Paylaşım

Sinemaseverlerin Filmekimi’nde Kaçırmaması Gereken 20 Güzel Film


 

Sinemaseverler için yılın en güzel dönemi Filmekimi zamanı olmuştur. Bu vesileyle biz de sizlere Filmekimi’nin kaçırılmaması gereken yapımlarını listeledik.

Yazın nispeten zayıf geçen vizyon dönemi Eylül yağmurlarının başlaması ile nihayete erdi. Ancak bu seferde sinemaseverlerin içini ayrı bir heyecan kapladı. Her yıl olduğu gibi, Ekim ayının gelişini ses getiren filmlerle kutlamak adına, Filmekimi çoktan yola çıktı!

Cannes, Venedik, Berlin, Toronto gibi hatırı sayılır festivaller ödüllerini dağıttı ve burada yarışan birçok film merakla beklenmeye başladı. Vizyon takviminde çoğu zaman yer bulamayan, bulsa dahi uzun müddet barınamayan filmleri izletmek adına Filmekimi, her daim en doğru adres olmuştur. Güzel filmden anlayanların, film izlemeye aşık olanların kaçırmayacağı etkinliklerden biri olan Filmekimi, belki de son yılların en güçlü seçkisi ile karşımızda. Pekala, siz hala ne izleyeceğim diye düşünenlerden misiniz? Derdinize deva olmaya geliyor ve kesinlikle kaçırılmaması gereken filmlerini sizlere sunuyoruz. Karşınızda, Filmekimi’nin en iddialı yapımları:

1 mother! (anne! – Darren Aronofsky)

mother! (anne!-Darren Aronofsky)2000 yılında çektiği Requiem For A Dream (Bir Rüya İçin Ağıt) filmi ile adını tüm yerküreye duyuran usta yönetmen Darren Aronofsky, bir kez daha hayranlarını büyülemeye geliyor. Özellikle kullandığı özgün çekim teknikleri ve anlatım tarzıyla muadillerinden ayrılan Aronofsky için çağımızın en dahi sinemacılarından biri yakıştırmasını yapmak mümkün. Jennifer Lawrance ve Javier Bardem’in başrollerini paylaştığı mother! ise, otoriteleri ikiye bölen bir film.

Dünya prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali’nde, hem alkışlanan hem de yuhalanan mother! bu nedenle birçok spekülasyonu da beraberinde getirmektedir. İşte tam da bu nedenle Filmekimi’nin en merakla beklenen işlerinden olan mother!, aynı zamanda Aronofsky estetiğine bir kez daha tanıklık etmek isteyecekler için bulunmaz bir Hint kumaşı niteliğinde.

2 Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok (Onur Ünlü)

Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı YokÜlkemizin son yıllarda öne çıkan en önemli yönetmenlerinden olan Onur Ünlü de, yeni filmiyle Filmekimi’nde boy gösterecek isimlerden. 13 Ekim’de Cingöz Recai ile beyazperdede yerini almaya hazırlanan uçarı yönetmen, bu macerasından önce Filmekimi’nde izleyicisi ile buluşacak ve bir kez daha onlara farklı bir seyirlik armağan edecek. Fatih Artman, Demet Evgar, Ezgi Eyüboğlu, Hare Sürel, Özgür Emre Yıldırım gibi son zamanların gözde isimlerinin başrolü paylaştığı film, izleyenlerini bir kez daha polisiye öğelerle süslü bir serüvenin içine bırakmaya hazırlanıyor.

Tabii bu noktada Onur Ünlü’nün kendine has anlatım tarzı da, filmin sürprizlere gebe olduğunu söylememize yardımcı oluyor. Özellikle yerli sinemadan vazgeçemeyen izleyiciler için öne çıkan Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok, Filmekimi’nin de sıra dışı işlerinden biri olmaya aday.

3 The Shape Of Water (Aşkın Gücü – Guillerme Del Toro)

 The Shape Of WaterSinemaseverlerin Hellboy ve Pan’s Labryinth filmleriyle hatırladığı Guillerme Del Toro, bir kez daha kalitesine yaraşır bir filmle izleyicisiyle buluşmaya geliyor. Bu yıl yarıştığı Venedik Film Festivali’nden Altın Ayı ödülü ile dönmeyi başaran ve izleyen herkesin büyük beğenisini kazanan The Shape of Water, halihazırda en çok merak uyandıran filmlerden bir tanesi. İzleyenlerini yeniden geçmişe doğru, masalsı bir yolculuğa çıkaracak olan Del Toro, özellikle dillere destan sinematografisinden kesitleri bir kez daha karşımıza çıkaracak.

Özellikle film hakkında yapılan eleştirilere ve yayınlanan görsellerine baktığımızda, harikulade bir deneyim ile karşı karşı kalacağımız aşikar. Başrollerini Sally Hawkins, Octavia Spencer, Michael Shannon, Richard Jenkins’in paylaştığı film, yalnızca Filmekimi’nin değil, aynı zamanda son zamanlarında en merakla beklenen işlerinden biri olarak öne çıkıyor.

4 Call Me By Your Name (Beni Adınla Çağır – Luca Guadagnino)

Call Me By Your Name (Beni Adınla Çağır-Luca Guadagnino)Geçtiğimiz haftalarda gösterildiği Toronto Film Festivali’nde, birçoklarını hüzne boğan ve anbean dram vadeden yapısıyla dikkat çeken Call Me By Your Name, acının vücut bulmuş hali olarak izleyicisinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

Andre Aciman’ın romanından beyazperdeye uyarlanan ve yönetmenliğini Luca Guadagnino’nun üstlendiği film, aynı zamanda otoritelerce yılın en iyilerinden biri olarak gösterilmekte. Başrollerini Armie Hammer, Timothée Chalamet, Michael Stuhlbarg’in paylaştığı film, adından bu denli söz ettirmesi hasebiyle izlenmeyi hak eden ve Filmekini’nin kaçırılmaması gereken işlerinden biri olarak öne çıkıyor.

5 Rebel in the Rye (Çavdar Tarlasındaki Asi – Danny Strong)

Rebel in the Rye (Çavdar Tarlasındaki Asi-Danny Strong)Çavdar Tarlasındaki Çocuklar kitabı ile edebiyat tarihine adını altın harflerle yazdıran J. D. Salinger’in hayatını merkezine alan Rebel in the Rye, odak noktasına aldığı hikaye ile epey ilgi çeken bir film. İçine kapanıklığını ile bilinen ve gizemli yapısıyla adından söz ettiren Salinger’i ve Çavdar Tarlasındaki Çocuklar kitabını yazdığı döneme doğru izleyenlerini yolculuğa çıkaran film, aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı’na da farklı bir perspektiften yaklaşıyor.

Özellikle bu destansı romanı okuyanların ve yazara karşı özel merak besleyenlerin kaçırmaması gereken türden bir iş olan Rebel in the Rye’in yönetmenliğini Danny Strong üstlenirken, başrollerini ise Nicholas Hoult, Kevin Spacey, Laura Dern, Brian D’arcy James, Hope Davis, Zoey Deutch paylaşmaktadır.

6 Submergence (Derin Sular – Wim Wenders)

Submergence (Derin Sular - Wim Wenders)Paris, Texas, Buena Vista Social Club, Der Himmel über Berlin gibi kült filmleriyle hatırladığımız yaşayan efsanelerden Wim Wenders, bir kez daha izleyenlerini selamlamaya geliyor. Esasen bir filmi izlemek adına, onun ismi fazlasıyla yeterli bir referans. Ancak Wenders, adının büyüklüğüne aldırış etmeden, bir kez daha ilgi çekici bir hikaye ile karşımıza geliyor. J.M. Ledgard’ın romanından beyazperdeye uyarlanan ve Somali’den Normandiya’ya uzanan bir aşk öyküsünü merkezine alan Submergence, dramatik yapısıyla Filmekimi’nin en merakla beklenen işlerinden.

Son olarak Split ve Atomic Blonde filmlerindeki harikulade performansı ile izlediğimiz James McAvoy’un başrolünde yer aldığı Submergence, gerek oyunculuk gerekse yönetmenlik anlamında fazlasıyla beklenti vadeden bir film olarak belirmektedir.

7 Battle of the Sexes (Ezeli Rekabet – Valerie Faris, Jonathon Dayton)

Battle of the Sexes (Ezeli Rekabet - Valerie Faris, Jonathon Dayton)Esasen, Battle of the Sexes’i seyretmek için onlarca neden sıralayabiliriz. Ancak bunlardan en önemlisi olarak, Little Miss Sunshine ve Ruby Sparks gibi Bağımsız Amerikan Sineması’nın medarı iftiharı olan filmleri yaratan Valerie Faris ve Jonathon Dayton ikilisinin adını zikredebiliriz. Bir kez daha izleyenlerinin karşısına samimi bir anlatıyla gelmeye hazırlanan Dayton ve Faris, bu sefer adıyla müsemma bir şekilde ezeli bir rekabeti de merkezine almaktadır.

Tenis dünyasının unutulmaz hadiselerinden biri olan ve cinsiyetçi kimliği ile bilinen Bobby Rings’in, kadınlar seri başı Billie Jean King’e maç teklif etmesiyle gelişen olaylar silsilesini anlatan film, aynı zamanda biyografik hikayesiyle de dikkat çekmektedir. Geçtiğimiz yılın en iyilerinden olan La La Land ile gönülleri fetheden Emma Stone’in başrolü, usta oyuncu Steve Carell ile paylaştığı film, son zamanların en merak uyandıran işlerinden biri olarak, Filmekimi’nde görülmeyi fazlasıyla hak ediyor.

8 Foxtrot (Samuel Maoz)

Foxtrot (Samuel Maoz)İsrail’in Oscar adayı olan Foxtrot, aynı zamanda Venedik Film Festivali’nden kazandığı Gümüş Aslan Büyük Jüri Ödülü ile de adından söz ettiren bir film. Özellikle savaş karşıtı yapısıyla merak uyandıran film, askerdeki oğlunun ölüm haberini alan bir babanın dramına ve sonrasında gelişen hadiselere odaklanıyor.

Farklı hikayesiyle dikkatleri üzerine çeken ve otoritelerce realist olarak adlandıran Foxtrot’un yönetmenliğini ise, Lübnan filmi ile tanıdığımız Samuel Maoz üstleniyor. Filmekini’nin dikkate değer işlerinden biri olan bu antimilitarist filmin başrollerini ise Lior Ashkenazi, Sarah Adler, Yonatan Shiray gibi isimler paylaşmaktadır.

9 Housewife (Can Evrenol)

Housewife (Can Evrenol)Türk korku sinemasına farklı bir boyut kazandıran ve ilk uzun metrajı Baskın ile yerli-yabancı birçok festivalde adından söz ettiren Can Evrenol, ikinci filmi ile bir kez daha izleyenlerine korku saçmaya geliyor! Bu sefer İngilizce olarak çekmeyi tercih ettiği Housewife, esasen sinemaseverlerin uzun zamandır merakla beklediği işlerden biri. Filmin dünya prömiyerini Filmekimi’nde yapacak olması ise, Housewife’a karşı oluşan merakın da artmasına olanak sağlıyor.

Bir kadın gözünden toplumda karşımıza çıkan tabuları ele alan ve bunun yanı sıra fazlasıyla heyecan dolu dakikalar vadeden film, Can Evrenol’un nitelikli anlatımıyla dikkat çeken bir iş olarak öne çıkmaktadır. Başrollerini Clementine Poidatz, David Sakurai, Alicia Kapudağ, Ali Aksöz, Defne Halman, Zuri Şen, Elif Gülalp isimlerin paylaştığı Housewife, şimdiden Türk korku sineması için mihenk taşı olabilecek yapımlardan biri olarak gösterilmektedir.

10 England is Mine (İngiltere Benim – Mark Gill)

England is Mine (İngiltere Benim - Mark Gill)Efsanevi rock grubu The Smiths’i sevenlerdenseniz eğer, bu film tam size göre! The Smiths’in vokali ve aynı zamanda kurucusu olarak da bilinen gizemli müzisyen Morrisey’in hayatını merkezine alan England is Mine, adını ise yine The Smiths’in ünlü şarkısı Still III’ten almaktadır.

İzleyenlerini 1970’lerin Manchester’ına götüren, bununla da yetinmeyerek müzik ile dramayı birleştiren bir seyirlik olarak öne çıkan England is Mine, basit bir biyografiden daha fazlasını vaat etmesiyle, Filmekimi seçkisinin öne çıkan işlerinden olmayı başarıyor. Son olarak Dunkirk’te karşımıza çıkan genç oyuncu, Jack Lowden’ın başrolünde yer aldığı filmin yönetmenliğini ise Mark Gill üstlenmektedir.

11 The Square (Kare – Ruben Östlund)

The Square (Kare - Ruben Östlund)Her filminde biraz daha üstüne koyarak gelmeyi başaran İsveçli yönetmen Ruben Östlund’un Play ve Turist’ten sonra çektiği yeni filmi The Square, gösterildiği her festivalde alkışlarla karşılanmış, sinemaseverlerin büyük ilgisine nail olmuştur. Nitekim Cannes Film Festivali’nde bu yıl Altın Palmiye’ye de ulaşan film, ülkemizdeki ilk gösterimini ise Filmekimi bünyesinde yapmaya hazırlanmaktadır.

İzleyenlerine dram ve eğlenceyi aynı anda servis eden ve bu iki bileşimi harikulade bir şekilde harmanlayan Ruben Östlund, çok konuşulacak bir film ile izleyenlerinin karşısına çıkacak. Yakın zamanda Emmy Ödülü’nü kucaklayan Elisabeth Moss’un Claes Bang ile başrolü paylaştığı film, Filmekimi seçkisinin de en değerlilerinden biri olarak öne çıkmaktadır.

12 Wind River (Kardaki İzler – Taylor Sheridan)

Wind River (Kardaki İzler-Taylor Sheridan)Daha öncesinde yazar kimliği ile tanıdığımız ve yakın zamanın ses getiren filmlerinden Scario ile Hell or High Water’ı kaleme alan Taylor Sheridan, bu sefer yönetmen koltuğunda arz-ı endam ediyor. Hatta onun bu ilk deneyimi, kendisine Cannes Film Festivali’nden bu yıl En İyi Yönetmen ödülünü dahi kazandırdı. Keza başarılı sinemacının aynı zamanda senaryosunu da yazdığı hikaye, gizemli ve bir o kadar da vurucu sahnelerle izleyici karşısına gelmeye hazırlanıyor.

Ülkemizdeki ilk gösterimini Filmekimi kapsamında yapacak olan Wind River, soru işaretleriyle dolu bir cinayeti oldukça soğuk bir atmosferde işlemesiyle dikkat çekiyor. Başrollerini Jeremy Renner, Elizabeth Olsen, Apesanahkwat, Eric Lange, Graham Greene paylaştığı filmin, müzikleri ise Nick Cave ve Warren Ellis’a ait.

13 A Fantastic Woman (Muhteşem Kadın – Sebastian Lelio)

A Fantastic Woman (Muhteşem Kadın - Sebastian Lelio)Şilili yönetmen Sebastian Leio’nun yönetmen koltuğunda oturduğu A Fantastic Woman, bu yıl düzenlenen Berlin Film Fesivali’nden En İyi Senaryo ödülünü kazanmış bir film. Nitekim yönetmenin bir önceki filmi Gloria’da, nevi şahsına münhasır bir kadının ikinci baharını merkezine alan melodramik bir hikaye olarak karşımıza gelmekteydi. Sebastian Leio’nun yeni filmi A Fantastic Woman ise, bu sefer trans bir kadını merkezine almaktadır.

Yine duygu yüklü bir anlatıyla izleyicilerinin karşısına çıkacak yönetmen, bir önceki filmi Gloria ile Filmekimi’nde aldığı alkışı, bu sefer iki katına çıkarmayı hedefliyor. Bu nedenle seçkinin de en değerlilerinden biri olarak lanse edebileceğimiz film, kaçırılmaması gereken yapımlardan biri olarak öne çıkmaktadır.

14 The Killing of a Sacred Deer (Kutsal Geyiğin Ölümü – Yorgos Lanthimos)

The Killing of a Sacred Deer (Kutsal Geyiğin Ölümü - Yorgos Lanthimos)Çektiği sıra dışı filmlerle adından söz ettiren Yunan sinemacı Yorgos Lanthimos, bir kez daha vuruculuğu had safhada hissettireceği bir film ile Filmekimi’ne gelmeye hazırlanıyor. Cannes Film Festivali’nde bu yıl En İyi Senaryo ödülü kazanan The Killing of a Sacred Deer, merkezine aldığı bir doktor ve onun blu çağındaki bir hastası etrafından süregelen olayları işlemektedir. Ancak yönetmenin önceki çalışmalarını düşündüğümüzde, bir kez daha rahatsız ediciliği yüksek ve izlemesi pek de kolay olmayan bir yapının karşımıza gelmesi kuvvetle muhtemel.

Keza yönetmenin kendine has mizahından kesitler de The Killing of a Sacred Deer içerisinde rastlamak mümkün. Lanthimos’un The Lobster sonrası izleyicisi ile yeniden buluşmaya hazırlandığı filmin başrollerinde ise, Nicole Kidman, Colin Farell ve Alicia Silverstone yer alıyor.

15 Happy End (Michael Haneke – Mutlu Son)

Happy End (Michael Haneke-Mutlu Son)Modern zamanların en büyük yönetmenlerinden olan Michael Haneke, Amour’dan sonraki sessizliğini nihayet bozarak Happy End ile geri dönüş hazırlığı yapmaya koyuldu. Esasen onun büyük ismi dahi, sinemaseverlerin salonlara koşmasına yetecek cinsten. Onun sinemasından alışılagelmiş vuruculuktan kesitlere bir kez daha rastlayacağımız Happy End, odağına burjuva bir aileyi almaktadır. Bu aile vesilesiyle, topluma bir eleştiri getiren Haneke, bir yandan da geliştirdiği mizahi dille farklı bir üslupla karşımıza çıkmaya hazırlanıyor.

Geçtiğimiz yılın en iyilerinden biri olarak lanse edebileceğimiz Elle’de karşımıza çıkan büyük oyunu Isabelle Huppert’in başrolde arz-ı endam ettiği filmde ona, Jean-Louis Trintignant, Mathieu Kassovitz, Fantine Harduin, Franz Rogowski, Laura Verlinden, Toby Jones gibi isimler performanslarıyla eşlik etmektedir.

16 In The Fade (Paramparça – Fatih Akın)

In The Fade (Paramparça-Fatih Akın)Almanya’da doğup, büyüyen Türk yönetmen Fatih Akın’ın yeni filmi In The Fade de Filmekimi kapsamında gösterimi yapılacak filmlerden biri. Son olarak geçtiğimiz yıl Goodbye Berlin filmi ile karşımıza çıkan başarılı yönetmen, bu sefer daha dramatik bir hikaye ile karşımızda.

Kocası öldürülen bir kadının, kendi adaletini sağlamak adına yola koyulmasını merkezine alan In The Fade, bir kez daha Fatih Akın’ın usta diliyle mest etmeyi hedefliyor. Bu yıl Cannes Film Festivali’nde başrolü Diane Kruger’a En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandıran film, aynı zamanda ırkçılığa karşı geliştirdiği söylemle de dikkat çekiyor ve Filmekimi’nin kaçırılmaması gereken filmlerinden biri olarak öne çıkıyor.

17 Loveless (Sevgisiz – Andrey Zvyagintsev)

Loveless (Sevgisiz-Andrey Zvyagintsev)Son olarak Leviathan isimli filmle karşımıza gelen ve birçoklarını mest eden Andrey Zvyagintsev, bir kez daha harikulade sinematografisinden kesitler sunmaya hazırlanıyor. Şairane üslubuyla muadillerinden ayrılan ve buna ek olarak her daim geliştirdiği eleştirel bakış açısıyla dikkat çeken Rus yönetmen, boşanma evresindeki bir anne ile babanın, çocukları ile olan ilişkisine odaklanmaktadır.

Tabii yönetmenin filmografisinden alışılagelmiş yozlaşma ve insanoğlunun çaresizlik evresi, bir kez daha filmin temelini oluşturmakta. Cannes Film Festivali’nden Jüri Ödülü kazanan Loveless’ın başrollerinde ise Mariana Spivak, Alexei Rozin, Matvei Novikov, Marina Vasilieva yer almaktadır.

18 Three Billboards Outside Ebbing, Missiouri (Üç Bilboard Ebbing Çıkışı, Missiouri – Martin McDonagh)

Three Billboards Outside Ebbing, Missiouri Seven Psychopaths ve In Bruges filmlerinden hatırladığımız başarılı sinemacı Martin McDonagh bir kez daha, dinamik bir hikayeyle arz-ı endam etmeye hazırlanıyor. Gizemli bir suç hikayesi etrafına örülü olaylar silsilesinde yönetmen McDonagh aynı zamanda kendine has mizahından da kesitler sunuyor.

Venedik Film Festivali’nden En İyi Senaryo ödülüyle dönen ve birçoklarının beğeniyle takip ettiği Three Billboards Outside Ebbing, Missiouri, tempolu film sevenlerin ve boşluğa mahal vermeyen derinlikli senaryo hayranlarının kaçırmaması gereken işlerden biri olarak öne çıkıyor. Filmekimi seçkisinin, harikulade tercihlerinden biri olan filmin başrollerinde ise Frances Mcdormand, Woody Harrelson, Sam Rockwell, Abbie Cornish, Peter Dinklage gibi isimler yer almaktadır.

19 You Were Never Really Here (Sen Burada Değildin – Lynne Ramsay)

You Were Never Really Here (Sen Burada Değildin-Lynne Ramsay)2011 yılında çektiği We Need To Talk About Kevin ile adından söz ettiren Lynne Ramsay’in yeni filmi You Were Never Really Here, Filmekimi seçkisinin de en merakla beklenen işlerinden biri. Bu yıl Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo ve En İyi Erkek Oyuncu Ödüllerini kucaklayan film, merkezine aldığı sosyopat bir gazi vesilesiyle vuruculuğunu taçlandırmayı hedefliyor.

Özellikle yönetmenin önceki filmlerinden alışılagelmiş realist üslupla bir kez daha karşılaşmayı beklediğimiz film, Lynne Ramsay adını da daha fazla yücelteceğe benziyor. Joaquin Phoenix’in başrol performansıyla övgülere ve ödüllere nail olduğu filmde ona, Ekaterina Samsonov, Alessandro Nivola, Alex Manette, John Doman, Judith Roberts gibi isimler eşlik etmektedir.

20 The Beguiled (Soffia Cappola)

The Beguiled (Soffia Cappola)Başarılı yönetmen Soffia Cappola’nın yeni filmi The Beguiled, izleyenlerini Amerikan İç Savaşı’nın ortasına bırakıyor ve bir kez daha merkezine aldığı kadın hikayesiyle büyülemeyi amaçlıyor. Cannes Film Festivali’nden En İyi Yönetmen Ödülü’nü kucaklayan Cappola, bir kez daha kalitesine yaraşır, sürükleyici bir film ile Filmekimi’nde yer alıyor.

Don Siegel’in 1971 yılında çektiği Clint Eastwood ile beraber çektiği filmin, daha efemine bir tavırla yeniden uyarlaması olan The Beguiled, bu yönüyle de Cappola’nın tarzını anbean hissettireceğe benziyor. Başrollerinde Colin Farrell, Nicole Kidman, Kirsten Dunst, Elle Fanning, Oona Laurence, Angourie Rice, Addison Riecke, Emma Howard gibi birçok popüler ismin yer aldığı film, kalabalık oyuncu kadrosuyla da merak uyandırmayı başarıyor.

Paratic Piyasalar


Yorumları Görmek İçin Tıklayın

Diğer yorumlar ( 0 )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir