“Yeter!” Demek İstediğinizde Teşvik Edici 6 Motivasyon Taktiği


57 paylaşım
  Nesrin Bayraktar

Hemen herkes gibi siz de zaman zaman isyan etmek istiyorsunuz, değil mi? Başınızı alıp gitmek, kaçarcasına her şeyden uzaklaşmak bazen düşündüğünüz tek şey oluyor. Belki özel hayatınızdan belki iş hayatınızdan belki arkadaşlarınızdan belki ailenizden belki de genel olarak hayatın kendisinden bunalıyor, “yeteer!” diyerek öfkenizle tüm dünyayı kasıp kavurmak istiyorsunuz. Ya da kafanızı bulabildiğiniz ilk kum deryasının içine gömmek ve her şey eski sükunetine dönene kadar orada kalmayı hayal ediyorsunuz. Ama tabii ki bunları yapmıyor, içinizde kopan o sessiz fırtınalarınızla insanların yüzüne sahte gülücükler saçmaya devam ediyorsunuz. Dudaklarınızdaki o yalandan kıvrımın, ruhunuzun derinliklerinde başlamak üzere olan bir isyanın sinyali olduğunu sizden başka hiç kimse anlayamıyor. Bir tek siz biliyorsunuz, hayatla aranızdaki bağın bir pamuk ipliğine bağlı olduğunu. Enerjinizin belki de son demleriyle yaşam mücadelesine devam etmeye çalıştığınızı! Bir tek siz biliyor, siz anlıyor ve en ufak zerrenize varana kadar siz hissediyorsunuz.

Peki, neden böyle? Yaşadıklarınızı neden sadece siz biliyorsunuz? Etrafınızda ne hissettiğinizi anlayabilecek kimse olmadığı için mi? Yoksa duygularınızı başkalarıyla paylaşmak istemediğiniz için mi? Veya şu da olabilir; yaşadıklarınızın zaman zaman herkesin başına gelebilecek şeyler olduğunu düşünüp, bunların üstesinden tek başınıza gelmeye çalışıyorsunuzdur. Diğer bir deyişle, içinizdeki o başladı başlayacak isyanın olası gücünü görmezden geliyor ve kendinizi bile bile ateşe atıyorsunuz. Evet, ateşe atmak! Kesinlikle bu deyimi kullanmalıyım. Çünkü siz içinde bulunduğunuz durumun üzerinizde ne kadar olumsuz etki yaratabileceğine karşı üç maymunu oynuyorsunuz. “Yeter” demek istediğinizde, diyememenin insanı uçurumun kenarına ne kadar yaklaştırabileceğini unutuyorsunuz. Geçiştirmekle bazı şeylerin çözümleneceğini sanıyor, “zaman her şeyin ilacıdır” sözünü kendinize göre yorumlayarak yanlış kararlar alıyorsunuz. Oysaki bunun yerine yapmanız gereken daha başka şeyler var.

Her şeyden sıkıldığınızı hissettiğiniz anlarda, duygularınızı bastırmak yerine onları açığa çıkarmak bunlardan ilki! Çünkü ne kadar inkar eder, ne kadar görmezden gelirseniz; yaranız o kadar çok iltihap kapar ve iyileşmesi aynı derecede katbekat fazla zorlaşır. Bunun yerine; önce ruh halinizin iyi olmadığının farkına varmalı, sonra durumu kabullenmeli ve ardından gücünüz yettiğince modunuzu yükseltmek için çaba göstermelisiniz. Sorununuzu ve kendinizi tanımakla başlayacağınız bu iyileştirme sürecinde yardım istemekten çekinmemeli, tek başınıza üstesinden gelemeyeceğiniz durumlarda birilerine danışmak için harekete geçmelisiniz. Evet, özet olarak yapmanız gerekenler bunlar. Ama biz bugün biraz daha detaya inerek, “yeter!” diye bütün dünyaya haykırmak istediğiniz anlarda sakinleşmek ve kendinizi motive etmek için neler yapabileceğiniz üzerine konuşacağız. Umarım bu öneriler, bundan sonraki buhran anlarınızda aklınıza gelerek size yardımcı olabilir. Her neyse, sözü daha fazla uzatmadan maddelerimizi bir bir incelemeye başlayalım diyorum. Hazırsınız, değil mi?

Yazın!

Yazın!Her şeyden uzaklaşmak istediğiniz anlarda yapmanız gereken şeylerden bir tanesi yazmak! Evet, ister iş yerinizde ister evinizde isterseniz de sokakta olun. Nerde olduğunuzun hiçbir önemi yok! İhtiyacınız olan tek şey bir kalem ve bir kağıt! Aklınızdan geçen şeyleri bir bir yazmaya başlayın. Öfkenizi, sinirinizi bozan şeyleri, yapmak istediklerinizi, kısacası hissettiğiniz her şeyi yazın. Hatta içinizden geliyorsa ağlayın. Yazdıkça bir yakınınızla saatlerce konuşmuş kadar ferahlayacak ve gerçekten de hafiflediğinizi hissedeceksiniz. Ayrıca bu sırada, sorununuzun ne olduğunu da fark etmiş olacaksınız. Belki yazarken değil; ama sonradan sakinleştiğinizde yazdıklarınızı okursanız, sizi asıl üzen şeyin farkına da varabilirsiniz. Bu şekilde, problemlerinizin üstesinden gelmek sizin için çok daha kolay bir hal almış olur.

Hem Geçmişinizi Hem de Geleceğinizi Düşünün!

Hem Geçmişinizi Hem de Geleceğinizi Düşünün!Sorununuzun ne olduğunu anladınız, diyelim. Yani sizi isyan ettirecek seviyeye neyin getirdiğini buldunuz. O halde yapmanız gereken şeylerden biri de geçmişinizi ve geleceğinizi gözünüzde canlandırmak olmalıdır. Neden mi? Çünkü bu şekilde; şu andaki ruh halinizi unutacak, aklınızı başka şeylere verecek, olmuş ve olacak güzel şeyleri düşünerek güç toplayacaksınız. Geçmişteki başarılarınızı, şimdiye kadar başınıza gelen bir sürü olumsuz durumla nasıl başa çıktığınızı hatırlayarak bu günlerin de üstesinden gelebileceğinizin farkına varacaksınız. Diğer taraftan; şu anda kendinizi toplamazsanız, hayalini kurduğunuz o güzel hayattan bir adım daha uzaklaşacağınızı ve ne kendinize ne de sevdiklerinize böyle bir kötülük yapmaya hakkınızın olmadığını anlayacaksınız. İşte bu nedenle diyorum ki isyan bayrağınızı çekmeden önce geçmişinizi ve geleceğinizi düşünün. Düşünün ki içine düştüğünüz bu boş vermişliğin sizden neler götürebileceğini daha iyi anlayabilin.

Sizin Gibi Hisseden İnsanlara Tavsiyeler Verin!

Sizin Gibi Hisseden İnsanlara Tavsiyeler Verin!“Kelin ilacı olsa kendi başına sürermiş” diye düşünmeyin. Çünkü buradaki durum düşündüğünüzün tam tersi yönünde olacaktır. Yani hayattan sıkılmış, sorunlarla artık baş edemediğini söyleyen insanlarla konuşup, onların dertlerini dinlediğinizde aslında bir anlamda kendi dertlerinizi de dinlemiş olacaksınız. Karşınızda duran kişinin anlattıkları neticesinde ister istemez ona yardım etmeye çalışacak ve onun kendini iyi hissetmesi için bir şeyler söylemeye çabalayacaksınız. Sonra bir bakacaksınız ki farkında bile olmadan size dertlerini anlatan kişiye yardım etmişsiniz. İşte o zaman kendinize de yardım edebileceğinizi anlayacak, sorunlarınıza dışarıdan biri olarak bakmayı öğrenecek ve belki de sizinkilerden çok daha büyük sorunları olan insanları gördüğünüz için yaptığınız şımarıklığa kızacaksınız.

Kendinizi Şımartın!

Kendinizi Şımartın!Sıkılıp daraldığınızda modunuzu tekrar yükseltmek için yapabileceğiniz bir diğer şey de kendinizi şımartmak! Ama tabii ki iş burada size düşüyor. Çünkü sizi gerçekten mutlu eden şeylerin neler olduğunu bilmelisiniz. Ne bileyim, bazıları doğa içinde yalnız başına kalıp sessizliğin tadını çıkarmaktan hoşlanırken, bazıları kalabalıklar içerisine karışmaktan hoşlanır. Bazıları sevdikleriyle birlikte eğlenceli yolculuklar yaparak mutlu olurken, bazıları upuzun bir yolculuğu tek başına sürdürmek taraftarıdır. Kimileri için güzel bir bahar akşamında sahil kenarında oturup müzik dinlemek fazlasıyla eğlenceliyken, kimileri içinse çimenlerin üzerine uzanıp güneşin keyfini çıkarmak her şeye bedeldir. Kısacası demek istiyorum ki, sizi mutlu eden şeylerin farkına varmayı öğrenmelisiniz. Bu nedenle kendinizi ve zevklerinizi tanımalı, adımlarınızı size özel olarak atmalısınız. Mesela; kendiniz şımartmak için neler yapabileceğiniz hakkında fikir edinmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Ortamınızı Değiştirin!

Ortamınızı Değiştirin!Boşuna dememişler, tebdil-i mekanda ferahlık vardır diye! İnanın bana, bulunduğunuz ortamı değiştirdiğinizde ruh halinizin de değiştiğini görecek ve bu sözün ne kadar doğru olduğunu siz de anlayacaksınız. Tabii, değişime izin verir ve bunu gerçekten isterseniz! Yani aklınızdaki kötü düşüncelerin akıp gitmesine izin vermezseniz, ortamınızı değiştirmeniz pek bir işe yaramaz. İşte bu nedenle, bulunduğunuz yerle birlikte düşünce tarzınızı da değiştirmeniz gerektiğini bilmelisiniz. Mesela; birkaç günlüğüne bulunduğunuz yerden uzaklaşıp, kendinizi dinleyebilir ve büyük resmi görmeye çalışabilirsiniz. Yeni yerler görüp, yeni insanlar tanıdıkça, farkına varmadan sorunlarınıza çözüm bulacak ve geri döndüğünüzde tamamen yeni bir başlangıç yapmak için kendinizi hazır hissedeceksiniz. Verdiğim önerinin ne kadar işe yarayacağını görmek için oturduğunuz koltuktan kalkıp kısa bir yürüyüş yapabilirsiniz. Çünkü bu bile tek başına size iyi gelecektir.

Gücünüzün Farkına Varın!

Gücünüzün Farkına Varın!Daha önce de pek çok kez aynı şeyi yaptığınızı ve isterseniz bu durumun da üstesinden gelebileceğinizi bıkıp usanmadan kendinize söyleyin. “Evet” deyin! “Yapabilirim, şu an şartlar çok zor ama uğraşarak bunların da üstesinden gelebilirim.” Sonuçta her gün yağmur yağamaz, değil mi? Önünde sonunda güneş yüzünü gösterecek, kara bulutların ardından içinizi ısıtacak sıcaklığıyla kısa süre sonra sizin için de doğacaktır. İşte buna gerçekten inandığınızda, gözünüzde büyüttüğünüz sorunların kendiliğinde küçüldüklerini görecek, sadece düşünce tarzınızı değiştirmenin bile size ne kadar iyi geldiğini anlayacaksınız. Bu nedenle, hiçbir zaman pes etmemelisiniz. Neticede hala nefes alabiliyorsunuz, değil mi? Hayatınızı değiştirmek için elinizde hala bir sürü fırsat var! O zaman karaları bağlamak yerine yapabileceklerinize odaklanmayı denemeli, başarısızlığa uğrasanız da her seferinde yeni bir umutla ayağa kalkmayı bilmelisiniz.

Evet, hepimiz zaman zaman sıkılıp bunalıyoruz. Pes etmek, “yeter artık bırakıyorum!” deyip yenilgiyi kabullenmek istiyoruz. Ki bunda utanılacak hiçbir şey yok. Emin olun, büyük başarılara imza atmış insanlar bile bazen her şeyden kaçmak isterler. Ama işte dediğim gibi, sorun zaten bunu istemekte değil, yapmakta! Başarılı olanlar bu arzularına boyun eğmeyerek mücadele etmeyi ve yılgınlığa karşı savaş açmayı tercih ediyorlar. Buna gücü olmayanlar ise beyaz bayrak kaldırıp kendi kendilerine mağlup damgası vuruyorlar. İşte bu nedenle diyorum ki siz hangi grupta olmak istediğinize karar verin ve adımlarınızı bu kararınıza göre belirleyin. Bu şekilde en azından nereye doğru gittiğinizi bilir ve sonuçları gördüğünüzde “benim kararımdı!” diyebilirsiniz.

Habere Kim Ne Dedi?

0       0

Yorumları görmek için ;

Giriş yap!



Facebook'ta Paratic :

Benzer yazılar