Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ocak ayında gerçekleşen yüksek faiz ödemelerine ilişkin değerlendirmelere açıklık getirdi. Bakanlık, söz konusu artışın borçlanma maliyetlerinde ani bir yükselişten ya da mevcut program dönemindeki faiz artışlarından kaynaklanmadığını bildirdi.
Açıklamaya göre, Ocak ayında yapılan faiz ödemesinin yüzde 53’ü, 10 yıl önce ihraç edilen TÜFE’ye endeksli Devlet İç Borçlanma Senetlerinin (DİBS) vadesinde ödenen birikmiş enflasyon farkından oluştu.
Bu tür tahvillerde kupon oranı düşük tutulurken, yıllar içinde gerçekleşen enflasyon anaparaya ekleniyor ve fark vade sonunda toplu olarak ödeniyor. Bu nedenle yüksek enflasyon dönemlerinin ardından gelen vadelerde faiz ödemeleri geçici olarak yüksek görünebiliyor.
Bakanlık, artışın teknik ve muhasebesel bir yansıma olduğunu vurgulayarak faiz yükünde kalıcı bir bozulma olmadığını belirtti. Orta Vadeli Program’a göre faiz giderlerinin milli gelire oranının 2026’da yüzde 3,5’e, program sonunda ise yüzde 3,3’e gerilemesi bekleniyor. Faiz harcamalarının vergi gelirlerine ve bütçe harcamalarına oranında da düşüş öngörülüyor.
Bakanlık açıklamasında, 10 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvil ihraçlarının program döneminde kademeli olarak azaltıldığı ve 2024 itibarıyla bu tür senetlerin ihracına son verildiği hatırlatıldı.