ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Kevin Warsh, göreve geldiğinden bu yana önceki başkanlara kıyasla ekonomi ve enflasyon konusunda daha az yönlendirme yaparak iletişim politikasında belirgin bir değişikliğe gitti. Ancak bu yaklaşım ekonomistler ve yatırımcılar arasında soru işaretlerini artırdı.
Warsh’ın Cuma günü Jackson Hole Ekonomi Sempozyumu’nda yapacağı konuşmada, enflasyonun yüzde 2 hedefinin üzerinde kalması durumunda Fed’in nasıl hareket edeceğine ilişkin daha net bir çerçeve sunması bekleniyor.
Warsh, gelecekteki toplantılarda faiz artırımı veya indirimi konusunda önceden yönlendirme yapmak istemediğini belirtiyor. Bunun Fed’in hareket alanını daralttığını ve piyasaların merkez bankası yönlendirmelerine fazla bağımlı hale getirdiğini savunuyor.
Ancak ekonomistler, Warsh’ın belirli bir faiz kararı sinyali vermeden de para politikasına ilişkin yaklaşımını açıklayabileceğini düşünüyor. Warsh’ın Temmuz ayındaki basın toplantısında enflasyonun yükselmesi halinde faiz artırımlarının çözümün bir parçası olabileceğini söylemesine rağmen, hangi göstergeleri esas alacağı konusunda yeterince açık mesaj vermemesi piyasalarda kafa karışıklığı yaratmıştı.
Siyasi baskı da gündemde
Warsh üzerindeki baskıyı artıran bir diğer unsur ise Donald Trump’ın düşük faiz çağrıları. Trump, Warsh’ı desteklese de yüksek faiz politikası nedeniyle diğer Fed yetkililerini eleştiriyor ve Fed Guvernörü Lisa Cook’u görevden alma girişimini sürdürüyor.
Cook’un görevden alınması halinde Trump’ın Fed Yönetim Kurulu’na kendisine daha yakın bir çoğunluk oluşturma ihtimali, merkez bankasının bağımsızlığına ilişkin endişeleri artıyor.
Öte yandan ABD’de enflasyon hâlâ Fed’in yüzde 2 hedefinin üzerinde bulunuyor. Uzun vadeli tahvil getirileri de yüksek kamu açığı ve yapay zeka yatırımları yapan teknoloji şirketlerinin artan borçlanması nedeniyle yükseliyor. 30 yıllık ABD tahvil faizi geçen hafta 19 yılın en yüksek seviyesine çıkarken, Hazine Bakanı Scott Bessent getirileri aşağı çekmek amacıyla tahvil geri alımlarını artırmıştı.
Bu nedenle Warsh’ın Jackson Hole konuşması yalnızca faiz beklentileri açısından değil, Fed’in enflasyonla mücadele kararlılığı ve siyasi baskılardan bağımsızlığı konusunda vereceği mesajlar açısından da piyasalar tarafından yakından izlenecek.