Dünya Ekonomik Forumu toplantılarında bu yılın ana gündemlerinden biri, Donald trump’ın tarifeleri jeopolitik baskı unsuru olarak kullanmasının küresel ticaret dengelerini nasıl değiştirdiği oldu.
Trump’ın geçen hafta Grönland krizi nedeniyle Avrupa’ya yeni gümrük vergileri tehdidinde bulunması, ardından NATO ile çerçeve anlaşma açıklayıp geri adım atması, belirsizlik algısını daha da artırdı.
Kanada Maliye Bakanı François-Philippe Champagne, Davos’taki panelde “dünyayı asıl sarsanın değişim hızı, ölçeği ve kapsamı” olduğunu söyledi. Champagne, şirketlerin bugün en çok istikrar, öngörülebilirlik ve hukuk güvenliği aradığını, ancak bunların giderek zor bulunduğunu vurguladı.
Trump yönetiminin ABD tarifelerini sn yüzyılın en yüksek seviyelerine çıkarması, ülkeleri ABD’ye bağımlılığı azaltmaya ve birbirleriyle ticareti artırmaya itti.
Bu süreçte Kanada-Çin arasındaki elektrikli araçlar ve kanola ürünlerine yönelik tarifelerin düşürülmesi, ardından Avrupa Birliği ile Mercosur arasında 25 yıl sonra imzalanan serbest ticaret anlaşması dikkat çekti.
Dünya Ticaret Örgütü Genel Direktörü Ngozi Okonjo-Iweala, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve aşırı bağımlılığın azaltılmasının küresel istihdam ve büyümeyi daha dengeli yaydığını belirterek bu eğilimi desteklediklerini söyledi.
Boston Consulting Group’a göre ABD’nin küresel mal ticaretindeki payı 2034’e kadar yüzde 12’den yüzde 9’a gerileyebilir. Almanya’dan gelen veriler de bu tabloyu destekliyor: ABD’ye ihracatın 2025’in ilk 11 ayında yüzde 9 düşmesi, Alman sanayiciler arasında Trump politikalarına yönelik eleştirileri artırdı. Çelik ve alüminyum gibi girdilere uygulanan tarifelerin ABD’de üretimi pahalılaştırdığını vurguladı.
BCG’nin analizine göre küresel ticaret; ABD, Çin, Çin hariç BRICS+ ve Avrupa, Kanada, Japonya, Avustralya gibi çok taraflı ülkelerden oluşan dört ana blok etrafında yeniden şekilleniyor. ABD dışındaki ticaret ağlarının büyümesi, yeni dönemin temel dinamiği olarak görülüyor.
Rotterdam Limanı CEO’su Boudewijn Siemons ise Avrupa’nın artık “Çin’den ucuz üretim, Rusya’dan ucuz enerji ve ABD’den ucuz güvenlik” varsayımına dayanamayacağını söyledi.
Siemons’a göre bu üç dayanak da zayıflıyor ve Avrupa’nın çok hızlı şekilde kendini yeniden konumlandırması gerekiyor.