Amerika Birleşik Devletleri ile Çin, iki ülke liderleri arasında yapılması beklenen zirve öncesinde ticaret konularını ele almak üzere Paris’te yeni bir görüşme turu başlattı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) merkezinde bir araya geldi. İki gün sürmesi beklenen görüşmelerin, ay sonunda Pekin’de yapılması planlanan Donald Trump ile Xi Jinping arasındaki zirve için zemin hazırlaması bekleniyor.
Tarafların görüşmelerde ABD’nin gümrük vergileri, Çin’de üretilen nadir toprak minerallerinin ve mıknatısların ABD’ye tedariki, Washington’ın yüksek teknoloji ihracatına yönelik kontrolleri ve Çin’in ABD tarım ürünleri alımları gibi başlıkları ele alması öngörülüyor.
Dünyanın en büyük iki ekonomisi 2025 yılı boyunca karşılıklı gümrük vergilerinin üç haneli seviyelere ulaştığı ve kritik minerallerde ihracat kısıtlamalarının küresel tedarik zincirlerini tehdit ettiği sert bir ticaret gerilimi yaşamıştı.
Ekim ayında Güney Kore’nin Busan kentinde Trump ile Xi arasında gerçekleşen görüşmenin ardından tansiyon kısmen düşmüş olsa da, ABD’nin Çin’deki endüstriyel kapasite ve zorla çalıştırma iddialarına ilişkin yeni soruşturmaları belirsizliği artırıyor.
Çin Ticaret Bakanlığı, Paris’teki görüşmelerde tarafların “karşılıklı ilgi alanına giren ekonomik ve ticari konularda istişarelerde bulunacağını” açıkladı.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’in de katıldığı toplantı öncesinde Bessent, iki ülke arasındaki ekonomik diyaloğun ilerlediğini ifade etti.
Paris’teki görüşmeler, Washington yönetiminin 31 Mart–2 Nisan tarihleri arasında Trump’ın Çin’i ziyaret edebileceğini açıklamasının ardından gerçekleşiyor. Ancak Pekin yönetimi henüz bu tarihleri resmi olarak doğrulamadı.
Öte yandan ABD ile İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının enerji piyasalarında yarattığı dalgalanma da diplomatik temasların arka planındaki önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki risklerin petrol arzı üzerindeki etkisi nedeniyle görüşmelerde enerji piyasalarının da gündeme gelebileceği belirtiliyor.
Uzmanlar, Paris’teki temasların büyük bir ticaret anlaşmasından ziyade gerilimin yeniden tırmanmasını önlemeye yönelik bir diyalog süreci niteliğinde olabileceğini değerlendiriyor.