Küresel enerji piyasalarında risk primi hızla yükselirken, Orta Doğu kaynaklı gelişmeler petrol fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırıyor. Analistler, Hürmüz Boğazı’nın kısa süre içinde yeniden açılmaması halinde arz şokunun fiyatlara daha sert yansıyabileceğine dikkat çekiyor.
Mevcut tabloda piyasalarda dikkat çeken en önemli unsur, “kağıt” ve “fiziksel” petrol fiyatları arasındaki farkın açılması. Brent tarafında yükseliş sınırlı kalırken, özellikle Asya piyasalarında fiziksel teslim fiyatlarının çok daha hızlı artması, arz sıkışıklığının henüz tam fiyatlanmadığına işaret ediyor.
Kısa vadede stratejik rezervlerden yapılan satışlar ve alternatif sevkiyatlar fiyatları dengelemeye yardımcı olsa da, analistler bu tampon etkisinin Nisan ortasına kadar zayıflayacağını öngörüyor. Günlük 4,5–5 milyon varil seviyesinde olduğu tahmin edilen arz kaybının, önümüzdeki haftalarda iki katına çıkabileceği ifade ediliyor.
Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde enerji fiyatlarında sert yükseliş, küresel enflasyonda yeniden ivmelenme ve merkez bankalarının faiz indirim sürecinde gecikme riski öne çıkıyor. Özellikle hisse senedi piyasalarında son günlerde görülen dalgalanma, artan jeopolitik risklerin fiyatlamalara yansımaya başladığını gösteriyor.
Enerji uzmanlarına göre mevcut fiyatlamalar “iyimser senaryoyu” yansıtıyor, aşağı yönlü riskler sınırlı. Fiziksel arz daralmasının derinleşmesi halinde petrol fiyatlarında ani sıçrama ihtimali yüksek görülüyor.
LNG ve jet yakıtı gibi türev enerji kalemlerinde artışın hızlanması, maliyet enflasyonunu küresel ölçekte tetikleyebilir. Piyasalarda volatilitenin kısa vadede yüksek kalması bekleniyor.