uzun vadeli faizleri aşağı indirdiğine dikkati çekti.” dedi.

12 Ekim’de yapılan duruşmada ABD’li rahip Brunson’ın serbest bırakılmasının piyasalarda gevşemeyi sağladığı ifade edildi.

Rahibin serbest bırakılmasıyla ABD ile olan diplomatik ilişkilerin yumuşadığı, bu durumun ise kur ve faiz açısından avantaj sağladığı söylendi. Kredi faizlerinde düşüşün birçok faktöre bağlı olduğunu dile getiren Burak Saltoğlu, enflasyonun hedeflendiği gibi %20’lere çekilmesinin, AB ve ABD ile olan ilişkilerin iyi gitmesinin, bütçe planının ve erken seçim belirsizliğinin kredi faizlerini yeniden yukarı taşıyabileceğini söyledi.

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Ekonomi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Halis Kıral da, 12 – 19 Ekim tarihleri arasında özellikle ihtiyaç, taşıt ve ticari kredilerde gözle görülür bir gerileme olduğunu kaydetti. Bu gerilemenin sebeplerinden bir tanesinin Kredi Temerrüd Takas (CDS) primlerinde görülen iyileşme olduğunu söyleyen Kıral, son iki aylık dönemde 566 puana kadar çıkan CDS priminin rahip krizinin çözülmesiyle birlikte 379 puana gerilediğinin altını çizdi.

QNB Finansinvest Başekonomisti Burak Kanlı da, ABD’li rahibin serbest bırakılmasının piyasalarda büyük bir rahatlama yarattığını düşünenlerden.

Burak Kanlı yaptığı değerlendirmede; söz konusu gelişmenin etkisiyle Türk lirasını değer kazanmaya başladığını, aylardır devam eden belirsizliğin ortadan kalktığını, enflasyonda da en kötü seviyenin geride kaldığını dile getirdi. Enflasyonda belirgin bir iyileşme olana kadar kredi faiz oranlarındaki düşüşün devam edeceğini, ülke risk primlerinde beklenmedik bir artış olmaması halinde 2019 yılının ortasına kadar bir miktar daha düşüş gerçekleşmesini beklediğini sözlerine ekledi.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın.

Doviz Yatırımı Doviz Yatırımı
#Banka Kredileri kategorisini keşfet

Daha fazla içerik yükle