Paratic İçerik Arama
Yatırım yapmaya başla!

IMF Küresel Finansal İstikrar Raporu’nu “Güvende miyiz?” Başlığıyla Yayımladı

IMF'nin Küresel Finansal İstikrar Raporu'nun Ekim sayısı yayımlandı. Sayı, "Küresel Finansal Krizden 10 Yıl Sonra: Daha Güvende miyiz?" başlığıyla çıktı. İşte rapordan detaylar;

Ülkemizin içinde bulunduğu durum nedeniyle IMF’nin adını sıklıkla duyar olduk. Cumhurbaşkanı Erdoğan, IMF’den yardım alınmayacağını ve Türkiye’nin bu defteri açılmamak üzere kapattığını söyledi. IMF’yi bu sefer yayımladığı Küresel Finansal İstikrar Raporu ile gündeme getiriyoruz. 2018’in Ekim sayısının başlığını “Küresel Finansal Krizden 10 Yıl Sonra: Daha Güvende miyiz?” şeklinde atarak dikkat çektiğini görüyoruz.

IMF raporunda son 6 ay içinde küresel finansal istikrara yönelik risklerin son derece yükseldiğine raporunda genişçe bir yer verdi.

IMF Riskler Arttı

Ticari gerilimlerin daha da artacağına, buna ek olarak jeopolitik risklerin ve politik belirsizliklerin de yükselerek devam edeceğine dikkat çekti. Aynı zamanda bu konulara bağlı olarak küresel sermaye piyasalarında risk algısının aniden kötüleşmesi sonucunda geniş çaplı gerilemelerin yaşanmasına da yer verdi. Küresel finansman şartlarının sert bir şekilde sıkılaşmasına neden olabileceğinden bahsetti.

Raporda, finansal sistemin artık daha güçlü olduğuna; ama krizin üzerinden geçen 10 yılda başka güvenlik açıklarının ortaya çıktığına değindi.

10 Yılda Başka Güvenlik Açıkları Oluştu

Her yıl, IMF – Dünya Bankası toplantıları öncesinde olmak üzere 2 kez hazırlanan raporda, 2008 küresel finansal krizden sonra bankacılık sisteminin ve yasal düzenlemelerin güçlendirilmesine karşın yeni finansal kırılganlıkların ortaya çıktığı vurgulandı. Söz konusu risklerin ise son 6 ay içerisinde daha da arttığına dikkat çekildi.

Kısa vadeli finansal risklerin nispeten arttığı, orta vadeli risklerin çeşitli faktörlere bağlı olarak kalıcı kırılganlıklarla yükseldiği belirtildi.

Orta ve Kısa Vadeli Riskler Arttı

Orta vadeli riskleri, yüksek borç seviyeleri ve varlık fiyatlandırmalarına bağlı olarak yükseldiği söylendi. Raporda; “küresel finansal şartlar kısa vadede genel olarak büyümeyi destekleyici ve elverişli görünüyor. Buna karşın bazı yükselen piyasa ekonomilerinden finansal koşullar Nisan ayından bu yana sıkılaştı. Bu sıkılaşma, ülkelere özel faktörler, kötüleşen dış finansman koşulları ve ticaret gerilimlerinden kaynaklandı,” ifadelerine yer verildi.

IMF, politika tedbirlerini tartışmadan önce küresel finansal manzaraya daha yakından bakmak gerektiğini belirterek mevcut durumu değerlendirdi.

Küresel Manzara İncelenmeli

Bu zamanda kadar güçlü risk iştahının, büyük finansal piyasalardaki varlık fiyatlarının yükselmesine destek verdiğini söyledi. Amerikan Merkez Bankası’nın politika faizlerindeki artışa rağmen finansal koşullarının basit kaldığıı yorumu yapıldı. Daha güçlü Amerikan doları ve daha yüksek ABD faiz oranları politikasının, özellikle daha büyük kredi ihtiyaçları ile daha zayıf ekonomik koşullar veya politika çerçeveleri olan gelişmekte olan piyasalar için deniz aşırı borçlanmayı daha pahalı hale getirdiğine dikkat çekildi.

Gelişmekte olan piyasa ekonomileri üzerindeki baskıların genişleyeceğini belirten IMF, “finansal riskler önemli ölçüde artacaktır,” ifadesini kullandı.

Gelişmekte Olan Ülkelerde Riskler Artıyor

Yaptıkları analize göre orta vadede, gelişmekte olan piyasa ekonomilerinin 100 milyar dolar veya daha fazla portföy borcu çıkışları yaşayabilme olasılığının yüzde 5 civarında olduğu  söylendi. Bu oranın ise kriz dönemlerinde çıkışlara büyük ölçüde benzediğini belirtti.

Finansal istikrar risklerinin keskin bir şekilde artmasının başka nedenleri olduğunu da söyleyerek; ticari gerilimlerin artmasına, anlaşma yapılmayan bir Brexit’e, bazı yüksek borçlu Euro Bölgesi ülkelerinin maliye politikalarına ilişkin kaygılara ve gelişmiş ekonomilerdeki para politikasının normalleşmesinin beklenenden daha hızlı olduğuna dikkat çekti. Bunlardan herhangi birisinin “yıllar boyunca süren para politikasının getirdiği finansal kırılganlıkları açığa çıkarabilir,” ifadesini kullandı.

Küresel olarak sistematik açıdan önemli finansal sektörlere sahip ekonomilerde, hükümetlerin, şirketlerin ve hane halklarının artan borç oranlarına da değinildi.

Artan Borç Oranları

Bu borç oranlarının GSYİH’in yaklaşık yüzde 200’ü oranından, bugün yüzde 250 civarına yükseldiğini belirtti. Gelişmekte olan piyasa ekonomilerinin uluslararası piyasalarda daha fazla borçlanmakta ve yabancı para borçlarının önemli bir kısmını yeniden finansa edememe riskiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Bankaların ise bu borçlulara borçlu olduğunu kaydetti. Bazı küresel bankaların ise daha fazla likit olmayan ve opak varlıklara sahip olduğuna değindi.

Raporda, varlık değerlemelerinin çeşitli sektör ve bölgelerde gergin kaldığını söylerken, sigortalama standartlarının da bozulduğunu ifade edildi.

Sigortalama Standartları Bozuldu

Raporun birinci bölümünde anlatılan konuların en dikkat çekici noktaları olarak sıralandı. “Güvenlik açıkları birikimi, politika yapıcıların finansal sistemi destekleme çabalarını hızlandırmaya yönelik aciliyetini artıyor” ifadeleri ve sonrasında sıralanan şu maddelerle raporun birinci bölümü sonlandırıldı:

  • Mikro ihtiyatlı veya firma düzeyinde politikalar, banka bilançolarını ödeme gücü ve likidite risklerine karşı güçlendirmeyi amaçlamalıdır.
  • Mali koşulların uyum içinde kaldığı ve kırılganlıkların yüksek olduğu ülkelerde, karşı konjonktürel sermaye tambonu gibi geniş tabanlı makro ihtiyai araçlar kullanılmalıdır. Finansal istikrar, banka dışı kredi aracılık hizmetlerinde sağlam bir taahhüt standardı sağlamak ve varlık yöneticileri tarafından likidite risklerinin üstesinden gelmek için bankacılık sektörü dışındaki güvenlik açıklarını ele alan yeni makro ihtiyati araçlar da gerekmektirmektedir.
  • Gelişmekte olan piyasa ekonomileri için güvenlik açıklarının azaltılması ve sağlam politikaların ve sağlam politika çerçevelerinin korunması kritik önemini korumaktadır. Bu, yeterli döviz rezervlerinin oluşturulması ve sürdürülmesi, rezervlerin makul bir şekilde kullanılmasıdır.
  • Düzenleyiciler ve denetçiler siber riskler de dahil olmak üzere yeni tehditlere cevap vermelidir. Fintech’in finansal sisteme yönelik risklere karşı korunurken, inovasyona, verimliliğe ve kapsama potansiyel katkısını da desteklemelidir.

IMF, finansal istikrarı korumak için daha fazla proaktif önlem alınması gerektiğini belirtti ve raporun ikinci bölümünde bahsettiği konulara dikkat çekti. İkinci bölümde, mali düzenleyici reform gündeminin tamamlanmasına, reformların geri çekilmesinin önlenmesine değinildiği söylendi. IMF, küresel finansal istikrarın sağlanması ve sürdürülebilir ekonomik büyümenin desteklenmesi için uluslararası iş birliğinin hayati önem taşıdığını da ifade etti.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın.

Doviz Yatırımı Doviz Yatırımı
#Ekonomi kategorisini keşfet

Daha fazla içerik yükle